İRAN TÜRKLERİ – 33

Okuma Süresi:

3–4 dakika
❤️

İran, Büyük Britanya ile Rusya devletleri arasında kalmıştır. Bu durumu Lord Curzon şöyle ifade etmektedir: “İran’ın haricî siyaseti; hemen kâmilen onun yekdiğerine rakip Büyük Britanya ve Rusya devletleriyle münasebetinden ibarettir.” (Curzon 1927: 142).

Birinci Dünya Savaşı başladığında İran tarafsızlığını resmen ilan eder. Fakat kuzey tarafı Ruslar, güney tarafı ise İngilizlerin işgaline uğrar. Osmanlı Türk orduları ise pek çok cephede savaştığı gibi Muhammere ve Huzistan bölgesinde işgal güçlerine karşı da savaşır. İran Türkleri, Türk Ordusu ve Osmanlı Devleti lehine gösteriler yapıp İngilizleri protesto ederler. Azerbaycan’da gönüllü askerî birlikler oluşturulur. Kaşkay ve Baharlu Türkleri İngilizlere karşı şiddetli saldırılar yaparlar. Gilan’da üç büyük askerî birlik kurulur. Bu askerî birliklerden biri İsmail Han Mücahit’in komutasında Astara ve Muğan cephesine; ikinci birlik Mirza Küçük
Han liderliğinde Reşt ve Talış cephesine; üçüncü birlik ise Cevat Han Tünekabunî ve Dr. Haşmet Taligî liderliğinde Rankuh ve Lahican cephesine gönderilir.

Böylece bütün İran Türkleri Osmanlı Devleti’nin yanında yer alır. Mirza Küçük Han’nın komutasındaki birlik ile Kaşkaylar Rus ve İngilizlere büyük kayıplar verdirirler.

Mirza Küçük Han, Gilan, Zencan ve Gürgan Türkmenlerini yanında toplayarak “Cengel” örgütünü kurar ve Birinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar Osmanlı Türk ordularının yanında Ruslara ve İngilizlere karşı savaşır. Birinci Dünya Savaşı boyunca Kaşkay Türklerinin güneyden ülkeyi işgal eden İngilizlere karşı büyük
mücadele verdikleri görülmektedir. Ünlü Kaşkay İlhanı Savlet-üd Devle’nin önderliğinde Kaşkay Türkleri İngilizlere ve onların yerli işbirlikçilerine büyük kayıplar verdirmişlerdir. İngiliz Generali Sir Percy Sykes’in yazdığına göre Basra Körfezi sahillerini, Bender Abbas’tan Kirman ve Yezd’e giden yolları bunlar tutmuşlar ve İngilizlere aylarca geçit vermemişlerdir (Sykes 1341: 53 vd.; Cavanşir 2001: 101 vd.). Irak cephesinde İngilizleri Salman-ı Pâk’dan çekilmeye mecbur eden Türk kıtası Kirmanşah ve Hemedan’a hareket ettikleri zaman Kirman, Yezd, Şiraz ve İsfahan Kaşkay Türkleri ve Bahtiyari aşireti tarafından kontrol altında
tutulmaktadır (Bala 1968: 5-II/1070 vd.).

İngilizler ve Fransızlar, Osmanlı, Kaşkay, Baharlı, Afşar, Türkmen Türklerinin birliğini ve gücünü kırmak için bölgedeki küçük etnik grupları kışkırtmaya başlarlar.

Ermeni, Asurî, Kürt, Süryanî unsurlarına büyük paralar, silahlar verip, bağımsızlık vaad ederek askerî birlikler oluşturup çeşitli cephelerde Türklere karşı savaştırır, Türk yerleşim yerlerine baskın yaptırırlar (Attar 2006: 84 vd.).

Aralık 1915’te Osmanlı Ordusu, Allahuekber Dağları’ında kışın azizliğine uğrayarak 96 bin askerini şehit vermiştir. Bu durumu iyi değerlendiren Ruslar, bir yıl sonra Şubat 1916’da Erzincan önlerine kadar Anadolu’yu işgal ederler. Osmanlı Devleti’nin İran Türklerine yardım edecek imkânı kalmaz. Hatta Ruslar Anadolu’yu baştanbaşa işgal etmeye hazırlanmaktadırlar (Karabekir 2000a:III/ 212). Ancak, 1917 Bolşevik ihtilaliyle Kafkasya’daki Rus Çarlık ordusu çözülür. Bunu iyi değerlendiren Kâzım Paşa komutasındaki Türk ordusu, Şubat 1918 tarihinde harekete geçerek Rus
ve Ermenileri Doğu Anadolu’dan söküp atacak, 93 Harbi’nden beri Rus işgali altında bulunan Kars ve Ardahan’ı kurtaracaktır. Kâzım Paşa I. Kafkas Kolordusu’nun başında Tebriz’e yürüyecek; II.
Kafkas Kolordusunu da Bakü’ye gönderecektir.

Bununla her iki bölgedeki Türklerin imdadına koşulacaktır. Hatta İstanbul Hükümeti, Kâzım Paşa’dan Tahran’ın da alınmasını isteyecek, ne var ki maddî imkânsızlık yüzünden Osmanlı Ordusu
Tahran’ı alamayacaktır (Karabekir 2000: IV/328 vd.). 1918 yılı sonunda imzalanan Mondros mütarekesi gereğince bu bölge İngilizlere bırakılacak, onlar da Ermenilere verecekler. Kâzım Karabekir Paşa komutasındaki Türk Ordusu 28 Eylül 1920 sabahı ikinci defa taarruza geçecek ve Gümrü’ye kadar gidip bütün bölgeyi Ermeni işgalinden kurtaracaktır (Karabekir 1990: 856 vd.;
Baykara 1964: 72).

Birinci Dünya Savaşı’nda Rusya ile İngiltere, İran’ın malî ve askerî işlerini kontrol altına alarak ülkeyi tamamen işgal eder (Sümer 2001: 52). 1917 ihtilâli neticesinde Rus ordusu İran’dan çekilince İngilizler ülkenin tamamını müstemleke yapmak isterse de 1920’de Rus ordusunun yeniden kuzey İran’a (Güney Azerbaycan’a) girmesi üzerine İngilizler güneyden çekilirler.

Ekim 1917 Bolşevik İhtilali ile dağılan Çarlık Rusyasının yerine geçen sosyalist kadro, yönetimi sağlamlaştırıncaya kadar nüfuz alanlarında bulunan ülke ve halklara nispî hürriyet ve serbestlik verir. Brest-Litovsk antlaşmasını imzalayarak savaşa son verir (Gürün 1991: 313). Nispeten serbest kalan bu ülke ve halklar kendi
yönetimlerini oluştururlar. Gence-Bakü merkezli Kuzey Azerbaycan ile İran Türkleri’nin büyük ekseriyetinin yaşadığı Tebriz merkezli İran Azerbaycan’ı (Güney Azerbaycan) bunlardandır. Kuzeyde Mehmet Emin Resulzâde, Güneyde (İran Azerbaycan’ında) ise Şeyh Muhammed Hiyabanî bağımsızlık hareketinin liderliğini yapmaktadır.

Prof. Dr. Ali. Kafkasyalı ”İRAN TÜRKLERİ” Kitabından alınmıştır



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar