Antalya’da turist sayısı 5 kat arttı, kaynaklar aynı kaldı…

Okuma Süresi:

3–5 dakika
❤️

Turist sayısının artması pek bir işe yaramıyor. Kaynaklar artmadıkça işin hamallığına soyunursunuz. Antalya’da turist sayısı 5 kat artmasına rağmen kaynaklar aynı, bir oynama yok. Demek ki turistin çok olması kaynakları güçlendirmiyor.
Her zaman söylediklerimizi tekrarlayalım:
Zengin ve para harcayan turiste ihtiyacımız var. Yan sektör de zenginleşmeli. Bütçeye daha fazla para girmeli.
Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Yusuf Hacısüleyman, Antalya’nın 2050 vizyonunun ortak akılla belirlendiğini belirterek, nakit para karşısında şehrin geleceğinin doğru tercihlerle planlanması gerektiğini söyledi.

Konferansı sonucu Antalya’nın 2050 yılı boyunca uzanan yol haritası şekillendirilecek ortak olacak vizyon, sürdürülebilirlik, çeşitlendirilmiş ekonomi, akıllı şehircilik ve yüksek yaşam kalitesi bölümünde tanımlandı. Vizyon çerçevesi Antalya’nın; kültür, sanat, turizm ve eğitimin başkenti, marka değerleriyle Akdeniz’in çekim merkezi, sürdürülebilir, akıllı, güvenli ve korunaklı dönüşümü tamamlamış bir şehir olması hedefleniyor.

ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman’ın ev sahipliğinde, sürdürülebilir kalkınma, hedef, ekonomik, ekonomik fiyat ve yaşam miktarının artırılması amacıyla “Antalya 2050 Vizyonu Arama Konferansı” düzenlendi. Üç gün süren konferansta, Antalya’nın gelecek 25 yıllık yön verecek stratejiler ortak akılları seçildi. Kamu, yerel yönetimler, üniversiteler, meslek ülkeleri, iş dünyası temsilcileri ve sivil toplum üyelerinin geniş katılım toplantıları konferansı ‘tarım’, ‘turizm’, ‘ticaret-sanayi’ ve ‘kentsel dönüşüm’ başlıkları altında dört ana üyelik şeklinde toplantılar yapılır. Oturumlarda, Antalya’nın nüfus artışı, göç, kaynak yönetimi, iklim değişimi, afetler, teknoloji, şehircilik, ulaşım ve ekonomik çeşitlilik gibi başlıklar bütüncül bir yaklaşımla ele alındı.

Toplantının açılış konuşmasını yapan ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, ortak noktaların insanın sağlığının sürdürülebilirliğinin olduğunu vurguladı.
“Bir Antalya istiyoruz, neyin tercihi nasıldır?” Sorularının kritik gidişatına sahip olduğunu söyleyen Hacısüleyman, bu soruların tek bir doğru cevap olmadığını, ancak tercih hakkının Antalya’da yaşayanlara ait olması gerektiğini söyledi. Hacısüleyman, “Kendi geleceğimizi yine Antalyalılar olarak biz belirlemeliyiz” dedi.

2050’ye giderken kent nasıl bir yol izlemesi yapılsın tartışılmaya başlandı Hacısüleyman,
“Daha fazla ticaret mi istiyoruz, daha fazla yapılaşma mı, yoksa tarımı, suyu ve doğayı koruyan bir Antalya mı?” tasarruf kullanıldı. Tarımın artan sıcaklıklar nedeniyle üretimde zorlandığını, turizmin ise baskısını her geçen gün daha fazla para biriktirdiğini kaydeden Hacısüleyman, kentleşmenin kültürle birlikte düşünülmemesi halinde şehrin kaynaktan kaybedileceğini söyledi.

