27 yıl önce 20 binden fazla insanı kaybettiğimiz 17 Ağustos’ta deprem yüzünden değil;yanlış yapılan,denetlenmeyen,iki de bir imar affı çıkarılan binalarında ölmüştü insanımız.
Şu anda yaşadığım binada bile kaçak kat çıkarılıp, affedilmiştir. Bugün deprem olsa tepemize çökecek.
Göz göre göre çeyrek asır sonra yani 3 yıl önce 6 Şubat sabahında Kahramanmaraş,Hatay ve çevresinde 60 bine yakın insanımızı kaybettik.
Türkiye az deprem yaşamadı 2011 Van depremi,2020 Elazığ deprem, İzmir depremini yaşamıştı.Deprem öldürmez,kötü bina öldürür cümlesinibeynimize kazıdık ama ders alıp önlem aldık mı?
Yönetmelikler değiştirildi,mevzuatlar güncellendi,ama denetlenip önlem alınmadı.Öğrendiklerimiz davranışa dönüşseydi bunları tekrar tekrar yaşamazdık…Biz başımıza gelen felaketi o an hatırlar sonra unuturuz.
6 Şubat depremi yaklaşan 2023 Genel Seçimleri öncesinde oldu.AKP depreme müdahalede geç kaldı,CHP’li büyükşehir belediyeleri yardımda çok hızlı davrandı. Belkide bugünlerde onun intikamı alınıyor,sanırım hedef haline getirdiler.
Özellikle 31 Mart 2024 Yerel Seçimlerde büyük şehirleri almaları…
Olayı hafifletmeye çalışan Nureddin Nebati”Buradaki asıl sıkıntı sosyal medyadaki yanlış haberler.Binalarda şehitler var,yararlılar da var.Yaralıların birçoğu deprem binalarından değil,depremden kaçarken yaralananlar vesaire…”dememiş miydi…
Murat Kurum”AFAD koordinasyonu dışında herhangi bir koordinasyona müsaade etmeyeceğiz!”deyip kendilerinden başka yardıma gelenleri saf dışı etmemişler miydi…
Cumhurbaşkanı Erdoğan”Bu tarihi felaketin üstesinden gelmeye çalışırken insanımızı birbirine düşürmeye niyetlenenleri de yakından takip ediyoruz.Gün onlarla tartışma günü değildir.Günü geldiğinde şu anda tuttuğumuz defteri açacağız!”Peki o defterler,AKP’nin büyük şehirleri kaybettiği yerel seçimler sonrası açılmadı mı…
Dikkati başka yöne çekmek için mültecilerin yer aldığı söylenen yağmalama haberleri yayınlanmaya başlamadı mı?
Devlet Bahçeli“Akbabalar, kanı bozuklar, haşaratlar, işbirlikçi sefiller, müfteri ve müfsitler, simsarlar, izansızlar, menfaatperestler, aymazlar, asalaklar, alçaklar, sahtekârlar, mikroplar…”saydırıyordu.
Süleyman Soylu,depreme en çabuk müdahale eden AHBAP ı tehdit ediyordu:”Yapılan bağışları istismar eden varsa da bu konuda devletle eş koşmaya çalışan varsa da gereği yerine getirilir, getirilecektir!”diyordu.
Kızılay kurumuna halk tarafından deprem için yapılan yardımların yüzde yirmisinin altın,gümüş,borsa gibi yatırım araçlarında değerlendirilmesine dair bir tüzük değişikliği yayımlandı.
Erdoğan Kılıçdaroğlu’na:”Bir tanesi çıkmış”Kızılay nerede?”diyor.Be ahlaksız, be namussuz, be adi…
Neden TSK’nın deprem kurtarma arama faaliyetlerine ancak üç gün sonra çıkmasına izin verildi.Bu sorulduğunda çok kızanlar oldu.
Fatih Yaşlı“Hükümete verilen tepki devlet kurumuna verilen tepki değildir. Ama karşımızda devletleşmiş bir parti var ve parti-devlet özdeşliği üzerine kurulu bir rejimle karşı karşıya bulunuyoruz” dedi.
Adil Karaismailoğlu,“Gerekli bir durum vardı ki yapıldı.Yapılması gereken bir konuydu,o yüzden yaptık.Yanlış bir karar olsa zaten yapılmazdı”demedi mi…
Erdoğan’ın 27 Şubat’ta “Adıyaman’da arzu ettiğimiz etkinlikte çalışma yürütemedik, helallik istiyorum” dedi.
Fenerbahçe seyircisi “iktidarı istifa” diye tezahürat yapınca,Devlet Bahçeli “Hükümeti istifaya davet etmek,bir avuç fanatik gruba sipariş verilmiş iç ve dış bağlantılı siyasi komplodur.Tribünleri provoke edenlerin tespiti yapılmalıdır” dedi..
Aradan üç yıl geçti hala depremzedelerin ve bütün ülkenin yaraları sızlıyor.
Doğal afetlerle ilgili çok iyi düşünülmüş,uygulanabilir planlar yapılıyor mu?
Depreme karşı duyarlılığı ve eğitimini geliştirmek için önlemler alındı mı?
Arama,kurtarma faaliyetinde kamu kurumları eşgüdümünü başarılı bir müdahale düşünülüyor mu?
Yaraların süratle sarılması için eşit koşulları sağlama planları yapılıyor mu?.
Çarpık kentleşme insanımızı tehlikelerin eşiğine sürüklüyor.Önlem olarak dikey değil yatay yapılaşma yapılmalı.
Kentsel dönüşüm bina yenilemek midir!Büyük şehirlerin yükünü hafifletmek için “toplu konutlar”değil“yeni köyler” kurulabilir.
Kentleşme ve sanayileşmenin batıya yığılmayıp,doğuya kaydırılmalı.
AFAD’ın yetersiz olduğğu anlaşıldığına göre artık bir “Doğal Afetler Bakanlığı” kurulması gerek miyor mu?
Doğal afetlerde dünyada olduğğu gibi,en çabuk organiz olan TSK kullanılmalı…
Neden Milli savunma bakanı,başkandan izin almadan harekete geçemedi. Tugay komutanları emir beklemeden arama, kurtarma ve güvenliği üstlenip, İstihkâm alayı ve iş makinelerini hemen bölgeye sevk edebilirdi.
Özel Kuvvetler nakliye uçaklarını beklemeli,Deniz Kuvvetleri ve hava kuvvetleri koordineli şekilde limanlarda hava meydanlarında alarmda olmalıydı.Bunların hiçbiri yapılmadı.
Sabit ve seyyar askeri hastaneler neden kapatıldı?
Türk ordusu sadece savaşta değil,barışta da doğal afetlerle mücadelede görevlendirili değil mi…Türk ordusu ulusun en örgütlü gücüdür.
Oluşturulan Afet Yeniden İmar Fonunda toplanan 115 milyar liralık yardım denetimsiz kalmış,sonradan,bir buçuk yıl boyunca AFAD’ta kaldığı haberleri yayımlanmıştı.
Ekrem İmamoğlu’nun yaptığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi olmak üzere CHP’li belediyeler depremzedelere her anlamda dokunmuşlardı.
Önce 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş’ta, ardından 20 Şubat’ta Hatay’daki depremlerin üzerinden tam üç yıl geçti.Herkes acısıyla baş başa kaldı…
Anma törenlerinde “devlet erkânı” önceki yıllardaki gibi konuşmalar yapıyor.
Depremden sonra komşusuna,akrabalarına sığınan,konteynırlarda,çadırlarda ve kiralık evlerde yardımlarla yaşama tutunmaya çalışıyor depremzedeler..
Hala barınma, altyapı, beslenme, istihdam,ve eğitim sorunları çözülmüş değil.
Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye, Şanlıurfa.Depremden etkilenen 11 ilimizde 14 milyona yakın insanın üç yılda neler yaşadığını ancak yaşayan bilir.
Hele bir düşünün,barınma, işsizlik, yoksulluk, gibi sorunları ne kadar çözülebildi…




Bir yanıt yazın