Türkiye’de sanat toplumun ahlakını bozuyor mu?

Okuma Süresi:

3–4 dakika
❤️

Önlem alınmalıymış.

İhraç edilen diziler diğer toplumların da dibine dinamit koyuyormuş.

Vb.

Sanat zıtlıklardan, aykırılıklardan, çelişkilerden beslenir.

Alegoriler, zıtlıklar, ambilanslar gerekir.

Yalnızca saf aşk yetmez, aşk ve kıskançlığın harmanı gerekir.

Öfke ve zevk, korku ve güven vb.

Tıpkı rom, viski, brendi yapımı gibidir.

İdeal tadı bulmak için farklı fıçılardan tadım yapılır ve uygun oranda karıştırılır.

Yoksa çok acı, çok sert, çok kokulu, çok şöyle, çok böyle olabilir.

Bizim dizilerimizde duyguların harmanı yapılırken aşırıya kaçıyorlar yalnızca.

Çok nefret, çok sevgi, aşırı korku, aşırı şiddet falan.

Bana göre de iyi bir harman değil.

Ama irkiltici, insanı odaklanmaya zorluyor.

Bu da, onları ratingleri yüksek, reklam gelirleri yüksek diziler yapıyor.

İtalya’nın tanıtım videolarında bile televizyonun dibine oturmuş, dikkatle Türk dizisini izleyen, hatta televizyonla kavga eden teyzeler gözüme ilişti.

Eskiden Brezilya dizileride böyleydi.

Ama onlar bizimkilere göre çok yavaş, çok yavan kaldı.

Ancak, genel anlamda Aşk-ı Memnu, Lolita, Romeo ve Juliet asla herşeyin yolunda, uyumlu, herkesin mutlu ve mesut olduğu eserler değildir.

Yasak, gizli, gizemli, ihanet dolu, zıt duygulanımların bir arada olması bir tür zorunluluktur.

Ahlaki kodları bugün olduğu gibi uygulasaydınız asla Lolita diye bir roman olmayacaktı.

Edebiyat eserlerinde ahlaksızlık, şiddet, namussuzluk, şerefsizlik, yalan, entrika, pusu, hile, desise, iftira, dedikodu, sözünden cayma, iki yüzlülük vb. olması bu nedenle doğaldı

Hatta aramızda kalemi kuvvetli olanlar yukarıda saydığım ya da sayamadığım her kötü ahlak örneği için ayrı ayrı ya da kombine ederek kısa hikayeler, masallar, romanlar yazabilir.

Doğada saf iyi, ya da saf kötü insan var mıdır?

Şimdi tamamıyla steril, ahlaklı, namuslu tiplemelerden oluşan bir roman, bir masal nasıl yazılır bana söyleyin.

Kırmızı başlıklı kız da kurt olmasın mı?

Pamuk Prenses’de kötü kraliçe olmasın mı?

Hansel ve Gretel’de çocukları kandırmak amacıyla şekerden yapılmış bir evde yaşayan ve çocukları pişirip yiyen bir cadı olmasın mı?

Joker (Joker), Thanos (Avengers), Hemşire Ratched (Guguk Kuşu), Hannibal Lecter (Hannibal), Jigsaw (Testere), Freddy Kruger (Elm Sokağında Kâbus), Ajan Smith olmasın mı?

Nuri Alço deyince aklıma gazoz şarkısı ve Ahu Tuğba ile canlandırdığı Kayıp Kızlar filmi aklıma geliyor.

Peki ya Erol Taş’ın kahkahası olmadan Yeşilçam ayakta kalabilir miydi?

Peki ya Türk Sinamasının kötü kadınları?

Bunlar olmadan olur muydu?

Nebahat Çehre: Tüm zamanların kötü kadını Nebahat Çehre, son performansı Aşk-ı Memnu dizisindeki Firdevs Yöreoğlu adlı karakteriyle de kötülüğün hakkını vermeye devam etmiştir. Onu kötü kadınlığı içinde her türlü kadınlık duyarlılığını barındıran, iç sızlatan bir kötülüktür.

Esra Dermancıoğlu: Fatmagül’ün Suçu Ne? adlı dizide Fatmagül’ün yengesi Mukaddes’i canlandıran Esra Dermancıoğlu, diziyi izleyenleri kendinden nefret ettirmeyi başarmıştır. Kem gözlü, kötü kadın rolünü başarıyla canlandırmış ve hakkını fazlasıyla vermiştir.

Lale Belkıs: Gerçek adı Belkıs Durmaz’dır. Yeşilçam’ın kötü kadını dendiğinde neredeyse ilk akla gelendir. Kıskanç, küstah ve çocukları sevmeyen kadın rollerini oynamıştır ancak kendisi kötü kadınları değil, güçlü kadınları canlandırdığını söylemiştir.

Suzan Avcı: Kötü karakterleri canlandırırken kötü kahkahası ile de kulaklarımızı acıtır. Vamp bir görünüşü vardır. Tam anlamıyla bir kötü kadındır; aşıkları ayırır, kızları kötü yola düşürür ve vicdansızdır.

Hikmet Gül: Neredeyse oynadığı tüm filmlerde en kötü, en kem gözlü karakter olarak ortaya çıkan Hikmet Gül, dedikodu yapmayı seven, çirkef, kokoş kadın karakterinin piridir.

Leyla Sayar: Çeşitli rollerde oynasa da kem gözlü, kötü kadın rolü üzerine oturmuş bir kadın oyuncudur. Kısa bir süre oyunculuk yaptıktan sonra kariyerine dansözlükle devam etmiştir.

Aliye Rona: Türk Sineması’nın kem gözlü kötü kadını dendiğinde herkesin ilk aklına gelen Aliye Rona’dır. Karakterleri öyle canlandırmıştır ki, kimse kötülükte eline su dökememiştir. Ne kadar başarılı bir oyuncu olduğu, birçok insanın onun bakışlarından hala korkar olmasından bellidir.

Sevda Ferdağ: Metreslik yapan, gazinolarda şarkı söyleyen, striptiz yapan, erkekleri baştan çıkaran kötü kadın Sevda Ferdağ, hem kendi hem fiziği güzel kadındır. Özellikle Şehvet Kurbanı adlı filmde tam anlamıyla efsane bir kötü kadındır.

Neriman Köksal: Türk sinemasının ilk güçlü kadın rolünü canlandıran Neriman Köksal, vamp bir kadın olarak hafızlara kazınır. Güzelliği sayesinde Afet-i Devran lakabını alırken, Fosforlu Cevriye adlı filminden sonra ise ‘Fosforlu’ lakabıyla anılmıştır. Kötü kadın diye anılsa da aslında güçlü kadın rolünü üstlenmiştir. Gerçek adı Hatice Kökçü’dür.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar