Sefa Yürükel
Son yıllarda küresel ölçekte iş gücü piyasaları önemli bir dönüşüm geçirmiş, esnek ve güvencesiz çalışma biçimleri yaygınlaşmıştır. Bu dönüşümün en belirgin sonucu, sosyal güvenceden yoksun, düzensiz ve belirsiz koşullarda çalışan bireylerin oluşturduğu yeni bir toplumsal sınıfın ortaya çıkmasıdır. Prekarya, bu güvencesiz işçi sınıfını tanımlayan bir kavram olarak literatüre girmiştir.
İngiliz ekonomist Guy Standing (2011), prekaryayı, ne geleneksel işçi sınıfına ne de orta sınıfa tam olarak dahil edilebilen, iş ve yaşam güvencesinden yoksun, sürekli bir belirsizlik içinde yaşayan bir toplumsal grup olarak tanımlar. Prekarya, esnek çalışma, taşeron sistem, dijital platform ekonomisi gibi neoliberal politikaların ürünü olarak ortaya çıkmış, bireylerin ekonomik ve sosyal haklarını zayıflatmıştır. Türkiye’de de 1980 sonrası uygulanan neoliberal politikalar ve 2000’li yıllardaki özelleştirme hamleleri, prekaryanın genişlemesine neden olmuştur.
Günümüzde prekarya sadece düşük ücretli ve güvencesiz işlerde çalışanları değil, öğrencileri ve işsiz gençleri de kapsayan bir toplumsal kategori haline gelmiştir. Öğrenciler ve genç işsizler, prekaryanın en kırılgan kesimini oluşturmaktadır. Üniversite öğrencileri, eğitim masraflarını karşılamak için genellikle düşük ücretli, yarı zamanlı ve güvencesiz işlerde çalışmak zorunda kalırken, mezun olan gençlerin büyük bir kısmı ya işsiz kalmakta ya da meslekleriyle ilgisiz, düşük gelirli işlerde istihdam edilmektedir. Türkiye’de özellikle genç işsizlik oranının yüksekliği ve eğitimli işsizlerin artması, bu grubun prekaryaya dahil olmasına neden olmuştur.
Bu yazıda, prekaryanın Türkiye’deki örgütlenme dinamikleri ve sokak eylemlerindeki rolü incelenecek, öğrenciler ve işsiz gençlerin de bu toplumsal sınıfın önemli bir parçası olduğu vurgulanacaktır.
Prekaryanın Temel Özellikleri ve Türkiye’deki Görünümü
Prekaryanın belirleyici özellikleri şunlardır:
1. İstihdamın Süreksizliği ve Güvencesizlik
• Prekaryanın en önemli özelliği, geçici ve esnek çalışma koşullarına tabi olmasıdır. Taşeron işçiler, platform çalışanları ve proje bazlı çalışan akademisyenler gibi gruplar, belirsiz sözleşmelerle çalışmakta ve uzun vadeli iş güvencesine sahip olmamaktadır.
2. Düşük Gelir ve Ekonomik Kırılganlık
• Prekaryanın bir diğer temel özelliği, gelirinin düzensiz olması ve geçinmek için genellikle birden fazla iş yapmak zorunda kalmasıdır. Türkiye’de moto-kuryeler, bağımsız çalışan yazılımcılar ve yarı zamanlı çalışan öğrenciler, serbest piyasa dinamiklerine bağlı olarak düzensiz ve düşük ücretler karşılığında çalışmaktadır.
3. Sosyal Güvenceden Yoksunluk ve Sendikasızlaşma
• Türkiye’de iş güvencesinin giderek zayıflamasıyla birlikte, prekaryanın önemli bir kısmı sosyal güvenlik haklarından mahrum bırakılmaktadır. Üniversite öğrencilerinin büyük bir kısmı sosyal güvenceden yoksun yaşamakta, genç işsizler ise işsizlik maaşı ya da devlet desteği gibi sosyal güvenlik mekanizmalarından faydalanamamaktadır.
4. Gençlerin Artan İşsizlik Oranı ve Eğitimli İşsizlik
• Türkiye’de eğitimli işsizlerin sayısındaki artış, prekaryanın genişlemesine neden olmaktadır. Üniversite mezunlarının önemli bir kısmı, kendi alanlarında iş bulamamakta ve güvencesiz sektörlerde çalışmak zorunda kalmaktadır. Özellikle sosyal bilimler mezunları, akademik prekarya içinde yer almakta ya da freelance çalışarak geçinmeye çalışmaktadır (Yalman & Akçay, 2020).
Prekaryanın Türkiye’deki Örgütlenme Biçimleri
Prekarya, klasik işçi hareketlerinden farklı örgütlenme biçimleri geliştirmiştir. Türkiye’de prekaryanın en yaygın örgütlenme pratikleri şunlardır:
- Dijital Ağlar Üzerinden Örgütlenme
Özellikle gençler ve dijital platform çalışanları, Instagram, Twitter ve Telegram gibi sosyal medya araçlarını kullanarak kolektif eylemler düzenlemektedir. Üniversite öğrencileri, akademisyenler ve freelance çalışanlar, bu platformlar aracılığıyla işçi hakları ve öğrenci hakları konusunda dayanışma sağlamaktadır.
- Bağımsız İşçi Hareketleri ve Dayanışma Ağları
Prekarya, geleneksel sendikal mücadelelerden farklı olarak, esnek ve yatay örgütlenmeler kurarak mücadele etmektedir. Örneğin, Getir ve Trendyol kurye grevleri, bu tür bağımsız işçi dayanışmalarının başarılı örnekleridir (Köse & Yalman, 2022).
- Üniversite ve Akademik Direnişler
Akademik prekarya, özellikle Boğaziçi Üniversitesi direnişlerinde ve güvencesiz akademisyenlerin yürüttüğü mücadelelerde kendini göstermiştir. Öğrenciler ve akademisyenler, kayyum rektör atamalarına karşı ortak eylemler düzenleyerek dayanışma ağları oluşturmuştur (Öztürk, 2021).
Türkiye’de Prekaryanın Sokak Eylemlerindeki Rolü
Türkiye’de prekarya, Gezi Parkı protestoları, moto-kurye grevleri, Boğaziçi direnişi ve bağımsız işçi hareketleri gibi eylemlerde önemli bir aktör olmuştur.
• Gezi Parkı Eylemleri (2013):
• Prekarya, Gezi Parkı sürecinde, güvencesiz akademisyenler, öğrenciler, freelance çalışanlar ve işsiz gençler aracılığıyla aktif rol almıştır (Tugal, 2013).
• Platform İşçileri ve Moto-Kurye Grevleri (2021-2023):
• Getir ve Trendyol kuryeleri, düşük ücret ve kötü çalışma koşullarına karşı sokak eylemleri düzenlemiştir (Köroğlu & Şahin, 2023).
• Boğaziçi Üniversitesi Direnişi (2021-2022):
• Güvencesiz akademisyenler ve öğrenciler, kayyum rektör atamalarına karşı mücadelede ortak bir dayanışma ağı oluşturmuştur (Öztürk, 2021).
Sonuç
Türkiye’de prekarya, giderek daha belirgin bir toplumsal sınıf haline gelmekte ve yeni örgütlenme biçimleriyle mücadele etmektedir. Öğrenciler ve işsiz gençler, prekaryanın en kırılgan kesimini oluşturmaktadır ve bu gruplar sokak eylemlerinde aktif rol üstlenmektedir. Dijital medya araçlarının etkin kullanımı ve esnek dayanışma ağları, prekaryanın eylemlerini şekillendiren temel faktörlerdir.
Prekaryanın kolektif mücadele kapasitesi, dijital örgütlenme biçimlerinin gelişimiyle doğrudan bağlantılıdır. Türkiye’de prekaryanın gelecekte nasıl bir dönüşüm geçireceği, toplumsal hareketlerin başarısına bağlı olacaktır.
Kaynakça
• Akçay, Ü. & Yalman, G. (2020). Neoliberalizm, Prekaryalaşma ve Türkiye’de Emek Piyasaları. İstanbul: NotaBene Yayınları.
• Atılgan, G. (2018). “Neoliberalizmin Türkiye’de İşçi Sınıfı Üzerindeki Etkileri: Prekaryanın Yükselişi.” Toplum ve Bilim, 144, 78-102.
• Bauman, Z. (2001). Modernlik ve Holocaust. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.
• Bourdieu, P. (1998). Prekaryanın Yükselişi ve Toplumsal Dışlanma Mekanizmaları. Londra: Polity Press.
• Çelik, A. (2019). “Türkiye’de İşçi Sınıfının Değişen Yapısı: Esnekleşme, Taşeronlaşma ve Sendikasızlaşma.” Çalışma ve Toplum Dergisi, 62(3), 42-67.
• Doğan, M. (2022). Türkiye’de Güvencesiz Çalışma Biçimleri: Akademik Prekarya ve Üniversite Öğrencileri Üzerine Bir Araştırma. Ankara: Dipnot Yayınları.
• Foucault, M. (2008). Biyopolitika ve Neoliberalizm. İstanbul: İletişim Yayınları.
• Hardt, M. & Negri, A. (2004). İmparatorluk. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.
• Harvey, D. (2005). Yeni Emperyalizm. İstanbul: Metis Yayınları.
• İçduygu, A. (2019). “Türkiye’de Genç İşsizlik Sorunu ve Yeni Nesil İşçi Hareketleri.” Sosyoloji Araştırmaları Dergisi, 21(2), 125-143.
• Jessop, B. (2013). Neoliberalizm, Hegemonya ve Prekarya. Cambridge: Polity Press.
• Kanat, S. (2021). “Türkiye’de Üniversite Mezunlarının İşsizlik Sorunu: Eğitimli Prekaryanın Artışı.” Eğitim ve Toplum Dergisi, 15(4), 85-107.
• Köse, A. H. & Yalman, G. (2022). Türkiye’de Prekaryanın Direniş Pratikleri: Moto-Kurye Grevlerinden Üniversite Direnişlerine. İstanbul: Yordam Kitap.
• Köroğlu, T. & Şahin, D. (2023). “Getir ve Trendyol Kuryelerinin Mücadelesi: Dijital Platform İşçilerinin Prekaryalaşması ve Direniş Stratejileri.” Çalışma Hayatı Dergisi, 11(1), 50-73.
• Öztürk, M. (2021). Akademik Özgürlükler ve Güvencesizleşme: Boğaziçi Üniversitesi Direnişi Üzerine Bir İnceleme. Ankara: Phoenix Yayınları.
• Sennett, R. (1998). Karakter Aşınması: Yeni Kapitalizmde İşin Kişilik Üzerindeki Etkileri. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.
• Standing, G. (2011). The Precariat: The New Dangerous Class. London: Bloomsbury Academic.
• Tugal, C. (2013). “Gezi Parkı Hareketi ve Türkiye’de Yeni Toplumsal Hareketler.” New Left Review, 82, 45-63.
• Yıldırım, E. (2020). “Prekaryanın Siyasal Potansiyeli: Türkiye’de Öğrenci Hareketleri ve İşsiz Gençler.” Toplum ve Demokrasi Dergisi, 14(1), 90-112.




Bir yanıt yazın