TÜRK DÜNYASINA UZATILAN TUZAK

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

Biz Anadolu Türkleri ve Dünya’ya yayılmış soydaşlarımız Türk Dünyası dendiği zaman bir uçtan diğer uca Türklerin yaşadığı ülkelerde ve özerk bölgelerde hep onların sorunlarını düşünmüşüzdür. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra bağımsızlığa kavuşan ve egemenlik haklarını elde eden ülkelere de yakın ilgi duymuş ve ilişkilerin hep geliştirilmesinden yana olmuşuzdur. Doğru olanı da yaptık ve halen yapıyoruz. Gelişen ilişkilerle ortak alfabe konusuna bile çok yaklaştık. Kardeş ülkelerin birbirini tanıması, anlaması ve tarihi eserlerinden haberdar olması takdirle karşılanacak bir husustur.

Bundan bir süre önce bizleri hayrete düşüren bir sürpriz ile karşı karşıya kalmıştık. Türk Dünyası’nın önemli ülkelerinden Kazakistan üzerinde AB’nin bu kardeşlerimizi Türkiye’den ve Türk Dünyası’ndan uzaklaştırabilmek için çeşitli teşebbüslere girdiğini görmüştük. Türkiye’yi haksız bir şekilde AB üyeliği yolunda engelleyip ikinci sınıf üyeliğe talip olmaya zorlayan, Kıbrıs Rum Kesimi’ni anlaşma ve hukuk dinlemeden AB tam üyesi bile yapan AB yetkilileri ve patronları eğer Kazakistan Kıbrıs’ta egemen ve bağımsız bir KKTC devletini kabul etmek yerine, Rum Kesimi’ne yaklaştıklarını, Büyükelçi ve hariciye mensuplarını karşılıklı gönderdiklerini izlemiştik. Eğer AB’nin emirleri yerine getirilip bu yolda çalışılırsa, bu ülkeye çeşitli yardımların yapılacağı ve kredilerin verileceği ileri sürülmüştü. Geçenlerde Türk düşmanı ve katil Rum Kesimi’nin oldukça mesafe aldığı maalesef görüldü. AB, KKTC’nin tanınmaması konusunda garanti bile istemiştir. Bugün Türküm ve Müslümanım diyen herkes Gazze’de, Filistin’de ve birçok yerde İsrail’in yaptığı insanlık dışı soykırımları konuşur ve seyreder haldedir. Aynı şartlar KKTC’nde de uygulanmış ve yüzlerce şehit verilmiştir. Sayın Cumhurbaşkanı başkanlığında KKTC ziyaret edilerek şehitliklerin incelenmesi bile AB ve onun desteklediği soykırımcı İsrail’in yaptıklarına paralel Rum Kesimi’nin yaptıklarını ortaya çıkarır. Herkesin yakın siyasi tarih konusunda yeterli bilgiye sahip olmalarını haklı olarak bekleriz. Rum kesimi hala Türkleri yok sayma ve yok etme davası peşindedir. Türk Cumhuriyetindeki bazı topraklar farklı ülke vatandaşları olan Yahudiler tarafından alınıp İsrail’deki dostlarına devredilmektedir. Yakalarına Rum Kesimi’nin madalyalarını takanlara o madalyayı çevirip altındaki gerçeği, tarihi kiri, yani Türk’e yapılan katliamların görülmesini tavsiye ederiz. En iyi Türk ölü Türk’tür diyen ve Türklere insan haklarını çok gören Rum katillere yaklaşma ihtiyacını duyanların herhalde Türklükten uzaklaşacaklarını da zannetmiyoruz. Dün Rusya’dan şikayet edenler bugün ABD-İsrail ittifakını ileride yeni bir Rus modeli olarak karşılarında görmemeleri için çok dikkatli davranacaklarından da emin olmak isteriz. Türk basınının bu olaydan habersiz gibi davranmasını da doğrusu anlamakta çok zorlanıyoruz.

AB’nin Türkiye politikası maalesef çok düşmanca olmuştur. Türkiye uyuşturularak haksız yere bekletilmiştir. Türkiye’nin ve KKTC’nin yasal hakları daima göz ardı edilmiştir. Rum Kesimi’nin AB’ye tam üyeliği bile yasal değildir. Doğu Akdeniz’de milletlerarası hukuk çiğnenmek istenmekte, Yunanistan ve Rum Kesimi ile birlikte ittifaklar yapılırken ileride AB oyununa gelmemek herhalde yapılacak en önemli iş olmalıdır.

Prof.Dr.Mustafa E. ERKAL



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Enis Pınar avatarı
    Enis Pınar

    Konu ile ilgili hatırda tutulması gereken birkaç husus:

    AB ve Güney Kıbrıs Rum Yonetiminin (GKRY) Kıbrıs Türklerinin özgürlük haklarını göz ardı etmekte kullandıkları başlıca gerekçe, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1983 ve 1984 yıllarında aldığı iki karardır:

    541 (1983) sayılı Karar: Tek taraflı bağımsızlık ilanını hukuken geçersiz sayarak kınamakta, bu ilanın geri alınması çağrısında bulunmakta ve tüm BM üyesi devletleri “Kıbrıs Cumhuriyeti dışında hiçbir Kıbrıs devletini tanımamaya” çağırmaktadır.

    550 (1984) sayılı Karar: Ayrılıkçı oluşumun (“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”) tanınmadığını yineler ve tüm devletleri, bu oluşuma herhangi bir şekilde kolaylık sağlamaktan veya yardım etmekten kaçınmaya çağırır.

    O tarihten bu yana, BM Güvenlik Konsey’inde veto hakkına sahip aynı beş daimi üyesinin —ABD, Çin, Fransa, Rusya ve Birleşik Krallık (İngiltere)— konumlarında herhangi bir değişiklik olmamıştır; herhangi bir değişikliğin olması da muhtemel değildir.

    Kıbrıs’ta egemen ve bağımsız bir KKTC devletini kabul etmek yerine, GKRY’i resmen tanıyıp, Büyükelçi ve hariciye mensuplarını karşılıklı gönderen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) üyesi devlet sadece Kazakistan değil. Özbekistan ile gözlemci üye Türkmenistan da Kıbrıs Rum yönetimini “Kıbrıs Cumhuriyeti” adıyla egemen devlet olarak tanıyıp büyükelçi atamış ve diplomatik misyon kurmuş bulunmaktalar.

    Kardeş ülke Pakistan, 15 Kasım 1983’teki bağımsızlık ilanının hemen ardından KKTC’yi resmen tanıyan ilk ülkelerden biri olmuştu. Ancak bu kararından günler sonra ABD ve Birleşik Krallık’tan gelen yoğun diplomatik baskılar ve Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 541 sayılı kararı doğrultusunda geri adım atmak zorunda kalmıştı. Pakistan’ın o dönemde hem ekonomik hem de askeri yardımlar konusunda Batı dünyasına bağımlı olması, geri adım atmasındaki en büyük etkendi.

    Günümüzde KKTC’nin İslamabad’da bir temsilciliği bulunmakta ve Pakistan devleti Kuzey Kıbrıs’ın haklı davasına diplomatik platformlarda destek vermeye devam etmektedir. 13 Şubat 2025 tarihinde İslamabad’da düzenlenen ortak basın toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya gelen Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, “Pakistan, Kuzey Kıbrıs davasına tam destek vermekte ve bu davada tereddütsüz bir şekilde Türkiye’nin yanında yer almaktadır” demişti.

    Ayrıca Şerif, Nisan 2025’teki Türkiye ziyareti sırasında da KKTC ile olan kardeşlik bağlarını yinelemiş; Kuzey Kıbrıs’ın tanınması için hem Birleşmiş Milletler (BM) hem de İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) gibi çok taraflı uluslararası platformlarda Türkiye ile birlikte hareket edeceklerini açıklamıştı.

    Pakistan’ın Batı’nın ekonomik ve askeri yardımına olan bağımlılığı, 1983’ten bu yana köklü bir değişim geçirmiştir. Soğuk Savaş döneminde doğrudan ABD ve Batı yardımlarına büyük ölçüde bağımlı olan Pakistan, günümüzde çok yönlü bir ilişki stratejisini öncelemektedir. Ülke, ekonomisini yönetmek için büyük ölçüde Uluslararası Para Fonu’na (IMF) bağımlı olup; askeri teçhizat ve büyük altyapı yatırımları konusunda Çin’e bel bağlamaktadır.

  2. Enis Pınar avatarı
    Enis Pınar

    Diğer kardeş ülke Azerbaycan da, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni (KKTC) diplomatik olarak resmen tanımamaktadır. Resmen tanımama kararının arkasında kendi toprak bütünlüğü ve Dağlık Karabağ meselesi nedeniyle karşı karşıya kaldığı uluslararası dengeler (örneğin BM kararları ve ayrılıkçı bölgelerle ilgili emsal teşkil etme endişeleri) rol oynamaktadır.

    Buna rağmen, Azerbaycan, KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’na (TDT) gözlemci üye statüsüyle katılması için aktif diplomatik destek sağlamıştır. Azerbaycan Milli Meclisi’nde “KKTC ile Parlamentolar Arası Dostluk Grubu” kurulmuştur.

    Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de dahil olmak üzere Azeri yetkililer, KKTC’nin Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayan açıklamalarda bulunmuş ve karşılıklı üst düzey ziyaretler gerçekleştirmişlerdir.

  3. Bozkırın Bebeleri avatarı
    Bozkırın Bebeleri

    En iyi Türk , ölü Türk diyen AB, Rumlar ve Yunanlılar, ellerinden gelse bütün , Türklerin insan haklarını ellerinden alıp, Türkleri bir hava hapishanesine hapsetmek.

    Rumların 1963, 1964 de Türklere yapmış oldukları zülüm tarihe karıştı.

    1964′ de Adaya gelen B. M Barış gücü askerleri , Rum saldırılalrını engellemekten çok Rum tarafını tutuğunu biliyoruz.

    İki tarafı ayıran yeşil hat üzerinde görev yapıyorlardı.Etkili bir askeri güç olmaktan ziyade üniformalı turistler durumundaydılar. Esas olarak Rum tarafı ile ” muhatap” oluyorlardı.

    BM ,Türklere silahlı saldırılar yanında tam bir ekonomik ambargo uygulanmaktaydı. Açlık tehlikesi baş göstermişti,ilaç ve gerekli maddeler bulunamıyordu. BM ; Türkleri tam bir sefaletin içine itmişlerdi.

    1964 de Rumlar Türklerden daha çoktu, ellerinde silahları vardı. Hatta, Türkiyede
    yaşayan Ermenilerden bile silah ve para yardımı alıyorlardı.( Kayserideki meşhur Ermeni sucukcular Apikogulları).

    Ankara hükümeti pasif kaldı,

    Yunanistan bizden , çok çok daha az nüfuslu olmasına rağmen, adaya çok sayıda asker ve silah soktu.Yunan iyi hazırlanmıştı.Yunan jetleri Türklere
    saldırdı. Erenköy.

    Türkiye’ de bu duruma sivil örğütler büyük eylemler yaptılar. Ancak bunlar hükümetimize yansımadı.

    Amerika ve ingiltere aktiv olarak devredeydiler.
    Makarios, Sovyetler Birliğini ve bağımsız ülkeleri kendi tarafına çektiler.
    Rumlar hem Türklere saldırıyordu, hende Türklere ekonomik ambargo getirdiler. Rumların her istediği oluyordu.

    BM, ABD, ingiltere ve NATO Rumlardan tarafı idi.

    İnönü Hükümeti, diplomatik girişimlerden yarar sağlayamadı.
    Kıbrıs Türkleri ezildiler, saldırılara uğradılar, Türk kadınına , çocuklara Rumlar tecavüz etti.

    Oysa Türkiye garantör ülke idi.

    1974 benimde şahit olduğum, hava, kara ve deniz kuvvetlerimizin yardımı ile müdahale etti ve Adaya çıkma cesaretini bulduk.

    ( Burda Rahmetli Bület Ecevit ve bütün Gazi ve şehilerimize burdan Allah razı olsun diyorum)

    Bugün bile, herkes Türkü diri görmekten ziyade ölü görme hevesinde.

    İngilizlerinde Türklere özel bir nefreti var, ingiliz yönetimi döneminde 1878 kadar, Türkler ekonomik, siyasal ve kültürel olarak devamlı Türkleri ezmişlerdir.
    Buna karşılık Rumlar ve Ortodoks kilisesi , ingiltere’ nin hoş görüsü ile sürekli gelişmiştir.
    (Elisabeth 2 nin, kocası Philippin, Yunan Kraliyetinden gelmedir.)

    Günümüzde Rumları, BM, ABD ve Avrupa ise daha çok özevlatları olarak görüyorlar, Rumları meylediyorlar.

    Bu haksızla karşı durabilecek birileri varsa o da Türkler. Hakiki Türkler. Bozkırın bebeleri.

    Türkiye Girit’ te ; on iki adalar, Batı Trakya’ da yaşamış olduğu haksızlıkları unutmadı.

    Kıbrıs konusunda Türk halkı ve Ankara’ daki siyastçilerin çok daha sert olmaları gerekiyor.

    Kazakistan, Özbekistan , Türkmenistan, vs. çok uzun yıllar kendi kültürlerinden uzak yaşadılar. Bugün bile kendi aralarında Türkçe konuşmak zorlarına gidiyor, rusça konuşuyorlar.

    AB, bu ülkeleri bize karşı manupile ediyor.
    (Bu ülkelerin içinde, Albanlar, Bosnalılar ve Kosovo da var) AB, yalan vaad vermesini çok sever, kendi çıkarı için.

    Türkün kendinden başka dostu yoktur. Arkadan vuranı çok!!!

    Ne mutlu Türk’ üm diyene.

    1. Alihan Şen avatarı
      Alihan Şen

      Aynen katılıyorum.

      “Türkün kendinden başka dostu yoktur. Arkadan vuranı çok!!!” sözü çok anlamlı.

      Türkiye’nin Türkiye’den başka dostu yoktur. Gerçeklerle yüzleşmeliyiz.

      Türkleri insan olarak görmeyen Batı medeniyeti yerle yeksan olsun.

      Asıl suç bizde çünkü milli bilincimizi ve tarih bilincimizi kaybettik. Bizim siyasiler oy, koltuk ve para için varlar.

      1946’dan beri enayi gibi demokrasi, özgürlük, halkların kardeşliği vb. saçma sapan masalları dinliyoruz.

      BM denen yapı yerle yeksan olmalı. BM hiç bir zaman samimi değil. Bosna’da, Karabağ’da, Kıbrıs’ta, Gazze’de olanları görüyoruz.

      Yeni bir dünya düzeni şart! Dünya’yı Türkler yönetmeli.

      Bizim siyasilerden halt olmaz.

  4. H. Mert Eryılmaz avatarı
    H. Mert Eryılmaz

    Sn: E. Pınar, sanırım siz Recep Tayyip Erdoğan’ ın genel sekreterisiniz.

    Bu adam kendi çıkarı olmadığı yere gitmez.. Türkiyenin ekonomisini batırdı, bu adamın yüzünden, insanlar çok zor durumda. Bildiği tek şey hergün verği üstüne vergi.

    Sanırım siz vergi ödenmeyen bir ülkede yaşıyorsunuz! Amerika gibi.

  5. Enis Pınar avatarı
    Enis Pınar

    Sn. H. Mert Eryılmaz,

    Evet, ABD’de yaşayan ve vatanımı unutmamış bir Türk’üm. Bazen gurbette olmak ağaçlardan ziyade ormanının tümünü görüp yurdumuzun değerini daha iyi anlamakta yararlı oluyor.

    Mesela, yukarıda yazdığım iki yorumumun yurtiçi siyaseti ile doğrudan ilgili olmamasına rağmen “sanırım siz Recep Tayyip Erdoğan’ın genel sekreterisiniz” diye ahkam kesen bazı kişilerin aksine. Siyasi eleştiride bulunmak yerine, KIBRIS SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ İLE İLGİLİ KENDİLERİ HERHANGİ BİR GÖRÜŞ BELİRTMEKTEN KAÇINAN KİŞİLER.

    Hayatta her şeye siyasi gözlükler arkasından bakıp yorumlayan, Türkiye’de halk arasındaki gerilimi arttırmakla düşmanlarımızın ekmeğine yağ süren kişiler.

    Bu tür şahıslar hemen kaleme sarılıp “Erdoğancı” diye eleştiride bulunmadan önce biraz düşünmüş olsalar, 2002 yılından bu yana yaklaşık 24 yıldır aralıksız olarak Türkiye’de iktidarda bulunan o kişinin neredeyse çeyrek asırdır niye KKTC’yi resmen tanıyacak bir dost ülkeler koalisyonu oluşturamadığını belgeleyen iki yorumumun Erdoğan’a nasıl hizmet ettiğini düşünemeyen kişiler.

    Ama iş siyasi eleştiride bulunmaya gelince, anlaşılan düşünce yeteneği bazen uçup gidiveriyor. Aynen Amerika’yı “vergi ödenmeyen bir ülke” olarak tanımlamak gibi. Gülmemek mümkün değil.

  6. H. Mert Eryılmaz avatarı
    H. Mert Eryılmaz

    Sn: Enis Pınar, tabiki halimize güleceksiniz. Ayrıca gülmek oldukça doğaldır. Sağlıklıdır.

    Yazını ikinci defa okuduğumda, bazı konularda oldukça efkarlı olduğunuzu anladım.

    Evet, gurbette Allah kimseyi düşürmesin, hele Türkleri.

    1969 senesinde, 21 yaşındaydım, Annemin kalp ameliyatına paramız olmadığı için, Hollanda’ ya işçi olarak gittim.
    İki seçenek vardı, tarımcılık, seracılık, yada balık fabrikası. Balık fabrikasını seçtim, günlerce balıkları konserve kutularına doldurmaktı, hamsi balığı büyüklüğünde.

    Bir Türk arkadaşın yardımı ile, çok eski 2 katlı bahçeli bir evde 1 tane oda kiraladım.

    Bizim Türkler nereye giderse gitsin, kendi kafalarına göre hareket ederler.
    Bu Türk arkadaş, bahçenin içine bir kaç metre ara ile Türkiye den gizli getirdiği ceviz ağaçlarını dikmiş.

    Dairenin birinde oturan Yunanistanlıydı. Bu Türk arkadaşı sonunda mahkemeye verdi. Gerekçe olarak, ceviz ağacı büyüdüğü zaman yunana gölge yaparmış.

    Hollanda da hava şartları Türkiye gibi güzel değil, çok yağmurlu geçerdi, sanki bir ayağın suyun içinde.

    Bu Türk ve Yunan hakimin önüne çıktılar,
    Hakim bizim Türk komşuya, şu soruları sormuş; o bahçeye ağaç dikmek yasak olduğu halde neden ağaç diktiniz.?
    Ev sahibi, Yunanı tutuyor.

    Bizim Türk; Hakim bey, bu ağaç büyüdüğü zaman hem benim çocuklarım, hemde komşunun çocukları tırmanır, arkadaş olurlar. Ağacın cevizini paylaşırlar, ayrıca bahçe çok sulu, belki bilirsiniz ceviz suyu çok sever. Böylecede bahçeyi sudan kurtarmış oluruz.

    Hakim, duruşmaya 10 dakkika ara verdikten sonra, bizim Türk arkadaşa hak veriyor. Cevizler bahçede kalıyor.

    Ben orda işime devam ederken, Türkiyeden bir telegraf geldi, annemi kalp krizi sonucu kaybetmişler.
    Bana arkadaşlar acele , Almanya üzerinden bilet buldular, böylece Memlekette geri döndüm.

    Ne zaman bu gurbett kelimesini duysam hüzünlenirim.

    Yıllar sonra bu Türk arkadaşı Rotterdam da ziyarette gittiğimde, o bahçesine ceviz dikdiği evi satın almış. Cevizler çok büyümüş, bütün mahallenin ceviz ihtiyacını karşılıyormuş.

    Neden bu eski evi satın aldın diye sorduğumda bu Türkiye den kaçak getirdiğim cevizler için dedi.
    Yani o arkadaş için, bu cevizler Vatanının bir parçası.

    Türkler böyle düşünür..

    Avrupalılar, kanundan dışarı çıkmazlar, artık robot gibi kanun ne derse o olur.
    Bizim Türkler, biraz bu konuda zorluk çeker..

    Amerikada bazı bölgelerde veya bazı kişilerin vergiden muaf olduğunu duymuştum, demekki yanlış bilgilendirmeymiş.

    Böyle işleri yapsa, yapsa sanırım oranın arsız adamı Trump yapar..

  7. Enis Pınar avatarı
    Enis Pınar

    Sn. Mert bey,

    Anlayışlı yanıtınıza teşekkür ederim. Yazdıklarınızı okuyunca sizin de gurbette bulunup vatanımıza bağlarını sürdürmüş bir kişi olduğunuz anlaşılıyor. Artık Türkiye’de ikamet etmekte iseniz karşılaştığınız günlük sorunların, haberlerde okuduğunuz ve belki şahsen yaşadığınız haksızlıkların, yolsuzlukların ve bürokrasinin ne kadar yıpratıcı olduğunun farkındayım. Bazı arkadaşlar dünyanın öbür tarafında bulunduğum için bana “davulun sesi uzaktan hoş gelir” diyebilirler.

    Fakat gurbette bulunmuş olan çoğu kişiler vatan özlemini ve sevgisini ilk elden bilir, Türk kardeşliğinin değerini anlarlar. Bu MHP veya herhangi bir siyasi milliyetçilik değil, uçaktan indiği vakit içinden eğilip toprağımızı öpmek isteğidir. Yüce Mustafa Kemal Atatürk’ün söylemiş olduğu “Ne mutlu Türküm diyene” sözünü kalpten hissederler.

    Sağlıcakla kalın,

    Enis Pınar

  8. Mehmet Boz avatarı
    Mehmet Boz

    Mevlana’ya atfedilen ” Kurdun kuzuyu yemeye niyetlenmesinde şaşılacak bir şey yoktur. Şaşılacak olan odur ki bu kuzu, kurda gönül bağlamış,aşık olmuştur.” sözü bunu mu anlatmakta?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar

  • Sadece insanlar değil, goriller, şempanzeler, bonobolar ve orangutanlar da gülerler…

  •           Türkiye Cumhuriyeti’nin Başkenti Ankara’da NATO Genel Kurul Toplantısı’nın yapılacak…

  • Bu gün gibi hatırlarım , yatılı okulda bir akşam okul…