İki Lider, Tek Strateji
Modern tarihin en tehlikeli siyasi figürleri, genellikle kişisel çıkarları ile ulusal çıkarları birbirinden ayırt edilemez hale gelenlerdir. 2020’lerin jeopolitik manzarasında, bu tanıma en çarpıcı şekilde uyan iki isim öne çıkmaktadır: İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski. Farklı coğrafyalarda, farklı düşmanlara karşı savaş yürüten bu iki lider, şaşırtıcı derecede benzer bir stratejik mantığı paylaşmaktadır: Savaşı tırmandırmak ve genişletmek, iç siyasi çıkmazdan çıkışın yegane yolu olarak görülmektedir.
Ancak bu iki liderin kişisel hesaplarını, arkalarındaki yapısal güçlerin çıkarlarından bağımsız okumak mümkün değildir. Washington’daki neokonservatif çevreler, küresel silah sanayii, enerji kartelleri ve ideolojik olarak “ebedi savaş” doktrinine bağlı think-tankler, Netanyahu ve Zelenski’nin kişisel ajandalarına stratejik derinlik ve lojistik kapasite sağlamaktadır. Bu simbiyotik ilişki, bölgesel çatışmaların çok daha geniş bir küresel savaşa dönüşmesi için gereken tüm bileşenleri bir araya getirmektedir.
Netanyahu: Adli Kovuşturmadan Kaçışın Stratejisi Olarak Savaş
7 Ekim Öncesi Kırılganlık
Binyamin Netanyahu, 7 Ekim 2023 Hamas saldırısından çok önce, İsrail tarihinin en kırılgan başbakanı konumundaydı. Yolsuzluk, rüşvet ve görevi kötüye kullanma suçlamalarıyla devam eden “Dava 1000, 2000 ve 4000” süreçleri, siyasi kariyerini bitirme potansiyeline sahipti. Tartışmalı yargı reformu girişimi, İsrail toplumunda tarihi bölünmelere yol açmış ve yüz binlerce kişiyi sokaklara dökmüştü. Bu iç kriz ortamında, savaş, Netanyahu için yalnızca bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda varoluşsal bir siyasi can simidi işlevi gördü.
Savaşın Tırmanmasından Çıkarılan Kişisel Fayda
Gazze Savaşı’nın başlaması, Netanyahu’ya üç kritik siyasi avantaj sağladı. İlk olarak, yolsuzluk davaları ve yargı reformu krizi, “ulusal birlik” söylemi altında kamuoyunun gündeminden düştü. İkinci olarak, savaş kabinesinin kurulması, muhalefeti hükümete bağlayarak eleştiri alanını daralttı. Üçüncü ve en kritik olarak, savaşın süresiz olarak uzatılması, Netanyahu’nun erken seçim ihtimalini ötelemesini ve başbakanlık koltuğunu korumasını mümkün kıldı.
Netanyahu’nun savaşı genişletme arzusu, yalnızca Gazze ile sınırlı değildir. Lübnan’da Hizbullah’a, Suriye’de İran destekli güçlere ve nihai olarak İran’ın kendisine yönelik askeri operasyon çağrıları, çatışmanın coğrafi kapsamını sürekli olarak genişletme stratejisini yansıtmaktadır. İran’ın nükleer tesislerine yönelik bir saldırı, yalnızca İsrail’in bölgesel güvenlik doktrininin bir parçası değil, aynı zamanda Netanyahu’nun siyasi ömrünü uzatacak “ebedi savaş” durumunun da anahtarıdır.
Zelenski: Varoluşsal Bağımlılığın Jeopolitik Rehinesi
Politik Dönüşümün Anatomisi
Volodimir Zelenski, 2019’da barış vaadiyle seçilmiş bir liderdi. Donbas’taki çatışmayı sona erdirme ve Rusya ile diyalog kurma söylemi, onu Petro Poroşenko’nun milliyetçi çizgisinden ayıran temel farktı. Ancak Şubat 2022’deki tam ölçekli Rus işgali, Zelenski’yi radikal bir dönüşüme zorladı. Bu dönüşüm, yalnızca savaş koşullarının dayattığı bir refleks değil, aynı zamanda Zelenski’nin yeni bir siyasi kimlik inşa etme süreciydi.
Savaş Uzatma Dinamiği
Zelenski için savaşın sona ermesi, varoluşsal bir risk barındırmaktadır. Savaş döneminde inşa edilen “ulusal kahraman” imajı, barış koşullarında hızla aşınabilir. Savaş ekonomisi, olağanüstü yetkiler ve Batı’dan akan mali yardımlar, Zelenski yönetimine savaş öncesinde hayal edilemeyecek bir kaynak ve kontrol kapasitesi sağlamıştır. Bu bağımlılık yapısı, Zelenski’yi barış müzakerelerinden sistematik olarak uzak durmaya ve savaşın tırmanmasını talep etmeye iten yapısal bir dinamik yaratmaktadır.
Zelenski’nin uzun menzilli füze talepleri, Rusya topraklarına yönelik saldırılar ve NATO’nun doğrudan müdahalesine yönelik çağrıları, yalnızca askeri gerekliliklerle açıklanamaz. Bu talepler, aynı zamanda, savaşın coğrafi kapsamını genişleterek Zelenski’nin “vazgeçilmez lider” konumunu pekiştirme stratejisinin unsurlarıdır. Her tırmanma adımı, Zelenski’nin iç siyasetteki konumunu sağlamlaştırmakta ve savaş sonrası bir Ukrayna’da karşılaşabileceği hesaplaşma riskini ötelemektedir.
Arka Plandaki Güçler: Savaşın Yapısal Aktörleri
Neokonservatif Hareketin Dönüşü
Netanyahu ve Zelenski’nin bireysel saikleri, ABD’deki neokonservatif hareketin stratejik vizyonuyla mükemmel bir uyum içindedir. Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana, neokonservatifler ABD’nin küresel hegemonyasını askeri güç yoluyla yeniden tesis etme hedefini gütmüştür. Irak Savaşı’nın başarısızlığı sonrası geri çekilen bu hareket, Ukrayna ve İsrail savaşlarıyla birlikte yeniden merkezi bir konuma yükselmiştir.
Bu çevreler için Netanyahu’nun İran’a yönelik saldırı talepleri ve Zelenski’nin Rusya ile topyekün savaş ısrarı, aynı stratejik bütünün iki parçasıdır: ABD’nin rakiplerini (Rusya, Çin, İran) eşzamanlı olarak zayıflatmak ve Amerikan askeri-endüstriyel kompleksine sınırsız kaynak aktarımını meşrulaştırmak. Foreign Policy Initiative, American Enterprise Institute ve Heritage Foundation gibi düşünce kuruluşları, bu “iki cepheli savaş” stratejisinin entelektüel altyapısını sağlamaktadır.
Askeri Endüstriyel Kompleksin Çarkları
Başkan Eisenhower’ın 1961’de uyardığı askeri-endüstriyel kompleks, 2020’lerde altın çağını yaşamaktadır. Ukrayna’ya yapılan yüz milyarlarca dolarlık silah yardımı, ABD ve Avrupa savunma sanayilerine benzeri görülmemiş bir sipariş akışı sağlamıştır. Lockheed Martin, Raytheon, Northrop Grumman ve General Dynamics gibi dev şirketlerin hisse değerleri, savaşın başlangıcından bu yana katlanarak artmıştır.
İsrail’e yapılan askeri yardımlar ve Orta Doğu’daki gerilimin tırmandırılması da aynı ekonomik mantığın parçasıdır. Silah sanayii için savaş, yalnızca bir kâr alanı değil, aynı zamanda ürünlerin test edildiği ve sürekli talebin garanti altına alındığı bir ekosistemdir. Bu yapısal çıkar, Netanyahu ve Zelenski gibi liderlerin savaş genişletme taleplerine güçlü bir lobi desteği sağlamaktadır.
