Bir ülkenin nükleer silahı olmasının en önemli yararı caydırıcılık (deterrent) etkisidir

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

Sayın Oraj bey,
Olcay Uyar’ın yazısı ile ilgili düşüncelerimi daha önce ekte Talip bey’e yanıtımda zaten belirgin bir şekilde, ayrıntılı olarak açıklamıştım.

Fakat madem bana “Bu emekli denizaltı komutanını SİYASİ TUTUMU nedir? Sizce güvenilmez olan siyasi tavrı nedir?” sormak gereğini görmüşsünüz, kendisinin yazdığı birkaç şeyi size tekrar hatırlatmakta yarar görüyorum.

Yazılarını çeşitli sitelere dağıtacak kadar önem vermiş olduğunuz kişi, Olcay Uyar, eleştirdiğim yazısında ülkemizin savunması için basında bildirildiğine göre Makina Mühendisi ve MSB Ar-Ge Müdürü Nilüfer Kuzulu yönetiminde on yıldır üzerinde gizlice çalışılan YILDIRIMHAN kıtalararası füze projesinin geçtiğimiz son birkaç gün içerisinde SAHA 2026 Uluslararası Savunma ve Havacılık Fuarında nihayet açıklanmasını “OY almak için o attığın taş” şeklinde nitelemiş olması gözünüzden mi kaçtı? Böyle nitelemesi, “emekli denizaltı komutanı” olan bu kişinin konu ile ilgili kişisel siyasi görüşünün bir ifadesi değil de nedir? 

Bir zamanlar denizaltı komutanı olduğu için yazdıklarında kendisine füzeler dahil tüm savunma ve strateji konularında uzman görüntüsü veren bu şahıs böyle bir yorumda bulunmadan önce, yıl sonunda Türkiye’nin Somali’deki üssünden Hint Okyanusu üzerinden deneme atışlarına başlanması beklenilen bu füzenin önceden açıklanmadan, dünyanın haberi olmadan gizlice yapılabileceğini mi sanıyordu?

Uzman şeklinde yorumlarda bulunmuş olan aynı şahıs, altta ekli yanıtımda belirtmiş olduğum gibi, 6 bin kilometre menzili olacağı belirtilen YILDIRIMHAN füzesinin ABD ve Japonya’ya erişemeyeceğinden söz edip eleştiride bulunurken, 6 bin kilometre menzil içerisinde bulunan Ukrayna saldırganı kuzeyimizdeki Rusya, ya da Türkiye düşmanı Hindistan anlaşılan aklının köşesinden geçmemiş.

Gelelim sizin yazdıklarınıza.
6000 bin kilometre menzilli bir balistik füzenin lansmanı açıkça NÜKLEER LİGE dahil olmak için bir çabanın duyurusudur” yorumunda bulunmuşsunuz. 

Fakat Hindistan veya İsrail gibi ülkelerin nükleer silah yeteneği olmasına rağmen, ülkesinin işgal edilme veya nükleer saldırıya uğrama gibi varoluşsal (existential) bir tehlike dışında öncelikle nükleer silah kullanmaları, yaratacağı küresel jeopolitik tepki nedeni ile çok ufak bir ihtimaldir. Bunun en iyi güncel örneklerinden biri, elinde yaklaşık 90 nükleer bomba bulunduğu tahmin edilen İsrail’in İran ile savaşında bu silahları kullanmamış olmasıdır.
Bir ülkenin nükleer silahı olmasının en önemli yararı caydırıcılık (deterrent) etkisidir.

Bu nedenle, yazınızda belirttiğiniz gibi Türkiye’nin halen veya ileride YILDIRIMHAN kıtalararası füzesine yerleştirecek bir nükleer başlığı olmaması kanımca önemini azaltmıyor. Aynı nedenden, “6000 bin kilometre menzilli bir balistik füzenin lansmanı açıkça NÜKLEER LİGE dahil olmak için bir çabanın duyurusudur” iddianıza da katılmıyorum.

Füzenin denemeleri daha başlamadan bile konulacak çeşitli başlıkların henüz mevcut olmayışını eleştirmenizi ise “Arabayı atın önüne koşmak” olarak görüyorum.

Nükleer olmayan, konvansiyonel başlık içeren kıtalararası bir füzenin ne yararı olacağı konusuna gelince, bir örnek vereyim. Talip bey’e yanıtımda yazdığım gibi, Şubat sonunda Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin İsrail’e resmi ziyaretinde Netanyahu ile kucaklaşıp aralarında “Özel stratejik ortaklık” olduğunu beyan etmiş olup, Netanyahu’nun ise kendisine “Bölgesel tehditlere karşı Hindistan, Yunanistan ve Kıbrıs’ı da içeren ‘ittifaklar altıgeni’” önermiş bulunuyor: https://greekherald.com.au/news/netanyahu-points-to-india-greece-and-cyprus-in-alliance-vision/
Günün birinde böyle bir ittifak gerçekleşirse, Türkiye’ye yapılacak herhangi bir saldırıya karşı elimizde Hindistan’i vurabilecek füzelerin bulunmasının caydırıcı etkisi olmaz mı?  “Türkiye’nin yalnızca atma aracına bile en erken 3 yıldan önce sahip olması mümkün değil” görüşünüz doğru olabilir, fakat sanırım Olcay Uyar bile caydırıcılığın temel bir askeri strateji olduğunu kabul eder. Çinli filozof Lao Tzu (Laozi)’nin sözünü hatırlatırım, “Binlerce kilometrelik bir yolculuk bile tek bir adımla başlar”.

Son olarak, daha önce yazdıklarım ile ilgili, “Bunlar size yakışmaz, güvenilirliğinize zarar verir” diye yorumda bulunmuşsunuz. Görüş ve düşüncelerinizde serbestsiniz, fakat unutmayın ki aynı serbestiyet başkaları için de geçerli. Mühim olan gerçekler, kişisel algılamalar değil.

İyi günler dilerim,



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Talip Sarıbaş avatarı
    Talip Sarıbaş

    Enis Bey;

    24 yıldır iktidarda olanların bu süre içerisindeki söylem ve eylemlerinin sonucunda Yıldırımhan füzesi hakkındaki açıklamaları oy devşirmeye bağlaması kadar doğal birşey olamaz.Bu çıkarımı yapmak için söyleyenlerin karşısındaki bir siyasi görüşe sahip olmak gerekmez.(Elbette bizim ve bizim gibi geri bırakılmış ülkeler dışında.)Okuduklarını anlayan,söylenenleri anlayarak dinleyen her dürüst ve aklı başında olan kişinin yapacağı bir çıkarımdır.Ey ABD,ey Fransa,Ey Hollanda,ey İsveç,ey Avrupa Birliği deyip sonrasında ilgili ülkelerin her isteğini onaylayan,Danimarka eski başbakanını Nato Genel Sekreteri yapmayız deyip paşa paşa oy veren asrın liderini,Putin’e haddini bilgirip Rus uçağını vurma emri verdiğini söyleyip sonrasında ben evir vermedim diyerek milyarlarca dolarlık füze sistemini alan ve bir türlü kurduramayan asrın liderini,İsrail Cumhurbaşkanına laf söylemiş gibi davranıp İsrail halkında özür dileyen asrın liderinin sözlerini hiiiiç duymadınız sanırım.Yunanistan 18 adamıza el koyduğunda ses çıkartmayan sonrasında silahlandırılmasına göz yuman asrın liderinin bu davranışlarını sergilediğini de hiiiç fark etmediniz.Yine Şimdi bütün bunlar ve daha yazmakla bitiremeyeceğim sayıdaki güvenilmez söylem ve eylemlerini gördüğüm ve/veya gördüğümüzden dolayıdır ki ilgili şahıs ve yandaşlarının hiçbir söylem ve eylemini gerçekleşmeden doğru kabul etmiyoruz.Ben bunlar iktidara gelinceye kadar allahın varlığını ve birliğini zaten kabul etmiş birisiydim.Ancak bunlar da aynı şeyi söylemeye başlayınca önce kendimden şüphe ettim.Sonra vazgeçip kendimin haklı olduğu kanısına vardım.Bunlar niye böyle söylüyorlar diye düşünmeme gerek kalmadı.Çünkü bu düşüncenin arkasına saklanarak neler yaptıklarını görmem,tanık olmam yetti.Haaa bu yazdıklarım sizin için yeterli değildirr.O sizin bileceğiniz iştir.Ancak bu noktada henüz okumadıysanız Aziz Nesin’in Du Bakali Ne Olacak öyküsünü okumanızı önereceğim.Saygılarımla.

  2. Enis Pınar avatarı
    Enis Pınar

    “Yıldırımhan füzesi hakkındaki açıklamaları oy devşirmeye bağlaması kadar doğal birşey olamaz.” – Talip Sarıbaş.

    Talip Bey:

    Ülkemizin kendi ürettiği 280+ km menzile sahip olan Bora taktik balistik füzesinin TSK’ya teslimatları 2020’de tamamlanmış olup envantere girmiş ve hatta Pençe Harekâtı kapsamında operasyonel olarak kullanılmıştır.

    Roketsan tarafından geliştirilen Türkiye’nin en uzun menzilli balistik füzesi Tayfun halen seri üretimde ve TSK’ya teslimatları sürmekte.
     
    Daha ileri versiyonu ve 3 bin kilometreye varan menzil ve hipersonik teknolojisi olan Tayfun Blok-4 balistik füzesi IDEF 2025 Uluslararası Sanayi Fuarında Türkiye’nin ilk hipersonik füzesi olarak tanıtılmış, testleri başarılı bir şekilde neticelenmiş olup Roketsan Genel Müdürü Murat İkinci tarafından 2026 yılı içerisinde envantere girmesinin beklendiği açıklanmıştır.

    TÜBİTAK SAGE tarafından geliştirilen Türkiye’nin ilk yerli, havadan karaya atılan, 250+ km menzili olan, düşük radar izine sahip, otonom seyir füzesi (cruise missile) SOM (Satha Atılan Orta Menzilli Mühimmat), 2012’den beri hizmette olup halen F-16, F-4, Akıncı TİHA’da kullanılmakta.

    Türkiye’nin katmanlı hava savunma mimarisinde kullanılmakta olan yerli üretim HİSAR-A (Alçak İrtifa) ve HİSAR-O (Orta İrtifa) ve SİPER Blok-1 ve sonrası yüksek irtifa ve uzun menzil (150+ km) füzelerinden de örnekler verebilirim.

    Geliştirilmekte olan her savunma girişimine siyasi nedenlerden hemen eleştiride bulunmak ülkemize yarar sağlamaz.

    Saygılar,

    Enis Pınar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar