ABD-İSRAİL-İRAN SAVAŞINDA İSRAİL’İN KARŞILAŞACAĞI ZARARLAR

Okuma Süresi:

5–8 dakika
❤️

Olası bir ABD-İsrail-İran savaşı, İsrail için varoluşsal düzeyde riskler taşıyan çok boyutlu bir kriz senaryosudur. Haziran 2025’teki 12 günlük savaşın ardından Şubat 2026’da yeniden alevlenme riski taşıyan çatışma, İsrail’in askeri kapasitesinden ekonomisine, toplumsal psikolojisinden uluslararası konumuna kadar geniş bir yelpazede ciddi zararlar doğurabilir. Bu analiz, olası bir savaşta İsrail’in karşılaşacağı zararları dört ana başlık altında incelemektedir: askeri ve güvenlik kayıpları, ekonomik maliyetler, toplumsal ve psikolojik yıpranma ile stratejik ve itibari kayıplar.

Askeri ve Güvenlik Kayıpları

İsrail’in en büyük askeri kırılganlıklarından biri, İran’ın yoğun füze ve İHA saldırıları karşısında hava savunma sistemlerinin yetersiz kalması ve mühimmat stoklarının hızla tükenmesidir. Haziran 2025’teki 12 günlük savaşta, İran’ın balistik füze saldırıları İsrail savunmasını delmeyi başarmış, Demir Kubbe, David’s Sling, Arrow-2 ve Arrow-3 sistemleri kısmen çaresiz kalmıştır. Olası yeni bir savaşta, İran’ın daha yoğun ve sürü halinde füze saldırıları düzenlemesi durumunda, İsrail’in hava savunma stoklarının birkaç gün içinde tükenmesi ve ülkenin geniş çaplı füze yağmuruna açık hale gelmesi riski bulunmaktadır. Uzmanlar, İran’ın elindeki balistik füzelerin menzil ve hassasiyetinin, İsrail’in nüfus merkezlerini ve kritik altyapısını tehdit ettiğini vurgulamaktadır.

İran’ın misilleme stratejisi, İsrail’in askeri hedeflerinin yanı sıra sivil altyapısını da hedef almayı içermektedir. Yeni bir savaşta, İran’ın enerji tesisleri, elektrik şebekeleri, limanlar ve havalimanları gibi stratejik hedeflere yönelik saldırılarını yoğunlaştırması beklenmektedir. Bu tür saldırılar, ülke ekonomisinin işleyişini felç edebilir ve milyarlarca dolarlık hasara yol açabilir. İsrail ordusunun büyük ölçüde yedeklere dayalı yapısı, uzun süreli bir çatışmada ekonomik ve toplumsal işleyişi de olumsuz etkileyecektir. Prof. Zvi Eckstein’ın belirttiği gibi, İran’ın Tel Aviv’e hassas füzeler göndermesi durumunda, yabancı yatırımcıların değerlendirmeleri değişebilir ve şekelin yeniden zayıflamasına yol açabilir .

Ekonomik Maliyetler ve Finansal Kırılganlık

İsrail ekonomisinin en hassas göstergelerinden biri olan şekel-dolar paritesi, artan jeopolitik risklere anında tepki vermektedir. GlobalSource Partners analistine göre, İran’la artan savaş gerilimi finansal piyasalarda belirgin bir tedirginliğe yol açmış, Tel Aviv borsaları gerilemiş, şekel zayıflamıştır. Şubat 2026 itibarıyla dolar 3.14 şekel seviyesine yükselmiş, faiz indirimi olasılığı yüzde 80’lerden yüzde 40’a gerilemiştir .

Uzmanlar, dört farklı senaryoda şekelin nasıl etkileneceğini analiz etmektedir :

Rejim değişikliği senaryosunda, İran rejiminin çökmesi durumunda İsrail’e büyük sermaye girişi yaşanacak, risk primi keskin şekilde düşecek ve şekel 2 NIS/$ seviyesine kadar güçlenebilecektir. Prof. Leo Leiderman, “böyle bir durum İsrail’de finansal piyasalarda patlamaya, hisse senedi piyasasının yükselmesine, tahvil getirilerinin ve İsrail’in risk priminin düşmesine yol açar” demektedir . Ancak en olumsuz senaryo olan İran’la ve vekil güçleriyle uzun süreli bir savaş, İsrail’in GSYİH’sını vuracak, Husi saldırılarını sürdürecek ve ABD’nin bölge politikasını yeniden değerlendirmesine yol açabilecektir. Mizrahi Tefahot Bank baş piyasa ekonomisti Ronen Menachem, uzun savaş senaryosunu İsrail için “en olumsuz” senaryo olarak nitelendirmekte ve bunun şekelin dolar karşısında değer kaybetmesine yol açacağını belirtmektedir .

Savaş ortamı, doğrudan yabancı yatırımların azalmasına, turizm gelirlerinin düşmesine ve dış ticaretin sekteye uğramasına yol açacaktır. İsrail’in teknoloji sektörü, ülke işgücünün yüzde 10’unu istihdam etmekte ve milyarlarca şekellik vergi geliri sağlamaktadır . Düşük dolar kuru, teknoloji şirketlerinin nakit rezervlerini eritmekte ve istihdam kararlarını olumsuz etkilemektedir. EY Israel yönetici ortağı Noam Canetti’nin belirttiği gibi, yüksek teknoloji şirketlerinin geliştirme ve faaliyet için ayırdığı nakit, döviz kuru değişiklikleri nedeniyle bir yıl içinde yüzde 15-20 oranında küçüldüğünde, bu durum şirketlerin İsrail’de kaç geliştirme ve operasyon personeline ihtiyaç duyacaklarını, maaş seviyelerinin ne olacağını yeniden düşünmeye zorlamaktadır .

Şekelin güçlü seyri, enflasyonun düşmesine yardımcı olurken, ihracatçıları ve dövize maruz kalan yatırımcıları olumsuz etkilemektedir . Eckstein, İsrail’in 2004’ten bu yana ödemeler dengesi fazlası verdiğini ve bunun GSYİH’nın yüzde 3-4’üne ulaştığını, şekelin güçlü seyretmesinin makroekonomik koşullarla uyumlu olduğunu belirtmektedir .

Toplumsal ve Psikolojik Yıpranma

İsrail halkı, olası bir savaşın arifesinde yoğun bir kaygı ve belirsizlik içinde yaşamaktadır. Günlük yaşamın her alanı bu belirsizlikten etkilenmektedir: konser biletleri alınıp alınmayacağı, tatil planları, günlük alışveriş kararları… Her şey belirsizlik haline gelmiştir.

Haziran 2025 savaşı, İsrail’in sivil savunma altyapısındaki ciddi zafiyetleri de gözler önüne sermiştir. 2.6 milyondan fazla vatandaş standart koruma tesislerine erişimden yoksundur. Sadece yüzde 38’inin evinde güçlendirilmiş güvenli odalar (Mamad) bulunmakta, geri kalanlar ise kilitli, bakımsız veya başka amaçlarla kullanılan eski kamu sığınaklarına bel bağlamaktadır. Hükümetin 100 milyon şekellik sığınak yenileme planı, birçok İsrailli tarafından “reaktif ve yetersiz” olarak değerlendirilmektedir.

Sivil toplum grupları ve yerel yönetimler, özellikle Tel Aviv ve Ramat Gan’da, yetersiz altyapı nedeniyle öfkelerini dile getirmiştir. Otoparkların sığınağa dönüştürülmesi ve mobil uyarı sistemlerine bel bağlanması, sistemin hazırlıktan ziyade doğaçlamayla işlediğini göstermiştir.

İsrail kamuoyu, ordunun savaş yönetimine yüksek oranda güven duysa da (yüzde 74.5 memnuniyet), siyasi liderliğe olan güven oldukça düşüktür (yüzde 30). Halkın sadece yüzde 27.5’i kendini güvende hissetmekte, yüzde 70’i ise gelecekteki tırmanma konusunda endişe duymaktadır. Bu tablo, İsrail toplumunda devletin askeri başarısı ile siyasi liderliğe duyulan güvensizlik arasında derin bir uçurum olduğunu göstermektedir.

Stratejik ve İtibari Kayıplar

İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarının nihai stratejik hedefi, Tahran’daki rejimin değişmesi veya en azından nükleer ve balistik füze kapasitesinin kalıcı olarak sınırlandırılmasıdır. Ancak uzmanlar, askeri saldırıların tek başına rejim değişikliğine yol açmayacağı konusunda hemfikirdir. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ülkesinin hem diplomasiye hem de savaşa hazır olduğunu açıkça ifade etmiştir. İran için balistik füze programı, ulusal güvenliğin ve caydırıcılık stratejisinin hayati bir parçasıdır ve reformistler dahil hiçbir siyasi fraksiyon bu programdan vazgeçmeye yanaşmamaktadır.

Haziran 2025 savaşı, İran halkının dış saldırı karşısında rejim etrafında kenetlendiğini ve beklenen iç ayaklanmanın gerçekleşmediğini göstermiştir. Bu durum, İsrail’in rejim değişikliği hedefinin ne denli zor olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.

İsrail’in ABD’yi İran’a karşı savaşa çekme çabaları, Washington’da bazı çevrelerde tepkiyle karşılanmaktadır. Bu eleştiriler, ABD’nin caydırıcılık gücünü ve Trump’ın İran karşısındaki manevra alanını aşındırmakta, ABD-İsrail ilişkilerinde gerilime yol açmaktadır. Uzun süreli bir savaş, iki müttefik arasındaki stratejik uyumu daha da zedeleyebilir.

İsrail’in İran’a yönelik saldırgan politikası, Arap dünyasıyla normalleşme sürecini de riske atmaktadır. Suudi Arabistan’ın son dönemde Türkiye’ye yakınlaşması ve İsrail’le normalleşme konusunda isteksiz davranması, bölgesel dengelerde önemli bir kaymaya işaret etmektedir. Uzmanlar, yükselen yeni Sünni koalisyonunun (Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Katar, Pakistan) İsrail’i kuşatan ve politik olarak tecrit eden bir diplomatik duvar örmeyi hedeflediğini belirtmektedir. Bu gelişme, İsrail’in bölgesel kabulünü ve güvenliğini uzun vadede tehdit edebilecek bir stratejik kayıptır.

İsrail’in en büyük stratejik korkularından biri, İran’ın nükleer silah elde etmesi ve bunun bölgesel bir nükleer silahlanma yarışını tetiklemesidir. Ancak İran’a yönelik askeri saldırılar, tam da bu riski artırabilir. İranlı yetkililer, nükleer programlarını geliştirme motivasyonlarının dış tehditlerle beslendiğini açıkça ifade etmektedir. Tahran, balistik füze programını tartışmaya açmayı dahi reddederken, İsrail’in saldırgan tutumu, İran’ın nükleer eşiğe daha da yaklaşmasına yol açabilir. Ayrıca, Türkiye gibi bölgesel güçlerin de nükleer seçeneklerini yeniden değerlendirmesine neden olarak, İsrail için çok daha karmaşık bir güvenlik ortamı yaratabilir.

Sonuç

ABD-İsrail-İran savaşı, İsrail için kazançlarından çok kayıpları öne çıkaran bir denklem sunmaktadır. Askeri üstünlük ve taktik başarılar, stratejik hedeflere ulaşmak için yeterli olmayabilir. İsrail’in karşılaşacağı zararlar şu şekilde özetlenebilir: hava savunma stoklarının tükenmesi, sivil altyapının vurulması, personel kaybı, yedek sistemin ekonomiyi felç etmesi; savaşın doğrudan maliyeti (milyarlarca dolar), şekelin değer kaybı, risk priminin artması, turizm ve yatırım kaybı; sivil halkta travma ve belirsizlik, sığınak krizi, siyasi liderliğe güvensizlik; rejim değişikliği hedefinin başarısızlığı, ABD ile gerilim, bölgesel izolasyon, nükleer yarış riski.

Eckstein’ın vurguladığı gibi, İsrail ekonomisi savaşın iki yılında ortalama yüzde 2 büyüme kaydetmiş olsa da, kişi başına GSYİH açısından bu esasen sıfır büyüme anlamına gelmektedir . Olağanüstü savunma harcamaları GSYİH artışından düşüldüğünde, ekonominin aslında yüzde 1 ila 1.5 oranında negatif büyüme yaşadığı görülmektedir .

Bir analistin ifadesiyle, İsrail “varoluşsal iğne ucu üzerinde oturmakta” ve “kabus zamanı” yaşamaktadır. Halk, günlük kararlarını dahi gelecekteki bir felaketin gölgesinde almak zorunda kalmaktadır. Ekonomi, artan risk primi ve azalan yatırımlarla boğuşurken, toplum siyasi liderliğe güvensizlik ve sivil savunma zafiyetleriyle baş etmeye çalışmaktadır. Bu tablo, İsrail’in olası bir savaştan galip çıkmasının ne denli zor olduğunu ve kayıplarının kazançlarından çok daha ağır basabileceğini göstermektedir.

Kaynakça

Globes. (2026, Ocak 26). “The shekel could strengthen to NIS 2/$”. https://en.globes.co.il/en/article-the-shekel-could-strengthen-to-nis-2-1001532996

Globes. (2026, Şubat 20). Iran concerns hit interest rate cut likelihood. https://en.globes.co.il/en/article-iran-concerns-hit-interest-rate-cut-likelihood-1001535669

Globes. (2026, Ocak 27). Shekel nears 30-year strongest against US dollar. https://en.globes.co.il/en/article-shekel-nears-30-year-strongest-against-us-dollar-1001533210

Globes. (2026, Şubat 19). “The very strong shekel reflects macroeconomic conditions”. https://en.globes.co.il/en/article-the-very-strong-shekel-reflects-macroeconomic-conditions-1001535510

Globes. (2026, Şubat 2). Low shekel-dollar rate squeezes Israeli tech cos. https://en.globes.co.il/en/article-low-shekel-dollar-rate-squeezes-israeli-tech-cos-1001533686



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar