ÖYLE LİDERLERİ ANALAR DOĞURMUYOR ARTIK

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

“Adam olmak” tabirinin cinsiyeti yoktur. Bu ifade, biyolojik bir cinsiyeti değil, tamamen insani ve ahlaki değerleri temsil eder.

“Adam olmak”, sorumluluk duymaktır.
“Adam olmak”, ahlaki değerleri gözetmek ve korumak gibi karakter özelliklerini bünyesinde barındırmaktadır.
Adam olmak”,dürüstlük ve sözünün eri olmaktır.
“Adam olmak” eylemleri ile söylemleri aynı olmak, başı ayrı, kıçı ayrı oynamamaktır.
“Adam olmak”, tüm bunlarla birlikte kendini eğitmek, topluma faydalı bir birey haline gelmektir.

Hem karakterleri hem de eylemleriyle yaşadıkları topluluğa değer katan, “kaliteli” diye nitelendirebileceğimiz adam gibi adamlar maalesef son yüzyılda çok ama çok nadiren karşımıza çıkıyorlar.
(Sonuncusu Gazı Mustafa Kemal Atatürk)

Irkı, rengi, cinsiyeti ne olursa olsun bu özel insanların isimleri kendisine insan diyen diğer yaratıklara bir ibret vesikası olarak tarihin altın sayfalarında yer buluyorlar.

İşte onlardan birisi:
George Washington
✓ Amerikan Bağımsızlık savaşında İngilizlere karşı kazanılan zaferin baş mimarlarından biri oldu.

✓ Savaşı’nın sonlarına doğru, maaşlarını alamayan ve zor şartlar altında bulunan ordu içindeki bazı subaylar, ülkeyi bir arada tutabilecek tek gücün Washington olduğuna inanarak onun krallık teklif ettiler ama o bunu kabul etmedi.
(Albay Lewis Nicola tarafından Mayıs 1782’de kendisine yazılan bu mektuba Washington çok sert tepki verdi. Bu tür düşüncelerden “nefret ettiğini” söyleyerek, monarşiye karşı savaştıkları bir ülkede kral olmayı kesin bir dille reddetti.)

✓ İlk Amerikan anayasanın yazıldığı süreçte Anayasa Kurultayı’nın başkanlığını yürüttü. Yazılan anayasaya yazılı olmayan bir kural koyarak “Bir kişi en fazla 2 kere başkan seçilmelidir” diyerek kendisinden sonra tam 150 yıl sürecek güçlü bir gelenek başlattı.

✓ 13 eyaletin anayasayı onaylamasının ardından yapılan oylamada rakipsiz olarak aday gösterildi.

✓ Tarihte Seçiciler Kurulu’nun oy birliğiyle seçtiği tek ABD başkanı oldu.

İki dönem toplam 8 yıl Amerika Birleşik Devletleri Başkanı olarak görev yaptı.
Halkın ve siyasetçilerin ısrarlarına rağmen, gücün tek bir kişide toplanmasının krallık benzeri bir diktatörlüğe yol açmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi ve üçüncü kez aday olmayı kesin bir dille reddetti.

(Cumhurbaşkanlığı görevini reddetmesi, iki farklı dönüm noktasında gerçekleşen iki büyük feragat hikayesidir. Washington, gücü tekeline almak yerine her defasında ideallerine bağlı kalarak sade bir çiftçi hayatına dönmeyi tercih etmiştir.)

Amerika ordularının başkomutanı sıfatını da bırakarak askeri yetkilerini Kongre’ye iade etti. Kendisine karşı bağımsızlık mücadelesi verdiği İngiltere Kralı III. George Washington’ın tüm gücü elinin tersiyle itip evine dönmesi karşısında hayranlığını gizleyemedi ve şunu söyledi.
“O ve benzeri karakterler dünyadaki en büyük adamlardır”

Maalesef ama maalesef dünyada artık o liderlere emsal olarak gösterebileceğimiz bir örnek yok.
Onların yerini kendilerine verilen yetkilerden dolayı güç zehirlenmesi yaşayan, gözlerini makam, mevki hırs bürümüş, hak hukuk tanımayan, toplumun isteklerine zorbalıkla karşı koyan narsist kişilikler almış..



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar