Sevgili okurlarım ve değerli takipçilerim.
Ülkemiz çok kırılgan bir zemine girmiş vaziyette. Muhalefetin iddialarına göre, hükümetin kamçısı olan yargı, ülkede onulmaz hukuki kararlara imza atar hale geldi.
“Bitirdik, inlerine girdik, ayakkabı numaralarını biliyoruz” dedikleri terör örgütüyle, “Şart-şurt yok” diye seçmene duyurdukları “Terörsüz Türkiye” süreci diye, elli bin yurttaşımızın kanlı katili PKK ve onun elebaşısı Apo’ya “AF” çıkarma peşindeler.
Halka sormadan Türksüz bir Anayasa yapmanın gayreti ve planıyla CHP’yi çökertmek değilse bile ikiye bölüp muhalefetsiz bir seçim yapmanın derdindeler.
Bu arada AKP Genel Başkanı Erdoğan, “Bizde İbrahim milletindeniz” diye bir söz söyledi. Oysa bu ülkenin adı Türkiye Cumhuriyeti halkının adı da Türk halkıdır.
Yaşım sekseni bir tık geçti. Rahmetli Celal Bayar’dan sonraki Cumhurbaşkanlarını az çok tanıdım. Hiç birisi böyle bir laf da demedi, Turgut ÖZAL ve R. Tayyip ERDOĞAN’dan başka Türküm demeyen de olmadı. Bu ikisi Türküm diyemedi, her nedense.
Sn. Özal açık açık, “Benim damarlarımda Kürt kanı var” diyerek yönünü ve safını mertçe belirtmişti. Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan ise işi demogojiyle karışık, arka bahçelerden dolaşarak: ümmetçilik, Müslümanlıkla geçirmektedir.
Müslümanın diyenler iyi bilir, Hucurat Suresi 13. Ayette yüce Tanrı mealen:” ben sizleri bir erkek ve bir dişiden yarattım, kavimlere ayırdım, sorulduğu zaman söyleyesiniz diye” demekte. Yani Tanrı, Kuran’da millet gerçeğini belirtmiştir.
Yüce Tanrı isteseydi bütün yarattıklarını tek bir millet yapamaz, tek dil öğretmez miydi?
İsteseydi, “Siz hepiniz tek millet, İbrahim milletindesiniz” diyemez miydi? Ama öyle yapmamış kavim kavim yani millet millet yaratmış.
Gelelim işin özüne. Hz. İbrahim yani Abraham Yahudi inancının atasıdır, önderidir. Onun içindir ki İsrail ve Mossad, İbrahim kavmini-milletini yücelten, paneller, organizasyonlar ve etkinlikler düzenlemiştir ve düzenlemekteler.
Kimilerinin bilge, kimilerinin din alimi diye lanse ettiği, ucu iktidara ve bölüşüme gelince hain diye suçladığı (zaten öyleydi) Feto, Hz. İbrahim’in şehri olarak bilinen Şanlı Urfa’mızda yıllardır “Halil İbrahim” sofralarında buluşmalar yapmamış mıydı?
Özetle bütün bu gayret ve çabaların kod adı: “İbrahim Milleti” değil miydi?
Ey asil milletim! Ne zaman uyanacaksınız, ne zaman kafanız dank edecek?
Türk milliyetçileri ve değerli ülkücüler, yıllarca hep “Oğuz soyundanız, Kürşat’ın boyundanız” diyerek Türklüğü zinde tutarken; devletimizin kurucusu önder Mustafa kemal Atatürk: “Ne Mutlu Türküm diyene! Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur” diyene sözleriyle; Türklükte bir yüzyıl açmış, Türkü öz benliğine döndürmüştü.
Siyasal İslamcılara ve İbrahim milletindeniz diyen siyasetçilere göre ise “Türküm “demek ırkçılıktır, kafirliktir, bölücülüktür.
Diğer etnik kimlikleri söylemek, öne çıkarmak onlardan olmak gayet normal olağan bir haktır. Hadi oradan zübükler!
Bilmiyorlar mı, bilmezden görmezden mi geliyorlar; Türkler öyle üstün bir ırk ki tarih boyunca, tarihe mal olmuş, yön vermiş ON ALTI büyük devlet (İmparatorluk” kurmuş, üç kıtaya hükmetmiş, onlarca devleti ve milleti sınırlarına katmış ve kendini kabul ettirmiş kahraman ve adil bir millettir.
Türkün kanı ve canı pahasına devlet kurduğu bu ülkede; Türkün ekmeğini yiyen, Türkün havasını soluyan, Türkün koltuğunda oturan, siyaset yapanlar ne acı ve hazin ki Türk’ü sevemediler.
Yeri geldi Ermeni, Arap, Fars, Yezit oldular da sadece bir Türk olamadılar, Türküm diyemediler.
Ben İbrahim filan değil, dünyaya şan vermiş Türk oğlu Türküm. Irkım da ATAM da Türk’tür. O kadar.
Ya Türklüğü kaldıramadılar ya da Türk gömleği onlara dar geldi.
Ben de diyorum ki; Türklük giysisi her bedene uymuyormuş.
Ne Mutlu TÜRKÜM diyene!
Esen kalınız.


Bir yanıt yazın