Sefa Yürükel
Doğrusal Olmayan Riskler Çağı
- yüzyılın üçüncü on yılı, küresel risklerin doğasında köklü bir dönüşüme tanıklık etmektedir. Soğuk Savaş’ın basit iki kutuplu hesaplamalarının veya 1990’ların “tarihin sonu” yanılgısının aksine, günümüzün tehdit ortamı doğrusal değildir ve yoğun bir karşılıklı bağımlılıkla karakterize edilir. Bir finans kuruluşunun bilançosundaki bir bozulma, bir enerji arz şokunu tetikleyebilir; bir diplomatik anlaşmanın iptali, bir bölgesel savaşın fitilini ateşleyebilir; bir bölgesel savaş ise küresel tedarik zincirlerini çökerten ve tüm bankacılık sistemini temerrüt sarmalına sokan bir makro-finansal depreme dönüşebilir.
Finansal Kırılganlık: Büyük Banka Krizi Ufukta mı?
Faiz Şoku ve Bilanço Erozyonu
2023 Mart ayında ABD’de Silicon Valley Bank (SVB), Signature Bank ve akabinde Avrupa’da Credit Suisse’in UBS tarafından zorunlu devralınması, dünya ekonomisine yayılan bir “bilanço resesyonunun” semptomlarıydı. Merkez bankalarının (Fed, ECB, BoE) enflasyonla mücadele için tarihin en agresif faiz artırım döngülerinden birine girmesi, bankaların aktif-pasif yönetiminde (ALM) yapısal bir boşluğa yol açtı. Düşük faiz döneminde yoğun olarak satın alınan uzun vadeli devlet tahvilleri ve mortgage destekli menkul kıymetler, faizler yükseldikçe piyasa değerlerinin çok altına düştü. FDIC verilerine göre, 2023 sonu itibarıyla yalnızca ABD bankacılık sistemindeki gerçekleşmemiş menkul kıymet zararları 500 milyar doları aşmıştı (Federal Deposit Insurance Corporation [FDIC], 2024). Bu, sistemin özünde devasa bir “negatif uçurum” olduğunu gösteriyor.
Ticari Gayrimenkul ve Gölge Bankacılık Tehdidi
Daha da kritik olan, ticari gayrimenkul (TGM) piyasasındaki krizdir. Pandemi sonrası hibrit çalışma modelleri, ofis binalarının değerini keskin bir şekilde düşürdü. 2025-2026 vade diliminde, ABD’de yaklaşık 1.5 trilyon dolarlık TGM kredisinin yeniden finansmana ihtiyacı var (Goldman Sachs, 2024). Bu kredilerin önemli bir kısmı, düzenlemeye tabi olmayan “gölge bankacılık” sektörü (özel sermaye fonları, REIT’ler, doğrudan borç verenler) tarafından finanse ediliyor. Bir TGM çöküşü, şeffaflıktan yoksun bu sektörü vurarak, 2008’de konut piyasasında gördüğümüz türden sistemik bir bulaşıcılığı tetikleyebilir. Bu, doğrudan egemen tahvil piyasalarını vuracak, devletlerin borçlanma maliyetlerini artıracak ve bütçelerindeki savunma harcamaları için ayrılan alanı daraltacaktır.
Jeopolitik Sonuç: Finansal Kırılganlığın Dış Politikaya Yansıması
Tarihsel bir perspektiften bakıldığında, hegemonik güçlerin finansal krizler ile büyük stratejik hatalar yapma eğilimi arasında güçlü bir korelasyon vardır. İngiltere’nin 1931’de altın standardından çekilmesi, küresel imparatorluk stratejisini temelden zayıflatmıştı. Günümüzde, ABD’nin ulusal borcunun sürdürülemez yörüngesi (GSYH’nin %120’sinin üzerinde) ve olası bir bankacılık kurtarma operasyonunun hazine üzerindeki maliyeti, Washington’u dış politikada eşzamanlı olarak iki büyük çatışmaya (Ukrayna ve Doğu Asya) kaynak ayırma kapasitesinden yoksun bırakabilir. Ekonomik zayıflık, rakipler tarafından saldırganlık için bir fırsat penceresi olarak algılanır.
Büyük Savaş İhtimali: Caydırıcılığın Erozyonu ve Fay Hatlarının Genişliği
Çok Kutupluluk ve Çatışmanın Normalleşmesi
“Büyük savaş” kavramı, artık yalnızca iki nükleer süper güç arasındaki doğrudan bir çatışmayı değil, birden fazla bölgesel çatışmanın küresel bir yangına dönüşmesini ifade ediyor. Ukrayna Savaşı, Avrupa’daki güvenlik mimarisini yıkarken, küresel silah tedarik zincirlerini de zorluyor ve tüketiyor. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’ne (SIPRI) göre, 2023’te küresel askeri harcamalar 2.4 trilyon dolarla tarihi bir rekora ulaştı (SIPRI, 2024). Bu silahlanma yarışı, ekonomik pastanın daraldığı bir ortamda gerçekleşiyor ve bir güvenlik ikilemi sarmalı yaratıyor: Her ülke kendini güvende hissetmek için daha fazla silahlanıyor, ancak toplamda herkes kendini daha az güvende hissediyor.
Orta Doğu’da 7 Ekim 2023 Hamas saldırısı ve sonrasında yaşanan Gazze Savaşı, çatışmanın ne kadar hızlı bir şekilde bölgesel ve küresel aktörleri içine çekebileceğini gösterdi. Yemen’deki Husilerin Kızıldeniz ticaretini aksatması, Lübnan’da Hizbullah ile İsrail arasındaki düşük yoğunluklu çatışmanın tırmanma potansiyeli ve Irak-Suriye’deki vekalet unsurları, bölgesel bir savaşın eşiğinde olunduğunu gösteriyor.
Thucydides Tuzağı ve Doğu Asya’daki Tırmanma Riski
Daha varoluşsal olan risk ise Doğu Asya’dadır. Harvard Kennedy School’dan Graham Allison’ın (2017) “Thucydides Tuzağı” olarak kavramsallaştırdığı, yükselen bir güç (Çin) ile yerleşik bir güç (ABD) arasındaki yapısal stres, özellikle Tayvan Boğazı’nda sıcak bir çatışmaya dönüşme potansiyeli taşıyor. Böyle bir çatışma, doğası gereği bir “ticaret savaşı”nın çok ötesine geçer. Küresel çip üretiminin %90’ından fazlasını elinde bulunduran Tayvan’ın kaybı, dünya ekonomisini bir gecede durma noktasına getirebilir. Bir bankacılık kriziyle boğuşan bir Batı ittifakının, böylesi bir tedarik zinciri şokuna dayanma kapasitesi ciddi şekilde sorgulanabilir. Bu da Çin’e, Batı’nın mali çöküş anında savaşa girme iştahının olmadığına dair rasyonel bir hesaplama alanı sunar.
Katalizör: İran ile İmza Töreninin İptali ve Siyasi Krizin Dinamikleri
Bu iki devasa risk kümesi (ekonomik çöküş ve büyük savaş) arasındaki en kritik ve somut bağlantı noktası, İran’dır. İran’la yapılması planlanan ve son anda iptal edilen bir “imza töreni” (ister nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması, ister Suudi Arabistan-İran normalleşmesinin bir üst aşaması, isterse geniş kapsamlı bir ekonomik iş birliği paketi olsun), küresel istikrar için bardağı taşıran damla olabilir.
Nükleer Eşik ve Askeri Tırmanma Dinamiği
İran’ın nükleer programı, “çıkış” (breakout) kapasitesine her geçen gün yaklaşmaktadır. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (IAEA) raporları, İran’ın %60 saflıkta zenginleştirilmiş uranyum stokunun, silah saflığına kısa sürede ulaşabilecek bir eşikte olduğunu doğrulamaktadır (IAEA, 2024). Eğer iptal edilen anlaşma, bu programın denetlenmesi ve sınırlandırılmasına yönelik son diplomatik şans idiyse, bunun sonuçları ağırdır. Diplomasi kapısının kapandığının ilan edilmesi, İsrail’in ve ABD’deki şahin çevrelerin “askeri seçenek” için bastırmasına meşruiyet zemini hazırlar. İran’ın nükleer tesislerine yapılacak büyük bir saldırı, anında tüm Basra Körfezi’nde bir enerji savaşına dönüşür. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, küresel petrol arzının yaklaşık %20’sini bir anda piyasadan siler.
Enerji Şoku ve Ekonomik Krizin Çarpan Etkisi
İşte bu noktada, siyasi kriz doğrudan bankacılık krizine bağlanır. Küresel ekonomik modelleme firması Oxford Economics’in senaryo analizlerine göre, Hürmüz Boğazı’nın kapanması petrol fiyatlarını 150 dolar/varilin üzerine çıkarabilir (Oxford Economics, 2023). Bu seviyedeki bir enerji şoku, enflasyonla mücadele eden Batı ekonomilerini derin bir resesyona iter. Bu stagflasyonist ortamda, yüksek faiz nedeniyle değeri düşmüş devlet tahvilleriyle dolu banka bilançolarına ikinci ve ölümcül bir darbe iner. Şirket iflasları ve konut kredisi temerrütleri patlar. 2023’te yaşanan bölgesel banka krizleri, bu senaryoda küresel, sistemik bir “Büyük Finansal Kriz”e dönüşür. İran anlaşmasının iptali, yalnızca bir savaş sebebi değil, aynı zamanda küresel finans sistemini çökertmek için özel olarak tasarlanmış bir ekonomik tetikleyici işlevi görür.
İç Politikadaki Yansımalar ve İttifakların Aşınması
İptalin bir diğer boyutu da ittifak sistemleri içindeki siyasi krizdir. Eğer bu iptal, ABD veya AB’nin içindeki siyasi dinamikler (örneğin, İran rejimiyle her türlü diyaloğu ihanet olarak gören baskı gruplarının etkisi) nedeniyle gerçekleşirse, bu durum Batı ittifakında derin bir çatlağa yol açar. Avrupa Birliği, enerji güvenliği ve göç dalgaları gibi doğrudan sonuçlarına maruz kalacağı bir savaşı önlemek için son koz olan diplomasiyi kaybettiğini görür. Benzer şekilde, Çin’in ara buluculuğunda ilerleyen bir normalleşme süreci sekteye uğrarsa, bu Pekin’e, ABD’nin bölgedeki yapıcı tüm süreçleri baltaladığı yönünde bir anlatı sunarak, Batı karşıtı bloğu daha da sıkılaştırması için koz verir.
Sonuç: Sarmalı Kırmak ya da Sürüklenmek
Bu üç ihtimalin (banka krizi, büyük savaş, İran diplomasisinin iflası) aynı anda gündeme gelmesi, bir tesadüf değil, sistemik kırılganlığın bir tezahürüdür. Minsky’nin (1986) finansal istikrarsızlık hipotezinde belirttiği gibi, istikrarın kendisi istikrarsızlığın tohumlarını eker. Uzun düşük faiz dönemi, bugün patlamaya hazır bir borç dağı yarattı. Aynı şekilde, diplomasinin uzun süreli başarısızlığı da savaşın tohumlarını eker. İran anlaşmasının iptali, bu iki alanın (ekonomik ve askeri) en tehlikeli kesişim noktasıdır.
Dünya, bu üç krizin birbirini beslediği bir “kusursuz fırtına”ya doğru sürüklenmektedir. Bu gidişatı tersine çevirmek için atılması gereken adımlar nettir, ancak siyasi irade eksikliği nedeniyle uzaktır: İlk olarak, finansal kırılganlıkları azaltmak için bankaların bilançolarındaki gizli zararlar şeffaflaştırılmalı ve agresif bir makro-ihtiyati sıkılaştırmaya gidilmelidir. İkinci olarak, caydırıcılık kavramı yeniden inşa edilmeli, ancak bu yalnızca askeri yığınakla değil, rakiplerin rasyonel hesaplarını değiştirecek sağlam bir ekonomik savunma (enerji bağımsızlığı, tedarik zinciri çeşitliliği) ile desteklenmelidir. Üçüncü ve en acil olarak, İran’la diplomatik kanallar, ne kadar maliyetli ve riskli görünürse görünsün, açık tutulmalıdır. Çünkü diplomasi masası devrildiğinde, yerine kurulan şey yalnızca savaş masası değil, aynı zamanda küresel finansın çöküşüne giden sürecin hızlandırıcısıdır.
Kaynakça
· Allison, G. (2017). Destined for War: Can America and China Escape Thucydides’s Trap? Houghton Mifflin Harcourt.
· Federal Deposit Insurance Corporation (FDIC). (2024). Quarterly Banking Profile: Fourth Quarter 2023. FDIC.
· Goldman Sachs Global Research. (2024). The CRE Maturity Wall: Refinancing Risk in a Higher-for-Longer World. Goldman Sachs.
· International Atomic Energy Agency (IAEA). (2024). Verification and Monitoring in the Islamic Republic of Iran in Light of United Nations Security Council Resolution 2231 (2015). GOV/2024/1.
· Minsky, H. P. (1986). Stabilizing an Unstable Economy. Yale University Press.
· Oxford Economics. (2023). Escalation Scenarios: The Economic Impact of a Middle East Conflict Disrupting Energy Supplies. Oxford Economics Research Briefing.
· Stockholm International Peace Research Institute (SIPRI). (2024). Trends in World Military Expenditure, 2023. SIPRI Fact Sheet.
· Tooze, A. (2021). Shutdown: How Covid Shook the World’s Economy. Viking.
· Uluslararası Para Fonu (IMF). (2024, Nisan). Global Financial Stability Report: The Last Mile: Financial Vulnerabilities and Risks. IMF.
· ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA). (2024). World Oil Transit Chokepoints. EIA.















