- Zelenski’nin İktidara Gelişi: Bir Kuklanın Doğuşu
Volodimir Zelenski, siyasi geçmişi olmayan bir komedyen ve televizyon yıldızı olarak 2019 yılında Ukrayna Cumhurbaşkanlığı seçimlerini büyük bir farkla kazandı. Ancak bu zafer, demokratik olgunluktan çok medya manipülasyonunun ve Batı destekli imaj kampanyalarının bir sonucuydu (Snyder, 2022). Zelenski’nin kampanyası, yolsuzlukla mücadele, şeffaflık ve barış vaatleri üzerine kurulmuştu; ancak göreve geldiği andan itibaren bu vaatlerin yerini NATO ve ABD ile tam uyum politikaları aldı (Katchanovski, 2021). Bu durum, Zelenski figürünün arkasında aslında bağımsız bir lider değil, Batı’nın çıkarlarını önceleyen bir temsilcinin olduğuna dair şüpheleri artırdı.
- Donbas ve İç Savaş: Barış Yerine Provokasyon
Zelenski iktidara gelirken Donbas’taki savaşı sona erdirme sözü vermişti. Ancak iktidara geldikten sonra Minsk Anlaşmalarını uygulamak yerine, bölgeye askeri sevkiyatları artırdı (Cohen, 2022). Savaşın çözümü için diyalog değil, silah ve baskı yöntemleri tercih edildi. Bu politika, Rusya’yla olan gerginliği tırmandırdı ve doğrudan Batı destekli bir çatışma stratejisinin parçası hâline geldi. Donbas halkının talepleri dikkate alınmadan yürütülen bu strateji, ülkeyi daha da bölünmüş hâle getirdi.
- NATO ve ABD Politikalarına Teslimiyet
Zelenski, Ukrayna’nın NATO üyeliğini temel dış politika hedefi hâline getirdi. Bu yaklaşım, Ukrayna’nın tarafsızlık ilkesine son verdi ve ülkeyi doğrudan jeopolitik bir cephe hattına dönüştürdü (Mearsheimer, 2015). ABD, Ukrayna’yı kendi çıkarları doğrultusunda Rusya’ya karşı bir “proxy savaş” alanı olarak kullanırken, Zelenski bu senaryoya gönüllü biçimde katıldı. ABD silahları, danışmanları ve stratejileri Ukrayna’da etkin rol alırken, ülkenin kendi karar alma kapasitesi ciddi biçimde azaldı (Chomsky, 2023).
- Ekonomik Çöküş: Batı’ya Bağımlı Bir Ekonomi
Zelenski dönemi, Ukrayna ekonomisinde yapısal bağımlılık dönemine denk gelmektedir. IMF, Dünya Bankası ve Batılı finans çevrelerinden alınan krediler, ciddi özelleştirmeler ve kemer sıkma politikalarıyla birlikte geldi (Hudson, 2022). Tarım arazileri yabancı şirketlere açıldı, devlet varlıkları elden çıkarıldı. Savaşın da etkisiyle ekonomi yüzde 30’un üzerinde daraldı. Zelenski yönetimi, ülkenin ekonomik bağımsızlığını Batılı sermayeye teslim etti.
- Kültürel Baskı ve Kimlik Politikaları
Ukrayna’da Rusça konuşan nüfusa yönelik baskılar, Zelenski döneminde tırmandı. Ana dil yasası, eğitimde ve medyada Rusça kullanımını sınırlandırdı (Matviychuk, 2021). Bu politikalar, sadece Donbas’ta değil, ülkenin genelinde etnik ve dilsel ayrışmayı körükledi. Ukrayna kimliği Batı yanlısı ve “Rus karşıtı” temellere indirgenirken, çoğulculuk ve kültürel farklılıklar bastırıldı.
- Askerileşme ve Toplumun Militerleşmesi
Zelenski döneminde ülke, adeta bir askeri üs hâline geldi. ABD ve NATO’dan alınan yardımlarla Ukrayna ordusu büyütüldü ve doğrudan Batı doktrinleri doğrultusunda eğitildi. Bu askeri dönüşüm, toplumsal kaynakların savunmaya kaydırılmasına ve sosyal hizmetlerin zayıflamasına neden oldu (Lind, 2022). Savaşın sürekliği için medyada sürekli propaganda yapılırken, barış çağrıları “hainlik” olarak yaftalandı.
