Kocaeli Valiliği, 10 Kasım Atatürk’ü anma etkinlikleri çerçevesinde Kocaeli şehir merkezinde ve bağlı 12 ilçenin merkezinde bulunan birer camide (merkez camileri) Atatürk ve şehitlerin ruhu için Mevlid-i Şerif okutulmasına karar vermiş.
Ancak anlaşıldığı kadarıyla Kocaeli İl Müftüsü Mehmet Sönmezoğlu, yazdığı yazıda olayı il sathındaki bütün camilere yaymış.
Hükümete yakın Din görevlileri sendikaları da “Böyle bir etkinlik teamüllerde yok ve DİB’den izin alınmamış” diyerek, Atatürk’ün mevlit merasimiyle anılmasına karşı çıkmışlar.
Yazdığı yazıyla valiliğin 13 cami ile sınırlı tuttuğu Atatürk için mevlit okutma etkinliğini bütün camilere şamil kılan Kocaeli İl Müftüsü Mehmet Sönmezoğlu, Kocaeli’nden önce Ankara İl Müftülüğü yapmış, bu şöhretiyle AKP’den milletvekili olmak için aday (ya da aday adayı) olmuş, ancak seçilememiştir.
Daha önce yüksek sesle ezan okunmasından şikayetçi olanlar için “Ezan üç-dört dakika sürüyor. Dayanamıyorsan kulaklık tak. Ezan sesinin girdiği yere şeytan dayanamaz. Bu bilinçle hareket etmeliyiz” diyebilen bir din adamıdır.
Günde 5 vakit yüksek sese maruz kalan bir adamın günde en az 20 dakika, Cuma salalarını da hesaba katarsak insanların haftada 2.5-3 saat yüksek sese maruz kaldığı ortaya çıkar oysa.
Bu ülkede hiç kimsenin ezana karşı çıktığı yok oysa.
Karşı çıkılan ezan değil, gürültü kirliliğidir.
Sen cami hoparlörlerini son ayara kadar yükseltip sadece ezan ve salayı değil, bir de yaptığın ve toplumun bir kesimini hedef alan, dinden çok siyaset kokan vaazları yayınlarsan insanlar elbette itiraz edecektir buna.
Bu insanları dinsizlikle veya dine karşı gelmekle suçlamak, aşağılamak, ötekileştirmek asıl dinsizliktir.
Büyük Atatürk’ün yaptığı da işte buydu.
Dini, din istismarcılarının elinden alıp, gerçek yerine oturtmak; hurafe ve bidatlardan arınmış bir din kültürü oluşturmak.
Diyanet İşleri Başkanlığının kuruluş amacı da ve anayasal görevi de budur zaten.
Gerçek din konusunda halkı aydınlatmak.
Bu, günde 5 vakit yüksek sesle ezan okutarak, siyasi içerikli ya da hurafe, İsrailiyat ve menkıbelerden oluşan vaazları, mevlit merasimlerini, buram buram riya kokan duâ seanslarını sokaklara dinleterek yapılmaz.
Kocaeli Valiliğinin gündeme getirdiği, Kocaeli İl Müftüsünün de yaygınlaştırdığı Atatürk için Mevlit etkinliğine din görevlileri sendikalarının tepki göstermesi üzerine İYİ Parti yönetimi, 81 ilde Atatürk için Mevlit okutulması ve bazı noktalarda lokma dağıtılması kararı almış.
Din Görevlileri, Atatürk’ün mevlit programı ile anılmasına hangi sebeple karşı çıktılar emin değilim ama görünüşe bakılırsa “Böyle bir teamül yok” ve “Diyanet İşleri Başkanlığından izin alınmadı” diyerek karşı çıkıyorlar.
Kim bilir, belki de aralarında Atatürk’ü dinsiz kabul ettiği için onun dini merasimle anılmasına karşı çıkanlar da vardır!
Oysa bana kalırsa; Din görevlileri, 10 Kasım’da Atatürk için okuyacakları mevlitten herhangi bir gelir sağlayamayacakları ve bunu bir angarya olarak gördükleri için karşı çıkıyorlar!
Yoksa akla hayale gelmedik abuk sabuk gerekçelerle ve abuk sabuk işler için bile mevlit okuyup hatim merasimleri yapıyorlar din görevlileri.
Elbette para karşılığında!
Haddizâtında Filistin lideri İsmail Haniye için Gıyabi Cenaze Namazı kılınmasına itiraz etmeyen kafanın, normal şartlarda Atatürk için mevlit okunmasına karşı çıkması, hayatın olağan akışına uygun gözükmüyor.
Bana sorarsanız; Büyük Atatürk’ün Mevlit gibi bidat türünden bir dini etkinlikle anılması asla uygun değildir.
Bunun adı düpedüz, onun yaptığı inkılâplara, en başta da lâiklik ilkesine aykırıdır.
Ayrıca din istismarıdır.
Dinin siyasete alet edilmesidir.
Müsavat Bey’e tavsiyemiz, tez zamanda bu işten vazgeçmesidir.
Zira bazı anketlerde Zafer Partisi’nin bile gerisine düşmüş, bazı anketlerde ise neredeyse Anahtar Partisi’ne yakalanmış gözüküyor!
Bu tür abuk etkinliklerle ilave oy alamaz İyi Parti.
İyi bilinsin ki; “Hayatta en gerçek yol gösterici ilimdir, fendir” diyen Atatürk’ü, sıradan işler için bile yapılan bir etkinlik olan Mevlit ve lokma ile anmak, o büyük insana direk hakarettir!
Atatürk’ü anacaksanız, bilimsel toplantılarla anın, onun anısına kitaplar yazdırın, eserler vücuda getirin vs.
Mevlit okutacaksınız, lâiklik ilkesini gözeterek milletin ortak atası için değil, gidin kendi ölmüşleriniz için okutun.
Sırf küçük beyinlere Atatürk ve Cumhuriyet sevgisinin yerleşmesini önlemek için okulların ara tatilinin Atatürk’ün vefat yıldönümüne denk getirilmesine yeterli tepkiyi koyamayanların, onun getirmiş olduğu ilkelerin aşınmasına, yaptığı inkılapların sulandırılmasına yeterince karşı çıkamayanların, Atatürk için mevlit okutmaya kalkışmaları tam bir acizlik ve garabet örneğidir.
Ki; Atatürk’ün ne sizin riyakârca okuyacağınız ve okutacağınız mevlide ihtiyacı vardır ne de edeceğiniz duâya.
O, sağlığında, eğer işlediyse ve bizim bilmediğimiz günahları varsa, o günahlara keffaret olacak miktarda sevabı zaten yeterince işlemiştir.
Biz buna şahidiz.
Ruhu şad olsun…
Ömer Sağlam
____________




Bir yanıt yazın