Yazılanların Ötesinde Bir Anlam
CHP Milletvekili Özgür Özel ile belediye başkanlığı döneminde siyasi kariyerinin zirvesini yaşamış, bugünse o makamdan alınmış olan Ekrem İmamoğlu’nun Newsweek, Financial Times, The Economist ve Politico Europe gibi Atlantik merkezli yayın organlarında kaleme aldıkları yazılar, Türk siyasi tarihine düşülmüş birer utanç kaydı olarak çoktan yerini almıştır (İmamoğlu, 2023; Özel, 2023; Özel, 2024; İmamoğlu ve Özel, 2024). Bu metinler, sıradan birer köşe yazısı ya da diplomatik nezaket gösterisi değildir. Onlar, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarının, iç siyasi kaderinin ve ekonomik geleceğinin Batılı başkentlerin ve küresel finans odaklarının onayına sunulduğu birer “teslimiyet belgesi”dir.
Tam Bağımsızlık: Bölünmez Bir Bütün
Bu teslimiyetin vahametini kavramak için, önce neyin feda edildiğini netleştirmek gerekir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu felsefesi, varlığını tek bir mutlak ilkeye dayandırır: Tam bağımsızlık. Mustafa Kemal Atatürk, “Bağımsızlık benim karakterimdir” sözüyle yalnızca şahsi ahlakını değil, milletin ortak yazgısını tarif etmiştir (Kocatürk, 1999). Nutuk’un daha ilk sayfalarından itibaren, “milli sınırlar içinde tam bağımsızlık” vurgusu, Milli Mücadele’nin ve yeni devletin adeta genetik kodu olarak işlenir (Atatürk, 2006). Bu ilke, ideolojik, ekonomik, askeri ve siyasi egemenliğin asla bölünemeyeceğini, birinden verilecek en ufak tavizin diğerlerini de süratle çürüteceğini emreder. Şevket Süreyya Aydemir’in Tek Adam’da vurguladığı gibi, Atatürk’ün dış politikası, bu tam bağımsızlık ilkesinin tavizsiz bir şekilde hayata geçirilmesinden ibaretti ve her türlü vesayet girişimine karşı mutlak bir direnci esas alıyordu (Aydemir, 1963). Sadık Borak’ın Atatürk ve Tam Bağımsızlık adlı çalışması ise, bu kavramın yalnızca askeri bir zafer değil, aynı zamanda ekonomik ve siyasi bir kurtuluş programı olduğunu bütün ayrıntılarıyla ortaya koyar (Borak, 1977).
Yazıların Anatomisi: Dört Boyutlu Teslimiyet
İşte İmamoğlu ve Özel’in yazıları, bu dört boyutlu bağımsızlığa aynı anda kastetmektedir.
İdeolojik Teslimiyet: Her iki isim de yazılarında, Türkiye’nin demokrasi, hukuk devleti ve ekonomik kriz gibi en temel iç meselelerini, uluslararası kamuoyuna şikâyet eden bir üslup benimsemiştir. Bu, yalnızca siyasi bir strateji değil, bir zihniyetin dışavurumudur. “Bizi onaylayın, bize sahip çıkın, bizi kurtarın” alt metniyle örülü bu satırlar, ideolojik bağımsızlığın reddi, bir tür gönüllü vesayet talebidir. Doğan Avcıoğlu’nun Milli Kurtuluş Tarihi’nde Osmanlı’dan beri süregelen “devleti dış destekle kurtarma” hastalığının günümüzdeki yansımasıdır bu (Avcıoğlu, 1995).
Ekonomik Teslimiyet: Özellikle Financial Times’ta yayımlanan makale, Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu darboğazdan çıkış reçetesini, doğrudan küresel sermaye çevrelerine güvence vererek, onların beklentilerine uygun bir “yapısal reform” taahhüdüyle sunmaktadır (Özel, 2023). Bu, ekonomik bağımsızlığın alenen feda edilmesi, ekonominin yönetim ipuçlarının City of London ve Wall Street’e teslim edilmesinin ta kendisidir.
Siyasi Teslimiyet: İmamoğlu ve Özel, Politico Europe’daki ortak yazılarında, Türkiye muhalefetini Batı için “en iyi bahis” (the best bet) olarak konumlandırmıştır (İmamoğlu ve Özel, 2024). Bu ifade, siyasi meşruiyetin kaynağını milletten değil, Atlantik merkezlerinden devşirmeye çalışan bir anlayışın itirafıdır. Siyasi bağımsızlığın bu denli açık bir şekilde pazarlığa oturtulması, Misak-ı Milli ruhuna vurulmuş ağır bir darbedir.
Askeri Teslimiyet: Yazılarda NATO ve Batı ittifakına yapılan sorgusuz sualsiz atıflar, ittifakın Türkiye’nin ulusal çıkarlarına aykırı politikalarına dair en ufak bir eleştirel not dahi içermemektedir. Özel’in The Economist’teki “Batı Türkiye’yi şimdi terk etmemeli” çağrısı, askeri egemenliği tamamlayıcı bir unsur olarak değil, bir bağımlılık ilişkisi olarak kavrayan bir zihniyetin ürünüdür (Özel, 2024).
Bu dört başlık altında toplanan deliller, ortada bir “stratejik iletişim” değil, bizzat kendi elleriyle kaleme alınmış, imzalanmış ve dünyaya ilan edilmiş bir teslimiyet manifestosu olduğunu tartışılmaz biçimde kanıtlamaktadır.
Çelişkinin Kaynağı: Şuursuzluk ve Çaresizlik Sarmalı
Bu noktada, asıl yakıcı soruyla yüzleşmek zorunludur: Kendini “Atatürkçü ve CHP’li” olarak tanımlayan milyonlar, bu apaçık teslimiyet karşısında neden hâlâ bu isimleri desteklemeye devam etmektedir? Cevap, iki trajik kavramda saklıdır: Şuursuzluk ve çaresizlik.
Bir kısım kitle, derin bir şuursuzluk halindedir. Bu, tıbbi bir teşhis değil, Atatürk’ün Medeni Bilgiler’inde tarif ettiği “fikri hür, vicdanı hür” bireyin tam zıddı olan bir bilinç bulanıklığıdır (Atatürk, 2020). Kişi, duvarındaki Atatürk posteri ile elindeki Financial Times kupürü arasındaki devasa uçurumu ya görmemekte ya da görmek istememektedir. Zihninde bölmeler yaratarak, “Onlar öyle demek istemedi”, “Bu yazılar stratejik bir mecburiyetti” gibi kendini aldatma mekanizmalarıyla yaşamaktadır. Bu, Aykut Kansu’nun 1908 Devrimi’nde incelediği, geç Osmanlı’dan beri süregelen “kurtarıcı bekleyen kitle” psikolojisinin güncel bir tezahürüdür (Kansu, 2002).
Diğer kısım ise çaresizlik içindedir. Bu kesim, çelişkiyi ve teslimiyeti görmekte, ilkesel olarak rahatsızlık duymakta, hatta için için öfkelenmektedir. Ancak mevcut iktidarı öyle büyük ve varoluşsal bir tehdit olarak algılamaktadır ki, “başka çarem yok” diyerek ilkelerini bilerek askıya almaktadır. Oysa tam da bu noktada, Atatürk’ün hayatı bir cevap olarak önümüzde durur. Mehmet Perinçek’in Atatürk’ün Sovyetler’le Görüşmeleri’nde belgelediği gibi, Milli Mücadele yıllarında dahi emperyalist devletlerle aynı masaya oturulmuş, ancak bu oturuş asla bir teslimiyet belgesine dönüşmemiş, bilakis “mazlum milletler” bloğu içinde bir direniş diplomasisi yürütülmüştür (Perinçek, 2014). İlke, çaresizlik anında pusula olmaktan çıkarsa, geriye sadece koltuk hırsı ve kişi kültü kalır.
Sonuç ve Çağrı: Atatürk’ün Safına Dönmek
CHP’li olmak, bugün her şeyden önce Atatürk’ün safında olmayı gerektirir; Özgür Özel’in veya Ekrem İmamoğlu’nun değil. Bu iki isim, yukarıda tahlil edilen yazılarıyla, kurucu felsefenin “istiklâl-i tam” ilkesinden koptuklarını ve milletin bağımsızlık iradesini Atlantik ötesine ipotek eden bir teslimiyet çizgisine savrulduklarını bizzat belgelemişlerdir. Bu nedenle, kendini Atatürk’ün manevi mirasına bağlı hisseden her CHP’li için yapılması gereken tek şey vardır: Desteği, bu teslimiyet belgelerine imza atanlardan çekmek ve onları, bizzat Atatürk’ün sözleriyle, Nutuk’la, İstiklal Marşı’yla ve tam bağımsızlık ilkesiyle eleştirmek.
Aksi takdirde, Atatürk’ün partisi/ partilisi olma, 6 Ok’a bağlılık ve Atatürkçü olma iddası, tarihin tozlu raflarında yerini alacak içi boş bir slogana dönüşecek ve o kutsal miras, kişisel siyasi ikballer uğruna Atlantik sularında sessiz sedasız boğulacaktır. Atatürk’ün manevi mirası, hiç kimsenin seçim stratejisine ve şahsi ikbaline feda edilemez. İlke ihanete uğradıysa, saf bellidir: Atatürk’ün yanı, teslimiyet belgelerine imza atanların karşısıdır.
Kaynakça
Atatürk, Mustafa Kemal. Medeni Bilgiler ve Atatürk’ün El Yazmaları. Yay. Haz. Afet İnan, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara, 2020.
Atatürk, Mustafa Kemal. Nutuk. Yay. Haz. Zeynep Korkmaz, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara, 2006.
Avcıoğlu, Doğan. Milli Kurtuluş Tarihi 1838’den 1995’e. Tekin Yayınevi, İstanbul, 1995.
Aydemir, Şevket Süreyya. Tek Adam: Mustafa Kemal. Remzi Kitabevi, İstanbul, 1963.
Borak, Sadi. Atatürk ve Tam Bağımsızlık. Bilim Yayınları, İstanbul, 1977.
İmamoğlu, Ekrem. “A Vision for a More Democratic, Prosperous, and Resilient Türkiye”. Newsweek, 11 Eylül 2023.
İmamoğlu, Ekrem ve Özgür Özel. “Turkey’s Opposition Is the Best Bet for the West”. Politico Europe, 17 Mayıs 2024.
Kansu, Aykut. 1908 Devrimi. Çev. Ayda Erbal, İletişim Yayınları, İstanbul, 2002.
Kocatürk, Utkan. Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri. Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara, 1999.
Özel, Özgür. “The West Must Not Abandon Turkey Now”. The Economist, 19 Temmuz 2024.
Özel, Özgür. “Türkiye’s Pro-Western Turn Is an Opportunity for the West”. Financial Times, 7 Kasım 2023.
Perinçek, Mehmet. Atatürk’ün Sovyetler’le Görüşmeleri: Türk-Sovyet İlişkilerinde A’dan Z’ye Kayıtlar. Doğan Kitap, İstanbul, 2014.






Bir yanıt yazın