- Demokrasi ve Medya Özgürlüğü Erozyonu
Zelenski, savaş koşullarını gerekçe göstererek muhalefeti bastırdı. Çok sayıda muhalif parti kapatıldı, medya kuruluşlarına sansür uygulandı (Reporters Without Borders, 2023). Oligarklara karşı mücadele adı altında rakip medya patronlarına operasyonlar yapıldı. Bu süreçte ifade özgürlüğü ciddi zarar gördü. Zelenski’nin liderliği giderek otoriterleşti.
- Demografik Felaket: Göç ve Nüfus Kaybı
Savaşın başlamasıyla birlikte Ukrayna nüfusunda büyük bir göç yaşandı. Milyonlarca insan Avrupa’ya kaçtı. Doğum oranları düştü, altyapı tahrip oldu. Genç ve eğitimli nüfusun büyük bölümü yurt dışına göç ederken, ülkede yaşlanan bir nüfus yapısı oluşmaya başladı (UNHCR, 2023). Bu, savaşın sadece bugünü değil, Ukrayna’nın geleceğini de etkileyen yıkıcı sonuçlarından biridir.
- Stratejik İflas: Ukrayna’nın Konumsal Kaybı
Zelenski, Ukrayna’nın coğrafi konumunun sağladığı denge potansiyelini heba etti. Ne Batı’ya tam entegre olunabildi ne de Rusya’yla yapıcı ilişkiler kurulabildi. Ukrayna, tampon ülke olma rolünü kaybedip, çatışmanın merkezine dönüştü. Bu stratejik hata, ülkenin güvenliğini, refahını ve istikrarını tehlikeye attı (Brzezinski, 1997; Mearsheimer, 2022).
- Sonuç: “Devlet Başkanı Olmayan Başkan” Kavramı
Zelenski figürü, artık bir “başkan” değil, bir dış güçlerin taşıyıcısı olarak değerlendirilmelidir. Ukrayna’nın iç ve dış politikası üzerindeki etkisizliği, onu sembolik bir aktöre dönüştürdü. Zelenski’nin iktidarı, ülkesine barış, refah ya da egemenlik değil; yıkım, bağımlılık ve bölünme getirdi. Bu bağlamda “Zelenski” artık sadece bir isim değil, bir ülkenin stratejik, siyasi ve ahlaki çöküşünü simgeleyen kavramsal bir ifadedir.
- ABD ile Anlaşma: Ukrayna Yeraltı Kaynaklarının Kelepir Fiyatına Teslimi
Zelenski yönetimi, savaşın gölgesinde ABD ve Batılı şirketlerle birçok stratejik anlaşmaya imza atarak, Ukrayna’nın yeraltı kaynaklarını yabancı sermayeye açmıştır. Bu anlaşmalar, kamuoyundan gizli veya şeffaflıktan uzak biçimde yapılmış ve ülkenin kaynak egemenliği üzerinde ciddi tartışmalara neden olmuştur (Hudson, 2022). Özellikle enerji, lityum, titanyum ve nadir toprak elementleri gibi stratejik maden sahaları, ABD merkezli şirketlere uzun süreli imtiyazlarla devredilmiştir.
BlackRock, Monsanto, Chevron gibi dev şirketler, Zelenski döneminde Ukrayna topraklarında etkinlik kazandı. Bu durum, ülkenin kendi doğal zenginliklerini halkın yararına değil, Batı’nın jeoekonomik çıkarlarına sunma süreci olarak değerlendirilmiştir. 2023’te imzalanan enerji ve maden anlaşmaları, Ukrayna’nın kendi topraklarında azalan kontrolünün somut göstergelerinden biridir (Chomsky, 2023).
Ukrayna’nın tarım arazilerinin büyük kısmı da Batılı yatırım fonlarına açılmış, toprak reformlarıyla küçük çiftçiler sistem dışına itilmiştir. Bu adımlar, yerli üretim kapasitesini zayıflatmış ve kırsal nüfusun ekonomik bağımsızlığını yok etmiştir. Zelenski yönetimi, Batılı krediler karşılığında ülkenin doğal ve stratejik varlıklarını ipotek ettirmiştir.
Yapılan anlaşmalar, savaş sonrasında ülkenin toparlanması için gerekli ekonomik temelleri ortadan kaldırmıştır. Yerli üretim yerine ihracata yönelik Batı merkezli faaliyetlerin teşvik edilmesi, ülkenin ekonomik geleceğini dış güçlerin kararına bırakmıştır. Ukrayna, kendi yeraltı kaynaklarını işleyip zenginleşmek yerine, bu kaynakları hammadde olarak ucuza sunan bir yarı-sömürge yapısına itilmiştir.
Sonuç olarak Zelenski dönemi, Ukrayna’nın kaynaklarının kelepir fiyatına yabancı şirketlere sunulduğu ve ekonomik egemenliğin adım adım elden çıkarıldığı bir dönem olarak kayda geçmiştir. Bu tablo, savaşın gölgesinde yürütülen gizli özelleştirme ve kaynak transferlerinin ağır bir sonucudur.
- Toprak Kayıpları: Rusya’ya Fiili Teslimiyetin Sessiz Kabulü
Zelenski yönetiminin Batı eksenli dış politikası, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü koruyamamasına neden olmuştur. 2022 sonrası Rusya’nın ilhak ettiği bölgeler —Donetsk, Luhansk, Zaporijya ve Herson’un büyük bölümü— Ukrayna’nın fiilen kontrolünden çıkmıştır. Ancak bu kayıplar kamuoyuna açık biçimde kabul edilmemiş, diplomatik arenada üstü kapalı biçimde normalleştirilmiştir (Cohen, 2022).
Zelenski, savaşın başında bu bölgeler için mücadele sözü verse de, ilerleyen süreçte bu söylemler yerini çatışmanın sürmesine yönelik söylemlere bırakmıştır. Rusya’nın 2023 sonu itibariyle bu bölgelerde yönetim yapılarını kurması ve referandumlarla ilhak sürecini resmileştirmesi, Ukrayna’nın fiili egemenlik kaybını açıkça göstermektedir (Mearsheimer, 2022). Ancak bu kayıp, Ukrayna tarafından stratejik nedenlerle yüksek sesle dile getirilmemektedir.
Ukrayna ordusunun bu bölgelerde ilerleyememesi ve Batı’nın desteğinin savunmaya yönelik kalması, Zelenski’nin askeri stratejisinin başarısızlığını ortaya koymaktadır. Toprak kayıpları, sadece harita üzerindeki değişim değil, aynı zamanda milyonlarca insanın rejim değişikliği ve zorunlu göç yaşaması anlamına gelmektedir. Bu insani krize rağmen hükümetin konuyu gündem dışı tutması dikkat çekicidir (UNHCR, 2023).
Batılı liderlerle yapılan görüşmelerde bu bölgelerin tekrar alınması hedef gösterilse de, gerçeklik çok farklıdır. Rusya’nın buralardaki kontrolü kalıcı hâle gelirken, Zelenski yönetimi bunu zımni biçimde kabul etmektedir. Bu da, Ukrayna’nın stratejik bütünlüğünü Batı adına feda ettiği eleştirilerini güçlendirmektedir.
Toprak kayıpları, savaşın görünmeyen ama kalıcı sonuçlarından biridir. Zelenski’nin Batı’ya tam bağımlı politikaları, sadece ekonomik değil, coğrafi egemenliği de aşındırmıştır. Böylece “devlet başkanı olmayan başkan” söylemi, yalnızca siyasi anlamda değil, toprak bütünlüğü açısından da karşılığını bulmaktadır.
- Sonuç: Zelenski Dönemi – Egemenliğin Erozyonu ve Ulusal Çöküşün Anatomisi
Volodimir Zelenski’nin iktidara gelişi, görünüşte halk iradesinin bir ifadesi olarak sunulsa da, süreç içerisinde Ukrayna’nın bağımsızlığı, egemenliği ve toplumsal bütünlüğü açısından telafisi güç sonuçlar doğurmuştur. Bu makalede incelenen başlıklar, Zelenski döneminin Ukrayna için çok boyutlu bir yıkım süreci olduğunu göstermektedir. Zelenski yalnızca bir siyasi lider değil, ülkesinin kaderini Batılı güçlerin jeopolitik ve ekonomik ajandasına entegre eden, bu uğurda bağımsızlık ve ulusal çıkarları ikinci plana atan bir figür olarak tarih sahnesine çıkmıştır.
Savaşın gölgesinde yürütülen politikalar, Ukrayna’nın ekonomik bağımsızlığını ortadan kaldırmış; yeraltı kaynakları, tarım arazileri ve kamu varlıkları Batılı şirketlerin kontrolüne geçmiştir. Bu süreç, “yardım” adı altında yapılan anlaşmalarla maskelenmiş; aslında ise ülkenin geleceği ipotek altına alınmıştır. ABD ve NATO ile kurulan ilişkiler, Ukrayna’yı güvenliğe değil, daha büyük bir çatışmanın cephesine dönüştürmüştür. Askeri yardım ve stratejik ortaklık, halkın barış umudunu değil, daha büyük bir savaşın sürekliliğini beslemiştir.
Toprak kayıpları, Donbas ve güneydoğu bölgelerinin Rusya’ya fiilen teslimi, Zelenski’nin dış politikadaki başarısızlığının en açık göstergesidir. Bu bölgelerdeki halkın yaşadığı insani trajedi, siyasi söylemle örtülmüş; kamuoyuna bu gerçekler sınırlı ölçüde aktarılmıştır. Bir devlet başkanının temel görevi, ülkesinin toprak bütünlüğünü ve halkının güvenliğini sağlamak iken, Zelenski’nin liderliği bu temel sorumluluğun altından kalkamamıştır.
Demokratik değerler açısından da Zelenski yönetimi ciddi eleştirilerin odağındadır. Medya sansürü, muhalif partilerin kapatılması, ifade özgürlüğünün bastırılması gibi uygulamalar, otoriterleşme eğilimini ortaya koymuştur. Bu durum, savaş koşullarının meşrulaştırıcı bir zemin olarak kullanıldığı, ancak uzun vadede demokratik kurumların zayıflamasına neden olduğu bir süreç doğurmuştur.
Sonuç itibariyle, Zelenski artık sadece bir kişi adı olmaktan çıkıp, bir kavrama dönüşmüştür: “Zelenski”, Batı’ya mutlak bağlılık uğruna ülkesinin siyasi, ekonomik, stratejik ve kültürel egemenliğinden vazgeçen bir figürdür. Bu kavram, çağdaş jeopolitik dönemde, küçük ülkelerin büyük güçler arasındaki çekişmede nasıl araçsallaştırıldığının bir sembolüdür. Zelenski’nin liderliği, Ukrayna için bir “yeniden diriliş” değil, çok katmanlı bir çöküşün anatomisi olarak tarihe geçmiştir.
Kaynakça
• Snyder, T. (2022). The Road to Unfreedom. Random House.
• Mearsheimer, J. (2015). “Why the Ukraine Crisis is the West’s Fault”. Foreign Affairs.
• Cohen, S. (2022). War with Russia? Skyhorse Publishing.
• Chomsky, N. (2023). Notes on Ukraine. Haymarket Books.
• Hudson, M. (2022). The Destiny of Civilization. ISLET-Verlag.
• Lind, M. (2022). “The Militarization of Ukraine”. The American Conservative.
• Reporters Without Borders. (2023). World Press Freedom Index: Ukraine Report.
• UNHCR. (2023). Ukraine Refugee Situation Report.
• Matviychuk, O. (2021). “Language Laws in Ukraine: Identity and Conflict”. Kyiv-Mohyla Law and Politics Journal.
• Brzezinski, Z. (1997). The Grand Chessboard. Basic Books.



Bir yanıt yazın