Türkiye A milli futbol takımının İspanya karşısında aldığı 6-0 lık yenilgi, yalnızca sportif bir başarısızlık olarak görülmemelidir.
Bu sonuç, gelişmiş ülkelerin ‘neden’ sporda bizden daha başarılı olduğuna dair yapısal gerçekleri hatırlatmaktadır.
Araştırmalar göstermektedir ki; sporda başarı asla tesadüf değil. Erken yaşta yetenek keşfi, bilimsel testler, sistematik eğitim programları ve devlet politikaları ile mümkündür.
Yetenek elbette sporcunun gelişiminde temel unsurdur. Ancak bu yetenek, doğru zamanda keşfedilmez ve uygun şekilde yönlendirilmezse potansiyel olarak kalmaya mahkumdur.
AVRUPANIN UYGULADIĞI MODELLER
Almanya, Hollanda, İsviçre ve Avusturya gibi ülkeler, çocukların hareket becerilerini erken yaşta değerlendiren MOBAK (Temel Motor Yeterlilikleri) testlerini uygulamaktadır. Bu testler 04-11 yaş arası çocukların motorik gelişmelerini düzenli aralıklarla ölçmekte, koordinasyon, dayanıklılık, esneklik ve kuvvet gibi temel parametreleri bilimsel yöntemlerle değerlendirmektedir.
Sonuç olarak; hangi çocuğun, hangi spora daha yatkın olduğu belirlenmekte ve uygun branşa yönlendirilme yapılmaktadır.
Bu yaklaşım yalnızca elit sporcu yetiştirmeyi değil, aynı zamanda toplum genelinde fiziksel aktivite bilincini artırmayı da hedeflemektedir. Böylece spor, bireysel başarıların ötesinde bir halk sağlığı ve gençlerin kötü alışkanlıklardan uzak kalması meselesi olarak da ele alınmaktadır.
TÜRKİYE’DEKİ MEVCUT DURUM
Türkiye’de ise sportif yetenek taraması, yalnızca ilkokul 3. Sınıf öğrencilerine uygulanmakta ve kapsam bakımından ‘sınırlı’ kalmaktadır.
Gençlik ve Spor Bakanlığı verilerine göre, 2017-2024 arasında yaklaşık 9.1 milyon öğrenci 3. Sınıfa devam etmiş, ancak bunların yalnızca 4.4 milyonu taramadan geçmiş, 103 bini spor branşlarına yönlendirilmiştir.
Bu rakamlar erken çocukluk döneminde (0-6 yaş) gelişimin en kritik evresinin göz ardı edildiğini göstermektedir.
Mesele spora ‘bilimsel’ yaklaşmaktan geçmektedir.




Bir yanıt yazın