İki Kuklanın Ülkesini Yıkımı: “Zelenskileşmeyin”, “Erdoğanlaşmayın” – Kamuoyuna Yönelik Bir Yetke Eleştirisi

Okuma Süresi:

5–8 dakika
❤️
  1. Giriş: Kuklalar Çağı ve İktidarın Maskesi

Küresel siyasette bazı liderler, kendi halklarının çıkarlarını savunmak yerine dış güçlerin ve kişisel iktidar hırslarının aracı hâline gelmektedir. Bu liderlerin kimlikleri farklı, retorikleri zıt olabilir; ancak uygulamada benzer yapılar üretirler. Ukrayna’da Volodimir Zelenski ve Türkiye’de Recep Tayyip Erdoğan, bu tür liderliğin iki ucu gibi görünse de aslında aynı otoriter-popülist modelin iki versiyonudur. (Snyder, 2022; Bayart, 2021).

  1. Kukla Liderlik: Dış Güce Bağlı İktidar Modelleri

Zelenski, NATO ve ABD çıkarları doğrultusunda bir savaş aparatına dönüşmüş; Erdoğan ise Batı’ya karşı retorik üretip içeride kendi otoritesini sağlamlaştırırken zaman zaman aynı güçlerle perde arkasında göç anlaşması, suriye ve libyaya müdahale anlaşmadı gibi anlaşmalarla batıyla ülkesinin çıkarları aleyhine yıkım iş birliği yapmıştır. Her iki lider, ülke politikalarını halktan çok küresel güç merkezlerine göre şekillendirmiştir (Mearsheimer, 2015; Gürsoy, 2017). Zelenski, Batı’nın “proxy savaş”ında bir piyon hâline gelirken; Erdoğan, ekonomik kriz dönemlerinde Batı’dan sıcak para arayışına girerek bağımlılığı meşrulaştırmıştır.

  1. Demokrasiye Darbe: Otoriterleşmenin Paralel Süreci

Zelenski savaş bahanesiyle medya ve muhalefeti sustururken; Erdoğan OHAL rejimleriyle yargı, üniversite ve basını denetim altına almıştır. İki lider de demokrasiyi yalnızca seçimlerden ibaret gören, çoğulculuğu dışlayan bir yönetim pratiği üretmiştir (Freedom House, 2023; RSF, 2023). Seçilmiş olmak, her iki figür için sınırsız yetki anlamına gelmiş; demokratik kurumlar kişisel iktidar için araçsallaştırılmıştır.

  1. Medyanın Ehlileştirilmesi ve Algı Yönetimi

Zelenski, Batı medyası aracılığıyla kahramanlaştırılmış; Erdoğan ise yandaş medya üzerinden bir “milli lider” algısı yaratmıştır. Gerçeklik, her iki durumda da propagandanın gölgesinde kalmıştır. Medya özgürlüğünün yerini, tek sesli yayınlar ve muhalefetin kriminalize edilmesi almıştır (RSF, 2023). Kamuoyuna gerçek bilgi değil, lider merkezli bir mitoloji sunulmuştur.

  1. Ekonomik Talan: Kayıp Gelecekler

Zelenski döneminde Ukrayna’nın yeraltı kaynakları ABD ve Batı şirketlerine kelepir fiyatına satılmış, IMF’nin neoliberal programları hayata geçirilmiştir (Hudson, 2022). Erdoğan ise özelleştirme ve yandaş sermaye üzerinden ekonomiyi hem bağımlılaştırmış hem de dar bir çıkar grubuna peşkeş çekmiştir (Öniş, 2020). Her iki ülkede de ekonomi, halkın değil, dış güçlerin ve yerli elitlerin çıkarına hizmet eden bir yapıya bürünmüştür.

  1. Toplumsal Kutuplaşma: İktidarın Sürdürme Taktiği

Zelenski Rusça konuşan halkı ötekileştirerek bir iç düşman yaratırken; Erdoğan laik-dindar, Kürt-Türk, muhalif-iktidar ayrımını derinleştirerek benzer bir strateji izlemiştir (Matviychuk, 2021; Yavuz, 2019). Kutuplaşma, yönetememe krizine verilen geçici bir cevap olmuş; halk birlik yerine düşmanlıkla yönetilmiştir.

  1. Dış Politikanın İç Tüketimi

Her iki lider, dış politikayı iç siyasette meşruiyet aracı olarak kullanmıştır. Zelenski, Batı’yla müttefik olduğunu göstererek iktidarını güçlendirmiş; Erdoğan, dönemsel olarak Batı ve Doğu arasında yalpalayan bir denge siyasetiyle içeride “bağımsızlık” söylemi üretmiştir. Bu sahte bağımsızlıklar, gerçekte dışa bağımlılığın farklı formlarıdır (Chomsky, 2023; Kaliber, 2022).

  1. Hukukun Çöküşü: Keyfilik Rejimi

Zelenski’nin savaş rejimi içinde yasa dışı uygulamaları, Erdoğan’ın olağanüstü hâl kararnameleriyle benzerlik göstermektedir. Yargı bağımsızlığı her iki ülkede de ya doğrudan yok edilmiş ya da şeklen korunmuş görünmektedir. Keyfiyet, anayasanın yerini almıştır (Esen & Gumuscu, 2016).

  1. Toprak ve Egemenlik Kayıpları

Zelenski döneminde Ukrayna’nın doğusu ve güneyi fiilen Rusya’ya bırakılmış; buna rağmen iç kamuoyuna “direniş” algısı sunulmuştur. Erdoğan ise Libya, Suriye ve Kuzey Irak’ta askeri hamlelerle egemenlik alanlarını genişletme iddiasında bulunurken, Kıbrıs ve Ege’de geri adımlar atmıştır. Her iki durumda da egemenlik söylemi, pratikle çelişmiştir (Cohen, 2022; Robins, 2020).

10.“Zelenskileşmeyin”, “Erdoğanlaşmayın”: Kamuoyuna Çağrı

“Zelenskileşmek”, bir liderin kendi halkının çıkarlarını dış güçlerin çıkarlarına teslim etmesi; “Erdoğanlaşmak” ise halk iradesini kişisel iktidar hırsına ve uluslararası çıkar ilişkilerine kurban etmesi anlamına gelir. Bu kavramlar yalnızca iki isme değil, dışa bağımlı, otoriter, kutuplaştırıcı ve antidemokratik iktidar modellerine karşı bir uyarıdır. Kamuoyunun bu yönetim biçimlerini meşrulaştırmak yerine sorgulaması, halk lehine “yetke”yi yeniden kurması ve “Diplomasız Devlet Başkanı: Erdoğanlaşmayın” ile “Devlet Başkanı Olmayan Başkan: Zelenskileşmeyin” kavramlarını içselleştirmesi bir toplumsal sorumluluk hâline gelmiştir.

Erdoğanlaşmayın, demek sadece içeride baskıcı ve yolsuzluklara batmış bir rejim üretmek değil, aynı zamanda dış politikada ülkenin egemenliğini aşındıran ve bölgesel yıkımlara ortak olan bir yönetime rıza göstermek demektir. Erdoğan yönetimi, Suriye iç savaşında doğrudan taraf olmuş, Libya’da vekâlet savaşlarının parçası hâline gelmiş, Ege Denizi’nde ise Yunanistan’ın lehine olan fiili durumları sessizce kabullenerek Türkiye’nin deniz yetki alanlarında geri adımlar atmıştır. Bu gelişmeler, yalnızca diplomatik zafiyet değil, aynı zamanda fiilî toprak ve egemenlik kaybı anlamına gelmektedir. Erdoğan’ın dış politikasında Türkiye, kendi ulusal güvenliğini değil, Batı’yla pazarlık masasında el yükseltmeyi ve iktidarını tahkim etmeyi öncelemiştir. Suriye’de yaşanan göç krizinden Libya’daki istikrarsızlığa kadar uzanan bu süreçte Türkiye, yıkımın doğrudan taşıyıcısı hâline gelmiştir.

Ayrıca Erdoğan, kamu kaynaklarını ve devlet imkanlarını kendi iktidar çevresine yönlendirerek, halkın malını kişisel ve siyasi kazanca dönüştürmüştür. Devlet bütçesi, dış borçlar ve stratejik kurumlar, sistemli şekilde “yandaş sermaye”ye aktarılmış; bu da Erdoğan’ı hem “hırsız başkan”, hem de halk iradesini tanımadığı için “hadsiz başkan” kategorisine sokmuştur. Erdoğanlaşmak, bu anlamda yalnızca siyasi değil, ahlaki ve ulusal çöküşün de adıdır.

Zelenskileşmeyin çağrısı ise, bir devlet başkanının aslında başkanlık görevini fiilen yerine getiremediği, sadece Batı’nın ajandasına göre hareket eden bir “devlet başkanı olmayan başkan” olarak davranmasını ifade eder. Zelenski, Rusya ile yaşanan çatışma sürecinde Ukrayna’nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ciddi şekilde yitirmiştir. Donbass ve Kırım’ın ötesinde, savaşın yol açtığı yıkım tüm ülkeye yayılmış, milyonlarca insan göç etmiş, şehirler harap olmuş, ekonomi çöküşe sürüklenmiştir. Tüm bu yıkım sürecinde Zelenski, Batı’dan gelen desteği kendi iktidarının sürmesi için kullanmış, diplomasiyi tamamen askıya alarak halkını uzun süreli savaşın içine hapsetmiştir. Bu yönüyle ülkesinin toprak kaybı ve fiziksel çöküşünün bizzat sorumlusudur.

Zelenski, aynı zamanda ülkesinin kaynaklarını Batılı şirketlerin kontrolüne açarak savaş ekonomisinin merkezine özel çıkar ağlarını yerleştirmiştir. Savaş yardımları ve yeniden inşa projeleri, şeffaf olmayan biçimlerde kullanılmış ve birçok stratejik sektör çok uluslu şirketlere devredilmiştir. Bu nedenle Zelenski de “hırsız” ve “hadsiz” bir başkan olarak nitelendirilmelidir: Çünkü hem ülkesini bölgesel bir yıkıma sürüklemiş, hem de halkının geleceğini Batı’nın çıkarlarına ipotek etmiştir.

Her iki lider de, halkın iradesine dayanmadan, dış güçlerin desteğiyle içeride baskıcı ve dışarıda teslimiyetçi bir yönetim modeli inşa etmişlerdir. Erdoğanlaşmak, diplomasız, dışa bağımlı, iç kaynakları kendi çıkarı için iç eden bir başkanlık; Zelenskileşmek ise, aslında başkan olmayan ama dış güçlerin emirlerini uygulayan, ülkesini savaşa ve parçalanmaya sürükleyen bir figür anlamına gelir. İkisi de “hadsiz” ve “hırsız” başkanlardır; ikisi de halklarına değil, iktidarlarına hizmet etmektedir. Bu nedenle, “Erdoğanlaşmayın” ve “Zelenskileşmeyin”, yalnızca siyasi söylem değil, toplumsal hafızaya yerleşmesi gereken uyarı niteliğinde kavramlardır.

Sonuç: Egemenliğin İntiharı ve Umutsuzluk Rejimi

Zelenski ve Erdoğan, görünüşte zıt kutuplarda duran ama benzer yıkım stratejileriyle ülkelerini yöneten iki figür olarak tarihe geçmektedir. Biri Batı’nın kahramanı, diğeri Doğu’nun sözde direnişçisi gibi sunulsa da, gerçekte her ikisi de halkın çıkarlarından uzaklaşmış, kişisel iktidarlarını devletin üstüne koymuş liderlerdir. Ukrayna’da topraklar kaybedilmiş, ekonomi çökertilmiş, halk göçe zorlanmıştır. Türkiye’de ise kurumlar aşınmış, liyakat yok edilmiş, halk kutuplaştırılmıştır.

Bu iki örnek, modern çağın en tehlikeli siyasal hastalığına işaret etmektedir: lider odaklı, dışa bağımlı ve halktan kopuk otoriter yönetim modeli. “Zelenskileşmeyin, Erdoğanlaşmayın” demek, yalnızca bu iki ismi değil, bu siyaset tarzını reddetmek demektir. Halkın görevi; lider mitolojilerine değil, kurumsal akla ve toplumsal adalete dayanan yeni bir siyaset tarzını inşa etmektir.

Kaynakça
• Snyder, T. (2022). The Road to Unfreedom. Random House.
• Mearsheimer, J. (2015). “Why the Ukraine Crisis Is the West’s Fault”, Foreign Affairs.
• Hudson, M. (2022). The Destiny of Civilization. ISLET-Verlag.
• Chomsky, N. (2023). Notes on Ukraine. Haymarket Books.
• Matviychuk, O. (2021). “Language Laws in Ukraine: Identity and Conflict”. Kyiv-Mohyla Law and Politics Journal.
• Esen, B., & Gumuscu, S. (2016). “Rising Competitive Authoritarianism in Turkey”, Third World Quarterly.
• RSF – Reporters Without Borders (2023). World Press Freedom Index.
• Freedom House (2023). Freedom in the World: Ukraine and Turkey Reports.
• Öniş, Z. (2020). Turkey’s Authoritarian Turn. Istanbul Policy Center.
• Bayart, J. F. (2021). The State in Africa: The Politics of the Belly.
• Robins, P. (2020). Suits and Uniforms: Turkish Foreign Policy Since the Cold War.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar