Sefa Yürükel
Sayın vatandaşlar, özgürlüğün dibine vurduğumuz şu güzel günlerde, sizlere yepyeni bir rejimin müjdesini vermekten gurur duyuyoruz:
Türkiye Ruhsatlı Gülme, İzinli Düşünme, Kontrollü İfade Cumhuriyeti!
Evet, yanlış duymadınız. Artık bu ülkede kahkahanın da bir prosedürü, düşüncenin de bir izin belgesi, ifadenin de bir onay mekanizması var. Gülmek istiyorsanız önce başvurun, düşünmek istiyorsanız dilekçe verin, ifade etmek istiyorsanız sıraya girin. Sistem sizin iyiliğinizi düşünüyor; çünkü kontrolsüz kahkaha toplumsal huzuru bozabilir, izinsiz düşünce kafaları karıştırabilir, ruhsatsız ifade ise tam bir kaos yaratabilir!
YENİ KURUMLAR, YENİ GENELGELER, YENİ YASAKLAR:
Sabah Resmî Gazete’yi açtık, gözlerimize inanamadık. Kurumlar sıralanmış:
· Gülme Düzenleme ve Denetleme Kurumu (GÜDÜK): Kahkaha atarken desibel sınırını aşanları, yanlış zamanda gülenleri, gülerken düşünenleri anında tespit eden bir birim. GÜDÜK Başkanı ilk açıklamasında net: “Vatandaş gülebilir ama kontrolsüz gülemez. Kahkaha, kamu malıdır, izne tabidir.”
· Düşünce İzin ve Lisanslama Ofisi (DİLO): Düşünmeden önce başvuru şart. Hangi konuda düşüneceksiniz, kaç dakika düşüneceksiniz, düşünce sonucu nereye varacaksınız, hepsini formda belirtmeniz gerekiyor. DİLO yetkilisi uyarıyor: “Boş düşünmek yasaktır. Dolu düşünecekseniz de içeriğini biz belirleriz.”
· İfade Kontrol ve Sansür Merkezi (İKOS): Ağzınızdan çıkacak her kelimenin ön onaydan geçtiği, esprilerin bile damgalandığı yepyeni bir birim. İKOS Müdürü basın toplantısında gururla açıklıyor: “Vatandaşımız artık ne söyleyeceğini düşünmek zorunda değil. Biz onun yerine düşünüyor, onun yerine konuşuyor, onun yerine susuyoruz. Ne güzel değil mi?”
MİZAHÇILARA ÖZEL PAKET: “GÜLDÜRME RUHSATI”
Ve işin en trajikomik yanı: Komedyenler Tuba Ulu ve Deniz Göktaş, bu yeni düzenin ilk kurbanları olarak sanık sandalyesinde. Suçları ne mi? Ruhsatsız güldürmek! Evet, bildiğiniz güldürme suçu. Üstelik ağırlaştırıcı sebep de var: Gülerken düşündürmek!
Savcının iddianamesinden bir bölüm okuyalım:
“Şüpheliler, sahnede yaptıkları esprilerle vatandaşın kontrolsüz şekilde gülmesine ve akabinde düşünmesine sebebiyet vermiştir. Bu durum, kamu düzenini tehlikeye atmış, otoriteye karşı sorgulayıcı bakış açısı oluşturmuştur. Şüphelilerin güldürme ruhsatı olmadığı gibi, güldürürken düşündürmeme taahhütnamesi de imzalamadıkları tespit edilmiştir. Cezaları en ağır şekilde verilmelidir.”
Duyan da komedyenleri silahlı terör örgütü kurmakla yargılıyor sanır. Oysa ortada iki tane cesur insan var; mikrofonu ellerine alıp bu karanlık düzene inat, kahkaha atıyorlar. Ve işte bu, iktidarın en tahammül edemediği şey. Çünkü biliyorlar: Kahkaha özgürleştirir, özgürlük sorgulatır, sorgulamak ise bu ruhsatlı kölelik düzenini temelinden sarsar!
SOKAKLARA TABELALAR ASILDI BİLE:
Şehrin dört bir yanında yeni tabelalar boy göstermeye başladı:
· “Bu Bölgede Gülmek İzne Tabidir. Başvuru İçin www.guduk.gov.tr”
· “Dikkat! Kontrolsüz Düşünce Tespit Edilirse En Yakın DİLO Yetkilisine Bildiriniz.”
· “Espri Yapmadan Önce İKOS Onayı Alınız. Onaysız Espri Suçtur.”
· “Gülerken Düşündüğünüzü Fark Ederseniz Derhal Durun ve Kendinizi İhbar Edin.”
Bir vatandaş sokağa çıkıyor, ağzını açıp bir şey söylemeye kalkıyor, yanındaki hemen uyarıyor: “Sus! Önce dilekçe ver, izin al, sonra konuş. Burası ruhsatlı ifade cumhuriyeti!”
SİSTEMİN ÖZETİ: SUS, GÜLME, DÜŞÜNME, SORGULAMA!
Bu düzenin istediği vatandaş modeli şudur: Sabah kalk, ruhsatlı gül, izinli düşün, kontrollü ifade et, akşam olunca da sorgulamadan uyu. Senden istenen budur. Ne eksik ne fazla.
Ama bu milletin içinde öyle insanlar var ki, onlar bu karanlığa boyun eğmiyor. Tuba Ulu ve Deniz Göktaş işte o insanlardan. Onlar, ruhsatsız güldürüyor, izinsiz düşündürüyor, kontrolsüz ifade ediyor. Ve bu yüzden sanık sandalyesindeler. Ama bilin ki asıl sanık, o sandalyeye oturtulması gereken, mizahı zincire vuran, sanatı boğazlayan, düşünceyi yasaklayan bu karanlık zihniyettir.
VE SON SÖZ:
Ey iktidar! Sen istediğin kadar GÜDÜK kur, DİLO aç, İKOS’la sansürle! Şunu aklına kazı: Mizah zincire vurulamaz, kahkaha yasaklanamaz, düşünce hapsedilemez! Tuba ve Deniz sahnede her mikrofonu ellerine aldıklarında, senin o koca koca binalarında oturan GÜDÜK’lerin, DİLO’ların, İKOS’ların titriyor. Biliyor musun neden? Çünkü kahkaha, karanlığın en büyük düşmanıdır. Ve sen, ne yaparsan yap, güneşi balçıkla sıvayamazsın!
Ruhsatlı gülme cumhuriyetinde, ruhsatsız kahkaha atanların davasıdır bu! Ve bu dava, er ya da geç, gülmenin özgür olduğu bir ülkede sonuçlanacaktır.
O gün gelene kadar: Gülmeye, düşünmeye, ifade etmeye devam! Hem de hiçbir ruhsat almadan, hiçbir izin beklemeden, hiçbir GÜDÜK’e boyun eğmeden!



Bir yanıt yazın