Devlet Bey…
Kürsüde hep tek başınasın ya, o yalnızlık tesadüf değil.
Yanında bir dava, arkasında halk, önünde gelecek kalmadı.
Sadece kürsü kaldı, o da zaten sen susunca bayrak direğine döndü.
Bazen konuşuyorsun ya, millet ekran başında şunu düşünüyor:
“Acaba Bahçeli mi konuşuyor, Cuma hutbesi test yayını mı yapılıyor?”
Liderlik dediğin fikirle olur, kalabalıklarla değil.
Ama sen…
Üç beş kürsü eri, iki yandaş kanal, bir de “partili şoför” ile plastik bir devlet adamı gibi sunuluyorsun.
Sana artık kimse “bozkurt” demiyor Devlet Bey…
Çünkü bozkurt asla gölgede havlamaz.
“Ben susarım, ama öyle bir susarım ki…”
Senin suskunluğun, ülkece kulak çınlamasına dönüştü.
Ne zaman bir hukuksuzluk olsa, sen sus.
Ekonomi dibe vursun, sen sus.
PKK’lılar mecliste gövde gösterisi yapsın, sen sadece kaşını çat.
Ama bir muhalefet konuştu mu, hop, Bahçeli kürsüde!
– Gencecik doktorlar ülkeyi terk ediyor,
– Öğretmenler pazarda limon satıyor,
– Emekliler mama alacak hali kalmamış…
Sen neredesin?
Peynir tenekesi gibi kutuya basıp “Devletin bekası!” diye bağırıyorsun.
Lan bu milletin bekâsı değil, senin koltuğun tehdit altında!
Zaten senin bekâ anlayışın da bir çeşit emekli cüzdanı gibi:
Ne koysan sığıyor ama hiçbir değeri yok.
“Hadi anlat Devlet Bey… Ne oldu sana?”
– Hani “kimseye eğilmeyiz” diyordun?
– Niye şimdi Saray halısı gibi kıvrılıyorsun?
– Hani “ülkücüler ezilmez”di?
– Şimdi niye iktidarın altında lastik izisin?
Bir dönem vatan için ölecek çocuklar, şimdi senin iki dudağının arasından çıkacak “talimatı” bekliyor.
Çünkü sen liderliğe bir misyon değil, bir memurluk gibi bakıyorsun.
Emekliliği gelmiş, ama hâlâ evde sıkılmamak için işte duran bir emekli zabıta gibisin.
“Sahi şoför nerede?”
Bak Devlet Bey, millet artık miting sonrası araç kapısı değil, şoför kapısı izliyor.
“Bugün acaba hangi şoförle geldi?”
“Bu haftaki yakını kim?”
Millet lideri değil, araç içi dinamiğini konuşur hale gelmiş.
Sana dair dedikoduların sayısı, parti programındaki madde sayısını geçti.
Senin en büyük miting konuşman:
“Çay içtik beraber…”
Vatan kurtarmaya değil, şoförle hatıralar albümüne dönüşmüş bir kariyer.
“Devletin Ruhu, Part Time Şoförlükle Kurtarılmaz”
Senin milliyetçiliğin artık F klavye gibi:
Türk, ama kimse kullanmıyor.
NATO’ya eyvallah çekip;
PKK’yla tokalaşana susup;
seçim döneminde aslan kesilip,
sonra tekrar Saray halısına sarılmak…
Bunun adı ne liderliktir,
ne dava,
ne ülkü…
Bunun adı:
“Kürsüde kasım kasım kasılan ama içten içe eriyen kâğıttan kartal.”
Final Sorusu:
Devlet Bey, yıllar önce bir umut taşıdınız,
ama şimdi sadece bir hatırasınız.
Müze vitrini gibi oradasınız ama
hiçbir şey değiştirmiyorsunuz.
O yüzden son bir kez, milletçe soruyoruz:
Peskevüt lan… Sen nesin, gerçekten?
Lider misin, yoksa siyasi tarihimizin çok uzun süren ama hiçbir yere varmayan ara sahnesi mi




Bir yanıt yazın