ABD’nin borç dağı büyümeye devam ediyor ve Washington, devlet tahvilleri için umutsuzca alıcı arıyor. Son çözüm, bankaların ve reel ekonominin zararına olacak şekilde, bir hayalden ibaret olabilir.

1) ABD’nin borç dağı 37 trilyon doları aştı, alıcılar aranıyor.
2)Stabil kripto paraların devlet tahvillerine olan talebi artırması bekleniyor.
3)Risk: Daha az banka kredisi, daha zayıf reel ekonomi.
Amerika Birleşik Devletleri, 37 trilyon doları aşan devasa bir borç dağının üzerinde oturuyor ve Hazine Bakanlığı, devlet tahvillerine olan talebi canlandırmanın yollarını umutsuzca arıyor. Başkan Donald Trump, çözümü ABD dolarına endeksli dijital token’lar olan stablecoin’lerde görüyor. Bu yaklaşım ters tepebilir.
“GENIUS Yasası” olarak adlandırılan yasanın yürürlüğe girmesinden bu yana, Tether ve Circle gibi stablecoin ihraççılarının, coin’lerini ABD Hazine Bonoları gibi likit varlıklarla desteklemeleri zorunlu hale geldi. Milyarlarca yeni token’ın, milyarlarca dolarlık devlet tahvillerine olan talebi artırması umuluyor. Hazine Bakanı Scott Bessent, bunun herkes için “kazan-kazan-kazan durumu” olduğunu söyledi.
Ancak gerçekler iç karartıcı. Günümüzde, stablecoin ihraç edenler yaklaşık 125 milyar dolar değerinde Hazine bonosu tutuyor; bu da toplam pazarın yüzde ikisinden bile az. Buna karşılık, sigorta şirketleri bunun beş katı, fon yöneticileri ise 4,5 trilyon dolar, hatta 36 katı kadar tutuyor. Bazı analistlerin iyimser tahminlerine göre, stablecoin pazarı 2028 yılına kadar 2 trilyon dolara ulaşsa bile, etkisi yönetilebilir düzeyde kalacak.
Daha da ciddi olanı, bu “yeni talebin” fiyatı. Stablecoin’lere akan her ABD doları bir yerden geliyor. Öncelikle banka mevduatlarından. Bankalar mevduatlarını devlet tahvilleri satın almak ve şirketlere kredi vermek için kullanırken, stablecoin ihraç edenlerin yalnızca Hazine bonoları veya eşdeğer varlıkları tutmalarına izin veriliyor. Dolayısıyla, banka mevduatlarının bir kısmı stablecoin’lere aktığında, bu fonlar artık bankaların kredi olarak kullanamayacağı bir konuma geliyor.
Bu, kısa vadeli hazine bonolarına olan talebin artması, ancak reel ekonomi için daha az kredi arzı anlamına geliyor. Kansas City Federal Rezerv Bankası’nın hesaplamalarına göre, banka mevduatlarından stablecoin’lere 1 dolarlık bir çıkış, Hazine bonolarında 30 sent daha fazla, banka kredilerinde ise 50 sent daha az getiri sağlıyor.
Dijital dolar token’larının Çin veya Japonya gibi geleneksel alacaklıların yerini alacağı umudu bu nedenle yanıltıcı. Tether, 2024’te en büyük Hazine bonoları alıcıları arasında yedinci sırada yer alırken, Pekin ve Tokyo satış yapmış olsa da, yerine geçecek olan hala asimetrik: Washington kısa vadede yeni alıcılar bulabilir, ancak aynı zamanda ülke içindeki kredi büyümesinin temelini aşındırabilir.
Saf yaklaşım (çocukça) , borç finansmanındaki kısa vadeli likiditeyi sürdürülebilir istikrarla karıştırmaktır. Stablecoin’ler hazine bonosu piyasasında ek bir faktör olabilir, ancak büyük stratejik yatırımcıların yerini almazlar. Reel ekonomi ise önemli bir kredi finansmanı kaynağını kaybediyor. Hükümet, ülke şirketlerinin aleyhine kendi kendini finanse ediyor. Bu durum uzun vadede iyi sonuçlanmayabilir.
ABD hükümetinin maliyesinin stablecoin’ler aracılığıyla iyileştirilebileceğine inanan herkes, gerçeklik testinden geçmesi pek olası olmayan bir umuda tutunuyor ve çok kısa vadeli düşünüyor. Talep başlangıçta artabilir, ancak yan etkileri önemlidir. Washington, kısa vadede kendi borcunu daha kolay yatırabilmek için ekonomisinin kredi temelini zayıflatma riskini alıyor.
Not: Eğer böyle devam ederse; yakında Türkler Amerika’yı satın alıp bölecek! :))




Bir yanıt yazın