Türkiye-Rusya-Çin (TRÇ) İttifakı?!

Okuma Süresi:

4–6 dakika
😊

ABD/İsrail-İran Savaşı’ndaki belirsizliklerin kapsamı genişlerken TRÇ yeniden tedavüle girdi. TRÇ, bir ittifak girişimi ise kime karşı, hangi hedeflere yönelik olduğu ve ittifakın konusu bilinmemektedir. Stratejik işbirliği ise kapsamı, boyutları ve anlamı muğlaktır. Dolayısıyla bu girişimde inisiyatif ekonomik ve askeri bakımdan önde olan Rusya ve Çin’e bırakılmıştır. Bu kapsamdaki ihtimallerin anlamından çok ekonomik, siyasi, askeri çarpıklıklar listesi dahi yazının boyutlarını aşar.

Normal şartlarda her ülkeyle iyi geçinmek, sömürüye konu olmadan diğer devletlerle işbirliği yapmak, dış politikanın gereğidir. Çin ve Rusya ise küresel güçler olup bunlarla birçok alanda işbirliği ve gerekli konularda eşitlik temelli ilişkiler zorunludur. Fakat Türkiye’nin Çin ve Rusya’yla ilişkileri birçok alanda tek taraflı bağımlılık, hatta teslimiyet aşamasına gelmiştir. Mevcut ve muhtemel risklere karşı bu gidişten dönüş elzemdir. Daha fazla teslimiyet, daha fazla bağımlılık ise son derece tehlikelidir.

İttifakların çeşitleri ve kuruluş amaçlarıyla ilgili örnekler ve teoriler konusunda oldukça zengin literatür bulunmaktadır. Muhtemel ABD-İsrail saldırısına karşı TRÇ ittifakının gerekli olduğu tezi, küresel ilişkiler ve jeopolitik şartlarla bağdaşmamaktadır. En azından ABD-Çin’in üretim, pazarlama ve ticarette göbekten bağlılıklarından habersiz olmak demektir. Beyaz Saray’ın Zelensky’ye Rusya’nın işgal ettiği Ukrayna topraklarını ve NATO üyeliğini unutturmaya çalıştığını bilmemek demektir. Öte yandan İran’a saldırılara en güçlü tepkinin AB ve NATO üyelerinden geldiğinin de farkına varılmadığı sonucu çıkmaktadır.

NATO üyesi Türkiye’nin, NATO’nun patronu ABD ve Siyonist lobinin tuzaklarına karşı Rusya-Çin ile ittifakı, bu aktörlerin ilişkilerine bakıldığında havada kalmaktadır. Bolşevik devriminden, Mao ihtilalinden ve İsrail’in kuruluşundan günümüze, küresel Siyonizm kapsamındaki dayanışma ve işbirliği günümüzde de devam etmektedir.

TRÇ ile birlikte Türkiye’nin NATO’dan çıkması lüzumu farklı çevrelerde daha yoğun bir şekilde dillendirilmektedir. Konuyla ilgili bilgi veya muhakeme sorunlarını, başta Siyonist lobi olmak üzere küresel güç odaklarının muhtemel komplolarını bir tarafa bırakarak şu gerçekleri paylaşmamız gerek:

Öncelikle her ne kadar NATO’nun patronu olsa da “ABD eşittir NATO” mantığının gerek kuruluş sözleşmesi gerekse yaşanan örneklerde olduğu gibi geçerliliği bulunmamaktadır. Trump’ın örgüt üyelerine yönelik hezeyanlarına karşı üyelerden, hatta ABD’deki siyasi veya toplumsal güç odaklarından verilen cevaplar tatminkârdır. NATO’nun bu savaşa destek vermesi için ABD’nin saldırıya uğraması ve örgütün yetkili birimlerinden karar çıkması gerekmekteydi.

Diğer bazı NATO üyelerinin de Türkiye’nin toprak bütünlüğünü hedef alan politikaları malumdur. Buna karşın NATO üyeliği, Türkiye’nin son derece önemli güvencesi durumundadır. Çünkü NATO’dan karar çıkması için Türkiye’nin veto etmemesi gerek. “NATO üyelerinden korunmak için NATO üyeliği” tutarlı ve gerekli bir stratejidir. Belirtmek gerekir ki başta terör örgütleri ve ekonomik kuşatılmışlık olmak üzere Türkiye’yi hedef alan terör örgütlerine destek konusunda ve Türkiye karşıtı stratejilerde Rusya ve Çin, ABD’den geri kalmamaktadır. S-400 alınması konusunda ABD’nin itirazlarına ve yaptırımlarını karşın NATO Genel Sekreterinin Türkiye’nin istediği ülkeden savunma sistemi alabileceği beyanatını da hatırlayalım.

Son gelişmeler üzerine NATO’nun geleceğinde tereddütler olsa da Türkiye’nin üyeliği en fazla İsrail’i, GKRY’ni, Yunanistan’ı rahatsız etmektedir. NATO’dan çıkma durumunda veya NATO’nun fesih sürecine Moskova-Pekin güzergahında dolaşırken Avrupa’nın yeni bir savunma örgütü aşamasında GKRY ve İsrail’in üyeliği gündeme gelecektir. Dönem şartları dikkate alındığında batı savunma örgütüne yeniden dönüş mümkün değildir. Bu gerçekler ışığında NATO karşıtlığını, bilgi veya muhakeme kusuruyla açıklamakta dahi zorlanmaktayız. Küresel güçlerin ihanet kumpasına destek faaliyetleri ağır basmaktadır. TRÇ ittifakı arayışı bir bakıma büyük güçlere karşı Almanya yanında I. Dünya Savaşı’na girmeye benzemektedir.

Avrupa’nın Rusya karşısından Türkiye’ye mecbur olduğu iddiası birçok bakımdan abartılıdır. Her ne kadar başarı için asker postalının toprağa değmesi gerekse de günümüz savaşlarının önemli kısmı hava savunma/saldırı ve dijital teknolojilere dayanmaktadır. Yeni nesil savaş uçakları ve savunma sistemleri bakımından ABD olmadan dahi Avrupa, Türkiye’nin oldukça ilerisindedir. Sadece asker sayısıyla Avrupa’nın jandarmalığına soyunmamız çağdışı kalmaktadır. Türkiye’nin eşsiz ve benzersiz jeopolitik kıymeti de bu açığı kapatacak nitelikte değildir. Esasen bu kıymet, TRÇ gibi yanlış stratejilerle felaket sebebi olabilecektir.

Onbinlerce şehidimizin katili örgütün, organik bağlara rağmen ABD tarafından teröristliği tescil edildiği halde Moskova’da temsilciliği bulunmaktadır. Rusya’ya enerji bağımlılığı, nükleer santralle kritik oranın üzerine çıkacaktır. Muhtemel stratejilerde büyük risk teşkil edecektir. Benzeri olmayan yap-işlet-sahiplen usulüyle Rusya’ya havale edilen bu santraller ile dünyanın en pahalı/riskli elektrik enerjisini kullananlardan olacağız.

Doğu Türkistan’da ileri teknolojinin de kullanıldığı, en uzun süreli ve kapsamlı soykırımı uygulayan Çin ile Türkiye’nin ticaret/yatırım ilişkileri, Türk sanayii, tarımı, madenciliği, dijital gelişimi dahil birçok sektörü bitirme/boğma aşamasına getirmiştir. Esasen binlerce fabrika kapanırken birçok sektör yok olmuştur. Daha kapsamlı ilişki demek Türkiye aleyhine mevcut altyapı üzerinden son fabrikaları, madenleri, üretim alanlarını Çinli firmalara, mühendislere, işçilere teslim etmek demektir. Anadolu’nun birçok köşesinde kendi insanımız, hatta mühendislerimiz işsiz beklerken sahadaki Çinli sayısı her geçen gün artmaktadır.

TRÇ konusundaki temasların sonucunu görmek için diktatörler kulübü sayılan ŞİÖ’ye üyelik sürecinde yaşananları da hatırlamak gerek: ŞİÖ’de Türkiye’ye diyalog ortağı statüsü verilmiş, 2017’de enerji kulübü dönem başkanlığına kabul edilmiştir. Ancak bu başkanlık statüsü altında bir milimlik faaliyet veya fayda bilinmemektedir. Bununla beraber Çin ve Rusya’nın başı çektiği ŞİÖ’deki bu statü karşılığında neler verdiğimizi anlamak için ekonomimizi/üretimimizi bitiren dış ticaret açıklarına bakmak gerek.

Rusya ve Çin arasındaki işbirliği, ABD karşısında taktik dayanışma olup aradaki çelişkiler çok daha derin ve orta vadede çatışma sebebidir. Çin, Moskova merkezli örgütler olan Avrasya Ekonomik Birliği ve KGAÖ’ne yaklaşmamaktadır. TRÇ ile bu çatışmayı da Türkiye’nin önleyebileceğini düşünmek komedi senaryosu olabilir.

Eksen kayması olarak da dillendirilen Türkiye’nin batı karşıtı yeni strateji arayışları, hatta uluslarası sistemi yönlendirme söylemleri, risk koleksiyonları ötesinde macera arayışı, daha saygın ifadeyle gündem değiştirme aracı olabilir. Belirtmek gerekir ki bölgesel ve küresel politikalarda söz sahibi olmak, öncelikle ekonomik güçle ilişkilidir. Mevcut ekonomik ve finansal çıkmaz, aynı zamanda sosyo-ekonomik şartlar, öncelikle statükoyu korumayı, AB üyelik sürecini doğru yönetmeyi gerektirmektedir. Bitmesi ümit edilmeyen bu süreç dahi ekonominin ayakta kalmasının önemli payandasıdır. AB üyesi devletler, Türkiye’nin dış ticaret fazlası verenlerdir. Orta Koridor söylemleriyle AB pazarı da Çin’e bırakılmadığı sürece.

Doğru bir strateji olduğu varsayıldığında TRÇ’yle istenen hedefe ulşamak, büyük güç gerektirmektedir. Askeri ve ekonomik kapasite, bu alanda önceliği oluşturmaktadır. Halbuki Çin ile mevcut ilişkiler dahi ekonomik gücü, özellikle de üretimi bitirme noktasına getirmiştir. Daha derin ilişki daha derin açık ve finansal/ekonomik tükenmişlik demektir. Blöf yapmak için dahi bin yıldır aynı coğrafyayı paylaştığımız batı ittifaklarına arkayı dönüp Rusya ve Çin’e yönelmek diplomatik bakımdan riskli ve tehlikeli olduğu kadar siyasi belrsizlik demektir ki bunun her alanda olumsuz sonuçları olacaktır.


Turkish Forum AI Soruyor

🤔 Tartışmaya Katılın

Türkiye'nin Çin ve Rusya ile ilişkilerindeki tek taraflı bağımlılığın riskleri nelerdir?


Fikrinizi Paylaşın


Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Vildan Kale avatarı
    Vildan Kale

    Türkiyenin artık toz pembe gözlüklerini , çıkartmaları lağzım.Türkiye’ son zamanlarda oraya buraya bağımlılığa iyi alıştı.

    Bizin köydeki Eşek bile, bizim bu halimize gülüyor.

    Türkiye, kendinden başka hiç bir dostu olmadığını çok iyi biliyor.

    Buna rağmen kendi bağımsı
    ızlığını tehlike ye atıyor.

    Türkiye, Beceriksiz, eğitimsiz, doğru dürüst ingilizce bile bilmeyen adamlarını ,bu çakalların yanına gönderiyor.

    Neden kendimiz pamuk, keten vs fabrikalarını tekrar kurmuyoruz?

    Kendi yağımız ile kavrulmuyoruz.!?
    Kendimiz kendi enerjimizi üretebiliriz.

    Neden bu son yıllarda bu kadar tembelleştik? Bu tembellik depresyonundan bizi kim kurtaracak?
    Çin mi? Rusya’ mı?

    Lan kardeşlerim, aklınızı başınıza alın, artık kolları sıvayıp kendi işinizi kendiniz yapmya başlayın.

    Yüzyıllar önce Türklerin demir sanatı bugün gelişmiş endüstri ülkeleri ile aynı ayarda idi..

    Bizim, Amerikanın, Çin’ in , Rusyanın onun bunun yanında işi yok, dalkavukluk zamanıda değil. Türkiye gözünü aç, yoksa başkaları gözünü açar.

    Biz özgür bir millet olarak doğduk.

    Kimsenin boyunduruğu altında yaşayamayız. Her kabiliyet Türk’ de var. 10 parmağında on hüneri var.Yeterki kafayı çalıştırsın.

    1. Alihan Şen avatarı
      Alihan Şen

      Önce Türk milleti takım tutar gibi parti ve ideoloji tutma hastalığından kurtulsun.

  2. Alihan Şen avatarı
    Alihan Şen

    Rusya’nın, Çin’in, İran’ın hatta Hindistan’ın parçalanacağı günler çok yakındır. Türkiye’nin ahı tutuyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Turkish Forum AI Analiz Etti

ABD/İsrail-İran Savaşı'ndaki belirsizlikler sebebiyle Türkiye-Rusya-Çin ittifakı tekrar gündeme gelmiştir. Ancak ittifakın hedefleri ve konusu net değildir.

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar