“NATO Sofrasında Türkiye: Ev Sahibi mi, Garson mu, Yoksa Meze mi?”

TÜRKİYE NATO'DAN ÇIKARSA BAŞINA BUNLAR GELECEK...!

Okuma Süresi:

1–2 dakika
❤️

NATO toplantıları büyük bir aile yemeğine benziyor. Herkes takım elbiselerini giyiyor, kameraların karşısında gülümsüyor, masada büyük sözler havada uçuşuyor. Ama işin mutfak kısmına bakınca manzara biraz farklı görünüyor.

Bu büyük sofrada Türkiye’nin rolü üzerine ilginç bir soru ortaya çıkıyor: Türkiye masanın sahibi mi, servis yapan garson mu, yoksa herkesin konuştuğu ama kendi tabağı küçük kalan meze mi?

Ev sahibi olmak güzel bir unvan… Misafirleri ağırlarsınız, kapıları açarsınız, masayı hazırlarsınız. Ama ev sahibi olmanın bir de faturası vardır. Çaylar dağıtılır, tabaklar taşınır, herkes memnun edilir. Misafirler gider, bulaşık yine ev sahibine kalır.

NATO masasında da manzara bazen böyle görünüyor. Türkiye stratejik konumu, ordusu ve bölgesel ağırlığıyla önemli bir oyuncu. Ancak büyük masalarda öneminiz kadar, ne kadar söz sahibi olduğunuz da önemlidir.

Bazıları Türkiye’yi “kilit ülke” diye överken, bazıları da bu kilidin hangi kapıyı açtığını soruyor. Çünkü uluslararası siyasette herkes kendi anahtarını cebinde taşır. Kimse sırf dostluk için masaya oturmaz; herkes kendi hesabını yapar.

Toplantı salonlarında kahveler içilir, ortak açıklamalar yapılır, liderler birbirine sıcak mesajlar verir. Fotoğraf karelerinde herkes kazanmış görünür. Ama perde arkasında asıl soru şudur:

“Bu sofrada menüyü kim belirliyor?”

Türkiye bazen pazarlık gücü yüksek bir aktör olarak görülüyor, bazen de büyük güçlerin hesaplarında kullanılan önemli bir parça olarak eleştiriliyor. İşte siyasetin ironisi burada başlıyor: Aynı ülke bir gün “oyunun kurucusu”, ertesi gün “oyunun konusu” olabiliyor.

NATO masasındaki büyük tabaklarda güç dağıtılırken, Türkiye’nin önündeki tabakta ne kadar gerçek etki olduğu tartışılıyor.

Sonuçta dünya siyaseti bir lokanta gibidir:
Bazıları menüyü yazar, bazıları hesabı öder, bazıları da masanın en güzel köşesinde oturur.

Asıl mesele şudur:

Türkiye bu sofrada gerçekten yemek yapan aşçı mı, yoksa başkalarının hazırladığı menüyü servis eden garson mu?

Çünkü uluslararası siyasette alkışlar çabuk unutulur; masadan kalkınca herkes kendi hesabını öder.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Hürriyet Öztürk avatarı
    Hürriyet Öztürk

    Sn: Sefa bey, Nato- Zurna toplantısında, her rolle girdik, hem aşcı, hem garson, hem bulaşık yıkayan hemde hesabı ödeyen..

    Bu millet aptalığına duymasın.

    25 senedir Sahte diplomalı, din Tüccarı adamla kendilerini oyaladılar , ekonomi battı, Fabrikalar elden gitti, madenlerimizin üstüne yabancılar kondu. Sahte diplomalı, bizim sırtımızda 7sülalesini milyarder etti.Türkçemizin içine sıçtı…

    Bu sahte diplomalının kolundan tutupta ülkemizin dışına atıp, götüne bir tepki vuran halen çıkmadığına göre,

    halen bu ülkede hamba’ lız..!

  2. Mehmet Topcu avatarı
    Mehmet Topcu

    Ankara’ da, Nato toplantısı için 1000 yakın köpeği, 600 yakın kediyi toplayıp, sularına uyku ilacı koydular, hayvanların akciğeri su topladı. Naylon torbalara doldurup çöplüğe getirdiler. İçlerinde yaşayanlar’ da vardı.Atıp gittiler.
    Bu işi yapanlar müslümanlar, içinde Hacca gidenlerde vardı..

    Trump Ankara’ya gelirse, bu başı boş köpekleri görmesin diye.

    O kadar içi boş cami yaptılar, neden bu hayvanlarimıza bir güzel bakım evi yok.
    Köpek okulu yok. Bir köpek Avrupada kırmızıda asla karşıya geçmez..

    Keşke benim geçen yıl ölen Kangal Sputnik yaşasaydı, ilk parçalıyacağı kişiyi o çok iyi bilirdi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar