
Bu ülkenin solcuları,
Türk milliyetçisi üniversite öğrencisi Ertuğrul Dursun Önkuzu’yu
önce ciğerlerine pompayla hava basıp,
sonra okuduğu Öğretmen Okulu’nun üçüncü katından aşağı atarak öldürdü.
Bu ülkenin sağcıları,
Ankara Bahçelievler’de
Türkiye İşçi Partisi üyesi yedi genci
boğarak ve kafalarına yakın mesafeden ateş ederek öldürdü.
Bu ülkenin dindarları,
Sivas’ta Madımak Oteli’nde
33 aydın ve sanatçıyı yakarak öldürdü.
Bu ülkenin sıradan insanları;
fırıncısı, bakkalı, esnafı,
dönemin iktidarını protesto ettiği gerekçesiyle
Eskişehir’de, sokak ortasında,
üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz’ı döverek öldürdü.
Bu ülkenin Başbakanı,
Gezi olayları sırasında
16 yaşındaki oğlu polisin attığı gaz fişeğiyle ölen
bir anneyi, miting meydanındaki binlerce kişiye yuhalattı.
O meydanı dolduran
bu ülkenin anneleri,
sırf Başbakan istiyor diye o anneyi yuhaladı.
Bu ülkenin FETÖ’cü savcısı,
hâkimi, polisi, iktidarla el ele verip
kanser hastası Kuddusi Okkır’ı
düzmece delillerle son günlerine kadar
sedyede kelepçeli olarak tuttu.
Evinde ölmesi için tahliye edilip kelepçeler çıkarıldığında
bileklerinin cılk yara olduğu görüldü.
Bu ülkenin FETÖ’cü olmayan savcısı,
hâkimi, gardiyanı;
FETÖ’cü olduğu iddiasıyla gözaltına alınan
SLE (Sistemik Lupus Eritematozus) hastası öğretmen Halime Gülsu’nun düzenli kullanması gereken ilaçlarını vermeyerek ölümüne sebep oldu.
Bu ülkenin zengin iş adamı,
kız arkadaşını testereyle parçalara ayıran oğlunu
kanundan kaçırabilmek için 197 gün direndi.
Bu ülkenin dolmuş şoförü,
bir akşam dolmuşunda son müşteri olarak yalnız kalan
genç bir kadını tecavüz etmek maksadıyla kaçırıp öldürdü.
Cesedi babasıyla birlikte ormanlık alana taşıdı;
olası bir DNA tespitine imkân vermemek için
olay sırasında yüzüne tırnaklarını geçiren genç kadının ellerini kesti.
Bu ülkenin ak sakallı hacısı,
bir bakkal dükkânının tentesinde
hiçbir şeyden habersiz güneşlenen kediyi
bastonuyla yere düşürdükten sonra
kaçamayacak derecede sakatlayıp can çekişir hâlde bırakıp gitti.
Bu ülkenin gençleri,
beş altı kişi birlikte,
bir kadına erkek arkadaşının yanında sarkıntılık etti;
müdahale eden genci öldüresiye dövdü.
Bu ülkenin savcısı,
o genci öldüresiye döven zorba grubunu
gözaltına dahi almayıp serbest bıraktı.
Bu ülkenin entelektüeli (!),
FETÖ’nün kumpas davalarında
haksız yere ikinci kez gözaltına alınmasını
hazmedemeyip intihar eden Ali Tatar için
köşesinde şu cümleyi yazabildi:
“Kurşuna kafa attı… Hesap vermeden nereye gidiyorsun?”
Bu ülkenin sokak serserisi,
barış için gelinlik giyerek İtalya’dan yola çıkan,
otostopla İsrail’e kadar gitmeyi planlayan ve
Türkiye’ye kadar gelen İtalyan sanatçıya tecavüz edip öldürdü.
Acıları yarıştırmak için yazmıyorum bunları.
Bunlar ilk aklıma gelenler.
Daha çarpıcı örnekler bulmak da mümkün.
Demem o ki;
siyasi görüşümüz,
ideolojimiz, dünyaya bakışımız ne olursa olsun,
biz bize benzeriz.
Çocuklarımıza
milliyetçi, devrimci ya da dindar olmayı öğretmeden önce
insan olmayı öğretmediğimiz sürece
bu liste uzayıp gidecek.



Bir yanıt yazın