Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’ta çok üzücü gelişmeler

Okuma Süresi:

1–2 dakika
❤️

Cihat Yaycı ; Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’ta çok üzücü gelişmeler,
TÜRKSÜZ BİR KIBRIS, TÜRKİYESİZ BİR DOĞU AKDENİZ’E doğru felakete dönüşüyor.

1. Ne oldu da, 35 senedir Rum kesimine Büyükelçi atamayan Türk devletleri 1 ayda patır patır Büyükelçi atadı.

2. Yetmedi! Türkmenistan, Kazakistan, ve Özbekistan, Tacikistan AB ile “KKTC’yi tanımama şartı ile” protokol imzaladı.

3. 2020 son çeyreğinden itibaren Doğu Akdeniz’den biz çekildik, GKRY patır patır sondaj yapıyor.

4. Suriye, Türkiye ile MEB anlaşması yapılmayacağına dair AB’ye söz vermiş, GKRY Dışişleri Bakanını, “Kıbrıs Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı” Cumhurbaşkanı nezdinde ağırlamış.

5. “İki Devletli Çözüm” derken, BM ‘ninçözüm önerisisinin federasyon olduğu bilinmesine rağmen, KKTC Cumhurbaşkanı BM hakemliğinde Rum tarafı ile durduk yere masaya oturtuluyor…

Em.Amiral Cihat Yaycı



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1.  avatarı
    Anonim

    Çok erken kaybettiğimiz Soner Polat ve sınıfa arkadaşı Cem Gürdeniz amiraller gibi müstafi amiral Yaycı’da deniz Türk jeopolitiği ve Mavi Vatan konusunda çok değerli bilgiler verip uyarılar yapmakta.
    Meclis’teki siyasi partilerin bu konuda bütüncül siyasetleri yok!
    Sebebi ise ülke ve millet konusunda kaygıları olan çoğunluğun, özellikle de okumuşların söylem ve eylemler (oy verme) taban tabana zıtlık vardır. Bu zıtlıklarını sorgulamak ta isteksiz veya meselenin atırtında değiller. Anketlerdeki kararsızların oranı buna işaret etmektedir.
    Bu gibi haller için Hayali” “Ol mahiler ki derya içredir, deryayı bilmezler” demiş olabilir mi?

  2. Selen Atasoy avatarı
    Selen Atasoy

    KIBRIS: Vatanın bebeğidir, Türklerin kalbidir.!

    Kıbrıs davası, Türkiye Cumhuriyeti için sadece bir dış politika meselesi değildir;
    Bu dava, tarihiyle, kanla yazılmış geçmişiyle ve bugün hâlâ süren mücadelesiyle bir millî varoluş meselesidir. Ancak aynı hassasiyeti, aynı bilinç derinliğini maalesef Orta Asya’daki kardeş Türk cumhuriyetlerinde göremiyoruz.

    Bugün sormak gerekir ?
    Karar alıcı çevrelerde, aydın kesimde ya da kamuoyunda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hakkında ne kadar bilgi var?

    Yok denecek kadar az.
    Kıbrıs meselesi, birçok Türk devleti için hâlâ “Türkiye ile Yunanistan arasındaki bitmek bilmeyen bir ihtilaf” olarak algılanıyor.
    Bu yüzeysel yaklaşım, meselenin hem tarihî arka planını hem de hukuki ve insani boyutlarını adeta görünmez kılıyor.

    Ancak bu algı eksikliğinin tüm sorumluluğunu dışarıda aramak kolaycılık olur bence…
    İğneyi önce kendimize batırmalıyız. Türkiye, bu konuda güçlü bir kamu diplomasisi yürütememiştir.
    Türk dünyasını Kıbrıs meselesinin özü hakkında yeterince bilinçlendirecek ortak bir anlatı, etkili bir iletişim stratejisi kurulamamıştır.
    Kıbrıs’ta Türk varlığını, Türk askerinin varlığını, Türk devlet aklının orada neden ısrarcı olduğunu kardeş cumhuriyetlere anlatmakta geç kalınmıştır.

    Avrupa Birliği’nin sözde cazip ekonomik paketlerle Türk devletlerini etkilemeye çalışması da bu bilgi boşluğunun acı bir sonucudur.
    12 milyar Euro’luk fon vaadiyle, Kıbrıs Türk halkının haklı davası ile ekonomik kalkınma ihtiyacı arasında bir tercih yapmaya zorlanan kardeş devletler, derin bir ikilemin içine itilmiştir.
    Bu ikilem, sadece ekonomik bir tercihten ibaret değil, aynı zamanda tarihi ve kardeşlik bağlarını da sorgulatan bir sınavdır.

    Kıbrıs, Türk’tür, Türk Kalacaktır!

    Kıbrıs, herhangi bir ada değildir. Kıbrıs, Türk milletinin her karışında bedel ödediği, şehit verdiği, Mehmetçiğin kanıyla vatan kıldığı kutsal bir topraktır.
    Bu gerçeği unutanlar, Kıbrıs Türk halkını yalnızlaştıranlar, sadece Türkiye’ye değil, Türk dünyasının bütününe zarar vermektedir.

    Kardeşliğin Bedeli Bilinçtir…Türk dilidir.!
    Artık safları sıklaştırma zamanıdır. Kıbrıs davası, yalnızca Türkiye’nin değil, bütün Türk milletinin davasıdır.
    Bu bilinçle hareket etmeyen hiçbir stratejik iş birliği tam anlamıyla sağlam zemine oturamaz.
    Gönül coğrafyamızın tam ortasında bir kardeş devlet varken, ona sırtını dönenler, yarın kendilerine uzanacak bir dost eli bulamayabilirler.

    Kıbrıs Türk’tür, Türk kalacaktır! Ne mutlu Türküm diyene!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar