Kalpgahın Reddi: ABD Hegemonyasının Tükenişi ve Türkiye’nin Stratejik Tahkimatı

Okuma Süresi:

3–5 dakika
❤️

Sefa Yürükel

Günümüz uluslararası sisteminde, bölge ve dünya gerçekliğine dair yazılan her metin, iki temel işlevi aynı anda yerine getirmelidir: Derinlemesine bir analiz sunmak ve geleceğe dönük stratejik bir uyarı niteliği taşımak. Türkiye ve çevresindeki coğrafyada yaşanan jeopolitik mücadele, bu ikili misyonun önemini her zamankinden daha fazla ortaya koymaktadır. Bu çalışmanın temel argümanı, bölgeyi parçalamaya yönelik ABD ve iş birlikçileri tarafından kurgulanan dış planın büyük ölçüde çöktüğü, İran dahil Asya’daki hiçbir büyük gücün Türkiye’nin istikrarsızlaştırılmasını arzulamadığı ve bu konjonktürde asıl belirleyici olanın Türkiye’nin iç cephedeki kolektif örgütlenme kabiliyeti olduğudur.

Teorik Çerçeve: Kalpgah, Hegemonya ve Realist Eleştiri

Mackinder (1904), dünya hakimiyetinin anahtarının Doğu Avrupa ve Batı Asya’yı kapsayan “Kalpgah” (Heartland) bölgesinde olduğunu öne sürerken, bu coğrafyanın kontrolünün küresel dengeyi belirleyeceğini savunur. Türkiye, tam da bu kalpgahın merkezi kuşağında yer almaktadır. Bu klasik jeopolitik önerme, Dugin (1997) tarafından Avrasyacı bir strateji olarak yeniden yorumlanmış; Atlantikçi deniz gücüne karşı Avrasya kara gücünün bütünlüğünün korunması gerektiği vurgulanmıştır. Bu bütünlük, Türkiye gibi bir “kenar kuşak” (Rimland) ülkesinin parçalanmasını, Asya’nın güvenliğine yönelik varoluşsal bir tehdit olarak kodlar.

Bu jeopolitik determinizmi anlamlandırmak için Gramsci’nin (1971) hegemonya kavramına başvurmak gereklidir. ABD’nin bölgesel projesinin başarısızlığı, yalnızca askeri direnişle değil, aynı zamanda “rızanın örgütlenememesi” ve “zor aygıtının meşruiyetini yitirmesi” ile açıklanabilir. Walt (2018) ve Mearsheimer (2014) ise liberal uluslararası düzen söyleminin aksine, ABD’nin müdahaleci stratejilerinin yapısal sınırlılıklarını ve büyük güç politikasının trajik doğasını göstererek, tek kutuplu zorlamaların kaçınılmaz olarak yerel direnç ve dengeleme ile karşılaşacağını ampirik olarak ortaya koymuşlardır. Walt (2018), ABD dış politika elitlerinin “iyi niyetli cehennem” yarattığını belirterek, neden bu tür planların sürdürülebilir olmadığını açıklar.

Analiz: Çöken Planlar, Sınırlı Kalıntılar ve Asya’nın Konumu

Sahadaki durum, yukarıdaki teorik çerçeveyi doğrulamaktadır. ABD’nin bölgedeki yıkım planları, üç temel nedenden ötürü başarısızlığa uğramıştır: Birincisi, Davutoğlu’nun (2001) “Stratejik Derinlik” doktrininde belirttiği gibi, Türkiye coğrafi ve tarihi olarak merkez ülke konumundadır ve bu merkezin çökertilmesi, domino etkisiyle tüm Asya’yı istikrarsızlaştıracaktır. Bu durum, İran dahil bölgedeki tüm aktörlerin ortak çıkarına aykırıdır. Petras ve Veltmeyer’in (2005) neo-liberal emperyalizm analizi çerçevesinde düşünüldüğünde, bölge devletlerinin ekonomik ve siyasi elitleri için de kontrollü bir istikrar, yıkıcı bir kaostan daha rasyoneldir.

İkincisi, dış planın yürütücü aygıtları olarak görülen unsurlar stratejik etkisini yitirmiştir. Mearsheimer’ın (2014) devletlerin hayatta kalmak için saldırganlaşabileceği tezi saklı kalmak kaydıyla, PKK gibi vekil yapılar artık “büyük stratejinin” ana taşıyıcısı olmaktan çıkmış, taktiksel kırıntılar seviyesine inmiştir. Benzer şekilde, Körfez’deki bazı siyasi ve ekonomik kalıntılar, artık birer yapısal müttefikten ziyade, çöken planın enkazındaki sınırlı ideolojik uzantılardır.

Üçüncü ve en kritik husus, Asya’daki güç dengesinin dönüşümüdür. Waltz’ın (1979) yapısal realizminde belirttiği gibi, uluslararası sistemin anarşik yapısında devletler, hayatta kalmak için dengeleme davranışına girer. Bugün Asya’nın yükselen güçleri, Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun ikinci bir Sykes-Picot’a sürüklenmesine izin vermeyecektir. Zira böyle bir bölünme, yalnızca bir devletin değil, tüm kıtanın jeopolitik omurgasını kıracak ve güç dengesini geri dönülemez biçimde Atlantik ittifakı lehine bozacaktır. Dugin’in (1997) Avrasyacı perspektifiyle ifade etmek gerekirse, kıyı kuşağının (Türkiye) Atlantikçi güçler tarafından ele geçirilmesi, Avrasya kara gücü için stratejik intihardır. Bu nedenle Asya’nın devlet aklı, Türkiye’nin toprak bütünlüğünde ve siyasi istikrarında ısrarcıdır.

NATO Zirvesi: İttifakın Son Taktiksel Zorlaması

Bu jeopolitik bağlamda, son NATO toplantısı ve çevresinde üretilen gerilim, yapısal bir üstünlükten değil, Walt’ın (2018) deyimiyle “seçkinlerin stratejik hatalarındaki ısrarından” beslenen taktiksel bir zorlamadır. NATO, Waltz’ın (1979) çizdiği ittifak teorisi çerçevesinde, lider güç ABD’nin azalan hegemonyasını tahkim etmek için başvurduğu, fakat meşruiyeti giderek aşınan bir kurumsal araç haline dönüşmüştür. Bu son hamle, başarısız olan büyük stratejinin yarattığı hüsranın ve Asya’daki dengeleyici koalisyonun karşısında duyulan çaresizliğin bir yansıması olarak okunmalıdır.

Sonuç ve Stratejik Uyarı: Gramsciyen Bir İnşa Çağrısı

Umutsuzluğa kapılmak için bir neden yoktur; zira yukarıdaki analiz, ABD ve iş birlikçilerinin bölgeye yönelik yıkım planlarının yapısal olarak kaybettiğini göstermektedir. Ancak bu elverişli dış konjonktür, kendiliğinden bir zafer anlamına gelmez. İşte tam da bu noktada, makalenin başında belirtilen “uyarı” işlevi devreye girer. Önemli olan, Türkiye ve Asya’da kolektif liderliğin, örgütlenmenin ve programın doğru şekilde yapılandırılmasıdır.

Gramsci’nin (1971) “tarihsel blok” ve “organik aydın” kavramları burada yol göstericidir. Dışarıdaki emperyal planın çöküşü, içeride yeni bir toplumsal sözleşme ve kolektif bir irade inşa edilerek kalıcı bir tarihsel bloğa dönüştürülmelidir. Michels’in (1911) uyardığı oligarşik eğilimlerden arınmış, tabana yayılan bir örgütlenme modeli ve bilimsel temellere dayalı bir program, coğrafyanın Türkiye’ye sunduğu stratejik fırsatı kalıcı bir güce tahvil etmenin yegane yoludur. Asya’daki güçler bölünmeye izin vermeyecekse, bu dış koruma kalkanının içerideki stratejik akıl, ortak liderlik ve toplumsal seferberlikle birleştirilmesi, Türkiye’yi yeni dönemin kurucu aktörü haline getirecektir.

Kaynakça

· Dugin, A. (1997). Osnovy Geopolitiki (Jeopolitiğin Temelleri). Moskova.
· Gramsci, A. (1971). Selections from the Prison Notebooks. (Q. Hoare & G. Nowell Smith, Ed. & Çev.). New York: International Publishers.
· Mackinder, H. J. (1904). The Geographical Pivot of History. The Geographical Journal, 23(4), 421–437.
· Mearsheimer, J. J. (2014). The Tragedy of Great Power Politics. New York: W.W. Norton & Company.
· Michels, R. (1911). Political Parties: A Sociological Study of the Oligarchical Tendencies of Modern Democracy. New York: The Free Press.
· Petras, J., & Veltmeyer, H. (2005). Empire with Imperialism: The Globalizing Dynamics of Neo-liberal Capitalism. Halifax: Fernwood Publishing.
· Walt, S. M. (2018). The Hell of Good Intentions: America’s Foreign Policy Elite and the Decline of U.S. Primacy. New York: Farrar, Straus and Giroux.
· Waltz, K. N. (1979). Theory of International Politics. New York: McGraw-Hill.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar