
POYD’un 19 Mayıs buluşmasına ev sahipliği yapan Miracle Resort Hotel, bu kez yalnızca turizm profesyonellerini değil; tarih, kültür ve ortak hafızayı da aynı masada buluşturdu. Sayım Çınar moderatörlüğünde, İpek Çalışlar’ın anlatımıyla genç Mustafa Kemal’i yeniden dinlediğimiz söyleşinin bende bıraktıkları…
Bazı günler vardır; takvimdeki yerinden daha büyük bir anlam taşır. 19 Mayıs da onlardan biri. Çünkü yalnızca bir tarih değildir; bir yaş, bir cesaret, bir hareket kararıdır. Bir gencin, bir milletin kaderine yön verme anıdır.
Geçtiğimiz günlerde, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle düzenlenen bir buluşmada bunu yeniden düşündüm.

Turizm dünyasının içinde, toplantılarla, doluluk oranlarıyla, sezon planlarıyla anılan bir atmosferde, bir anda başka bir pencere açıldı. Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği’nin bu seneki geleneksel toplantısı kapsamında gerçekleşen özel bir söyleşide, Yazar Ajanı ve Hürriyet Kelebek Yazarı Sayım Çınar’ın moderatörlüğünde “Latife Hanım”, “Halide Edib: Biyografisine Sığmayan Kadın” ve “Mustafa Kemal Atatürk: Mücadelesi ve Özel Hayatı” kitaplarını kaleme alan Gazeteci ve Yazar İpek Çalışlar’ı dinledik.
Atatürk üzerine konuşmak Türkiye’de zor bir alan. Çünkü çoğu zaman iki uç arasında sıkışıyor. Bu yüzden ya resmi bir anlatının kusursuz kahramanı ya da güncel tartışmaların içinde tüketilen bir sembol olarak karşımıza çıkıyor.

Oysa bu söyleşinin dikkat çekici yanı başka bir yerden başlamasıydı: Burada karşımıza çıkan figür; henüz “Atatürk” olmamış genç Mustafa Kemal’di. İç dünyası, duyguları, özel hayatı olan, hayal kırıklıkları yaşayan, okuyan, düşünen, yalnız kalan, aşık olan ve bütün bunların içinden bir fikir dünyası kuran bir genç…
Belki de bu yüzden salonu dolduran katılımcıların ilgisi yalnızca tarih merakından ibaret değildi. Çünkü büyük liderleri anlamanın yolu bazen başarılarının zirvesinden değil, gençliklerinin kırılgan yerlerinden geçiyor.

Sayım Çınar’ın sorularıyla zenginleşen söyleşide İpek Çalışlar’ın anlattıkları içinde aklımda en çok kalan şeylerden biri şu oldu: Mustafa Kemal’in özel hayatındaki kırılmalar ile siyasi kararlar arasında görünenden daha fazla paralellik olduğu. Çalışlar, özel hayatı bir “dedikodu alanı” değil, Atatürk’ün karakterini anlamanın bir yolu olarak ele almasıydı.

Bir diğer konu ise; Latife Hanım ile evliliğin beklenenden daha modern ama aynı zamanda daha çatışmalı oluşunu öğrenmem oldu. Latife Hanım ile ilişkide Çalışlar’ın dikkat çektiği nokta, iki güçlü karakterin karşılaşması. Latife Hanım’ın eğitimli, fikir beyan eden, kamusal alanda görünür bir eş profili çizmesi dönemi için elbette oldukça sıra dışı.
Ancak tam da bu nedenle evlilikte gerilimlerin ortaya çıkığını görmek benim açımdan oldukça ilginç detaylardı.
Sonuçta tarih dediğimiz şey sadece alınan kararlar değil, o kararları verecek insanın nasıl şekillendiğinin de hikayesi.
Bugün gençlik üzerine çok konuşuyoruz. Gençlerin neden okumadığı, neye inanmadığı, neden pek çok şeye mesafe koyarak uzaklaştığı üzerine uzun analizler yapıyoruz. Ama belki de daha az sorduğumuz soru şu: Gençlere geçmişi nasıl anlatıyoruz?
Bir lideri yalnızca sonuçlarıyla mı tanıtıyoruz, yoksa yolculuğuyla mı?
Belki 19 Mayıs’ın bugünkü karşılığı tam da burada saklı. Bir an durup, o büyük fotoğrafın içine genç bir insanı yeniden yerleştirebilmekte.

Söyleşinin ardından sunulan Anadolu temalı gastronomi deneyimi de bu özel günün ana fikrini tamamlayan bir eylem oldu. Çünkü hafıza yalnızca kitaplarla kurulmaz; tatlarla, sofralarla, anlatılarla ve birlikte geçirilen zamanla da kurulur. O gün aynı masada tarih, kültür, turizm ve hatırlama duygusu yan yana oturdu.
Ve bir çoğumuz salondan çıkarken şunu düşündük: Belki de Atatürk’ü anmak, onu mermerden indirip yeniden insan olarak dinleyebildiğimiz ölçüde anlam kazanıyor. Çünkü gençliğe armağan edilmiş bir bayramın en güçlü tarafı, geçmişi kutsamak değil, onun içindeki cesareti bugüne taşıyabilmek.

Bu özel buluşmanın gerçekleşmesine katkı sunan başta Miracle Resort Hotel Genel Müdürü Mustafa Ergun’e, nazik ev sahipliği ve kusursuz organizasyon sürecindeki destekleri için Satış ve Pazarlama Müdürü Gökçen Şahinöz’e tekrar teşekkür ederim.
Ayrıca İpek Çalışlar ve Sayım Çınar söyleşinin ardından, Oral Çalışlar ve Reşat Çalışlar ile de aynı masada bir araya gelmek, sohbet etmek de buluşmaya zenginlik kattı. Bazı buluşmalar yalnızca dinlenip unutulan etkinlikler değildir; insanın zihninde yeni sorular, yeni okumalar ve yeni başlangıçlar bırakır. Bu buluşma da benim ve eminim pek çok kişi için de tam olarak böyle bir iz bıraktı.


Bir yanıt yazın