Enerji Sektörünün Gizli Eli
Savaşın bir diğer yapısal itici gücü de küresel enerji sektörüdür. Rusya’nın Avrupa pazarından dışlanması, ABD’li sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) üreticileri için devasa bir pazar yaratmıştır. İran ile olası bir çatışmanın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, petrol fiyatlarını yükselterek enerji devlerine beklenmedik kârlar sağlayacaktır. Bu ekonomik saikler, diplomatik çözüm çabalarının neden sürekli olarak baltalandığını ve savaşın neden tercih edilen bir seçenek olarak kaldığını açıklamaktadır.
Sonuç: Savaş Makinesinin Operatörleri
Netanyahu ve Zelenski, büyük savaşın mimarları değil, daha ziyade operatörleridir. Kişisel siyasi çıkarları, arka plandaki yapısal güçlerin stratejik hedefleriyle örtüştüğü için, bu iki lider savaşın tırmanmasında kritik bir rol oynamaktadır. Netanyahu adli kovuşturmadan kaçmak için, Zelenski ise savaş sonrası siyasi belirsizlikten korunmak için çatışmanın genişlemesine ihtiyaç duymaktadır.
Ancak bu bireysel saikleri besleyen ve mümkün kılan, neokonservatif ideoloji, askeri-endüstriyel kompleks ve enerji sektörünün oluşturduğu üçlü yapıdır. Bu yapı, barışı bir tehdit, savaşı ise bir fırsat olarak algılamakta ve ona göre hareket etmektedir.
Dünyayı bekleyen asıl tehlike, bu simbiyotik ilişkinin kontrolden çıkmasıdır. Kişisel çıkarlar için başlatılan bölgesel çatışmalar, yapısal güçlerin devreye girmesiyle hızla küresel bir yangına dönüşebilir. Tarih, büyük savaşların genellikle küçük hesaplarla başladığını, ancak sonuçlarının hiçbir zaman hesaplanamaz olduğunu defalarca göstermiştir. Bugün Netanyahu ve Zelenski’nin şahsında somutlaşan bu dinamik, insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük varoluşsal tehdidi temsil etmektedir.
Kaynakça
Barber, B. R. (1992). Jihad vs. McWorld. Times Books.
Chomsky, N. (2003). Hegemony or Survival: America’s Quest for Global Dominance. Metropolitan Books.
Eisenhower, D. D. (1961). Farewell Address to the Nation. National Archives.
International Institute for Strategic Studies. (2024). The Military Balance 2024. IISS.
Johnson, C. (2004). The Sorrows of Empire: Militarism, Secrecy, and the End of the Republic. Metropolitan Books.
Kagan, R., & Kristol, W. (2000). Present Dangers: Crisis and Opportunity in American Foreign and Defense Policy. Encounter Books.
Mearsheimer, J. J. (2014). The Tragedy of Great Power Politics. W. W. Norton & Company.
Morgenthau, H. J. (1948). Politics Among Nations: The Struggle for Power and Peace. Alfred A. Knopf.
Piketty, T. (2020). Capital and Ideology. Harvard University Press.
SIPRI. (2024). Trends in World Military Expenditure, 2023. Stockholm International Peace Research Institute.
Stiglitz, J. E., & Bilmes, L. J. (2008). The Three Trillion Dollar War: The True Cost of the Iraq Conflict. W. W. Norton & Company.
Tooze, A. (2021). Shutdown: How Covid Shook the World’s Economy. Viking.
Walt, S. M. (2018). The Hell of Good Intentions: America’s Foreign Policy Elite and the Decline of U.S. Primacy. Farrar, Straus and Giroux.






Bir yanıt yazın