Antalya’nın 2000 yılında yaklaşık 1 milyon 700 bin olduğunu hatırlatan Hacısüleyman, bugün bu sayının 2 milyon 700 bine ulaştığını ifade etti. Son 25 yılda 1 milyon kişiyle daha paylaşılır hale gelindiğine dikkat çeken Hacısüleyman, “Su arttı mı? Hayır. Ama kişi başına düşen kaynak azaldı” dedi.
Turizm hizmetlerine değinen Hacısüleyman, 2000 yılında Antalya’ya gelen yabancı turist sayısının yaklaşık 3,4 milyon olduğunu, bugün ise bu rakamın 17 milyonun üzerine çıktığını belirtti. Hacısüleyman, yeni bilgi birikiminin ortak olduğunu, turizmde bunun geçici olduğunu, göçte ise kalıcı bir etki oluştuğunu vurguladı.
Beş katlık artışa rağmen kaynaklarda benzer bir artış yaşanmadığını vurgulayan Hacısüleyman, kısaca şu bilgileri verdi:
“Bu yükü kaldıracak hangi kaynağımız beş kat arttı? İşte bu nedenle taşımayı sürdürmek zorundayız” diye konuştu. Antalya’nın daha ne kadar kalacağı, turisti ve yapılaşmayı kaldırabileceğinin bilimsel verilerle analiz yapılması gerekiyor. Kaynaklar artmayacak. Bu nedenle planlamayı kapasite üzerinden yapmak zorundayız.”

Son 25 yılda dijital platformların kısa sürede küresel çapta büyük değerlere ulaştığını hatırlatan Hacısüleyman, gelecek 25 yılda çok daha kalıcı bir dönüşümün yaşanacağını belirtti. Otonom araçları, dikey tarım, suyun dağıtımı ve gri su kullanımı gibi başlıkların konferansta ele alındığını söyleyen Hacısüleyman, “25 yıl sonra yine aynı sorunları mı konuşacağız, yoksa bir kısmı çözmüş mü sunacaksınız? Bu sorunun bugünden mevcut olup olmadığını”
İklim değişikliğinin artık günlük yaşamların bir gerçeği haline geldiğini vurgulayan Hacısüleyman, “Eskiden 40 yağan yağmur bugün 2 saatte yağıyor. Deprem, sel ve su krizinin insanlara doğrudan bağlantılar olduğunu belirten Hacısüleyman, Antalya’nın geleceğinin ancak bütüncül, kayıtlı ve sürdürülebilir bir planlamayla güvence belgesi alınabileceği sözlerine ekledi.
Tek bir sektöre bağımlı olmayan dengeli ekonomik yapıyla, kalite odaklı ve destinasyon çeşitliliği yüksek turizmini güçlendiren Antalya’nın; İklim göçü baskısına rağmen kırık dokusunu koruyan marka şehir yapısını pekiştirmesi öngörülüyor.

Vizyon kapsamında Antalya’nın, veriye dayalı, çalışma, yaşam ve sosyal alanlardaki parçalar uyumlu, doğayla barışık ve kendine yeten bir kalkınmanın hayata geçirilmesi amaçlanıyor. Sanayi ve ticarette teknoloji odaklı, bitkilerin bir güç haline gelmesi; Programın mantıksal olarak küresel sunumu, gelişmiş liman kapasitesi ve yatçılık ekosistemiyle yüksek katma değer ihracat yapan bir merkez olması hedefleniyor.
İklim değişimine uyumlu bir şehir projesi ise; su ve güçle akıllı yönetim, yerel üretim, değiştirilebilen enerji ve etkin tüketim yönetimiyle büyüme etkileri en aza indiren, sürdürülebilir tarım ve Ar-Ge ekosistemi oluşturulmuş, dirençli ve yaşam kalitesi yüksek bir şehir modeli öne çıkıyor. Bu dönüşümle Antalya’nın, dünyanın en yaşanabilir ilk 10 şehrinden değişmesi amaçlanıyor.

Oturumları sonunda elde edilen bilgilerle, bir alan için sunulan “Antalya 2050 Vizyonu Stratejik Yol Haritası Raporları” ile ilgili kurumlarla paylaşılacak. Belirlenen stratejiler, ATSO iş birliğinde projelere dönüştürülerek hayata geçirilecek. Konferanslarında ayrıca çıktı; iş birliği, koordinasyon ve yönetim anlayışıyla tüm ortaklarıyla birlikte çalışan, ekosistem odaklı büyüyen bir şehir modelinin hayata dair önemi vurgulandı.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar