Körfez ülkeleri, en son teknolojiye sahip hava savunma sistemlerine ihtiyaç duyduklarına dair açık bir kanıtla karşı karşıya kaldılar. Bu durum, İran’ın bölgedeki şehirleri vuran seyir füzeleri ve silahlı insansız hava araçlarının ardından geldi. Sonuç olarak, İsrail ve Türk savunma şirketleri arasında yoğun bir rekabet başladı.
Burada sembolik olarak BAE’nin başkenti Abu Dabi ile temsil edilen Körfez ülkeleri, İran’ın bölgedeki şehirlere yönelik saldırılarının ardından hava savunmalarını güçlendirmelidir, deniliyor.
İsrail savunma kaynakları, Körfez ülkelerinin hava savunma sözleşmeleri için, özellikle kısa ve orta menzilli sistemler, insansız hava aracı karşı önlemleri ve katmanlı hava savunma çözümleri konusunda İsrail ve Türk şirketleri arasında doğrudan bir rekabet bekliyor. Bu rekabet, Körfez ülkeleri ve Türk şirketleri arasında devam eden görüşmelerde zaten açıkça görülüyor; aynı zamanda İsrail sistemleri de bölgede konuşlandırılıyor veya değerlendirme aşamasında. Dolayısıyla her iki taraf da aynı talep için rekabet ediyor.
Körfez ülkeleri, füze cephaneliklerini yenilemek ve insansız hava araçlarına ve seyir füzelerine karşı savunmalarını geliştirmek için baskı altında. Bu nedenle, daha kolay bulunabilen alternatifler ve daha uygun maliyetli, katmanlı savunma çözümleri arıyorlar. Türk şirketleri, Hisar, Korkut ve Çelik Kubbe programının gelecekteki bileşenleri gibi sistemler sunuyor. Suudi Arabistan, Katar ve Kuveyt’in bu ürünler konusunda Ankara ile görüşmelerde bulunduğu bildiriliyor.
Aynı zamanda, Rafael ve İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii (IAI) gibi İsrail şirketleri, SPYDER, Barak MX, radar ağları ve insansız hava aracı savunma çözümleri gibi yerleşik sistemlere sahiptir. Dahası, İsrail yakın zamanda Birleşik Arap Emirlikleri’nde kendi sistemlerini konuşlandırarak Körfez bölgesinde operasyonel önemini göstermiştir.

Hava savunması: Türkiye ve İsrail’in farklı güçlü ve zayıf yönleri var.
Türkiye şu anda özellikle maliyet, teslimat hızı ve yerel üretim kapasitesi açısından oldukça güçlü olarak değerlendiriliyor. Körfez ülkeleri, Korkut gibi Türk sistemlerine ilgi gösteriyor çünkü bu sistemler bazı Batı alternatiflerinden daha hızlı teslim edilebiliyor ve genellikle ortak geliştirme veya üretim modelleri sunuyor.
Öte yandan İsrail, özellikle maksimum performans ve ağ tabanlı savunma mimarileri arayan müşteriler için gelişmiş sensör füzyonu, entegre çok katmanlı savunma ve savaşta kendini kanıtlamış füze savunması alanlarında avantajlara sahip.
Türkiye’nin en büyük zayıf noktası ise balistik füzelere karşı savunmasıdır. Gelişmiş Türk sistemleri henüz İsrail veya önde gelen ABD sistemleriyle aynı olgunluk seviyesine ulaşmamıştır. Bu nedenle, Türkiye’nin kısa menzilli savunma, insansız hava aracı savunması ve hızla konuşlandırılabilir “yeterince iyi” çözümlerde daha başarılı olması muhtemeldir; İsrail ise karmaşık, entegre hava ve füze savunma paketleriyle daha iyi bir şansa sahiptir. Dolayısıyla rekabet gerçektir, ancak tüm segmentlerde eşit derecede yoğun olmayacaktır.

SAHA istanbul 2026
Kaynak: Defence-Network






Bir yanıt yazın