Dünya siyasetinde bazı dostluklar vardır; fotoğraf karelerinde çok sıcak görünür, ama masanın altında bambaşka hesaplar döner. Dün birbirine mesafeli duran liderler, bugün kameraların önünde övgüler yağdırabilir. Çünkü siyaset sahnesinde bazen sevgi sözcükleri, gerçek duygulardan çok çıkarların dili olur.
Trump’ın Erdoğan için söylediği “çok iyi iş yaptık, onu seviyorum” türü sözler ister istemez şu soruyu akla getiriyor: Bu gerçekten samimi bir hayranlık mı, yoksa diplomasi adı verilen büyük pazarlığın bir parçası mı?
Siyasette kimse kimseye karşılıksız madalya takmaz. Hele ki büyük güçlerin liderleri, attıkları her adımı kendi çıkar terazilerinde tartar. Bir lideri göklere çıkarmak bazen onu desteklemekten çok, ona bir mesaj vermenin farklı bir yolu olabilir.
Bugün “arslanım” denilen lider, yarın aynı masada ağır eleştirilerin hedefi olabilir. Çünkü uluslararası ilişkilerde dostluklar kalıcı değil, çıkarlar kalıcıdır. Dün alkışlayanlar, şartlar değişince hesap soranlara dönüşebilir.
Vatandaşın kafasındaki soru ise değişmiyor: Güç sahipleri birbirlerine övgüler dizerken, halkın gerçek sorunları neden hep ikinci plana itiliyor? Ekonomik sıkıntılar, hayat pahalılığı ve geçim derdi büyürken, siyaset sahnesindeki büyük gösteriler kime yarıyor?
Yurtdışındaki paralar, servet iddiaları ve ekonomik ilişkiler konusunda toplumun talebi açıktır: Şeffaflık. Çünkü sıradan vatandaşın kazandığı her kuruşun hesabı sorulurken, ülkeyi yönetenlerin ekonomik bağlantıları konusunda da aynı açıklık beklenir.
Siyasetin sahnesinde ışıklar parlak olabilir, kameralar önünde gülümsemeler eksik olmayabilir. Ama asıl gerçek, perde arkasındaki hesaplarda saklıdır.
Çünkü tarih bize şunu gösteriyor:
Siyasette en yüksek sesle söylenen övgüler kadar, en sessiz yapılan pazarlıklar da önemlidir.



Bir yanıt yazın