İran Devrim Muhafızları Havacılık ve Uzay Kuvvetleri Komutanı Sayid Mecid Musavi, Trump yönetiminin “taş devri” tehdidine karşı cevap olarak “Hollywood sanrıları zihninizi o kadar zehirledi ki, 250 yıllık önemsiz geçmişinizle 6.000 yıldan daha eski bir medeniyeti tehdit ediyorsunuz” demiş.
Musavi, Fars milliyetçiliği duygularıyla medeniyet geçmişlerini biraz abartmış olabilir ama söyledikleri özünde doğrudur.
Farsilerin tarihi geçmişleri ne kadar geriye gider bilmiyorum ama adamların tarihlerine, bizim İslamcılar gibi Türk tarihini Türklerin Anadolu’ya gelişleriyle, haydi olmadı Türklerin İslamiyeti kabul etmeleriyle başlatmaları gibi bakmadıkları ortada.
Adamlar Zerdüştlük, Mecusilik ve ateşpetestlik dönemlerini bile medeniyetlerinin birer parçası okarak kabul ediyorlar.
İslam şeriatıyla yönetilmelerine rağmen tarihi geçmişlerinden asla gocunmuyorlar.
Zaten İslam’ı da biz Türklerden farklı olarak Araplar gibi anlamıyorlar; İslam’ı da kendi ulusal kültürlerine uydurmuşlardır.
Şiilik, Farslar için bir mezhep olmaktan çıkmış, adeta İran’ın milli dini haline gelmiştir.
Dünyanın ilk tek tanrılı vahiy dini olan Zerdüştlüğün tarihi geçmişi M.Ö. 3000’lere kadar gider ki; bu tarih semavi dinlerin ortak atası kabul edilen Hz. İbrahim’den de en az bin yıl öncesi demektir.
Esasen ilahi veya semavi din kabul edilen, Yahudilik, Hristiyanlık ve İslamiyetteki birçok inanış ve ritüel, tarihi geçmişi bu dinlerin en eskisi olan Yahudilikten bile 2000 yıl önceye dayanan Zerdüştlük’te de vardır.
250 yıllık geçmişi olan ABD, elindeki teknolojik güce dayanarak işte böyle bir medeniyeti taş devrine göndereceğini söylüyor.
Bu, tarihi geçmişleri itibarıyla, bataklıktaki kurbağanın, bataklığın kenarında otlayan boğaya çatması gibi bir şeydir.
Bugünkü İsrail bile, varlığını aslında İranlılara borçludur.
İran medeniyetinin bir parçası olan Pers (Ahemeniş) Hükümdarı Büyük Kiros (Kurus/Keyhüsrev/M.Ö.600-530) olmasaydı, belki de İsrailoğulları ve Tevrat kültürü yok olup gidecekti Babil ülkesinde.
Babil devletini yıkarak Babil ülkesinde sürgün hayatı yaşayan ve asimile olmakla karşı karşıya kalan İsrailoğullarının tekrar Kudüs’e dönmelerini sağlayan kişi 2. Kiros olarak da bilinen işte bu Pers hükümdarın Büyük Kiros’tur.
M.Ö. 600-530 yılları arasında yaşayan ve 550-530 yıllarında iktidarda kalarak Ahameniş İmparatorluğu da denilen Pers imparatorluğunu, 5.5 milyon km. ile dünyanın en büyük imparatorlukları arasına sokan Büyük Kiros, aslında genelde Yahudilerin, özelde İsrailoğullarının velinimeti kabul etmeleri gereken bir tarihi şahsiyettir.
Kan dökücülüğü ile de ünlü olan bu Büyük Kiros’u öldüren ve tarih sahnesinden silen ise Bizim Sakaların kadın hükümdarı Tomris Hatun’dur.
Böylece dedesi Alper Tunga’nın da intikamını almıştır Büyük Kiros’tan(M.Ö.530).
Tomris Hatun kumandasındaki Sakalar(İskitler) ile Büyük Kiros Kumandasındaki Persler arasında yapılan ve Perslerin yenilgisiyle sonuçlanan savaşla ilgili anlatılan bir efsaneye göre:
Tomris Hatun; Turan taktiğini kullanarak kazandığı savaşın sonucunda oğlunun katili Büyük Kiros’u öldürüp, kafasını kanla dolu bir tuluma soktuktan sonra şu sözleri söylemiştir: “Canım sağ ve savaştan zaferle çıktım. Ama sen hileyle oğlumu yakalayarak onu öldürdün. Şimdi sana söz verdiğim gibi… Hayatında kan içmeye doymamıştın, artık benim elimden kana doyuyorsun.”(*)
Tevrat, Büyük Kiros, Babillilileri yıktıktan sonra İsrailoğulları Babil sürgününden döndükten sonra Rahip Ezra ve arkadaşları tarafından yeniden yazılmıştır.
Rahip Ezra, İslam kaynaklarında ve hatta Kur’an’da Lokman ve Zülkarneyn ile birlikte adı geçmekle birlikte peygamber olup olmadıkları şüpheli kabul edilen üç kişiden birisi kabul edilen Hz. Üzeyir’dir.
İşte bu sebeple Tevrat’ta Pers (herhalde Zerdüşt) ve Muazzez İlmiye Çığ’a göre Sümer/Babil Kültüründen efsaneler vardır ki; bunların başında Tufan efsanesi gelmektedir.
Hz. Musa’nın yaşadığı devir olarak M.Ö.1592-1213 arasında çeşitli tarihler verenler vardır.
Yahudilerin Babil sürgünü ise M.Ö. 538 yılında bitmiş ve Tevrat Musa’nın vefatından en iyimser tarihle 7-8 yüz yıl sonra yeniden yazılmıştır.
Bu sebeple tahrif edilmiş sayılır.
İsrailoğullarının yaşadığı Babil Sürgününün Nebukatnezar’ın(Buhtunnasr), Babil hükümdarı olduğu dönem(M.Ö. 605-562) yaşandığı ve 70 yıl sürdüğü kabul edilir.
Nebukatnezar, sadece İsrailoğullarını Kudüs ve civarından sürgün etmekle kalmaz, Süleyman Tapınağı’nı yıktırır, Tevrat nüshalarını yaktırır, Yahudi din adamlarını ve Tevrat bilenleri öldürtür vs.
Yani Yahudileri aynı zamanda tam anlamıyla bir kültürel kırıma/yok etmeye tabi tutar.
Bu durumda Rahip Ezra ve arkadaşları Tevrat’tan ezberlerinde kalan kısımlara, Sümer, Babil ve herhalde Pers efsanelerinden bazı alıntıları da ilave ederek, İsrailoğullanrına yeniden bir ulusal kimlik kazandırmaya çalışmışlardır.
Meşhur “Arz-ı Mev’ud/Vadedilmiş topraklar” safsatası da muhtemelen, Rahip Ezra ve arkadaşlarının, kendilerine zulmeden Babillilerden intikam almak maksadıyla uydurup Tevrat’a ekledikleri bir ifade olmalıdır.
Dikkat edilirse; Arz-ı Mev’ûd denilen coğrafyanın sınırları, büyük ölçüde Babillilerin egemen oldukları coğrafyadan oluşmaktadır.
06.04.2026
_________
* Bu efsane ne kadar gerçektir bilinmez ama tarih bilimi de büyük ölçüde efsanelerden beslenmektedir. Daha doğrusu efsanelerle belgeler karşılaştırılarak bir kanaate varmaya çalışılır. Tarihler, Büyük Kros’un ölümü hakkında “Kiros’un, MÖ 530 yılının Aralık ayında Seyhun Nehri boyunca göçebe bir Doğu İran kabile konfederasyonu olan Massagetler ile yaptığı savaşta hayatını kaybettiği öne sürülmüştür” şeklinde bilgi verirler. Messagetlerin etnik köken itibarıyla kimler oldukları konusunda tartışmalar vardır. İran kaynakları bunların İrani kavim olduklarını iddia ederken, Zeki Velidi Togan gibi duayen Türk kaynakları Messagetlerin Türk olduklarını iddia ederler.(TOGAN, A. Zeki Velidi 1987 “Sakalar (VI)”, Belgelerle Türk Tarihi Dergisi. 23, 29- 34)
İranlılar, sanırım bugün bile kabri her yıl milyonlarca İranlı tarafından ziyaret edilen Milli Kahraman kabul ettikleri Büyük Kiros’un bir Türk’ün, üstelik de bir kadın hükümdarın elinde öldürülmüş olmasını hazmedemiyor olmalılar. Oysa Messagetler, İrani bir kavim olsalardı, İrani bir kavim olan Perslerle neden savaşsınlardı





Bir yanıt yazın