Sayın Enis Pınar,
Atladığınız bir başka nokta da sizin Türkiye’yi eskinin SSCB’si, çağdaş Rusya, Çin, Hindistan gibi ülkelerle kıyaslamanız.
Bunlardan bazıları zaten veto hakkı olan en başından bu yana nükleer kulübe üyedir.
Hindistan ise bir kıta devletidir, ve onu yaptırımlarla diz çöktürmenin mümkün olmadığını nükleer klüp üyeleri de biliyor.
İsrail bir başka hikayedir.
İsrail’in nükleer klübe dahil edilmesi istenmiş, desteklenmiş, ve himaye görmüştür:
İsrail küresel Yahudi, Siyonist lobinin desteğiyle, saflaştırma, teknoloji transferi, know-how, hatta temel elemanları parayla kolayca satın alabilmiştir.
Geriye kaldı, Kuzey Kore, Pakistan, İran.
Batılı devletlerin düşman algısı içine dahil olduğundan,
Ve yaptırımlarla diz çöktürülebilir algısı olduğundan,
Bu ülkeler nükleer başlıklar ve atma araçlarına sahip oldukları halde yaptırımlara maruz kalmıştır.
Türkiye ise henüz nükleere başlığa sahip değildir,
Nükleer başlık üretmek için gereken saflaştırma ekipmanlarına da sahip değildir,
İmzalanmış anlaşmalarla da bu işlerden uzak duracağını taahhüt etmiştir.
CEP değerleri için kabaca örnek aralıklar:
- Eski nesil kıtalararası füzeler: 500–1500 metre CEP
- Modern stratejik balistik füzeler: 50–150 metre CEP
- Çok gelişmiş sistemlerde: 10–30 metre CEP
seviyeleri mümkün olabilir.
Örneğin günümüzün gelişmiş 5000–12000 km sınıfı stratejik füzeleri genellikle:
- inertial + uydu + astro düzeltme kullanır,
- yaklaşık 100 m civarı veya altı CEP hedefler.
6000 kilometreli atma aracı ise yalnızca elde olan klasik patlayıcılarla kullanılacaktır.
Mevcut CEP değerleriyle bu füzelerin bin kilometrenin altındaki menzillerde bile hedeflerini etkili şekilde isabetle vurması beklenmez.
Klasik patlayıcı başlıklarla bu füzelerin ancak psikolojik etki yaratması mümkündür.
Hindistan ve İsrail ise hem kıtalar arası atma araçlarına, hem nükleer triada, hem de nükleer başlıklara sahiptir.
Bizim klasik patlayıcı taşıyan ve ancak birkaç yıl sonra temel test, ölçümleme, sertifikasyonu sonuçlanabilecek bir füzeyle hasımlarımızı tehdit etmek STRATEJİK BİR AKIL DEĞİLDİR.
Bu bir kabadayının, elinde olmayan, çook sonradan satın alacağı tabancayı söyleyerek büyüklenmesi, meydan okuması gibidir.
Böylesi bir kabadayılık yalnızca küçük düşürür, komik duruma sokar.
Siyasi gözlükle bakmak konusuna gelince.
Bu konuda bu kadar somut argümanlara rağmen hükumetin seçim propagandasına alet olmanız bunun karinesidir.
Hindistan’ı ya da İsrail’i elde olmayan, hazır olmayan silahlarla caydırmak çocukça bir hayaldir.
Hindistan sınır komşumuz değildir.
Ama İsrail kara ve denizde ulaşabileceğimiz bir ülkedir.
Şu haliyle nükleer başlığı olmayan, kullanıma da hazır olmayan bir füze söylencesinden daha çok mevcut geleneksel silahlarımız ve askeri güçlerimizle çok daha kolay caydırabiliriz.
Unutmayın ki, İran’ın da kara ve denizden İsrail’e ulaşma imkanı yoktur.
Bu çok önemlidir.
Saygılar
Oraj POYRAZ




Bir yanıt yazın