Havza Genelgesi

Okuma Süresi:

4–6 dakika
❤️

Değerli Dostlar,

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız Kutlu Olsun!

Büyük Önder bilge insan Mustafa Kemal Atatürk  Samsun’a varışından sonra, Samsun’da kalmanın tehlikesini düşünerek faaliyetlerini Havza’da yürütmüştü.

Havza’da organize edilen  gösteriler ve genelgeler marifetiyle tüm Türk Milleti’nin Kurtuluş savaşını sahiplenmesi sağlanmıştı. Aynı zamanda Havza’da Türk Milleti’nin kendi kaderini kendilerinin seçtiği Mebuslar marifetiyle yürütülmesi düşüncesi olgunlaşarak 11 ay sonra 23 Nisan 1920 tarihinde Büyük Millet Meclisi’nin açılışı gerçekleşti. Türkiye Cumhuriyeti devleti kurulmadan seneler öncesinde Meclisini kurulmuş olması, Türk Milleti’nin demokrasiye olan inancının somut kanıdır. Bundan dolayı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin  itibarsızlaştırılmasını  hiçbir Türk vatandaşı asla kabul etmez… İstiklal marşımızda yer alan

BEN EZELDEN BERİ HÜR YAŞADIM, HÜR YAŞARIM,

ifadesi somut kanıttır. Bundan dolayı (akılsızlıkla) toplumu daha fazla zorlamanın sonuçlarının bedeli çok ağır olur…  

Büyük Önder çalışmaların düsturunuda belirlemişti:

Her işin esas hedefine kısa ve kestirme yoldan varmak arzuya değer olmakla beraber, yolun akla uygun, mantıklı ve özellikle bilimsel olması  şarttır.

Büyük Millet Meclisi’nin kararları ve direktifleriyle Kurtuluş Savaşımızın büyük ve zorlu mücadelelerini başarıyla sonuçlandıran tüm Kahramanlarımızı RAHMET, MİNNET VE SEVGİYLE YAD EDİYORUM.RUHLARI ŞAD OLSUN…

Kalın sağlıcakla

Rehan Gündomuş

Havza Genelgesi 1919 yılında Samsun’da yayınlanan genelge

Yazar: Zekeriya Türkmen

Havza Genelgesi (28 Mayıs 1919): Samsun’a çıktıktan sonra bölgede İngiliz işgal kuvvetlerinden cesaret alan Rum çetelerinin faaliyetlerinden dolayı karargâhını daha emniyetli bir yere nakletmek isteyen Mustafa Kemal Paşa, 25 Mayıs 1919’da Kavak üzerinden Havza’ya geçmiştir. Havza’ya geldikten sonra şehrin ileri gelenlerini Müfettişlik karargâhında kabul eden Mustafa Kemal Paşa, memleketin genel durumunu ve işgalcilerin niyetlerini açıkladıktan sonra, “Hiçbir zaman ümitsiz olmayacağız, çalışacağız, memleketi kurtaracağız.” demek suretiyle gelecekle ilgili umudunu belirtmiş ve bu konuda harekete geçilmesini tavsiye etmiştir. Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin önderliğinde şehir merkezinde halkın katılımı ile büyük bir miting tertip edilmiş ve ülkenin kurtuluşu için silahlı direnişe geçilmesi konusunda fikir birliğine varılmıştır. İzmir’in Yunanlar tarafından işgali karşısında yeterli tepkiyi göstermeyen İstanbul Hükûmeti İtilaf Devletlerinin merhamet ve insafına sığınmaktan başka çare bulamamıştır. Önce İzmir’in, ardından Manisa ve Aydın’ın işgali ile başlayan Yunan saldırı ve zulümleri hakkında millet daha aydınlanmamış; millî varlığa açıktan açığa yapılan saldırılar karşısında herhangi bir tepki ve şikayet gösterilmemiştir. Mustafa Kemal Paşa Havza’ya geldiğinde verdiği emirlerle, halkın öncelikle işgaller karşısında uyarılması ve bilinçlendirilmesi düşüncesiyle Anadolu’nun her tarafından mitingler tertip edilmesini istemiştir. İşgaller karşısında Mustafa Kemal Paşa, 28 Mayıs 1919 tarihinde valilere ve bağımsız mutasarrıflıklara, Erzurum’da 15’inci Kolordu, Ankara’da 20’nci Kolordu ve Diyarbakır’da 13’üncü Kolordu Komutanlıkları ile Konya’da İkinci Ordu (Yıldırım) Kıt’aları Müfettişliğine gönderdiği genelgede, İzmir’in ve ardından Manisa ile Aydın’ın işgale uğramasının gelecekteki tehlikeyi daha açık olarak ortaya çıkardığını, buna karşı sürekli ve canlı tepkilerin gösterilmesi için mitingler yapılmasını, İstanbul Hükûmeti başta olmak üzere yabancılara ve diğer gerekli yerlere telgraflar çekilmesini, birlik ve beraberlik içinde hareket edilmesini tavsiye etmiştir. Mustafa Kemal Paşa’nın bu talimatı üzerine her yerde gösteri toplantıları yapılmaya başlanmıştır. Bazı yerlerde işgalciler tarafından engellemelere rağmen, Türk halkı Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye cemiyetlerinin yönlendirmeleriyle işgalleri protesto mitinglerini büyük katılımlarla gerçekleştirmiştir. 29-31 Mayıs 1919 tarihlerinde ülkenin pek çok yerinde işgalleri protesto mitingleri gerçekleştirilmiştir. Bu sırada Mustafa Kemal Paşa, 29 Mayıs 1919 tarihinde Harbiye Nazırı Şevket Turgut Paşa’ya gönderdiği şifre telgrafta, yapılan mitinglerin İtilaf devletlerinin Türk milletini izzeti nefsine ve meşru haklarına saldırmalarından kaynaklandığını belirtiyordu. Ayrıca bu heyecanın memleketin en ücra köşesini dahi içine alacak şekilde genişlediğini, hükûmet memurları ile askerlerin şimdilik tamamen tarafsız kaldıklarını ve metanetlerini muhafaza ettiklerini açıklayarak İstanbul’dan gelebilecek tepkileri azaltmaya çalışıyordu. Öte yandan Mustafa Kemal Paşa, 30 Mayıs 1919 tarihinde Havza’da şehrin ileri gelenleri ve halkın katılımıyla işgallere karşı büyük bir protesto mitingi düzenlemiştir. Mitingden sonra her türlü saldırının silahla önlenmesi için and içilmiştir. Öte yandan Mustafa Kemal Paşa, 3 Haziran tarihinde müfettişlik mıntıkasındaki kolordu komutanları ile vali ve mutasarrıflıklara gönderdiği telgrafta, Paris’te toplanacak barış konferansına gidecek heyetle ilgili olmak üzere millî vicdanın kesin isteğine uygun kararlar alınmasının gerekliliğini bildirerek Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye cemiyetlerinin Türk milletinin haklarının korunması yolunda hemen harekete geçmesi gerektiğini ifade etmiştir. İstanbul hükûmetinin mitinglere ilk tepkisi işgal kuvvetleri tarafından daha önceden tutuklanmış olan altmışyedi Türk devlet adamının Malta’ya sürgün edilmeleri ve Mustafa Kemal Paşa’nın 6 ve 8 Haziran 1919 tarihli yazılarla İstanbul’a geri çağrılması olmuştur. İstanbul hükûmetinin geri çağırma teklifini reddeden Mustafa Kemal Paşa, halk ile yaptığı görüşmelerle, Havza’dan gönderdiği genelgede de anlaşıldığı üzere, Anadolu’da başlatılmış olan ve gücünü Türk halkından almaya kararlı olan Millî İrade’nin sözcüsü bir lider olarak ortaya çıkmıştır. İstanbul hükûmeti başta olmak üzere işgal kuvvetlerine karşı milli çıkarları çekinmeden korkusuzca savunan biri olarak faaliyetlerini sürdürmüştür. Mustafa Kemal Paşa, 25 Mayıs 1919-12 Haziran 1919 tarihleri arasında toplam 19 gün Havza’da kalmıştır. Bu süre zarfında müfettişlik mıntıkasında bulunan halkın her türlü işgale karşı uyarılması konusunda önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Bu arada Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’daki fikirlerini sistemleştirmiş, Millî Mücadele hareketinin stratejisini belirlemiştir. Buna göre, dört önemli hareket tarzı geliştirmiştir. Bunlar sırasıyla belirtmek gerekirse;

1. Millî varlığa vurulan darbelere karşı milletin etkin bir şekilde uyandırılması ve harekete geçirilmesinin sağlanması, bu amaçla yetki alanının içinde ve dışında kalan askerî ve mülkî yetkililerle millî kuruluşlara gizli açık gönderilen bildirilerle işgallere karşı mitingler yapılması, İstanbul hükûmetinin uyarılması, yabancı ülke temsilcilerine protesto telgrafları çekilmesi,

2. Ordunun millî harekete desteğinin sağlanması ve bunun devamlı olması, bu maksatla ordu mensuplarının yönlendirmeleriyle mitinglerin düzenlenmesi,

3. Düşman işgallerine tepki olarak kurulmuş olan millî cemiyetlerin ortak bir amaç etrafından birleştirilmesi, böylece Millî Mücadele hareketinin bütünleştirilmesi,

4. İstanbul ile ilişkilerin devamı ve geleceği konusunun belirlenmesi, millî iradenin her bakımdan hâkim kılınması ve her gücün üstünde bir kuvvet olarak benimsenmesi, bundan böyle İstanbul’un Anadolu’ya hâkim olmak yerine tabi olmasının sağlanması şeklinde belirlenmiştir.

Havza genelgesinde ortaya çıkan sonuçlara bakıldığından bütün bunların, kısa bir süre sonra Amasya Genelgesi’nde daha açık ve belirgin bir şekle dönüştürüldüğü görülecektir. Yapılan çalışmalar, işgalciler ve İstanbul hükûmetinin engellemelerine rağmen aksatılmadan yürütülmüş, ordu başta olmak üzere Mustafa Kemal Paşa’nın yönlendirmeleriyle Türk halkı tarafından Millî Mücadele hareketi benimsenmeye başlanmıştır. Bu aşamadan itibaren bütün etkinliklerin, çalışmaların ve her türlü girişimin millet adına yapıldığının halka anlatılmasıyla Türk halkının bu eylemlere katılımı sağlanmıştır. Böylece Amasya Genelgesi’nin hazırlanmasına uzanan süreç, kendiliğinden gelişmiştir. Mustafa Kemal Paşa; Kurtuluş Savaşı’ndan sonra 24 Eylül 1924’de ikinci, 18 Eylül 1928’de üçüncü ve son olarak 22 Kasım 1930’da dördüncü kez Havza’ya gelerek Havzalıları onurlandırmıştır. Cumhurbaşkanı olarak 24 Eylül 1924 tarihinde, Havza’yı ziyaretlerinde Havzalılara yaptığı konuşmada, “Muhterem Havzalılar! İlk cür’eti, ilk cesareti gösteren; ilk teşkilatı yapan sizlersiniz. İnkılap ve Cumhuriyet tarihinde kahraman Havza’nın ve Havzalıların büyük bir yeri vardır.” diyerek Havza’nın Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecindeki önemine vurgu yapmıştır.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar