Sayın Oraj bey,
Olcay Uyar’ın yazısı ile ilgili düşüncelerimi daha önce ekte Talip bey’e yanıtımda zaten belirgin bir şekilde, ayrıntılı olarak açıklamıştım.
Fakat madem bana “Bu emekli denizaltı komutanını SİYASİ TUTUMU nedir? Sizce güvenilmez olan siyasi tavrı nedir?” sormak gereğini görmüşsünüz, kendisinin yazdığı birkaç şeyi size tekrar hatırlatmakta yarar görüyorum.
Yazılarını çeşitli sitelere dağıtacak kadar önem vermiş olduğunuz kişi, Olcay Uyar, eleştirdiğim yazısında ülkemizin savunması için basında bildirildiğine göre Makina Mühendisi ve MSB Ar-Ge Müdürü Nilüfer Kuzulu yönetiminde on yıldır üzerinde gizlice çalışılan YILDIRIMHAN kıtalararası füze projesinin geçtiğimiz son birkaç gün içerisinde SAHA 2026 Uluslararası Savunma ve Havacılık Fuarında nihayet açıklanmasını “OY almak için o attığın taş” şeklinde nitelemiş olması gözünüzden mi kaçtı? Böyle nitelemesi, “emekli denizaltı komutanı” olan bu kişinin konu ile ilgili kişisel siyasi görüşünün bir ifadesi değil de nedir?
Bir zamanlar denizaltı komutanı olduğu için yazdıklarında kendisine füzeler dahil tüm savunma ve strateji konularında uzman görüntüsü veren bu şahıs böyle bir yorumda bulunmadan önce, yıl sonunda Türkiye’nin Somali’deki üssünden Hint Okyanusu üzerinden deneme atışlarına başlanması beklenilen bu füzenin önceden açıklanmadan, dünyanın haberi olmadan gizlice yapılabileceğini mi sanıyordu?
Uzman şeklinde yorumlarda bulunmuş olan aynı şahıs, altta ekli yanıtımda belirtmiş olduğum gibi, 6 bin kilometre menzili olacağı belirtilen YILDIRIMHAN füzesinin ABD ve Japonya’ya erişemeyeceğinden söz edip eleştiride bulunurken, 6 bin kilometre menzil içerisinde bulunan Ukrayna saldırganı kuzeyimizdeki Rusya, ya da Türkiye düşmanı Hindistan anlaşılan aklının köşesinden geçmemiş.
Gelelim sizin yazdıklarınıza.
“6000 bin kilometre menzilli bir balistik füzenin lansmanı açıkça NÜKLEER LİGE dahil olmak için bir çabanın duyurusudur” yorumunda bulunmuşsunuz.
Fakat Hindistan veya İsrail gibi ülkelerin nükleer silah yeteneği olmasına rağmen, ülkesinin işgal edilme veya nükleer saldırıya uğrama gibi varoluşsal (existential) bir tehlike dışında öncelikle nükleer silah kullanmaları, yaratacağı küresel jeopolitik tepki nedeni ile çok ufak bir ihtimaldir. Bunun en iyi güncel örneklerinden biri, elinde yaklaşık 90 nükleer bomba bulunduğu tahmin edilen İsrail’in İran ile savaşında bu silahları kullanmamış olmasıdır.
Bir ülkenin nükleer silahı olmasının en önemli yararı caydırıcılık (deterrent) etkisidir.
Bu nedenle, yazınızda belirttiğiniz gibi Türkiye’nin halen veya ileride YILDIRIMHAN kıtalararası füzesine yerleştirecek bir nükleer başlığı olmaması kanımca önemini azaltmıyor. Aynı nedenden, “6000 bin kilometre menzilli bir balistik füzenin lansmanı açıkça NÜKLEER LİGE dahil olmak için bir çabanın duyurusudur” iddianıza da katılmıyorum.
Füzenin denemeleri daha başlamadan bile konulacak çeşitli başlıkların henüz mevcut olmayışını eleştirmenizi ise “Arabayı atın önüne koşmak” olarak görüyorum.
Nükleer olmayan, konvansiyonel başlık içeren kıtalararası bir füzenin ne yararı olacağı konusuna gelince, bir örnek vereyim. Talip bey’e yanıtımda yazdığım gibi, Şubat sonunda Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin İsrail’e resmi ziyaretinde Netanyahu ile kucaklaşıp aralarında “Özel stratejik ortaklık” olduğunu beyan etmiş olup, Netanyahu’nun ise kendisine “Bölgesel tehditlere karşı Hindistan, Yunanistan ve Kıbrıs’ı da içeren ‘ittifaklar altıgeni’” önermiş bulunuyor: https://greekherald.com.au/news/netanyahu-points-to-india-greece-and-cyprus-in-alliance-vision/
Günün birinde böyle bir ittifak gerçekleşirse, Türkiye’ye yapılacak herhangi bir saldırıya karşı elimizde Hindistan’i vurabilecek füzelerin bulunmasının caydırıcı etkisi olmaz mı? “Türkiye’nin yalnızca atma aracına bile en erken 3 yıldan önce sahip olması mümkün değil” görüşünüz doğru olabilir, fakat sanırım Olcay Uyar bile caydırıcılığın temel bir askeri strateji olduğunu kabul eder. Çinli filozof Lao Tzu (Laozi)’nin sözünü hatırlatırım, “Binlerce kilometrelik bir yolculuk bile tek bir adımla başlar”.
Son olarak, daha önce yazdıklarım ile ilgili, “Bunlar size yakışmaz, güvenilirliğinize zarar verir” diye yorumda bulunmuşsunuz. Görüş ve düşüncelerinizde serbestsiniz, fakat unutmayın ki aynı serbestiyet başkaları için de geçerli. Mühim olan gerçekler, kişisel algılamalar değil.
İyi günler dilerim,



Bir yanıt yazın