YÜZLEŞME

Okuma Süresi:

2–3 dakika
🔥

Bu ülkenin solcuları,
Türk milliyetçisi üniversite öğrencisi Ertuğrul Dursun Önkuzu’yu
önce ciğerlerine pompayla hava basıp,
sonra okuduğu Öğretmen Okulu’nun üçüncü katından aşağı atarak öldürdü.

Bu ülkenin sağcıları,
Ankara Bahçelievler’de
Türkiye İşçi Partisi üyesi yedi genci
boğarak ve kafalarına yakın mesafeden ateş ederek öldürdü.

Bu ülkenin dindarları,
Sivas’ta Madımak Oteli’nde
33 aydın ve sanatçıyı yakarak öldürdü.

Bu ülkenin sıradan insanları;
fırıncısı, bakkalı, esnafı,
dönemin iktidarını protesto ettiği gerekçesiyle
Eskişehir’de, sokak ortasında,
üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz’ı döverek öldürdü.

Bu ülkenin Başbakanı,
Gezi olayları sırasında
16 yaşındaki oğlu polisin attığı gaz fişeğiyle ölen
bir anneyi, miting meydanındaki binlerce kişiye yuhalattı.

O meydanı dolduran
bu ülkenin anneleri,
sırf Başbakan istiyor diye o anneyi yuhaladı.

Bu ülkenin FETÖ’cü savcısı,
hâkimi, polisi, iktidarla el ele verip
kanser hastası Kuddusi Okkır’ı
düzmece delillerle son günlerine kadar
sedyede kelepçeli olarak tuttu.
Evinde ölmesi için tahliye edilip kelepçeler çıkarıldığında
bileklerinin cılk yara olduğu görüldü.

Bu ülkenin FETÖ’cü olmayan savcısı,
hâkimi, gardiyanı;
FETÖ’cü olduğu iddiasıyla gözaltına alınan
SLE (Sistemik Lupus Eritematozus) hastası öğretmen Halime Gülsu’nun düzenli kullanması gereken ilaçlarını vermeyerek ölümüne sebep oldu.

Bu ülkenin zengin iş adamı,
kız arkadaşını testereyle parçalara ayıran oğlunu
kanundan kaçırabilmek için 197 gün direndi.

Bu ülkenin dolmuş şoförü,
bir akşam dolmuşunda son müşteri olarak yalnız kalan
genç bir kadını tecavüz etmek maksadıyla kaçırıp öldürdü.
Cesedi babasıyla birlikte ormanlık alana taşıdı;
olası bir DNA tespitine imkân vermemek için
olay sırasında yüzüne tırnaklarını geçiren genç kadının ellerini kesti.

Bu ülkenin ak sakallı hacısı,
bir bakkal dükkânının tentesinde
hiçbir şeyden habersiz güneşlenen kediyi
bastonuyla yere düşürdükten sonra
kaçamayacak derecede sakatlayıp can çekişir hâlde bırakıp gitti.

Bu ülkenin gençleri,
beş altı kişi birlikte,
bir kadına erkek arkadaşının yanında sarkıntılık etti;
müdahale eden genci öldüresiye dövdü.

Bu ülkenin savcısı,
o genci öldüresiye döven zorba grubunu
gözaltına dahi almayıp serbest bıraktı.

Bu ülkenin entelektüeli (!),
FETÖ’nün kumpas davalarında
haksız yere ikinci kez gözaltına alınmasını
hazmedemeyip intihar eden Ali Tatar için
köşesinde şu cümleyi yazabildi:
“Kurşuna kafa attı… Hesap vermeden nereye gidiyorsun?”

Bu ülkenin sokak serserisi,
barış için gelinlik giyerek İtalya’dan yola çıkan,
otostopla İsrail’e kadar gitmeyi planlayan ve
Türkiye’ye kadar gelen İtalyan sanatçıya tecavüz edip öldürdü.

Acıları yarıştırmak için yazmıyorum bunları.
Bunlar ilk aklıma gelenler.
Daha çarpıcı örnekler bulmak da mümkün.

Demem o ki;
siyasi görüşümüz,
ideolojimiz, dünyaya bakışımız ne olursa olsun,
biz bize benzeriz.
Çocuklarımıza
milliyetçi, devrimci ya da dindar olmayı öğretmeden önce
insan olmayı öğretmediğimiz sürece
bu liste uzayıp gidecek.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Erdoğan Özgenç avatarı
    Erdoğan Özgenç

    GELSİN TÜRBAN, KURAN…..
    Ne zaman seçim sonuçları aleyhlerine dönse..
    Ne zaman kirleri, pasları ortaya dökülse…
    Ne zaman Ramazan gelse…
    ***
    Sağcı, dinci, kafatasçı partiler ve yobaz sadist liderleri getirin “dini, ezanı Kuran’ı” diyorlar…
    Getirin “türbanı” getirin “şehitleri” diyorlar…
    ***
    Yetmedi mi Allah’ı peygamber i…
    ***
    Ve utanmadan ülkeyi toplumu anında karpuz gibi ortadan ikiye bölüyorlar…
    ***
    Ankara’da doktorun biri yeni bir muayenehane açmış…
    Kapıya yazmış:
    Vizite ücreti 1.500 TL. İyileştiremediğimiz hastaya beş mislini geri veriyoruz!..
    **”
    Vizite pahalı ama, doktor gerçekten iyi doktor…
    Her gelen hasta iyileşip gidiyor…
    Doktorun ünü her geçen gün artıyormuş…
    ***
    Uyanığın biri doktora gidecek, iyileşmeyecek ve
    beş misli parayı geri alacak ya, kapıyı çalmış;
    -Doktor, demiş ağzımın tadı hiç yok…
    Öyle kötüyüm ki, hiçbir şeyin tadını alamıyorum!…
    ***
    Doktor, adama şöyle bir bakmış, hemşireye seslenmiş:
    “Hemşire hanım!
    Onsekiz mumaralı kutuyu getirin..”
    Hemşire uyanık hastaya uzatmış kutuyu, hasta bir kaşık içindekinden yemiş ve anında tükürmüş…
    -Ama demiş bu b.k!!!!!”
    ***
    “Evet..!
    İyileştiniz.
    Tad alıyorsunuz artık…”
    Uyanık hasta parayı ödemiş sinirleri tepesinde gitmiş…
    ***
    Aradan birkaç ay geçmiş…
    Uyanık hasta büyük bir hırsla yeniden kapısına dayanmış doktorun:
    -Doktor bey, demiş bende hafıza kaybı başladı… Herşeyi unutuyorum…
    ***
    Doktor, adama şöyle bir bakmış, yine hemşireye dönmüş:
    “Kızım, demiş On sekiz numaralı kutuyu getirir misin?”
    ***
    Uyanık hasta hemen itiraz etmiş:
    -Ama, o kutuda b.k var!..”
    Doktor:
    “Doğru!
    Bakın, hafızanız da yerine geldi!..”
    Uyanık hasta ağlamaklı, hırsla ödemiş parayı çıkmış dışarı…
    ***
    Kudurmuş, kurmuş da kurmuş intikam planlarını…
    Birkaç ay sonra…
    Yine doktorun yolunu tutmuş…
    -Doktor, demiş..
    Bende iktidarsızlık başladı…
    Durumum kötü, hiçbir şey yapamıyorum…
    ***
    Doktor, adamı gözüyle şöyle bir süzmüş..
    “Hemşire hanım, On sekiz numaralı
    kutuyu getirir misin?” diye seslenince:
    Bizim uyanık hasta tüm hırsıyla:
    -S…erim, seni de On sekiz Numaralı kutunu da!..” diye bağırmış..
    Doktor gayet sakin; “Geçmiş olsun, demiş bakın artık yapabiliyorsunuz!..”
    ***
    İşte böyle, on sekiz numaralı kutu bir açılmaya görsün!..
    Açıldı mı var ya sanırsınız ki 25 yılın bayramı olacak bu ülkede…
    Milletin tadı, tuzu, hafızası, herşeyi yerine gelecek…
    ***
    Son yaşadıklarnıza bakınca diyorum ki demek ki yaşadıklarımız, çektiklerimiz gördüklerimiz, yetmiyormuş…
    Yani…
    Akıllanmadık gitti…
    ***
    Kimse kusura bakmasın..
    Halen aldıkları oya ve kararsızların oranına göre demek ki;
    Milletin aklının başına gelmesi için
    biraz daha b.k yemesi gerekiyor gibi…
    ***
    Getirin türbanı, getirin ezanı kuranı…
    Getirin camileri…
    Ve…
    Verin mehteri…

    Erdoğan ÖZGENÇ
    İstanbul 27.02.2026 19.55

  2.  avatarı
    Anonim

    Paylaştığınız metin ve düşünceler için teşekkür ederim. Bazan fıkralar bir kitap dolusu lafdan daha öğreticidir. Ve bu tür konuların farklı açılardan tartışılması, hepimizin biraz daha düşünmesine vesile oluyor

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar