Dünya siyaseti öyle garip bir sahne ki, bazen en büyük eleştiriler bile kırmızı halının üstünde söyleniyor. Bir gün “sert rakip” denilen kişi, ertesi gün “benim arslanım” diye övülebiliyor. İnsan ister istemez soruyor: Bu gerçekten dostluk mu, yoksa diplomasi adı verilen büyük satranç oyununda yapılan bir hamle mi?
Trump’ın Erdoğan için kullandığı sıcak sözlere bakınca aklıma şu geliyor: Siyasette fazla sevgi gösterisi bazen insanı düşündürür. Çünkü gerçek dostluk sessizce de yürür; ama siyaset sahnesinde yüksek sesle söylenen her övgünün arkasında bir hesap kitabın olup olmadığını merak etmemek zor.
“Biz çok iyi iş yaptık, Suriye’de beraber hareket ettik” sözleri kulağa güzel geliyor. Fakat dünya siyasetinde herkes kendi çıkarının peşinde koşuyor. Bugün omuz omuza duranlar, yarın masada farklı hesaplar yapabiliyor. Çünkü orada dostluk kadar güç, çıkar ve pazarlık da konuşuyor.
Ben de soruyorum: Acaba bu kadar büyük övgüler gerçek bir hayranlık mı, yoksa karşı tarafa verilen ince bir mesaj mı? Siyasette bazen bir gülümsemenin içinde bin tane hesap saklanır.
Yurtdışındaki paralar, servetler ve güç ilişkileri konusunda da halkın beklentisi çok basit: Şeffaflık. Çünkü vatandaşın cebindeki her kuruşun hesabı sorulurken, yönetenlerin mal varlığı ve ekonomik ilişkileri konusunda da açık ve net cevaplar beklenir.
Sonuçta siyaset bir tiyatro sahnesine benziyor: Kimi zaman kahramanlar alkışlanıyor, kimi zaman roller değişiyor. Ama seyircinin sorduğu soru hep aynı kalıyor:
“Perde kapandığında gerçek hikâye ne olacak?”



Bir yanıt yazın