Küresel güç mimarisi, Soğuk Savaş’ın bitiminden bu yana en radikal dönüşümlerinden birini yaşamaktadır. Atlantik merkezli tek kutuplu düzenin mimarı ABD, uzun süredir hegemonyasını tahkim edecek stratejik araçlarını yitirirken, dünyanın iki kadim coğrafyası bu çözülüşe farklı tepkiler vermektedir. Asya, devlet aklının ve ortak tehdit algısının şekillendirdiği bir kolektif liderlik ve dayanışma modeli inşa ederken, Avrupa ABD’nin stratejik şemsiyesinin gölgesinde lidersiz, yönsüz ve giderek derinleşen bir varoluşsal krizin içine sürüklenmektedir. Bu makale, Asya’da filizlenen çok merkezli iş birliği modelinin dinamiklerini ve buna karşılık ABD’siz kalan Avrupa’nın jeopolitik kaybını analiz etmektedir.
Teorik Çerçeve: Hegemonya Çözülürken Dengeleme ve Kolektif İrade
Makalenin kuramsal dayanakları, Gramsci’nin hegemonya kavramı, Waltz’ın yapısal realizmi ve Dugin’in Avrasyacı jeopolitik perspektifinin bir sentezine dayanmaktadır. Gramsci (1971), bir gücün hegemonyasının yalnızca zor aygıtlarıyla değil, rıza üretimiyle sürdürülebildiğini; bu rıza çöktüğünde ise “otorite krizi”nin kaçınılmaz olduğunu belirtir. Bugün ABD, hem küresel ekonomik sistemdeki yapısal krizler hem de askeri müdahalelerinin başarısızlıkları nedeniyle tam da böyle bir rıza kaybı yaşamaktadır. Waltz (1979) ise uluslararası sistemin anarşik doğasında devletlerin, tehdit algıladıklarında dengeleme (balancing) davranışına girdiklerini öne sürer. Asya’daki kolektif liderliğin yükselişi, ABD’nin oluşturduğu tehdide karşı rasyonel bir dengeleme stratejisi olarak okunmalıdır. Dugin (1997) ise bu dengelemenin coğrafi zorunluluğunu vurgulayarak, Avrasya kara gücünün Atlantikçi deniz gücüne karşı bütünlüğünü korumak zorunda olduğunu teorize eder. İşte Asya’daki kolektif dayanışma, bu teorik önermenin ampirik bir karşılığıdır.
Asya’nın Yükselen Kolektif Liderliği ve Dayanışma Dinamikleri
Soğuk Savaş sonrası dönemde Asya, yalnızca ekonomik büyümenin değil, aynı zamanda yeni bir siyasi aklın da merkezi haline gelmiştir. Rusya, Çin, İran, Hindistan ve Türkiye gibi bölgesel güçler, aralarındaki tarihsel rekabete rağmen, ortak bir paydada buluşmaktadır: Batı merkezli müdahaleci düzenin Asya topraklarında yaratacağı istikrarsızlığın reddi. Bu kolektif liderlik modeli, hiyerarşik bir yapıdan ziyade, Waltz’ın (1979) “güç dengesi” teorisine uygun şekilde, çok kutuplu ve esnek ittifaklar üzerine kuruludur. Şanghay İşbirliği Örgütü’nden BRICS+ genişlemesine, Asya’daki enerji koridorlarından alternatif finansal mimarilere kadar uzanan bu dayanışma ağı, Batı’nın “böl ve yönet” stratejilerine karşı ortak bir bağışıklık sistemi geliştirmektedir.
Bu dayanışmanın temel harcı, ortak tehdit algısıdır. Davutoğlu’nun (2001) “stratejik derinlik” kavramıyla ifade ettiği gibi, Asya coğrafyasındaki herhangi bir ulus devletin parçalanması, domino etkisiyle tüm kıtayı etkileyecek bir güvenlik boşluğu yaratır. Bu nedenle Asya’nın kolektif aklı, ister Türkiye’nin toprak bütünlüğüne yönelik tehditler, ister İran’a uygulanan yaptırımlar, isterse Güney Çin Denizi’ndeki gerilimler olsun, her bir krizi bütüncül bir direniş stratejisinin parçası olarak görmektedir. Petras ve Veltmeyer (2005), neo-liberal emperyalizmin küresel ölçekte yarattığı tahribatı analiz ederken, Asya’daki bu kolektif direnişin yalnızca siyasi değil, aynı zamanda ekonomik egemenliğin korunmasına yönelik bir refleks olduğunu da ortaya koymaktadır.
ABD’siz Avrupa’nın Stratejik Boşluğu ve Kaybı
Asya’daki bu kolektif yükselişin karşısında, Avrupa tam tersi bir yönde hareket etmektedir. Kıtanın güvenlik mimarisi, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana NATO şemsiyesi altında ABD liderliğine endekslenmiştir. Ancak Walt’ın (2018) “iyi niyetli cehennem” olarak tanımladığı ABD dış politikasındaki stratejik hatalar, bu şemsiyenin hem maddi hem de ideolojik olarak delinmesine yol açmıştır. NATO’nun 2022 Stratejik Konsepti, ittifakın varoluşsal tehdit algısını güncellese de, bu belge Avrupa’nın kendi içinde bir stratejik özerklik geliştirememesinin üzerini örtememektedir.
Mearsheimer’ın (2014) büyük güç politikasının trajik doğasına dair tezi tam da bu noktada anlam kazanır: Avrupa, ABD’nin küresel rekabetindeki araçsallaşmış bir piyon olarak kalmayı kabullendikçe, kendi çıkarlarını tanımlama ve savunma kapasitesini yitirmektedir. Lidersiz Avrupa, enerji krizlerinden göç dalgalarına, savunma sanayii bağımlılığından diplomatik etkisizliğe kadar pek çok cephede kaybetmektedir. ABD’nin Asya’daki kolektif lidere karşı son taktiksel zorlamalarına destek vermek zorunda kalan Avrupa başkentleri, kendi ekonomik intiharlarını finanse eden birer figürana dönüşmüştür. Michels’in (1911) oligarşinin tunç kanununa dair uyarısı, Avrupa bürokrasisinin halklarından koptuğu ve dar elit çıkarlarına sıkıştığı bu tabloda yankı bulmaktadır.
Sonuç: İki Coğrafya, İki Kader
Dünya, bir yol ayrımındadır. Asya, Mackinder’in (1904) kalpgah teorisinin öngördüğü jeopolitik ağırlığını, kolektif liderlik ve dayanışma ile tahkim etmekte; ortak tehditlere karşı ortak bir akıl geliştirmektedir. Avrupa ise lidersiz kalmış, stratejik özerklikten yoksun ve ABD’nin azalan hegemonyasının bedelini ödeyen bir kıta görünümündedir. Bu tablonun Türkiye açısından anlamı açıktır: Asya’daki kolektif dayanışma ağının içinde ve merkezinde yer almak, yalnızca bir tercih değil, bir beka zorunluluğudur. Avrupa’nın sürüklendiği stratejik boşluğun bir benzerine düşmemek için, Türkiye’nin Asya’nın kolektif aklına sıkı sıkıya bağlanması ve bu aklın aktif bir kurucu unsuru olması gerekmektedir.
Kaynakça
Dugin, A. (1997). Osnovy Geopolitiki (Jeopolitiğin Temelleri). Moskova.
Gramsci, A. (1971). Selections from the Prison Notebooks. (Q. Hoare & G. Nowell Smith, Ed. & Çev.). New York: International Publishers.
Mackinder, H. J. (1904). The Geographical Pivot of History. The Geographical Journal, 23(4), 421–437.
Mearsheimer, J. J. (2014). The Tragedy of Great Power Politics. New York: W.W. Norton & Company.
Michels, R. (1911). Political Parties: A Sociological Study of the Oligarchical Tendencies of Modern Democracy. New York: The Free Press.
NATO. (2022). NATO 2022 Strategic Concept. Brüksel: NATO Public Diplomacy Division.
Petras, J., & Veltmeyer, H. (2005). Empire with Imperialism: The Globalizing Dynamics of Neo-liberal Capitalism. Halifax: Fernwood Publishing.
Walt, S. M. (2018). The Hell of Good Intentions: America’s Foreign Policy Elite and the Decline of U.S. Primacy. New York: Farrar, Straus and Giroux.
Waltz, K. N. (1979). Theory of International Politics. New York: McGraw-Hill.



Bir yanıt yazın