ABD İran’a saldırabilir mi?

Okuma Süresi:

14–21 dakika
❤️

ABD-İran arasındaki gelişmeler

Geçtiğimiz Mart ayı başlarında ABD Başkanı Donald Trump, İran ile nükleer anlaşma müzakere etmek istediğini ve bu hafta İran liderlerine, Batı’nın hızla atom silahı üretme kapasitesine yaklaştığından korktuğu İran İslam Cumhuriyeti ile görüşmeleri öneren bir mektup gönderdi. Trump verdiği röportajda, “İran’la başa çıkmanın iki yolu var; askeri olarak ya da bir anlaşma yaparak,” dedi.[]

Trump’ın İran’a iki ay süre tanıdığı mektubundan sonra ABD, hem Basra Körfezi’ndeki hem de Hint Okyanusu’ndaki askeri varlığını önemli ölçüde artırdı; USS Carl Vinson ve USS Harry S. Truman uçak gemileri gibi önemli varlıklarının yanı sıra B-2 hayalet bombardıman uçakları, kargo uçakları ve havadan yakıt ikmal tankerleri konuşlandırdı. ABD, güç gösterisi ve olası askeri eylemi işaret etmek için İran yakınlarında birden fazla B-52 bombardıman uçağı uçuşu gerçekleştirdi. Ayrıca, ABD güçleri İsrail ile stratejik bombardıman uçakları ve savaş uçaklarını içeren büyük ölçekli tatbikatlara katıldı.[]

ABD ordusu, Hint Okyanusu’ndaki son derece stratejik Diego Garcia adasına en az beş adet B-2 Spirit hayalet bombardıman uçağı, üç C-17 kargo uçağı ve on yakıt ikmal uçağı gönderdi. Bu ağır bombardıman uçakları, jet başına 25 tonluk devasa bomba yüküyle hedefleri yok edebiliyor. Bu, ABD’nin beş uçaktan oluşan ölümcül filosunun 125 tonluk bomba taşıyabileceği anlamına geliyor.[]

B-2 bombardıman uçakları, özellikle yoğun düşman hava savunmalarını aşarak 30.000 poundluk (13.600 kg) GBU-57/B Massive Ordnance Penetrator-MOP (sığınak delici) bombaları kullanarak İran’da çok sayıda bulunan derin gömülü ve güçlendirilmiş füze depolarının bulunduğu hedeflere ‘sığınak delici’ saldırılar gerçekleştirebilecek yeteneklere sahiptir.[]

Türkiye-ABD arasındaki gelişmeler

T.C. İletişim Başkanlığından 16.03.2025 tarihinde yapılan açıklamaya göre[] “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, Türkiye ile ABD ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konular ele alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgesel ve küresel gelişmelerin Türkiye ile ABD arasındaki istişareleri her konuda artırmayı gerekli kıldığını, ABD Başkanı Trump’ın Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın sona erdirilmesi için kararlı ve doğrudan inisiyatif alan adımlarını desteklediklerini, Türkiye’nin savaşın en başından beri adil ve kalıcı barış için gayret gösterdiğini ve buna devam edeceğini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Suriye’de istikrarın yeniden sağlanması, yeni yönetimin işlevsel kılınması ve normalleşme için Suriye’ye yönelik yaptırımların kaldırılmasına birlikte katkı sunmalarının önemli olduğunu, bunun Suriyelilerin yeniden yurtlarına geri dönmelerine imkân sağlayacağını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’den yeni dönemde teröre mücadele konusunda, Türkiye’nin çıkarlarını gözeten bir anlayışla adımlar beklendiğini, savunma sanayii alanında iki ülkenin iş birliğini geliştirmek için CAATSA yaptırımlarının sonlandırılması, F-16 tedarik sürecinin neticelendirilmesi ve F-35 programına Türkiye’nin yeniden katılımı konularının sonuçlandırılmasının gerekli olduğunu belirtti.”

Yapılan açıklamada, Trump’ın neler söylediğine ilişkin hiçbir bilgi yeralmadı. Ancak Hürriyet Gazetesi yazarı Abdülkadir Selvi 21 Mart tarihli yazısında “Ama bölgesel gelişmelere ışık tutacağına inandığım önemli bir kulisi paylaşmak istiyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump arasındaki telefon görüşmesinde önemli bir cümle yer alıyor. Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, “Bölgesel politikalarımızda sizinle çalışacağız” diyor.” Selvi, Trump’ın görüşleri hakkında ipucu verdi.[]

ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, ABD’li gazeteci Tucker Carlson’ın internet üzerinden yayımladığı programa konuk olarak dünya gündemine ilişkin değerlendirmelerde, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Trump’ın “muhteşem ve dönüşümsel” bir konuşma yaptığını, olumlu şeylerin gelmekte olduğunu belirtti.[]

Değerli gazeteci-yazar Mehmet Ali Güller bu gelişmeleri şöyle yorumlamaktadır: 

“Dönüşümsel”, Astana’dan Washington’un politikalarına dönüş anlamı taşıyor belli ki… 

Astana’ya veda etmek ya da Astana’yı feshetmeden etkisiz bir platform olarak tutmak, haliyle Türkiye’nin İran ve Rusya’yla ilişkilerini olumsuz etkileyecektir, etkilemeye de başladı. ….Rusya’yla sahaya yansıyacak olumsuzluklardan birinin S-400 olma riski belirmiş görünüyor. Trump’a yakın Fox News, ABD yönetimi yetkililerine dayandırdığı haber analizde şöyle dedi: “Trump, iki tarafın, Türkiye’nin S-400’leri çalışamaz hale getirecek bir anlaşmaya varması halinde Türkiye’ye F-35 uçaklarını satma fikrine açık” (AA, 21 Mart 2025). ….ABD’nin Ortadoğu’daki en önemli işi İsrail’in güvenliğidir. İsrail’in güvenliği konusu ise birincisi İsrail’in genişlemesine, ikincisi de İsrail’in politikalarına itiraz edenlerin hedef alınmasına dayandırılmaktadır. Dolayısıyla bugün pratikte İsrail’in güvenliği, İran’ın güvenliksizliği demektir. İşte Trump’ın Erdoğan’la çalışmak istediği asıl Ortadoğu işi budur. ABD, İsrail’in güvenliği için, İran’a karşı Türkiye’nin merkezinde olduğu yeni bir cephe inşa etmek istemektedir. Çünkü Suudi Arabistan’ın merkezinde olduğu İran karşıtı cephe, Çin’in Körfez-İran barışını sağlamasıyla işlevsizleşti. Trump bu amaçla, Türkiye-İsrail ilişkilerini normalleştirmek istiyor.”[]

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Trump’ın 16 Mart günlü telefon görüşmesinden sonra İstanbul BB Başkanı Ekrem İmamoğlu 19 Mart günü gözaltına alınarak 23 Mart’ta tutuklandı.

23 Mart’ta, İmamoğlu’nun tutuklanarak cezaevine konulduğu gün, Erdoğan’ın dış politika başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç ABD’ye gitti, 25 Mart’ta Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Mike Waltz ile görüştü. Aynı gün daha da önemli bir başka görüşme gerçekleşti. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile ABD’li meslektaşı Marco Rubio Washington’da bir araya geldi. Bu son derece kritik görüşmenin ardından, teamüllere aykırı olarak, basın toplantısı düzenlenmedi.

Türk Dışişleri kaynaklarına göre görüşmede; Gazze, savunma işbirliği ve devlet başkanları düzeyinde ziyaretler ele alındı. Türk tarafı bu konulara değinildiğini söylerken, ABD’nin resmi açıklamasında bu konulara dair hiçbir vurgu bulunmuyordu.

Buna karşılık, ABD’nin Suriye’de İran’a dair kaygılar üzerinden somut güvenlik garantileri istediği anlaşılıyor. []

Nitekim ABD Dışişleri sözcüsü Tammy Bruce’un kısa açıklamasında:[]

“Dışişleri Bakanı Marco Rubio, güvenlik ve ticaretteki temel konularda iş birliğini görüşmek üzere bugün Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bir araya geldi. Bakan, Türkiye’nin Ukrayna ve Güney Kafkasya’da barışa destek vermesini istedi. Türkiye’nin IŞİD’i yenmek İçin Küresel Koalisyon’daki liderliğini takdir etti ve ne uluslararası terörizmin üssü ne de İran faaliyetlerini istikrarsızlaştırmanın yolu olan istikrarlı, birleşik ve barışçıl bir Suriye’yi desteklemek için yakın iş birliğine ihtiyaç olduğunu yineledi. Bakan ayrıca ikili ticaretteki son gelişmelere dikkat çekti ve ileride daha da büyük bir ekonomik ortaklık kurulmasını teşvik etti. Son olarak Bakan, Türkiye’deki son tutuklamalar ve protestolarla ilgili endişelerini dile getirdi.”

Ancak bu açıklamanın en önemli cümlesinde yer verilen asıl vurgu, Güney Kafkasya’da destek, Suriye’deki durum, ‘İran tehdidi’ ve IŞİD’le mücadeleydi.

Görünen o ki, Erdoğan-Trump hattında yeniden inşa edilen ilişki, kamuoyuna açık değil; fakat perde arkasında, gizli gündemler üzerinden sessizce ilerlemektedir.

Ancak, Trump’ın Erdoğan iktidarından Kafkasya ve İran hakkında istediği desteğe olumlu yaklaşmak ve fiilî destek vermek “tek-adam” rejiminde bile kolay değildir. ABD Gürcistan’da Soros destekli iç karışıklık çıkartarak, yönetimi değiştirmek ve NATO’ya üye yapmak, AB ise Ermenistan’ı üyeliğe alarak Rusya ile olan bağlarından kopartarak, ABD’nin bu iki ülkede kuracağı askeri üslerle Rusya’yı güneyden kuşatmasının hazırlığı içindedirler. Türkiye’nin bu girişimlere gözü kapalı onay ve destek vermesi tarihsel nedenlerle mümkün değildir. Çünkü İstiklâl Harbimiz sırasında İngilizler Sovyet Kızıl Ordusunun Kafkaslara inmesini engellemek için Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’da bağımsız devletler kurmuşlar, böylece hem Rusya’nın güneye inmesini, hem de Ankara Hükümeti’nin Sovyet Rusya ile temasını kesmişlerdi. Ancak Mustafa Kemal ve Lenin arasında varılan anlaşma ile Mustafa Kemal’in “Kafkas Seddi” diye isimlendirdiği bu İngiliz yapımı devletler, iki ülkenin ortak askeri harekâtıyla yıkılarak Sovyetlerden Ankara Hükümetine kesintisiz askeri ikmal sağlanmıştı.

Diğer taraftan Türkiye-İran sınırı; Osmanlı Padişahı 4. Murat’ın Bağdat Seferi sonucunda 14 yıldır Safevilerin elinde bulunan Bağdat’ın fethinden sonra Osmanlı Devleti ile Safevî Devleti arasında 17 Mayıs 1639’da imzalanan, 1623-1639 Osmanlı-Safevî Savaşını sona erdiren ve bugünkü Türkiye-İran sınırını büyük ölçüde belirleyen barış antlaşmasından beri hiç değişmemiş tek sınırımızdır. Her ne kadar İsrail’e destek için Malatya-Kürecik’teki Amerikan radar üssü ile İran’daki füze hareketleri için İsrail’e istihbarat sağlanmasına yardım ediliyorsa da, Amerika ve İsrail’in İran’a yapacağı bir askeri saldırıda taraf olması tarihsel nedenlerle mümkün değildir. Zaten böyle bir hata yapılırsa, ABD’ye kullandırılacak Türkiye’deki Kürecik ve İncirlik gibi üslerin İran’ın balistik füzelerinin ilk ve öncelikli hedefleri olacağı kaçınılmazdır.

ABD ve İsrail saldıracak mı?

Trump İran hükümetine yazdığı mektupla “yeni bir nükleer anlaşmaya varmak için iki aylık bir süre” verdi (orijinal anlaşmayı bozan Trump olmasına rağmen). Kendisini seçtiren güçlü Siyonistlere karşılık vermek için Amerika Birleşik Devletleri’ni İran’la bir savaşa sürüklemektedir. Ancak bu durumda Trump’ın Putin’den, ABD İran’a saldırdığında İran’a yardım etmeyeceğine, İran’ın yanında mücadeleye katılmayacağını dair peşinen bir güvence istemesi gerekmektedir.

Bilindiği gibi, Rusya ve İran 2025’in başlarında stratejik bir ortaklık anlaşması imzaladılar.[] Anlaşma, savaş çıkması durumunda her iki tarafı karşılıklı savunma iş birliğine bağlıyor. Anlaşmanın 3.3 maddesine göre “Sözleşmeci Taraflardan herhangi birinin saldırıya maruz kalması halinde, diğer Sözleşmeci Taraf saldırgana, devam eden saldırganlığa katkıda bulunacak herhangi bir askeri veya başka türlü yardım sağlamayacak ve ortaya çıkan anlaşmazlıkların Birleşmiş Milletler Şartı ve diğer uygulanabilir uluslararası hukuk kuralları temelinde çözülmesini sağlayacaktır.”[] 

Bu maddeye göre, Rusya ‘kara askeri göndermesi’ gerekmese de İran’a silah, istihbarat ve lojistik destek sağlayacaktır. Rusya, son yıllarda İran’a Su-35 savaş uçakları, Yak-130 eğitim uçakları, S-300 ve S-400 hava savunma sistemleri dahil olmak üzere gelişmiş teknoloji sağlamıştır. İsrail’in F-35 hayalet uçakları ile yapacağı saldırılara karşın Rusya İran’a 5.000-8,000 km menzilli elektronik harp sistemi Murmansk-BN[], 100 km irtifaya kadar uçaklar için 600, balistik füzeler için 1200 km menzilli aynı anda 500 hedefi izleyebilen[] Rezonans-NE radar sistemleri verdi.[]

İsrail’in 26 Ekim 2024 günü İran’a karşı düzenlediği hava harekatı başarısız oldu. Bu saldırıdaki başarısızlık, İran’ın çok katmanlı hava savunma sisteminin ve muazzam sayıdaki son teknoloji balistik füzesinin onu bölgedeki en önde gelen güç haline getirdiğini şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlamıştır. İran’ın hava savunma sistemlerini yok etmek için uzun menzilli füzeleri olan İsrail uçakları, füzelerinin hava savunmalarına kilitlenmesi için çok uzak olan İran’a 70 km’den daha fazla yaklaşamadı çünkü kilitlenmek için sinyallere ihtiyaçları vardı. ….İsrail kaynaklarınca söylenen en önemli şey “Tahran ili üzerinde bilinmeyen bir hava savunma sistemi keşfettik.” Yani görünen o ki, İsrail uçakları başka bir hava savunma sistemi tarafından kilitleniyorlardı, bu yüzden devam etmekten korktular ve saldırıyı iptal ettiler. Daha sonra uzun menzilli füzelerini serbest bıraktılar. Ancak bu açıklanamayan hava savunma sistemi, muhtemelen F-35’ler gibi hayalet savaş uçaklarına saldırabilen bir Rus hava savunma sistemiydi.

İsrail, İran’a tahminen 200 havadan fırlatılan balistik füze göndermek için 100’den fazla uçak kullandı. İsrail uçakları İran’ın içinde uçmaya cesaret edemedi. Peki, ne oldu? İran, Rus yardımıyla İsrail füzelerinin çoğunu düşürdü. İran, saldırının ardından panik veya öfke belirtisi göstermedi.

Özetle:

1. İran, İsrail’in ülkesine yönelik olası bir saldırısına karşı koyabilecek, gelişmiş, çok katmanlı bir hava savunma sistemi geliştirdi.

2. İran, İsrail hava savunma sistemlerinden kaçabilen ve İsrail’in herhangi bir yerindeki askeri veya sivil hedefleri vurabilen, son teknoloji ürünü, uzun menzilli hipersonik balistik füzelerden oluşan önemli bir stok üretti.

Bu hücum/savunma kabiliyetlerinin birleşimi, İran’ın bölgesel lider olarak ortaya çıkmaya devam etmesini sağlayacaktır.[]

İsrail’in, eğer ikna edebilirse Amerika ile birlikte İran’a karşı, İran’ın petrol veya nükleer tesislerine konvansiyonel veya nükleer silahlarla donanmış kısıtlı bir füze veya uçaklarla hava saldırısı yapması elbette imkân dahilindedir.

İran’ın enerji üssü diyebileceğimiz en önemli stratejik bölgesi Basra Körfezi’nde yer alan Hark Adası’nda kurduğu petrol tesisleridir. İran’ın petrol ihraç etme kapasitesinin en kritik noktalarından biri olan Hark Adası’nın Basra Körfezi’ndeki konumu, onu küresel enerji ticareti için önemli bir üs haline getiriyor. Buraya ve diğer rafinerilere yapılacak bir hava saldırısı İran ekonomisine büyük tahribat yapar. Ancak İran’ın hava savunma radar ve katmanlı füze sistemleri hakkında açık kaynaklarda fazla bilgi bulunmamaktadır.

İsrail’in İran’ın yer altındaki nükleer tesislerine yapacağı hava saldırılarında nükleer bomba yerine konvansiyonel sığınak delici bomba kullanması halinde etkili bir sonuç alması ise pek mümkün değildir. 

“Janes Uydu Görüntüleri Analizi’nden uzmanlar, yerin altından çıkartılan toprak yığınından yola çıkarak, nükleer tesisisin yerin 80 ila 100 metre altında olduğunu söylüyor.

Natanz tesisi, İran’ın tek uranyum zenginleştirme tesisi değil. Büyük Tuz Çölü’nün yakınında, dağın içine oyulmuş olan Fordow Zenginleştirme Tesisi de tıpkı Natanz kadar ulaşılamaz duruyor. İsrail’in İran’ın önemli nükleer tesislerine ulaşabilmesi için, ABD’nin 13 tonluk GBU-57/B bombasına ve bu bombayı ulaştırabilecek olan B-2 hayalet bombardıman uçağına ihtiyacı vardır.”[] Yukarıda belirtildiği gibi ABD 5 adet B-2 Spirit hayalet bombardıman uçağını Diego Garcia adasındaki hava üssüne konuşlandırmıştır. Ağırlığı nedeniyle ancak bu uçaklar tarafından kullanılabilecek olan sığınak delici GBU-57/B bombalarının kayalar içine oyulmuş 100 metre derindeki İran askeri sığınaklarına hasar verebilmesi tartışmalıdır.

ABD’nin aktif durumdaki B-2 Spirit ağır bombardıman hayalet uçaklarının aerodinamik şekli nedeniyle Radar Kesit Alanı (Radar Cross Section-RCS) çok küçük olduğundan radar görünmezliğine sahiptir. Ancak bu uçakların üretildiği 1988-2000 yıllarından buyana radar teknolojisinde büyük gelişmeler olmuştur. Nitekim son yıllarda üretilen hayalet F-35’ler yukarıda açıklandığı üzere Rusya’nın İran’a verdiği Rezonans-NE yer radarları ve F-35’ler için geliştirilmiş S-400 hava sistemlerine eklenebilen Nebo-M radarları İsrail uçaklarını görmüşlerdir.[]

Maksimum hızı 1.020 km/h olan Diego Garcia üssündeki B-2 hayalet uçaklarının İran hava sahasına yaklaşmaları halinde İran’ın elindeki Rus yapımı bu yüksek hassasiyetteki radarlar tarafından görülme olasılığı oldukça yüksektir. Ayrıca Rusya-İran arasındaki Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması çerçevesinde Diego Garcia üssünü gözetleyen Rus casus uydularından elde edilecek B-2 uçuş bilgilerinin eşzamanlı olarak İran’a iletileceğini unutmamak gerekir.

ABD’nin Ortadoğu’daki askeri varlığı 

ABD-İsrail ortaklığının İran’a karşı düzenleyebileceği ortak hava harekâtı her iki ülke için de büyük riskler taşımaktadır.

Ortadoğu’daki ABD askerlerinin tam sayısının ne olduğu belli olmamakla birlikte Pentagon’a göre, Ortadoğu’nun 11 ülkesinde yaklaşık 54 bin ABD askerinin bulunduğu belirtiliyor. ABD’nin askeri varlık bulundurduğu Ortadoğu ülkeleri; Katar, Bahreyn, Kuveyt, Suudi Arabistan, BAE, Mısır, İsrail, Suriye, Ürdün, Irak ve Umman olarak sıralanıyor. []

Ortadoğu’da geniş bir askeri üs ağına sahip olan ABD’nin bölgedeki üsleri arasında, Katar’daki El-Udeyd Hava Üssü, Bahreyn’deki 5. Filo, 15 bini aşkın ABD askerinin konuşlandığı Kuveyt’teki 3. Amerikan Ordusu Karargâhı ve yaklaşık 5 bin askerin konuşlandığı Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki (BAE) Ez-Zafra Hava Üssü yer alıyor.

ABD’nin bölgedeki en büyük üssü Katar’daki Başkent Doha’nın 30 kilometre güneybatısındaki El-Udeyd Hava Üssü’nde ABD, çoğunluğu hava kuvvetlerine mensup 10 binden fazla asker bulunduruyor. ABD, Katar’da ayrıca Es-Seyliye Kampı adı verilen bölgede de ABD ordusunun ortak ekipmanlarının muhafaza edildiği bir üsse sahip bulunuyor.

Bahreyn’de Ortadoğu’daki en büyük deniz gücü sayılan 5. Filo’ya sahip ABD ordusu, ayrıca bu ülkedeki Şeyh İsa Hava Üssü ile Muharrak Hava Üssü’nü de işletiyor. ABD’nin Bahreyn’deki üslerinde 7 binden fazla asker konuşlanıyor.

Kuveyt’te Arifcan Kampı, Ali el-Salem Hava Üssü, Ahmed el-Cabir Hava Üssü, Buehring Kampı ile Vatansever Kampı’ndaki 5 üsteki Amerikan askerlerinin sayısı 10 bini aşıyor.

Umman’daki RAFO Masirah, RAFO Thumrait, El-Musenne Hava Üssü’nde konuşlu Amerikan askerlerinin sayısı ise tam olarak bilinmiyor. Umman’daki Dukm Limanı ile Salalah Limanı da ABD donanması tarafından aktif şekilde kullanılıyor.

ABD, BAE’de savunma işbirliği anlaşması kapsamında yaklaşık 5 bin askeri personel bulunduruyor. Ez-Zufra Hava Üssü’nde yaklaşık 3 bin 800 asker bulundurduğu tahmin edilen ABD’nin 2017’ye kadar bu üssü kullandığı bilinmiyordu. ABD donanması da uçak gemilerinin yanaşabileceği kapasitedeki Cebel Ali Limanı’nı kullanıyor.

ABD’nin Irak’ta 9 askeri üssü bulunuyor. ABD’nin Irak’ta hali hazırda yaklaşık 5 bin askeri bulunuyor. Uluslararası Bağdat Havalimanı’ndaki Victory Askeri Üssü’nün yanı sıra buranın Taci bölgesinde de eğitim amaçlı olan Taci Askeri Üssü’ne sahip. Ülkenin batısındaki Enbar’da Habaniyye ve Aynü’l Esed adlı iki askeri üssü daha bulunan ABD askerleri, Salahaddin vilayetindeki Beled Hava Üssü’nü de kullanıyor. ABD, Kerkük’teki K1 Askeri Üssü’nün yanı sıra ABD güçleri Musul’da Kayarra (Geyyara) Askeri Üssü’nde bulunuyor. Ayrıca Erbil’de 2 ABD askeri üssü Harir Hava Üssü de ABD güçlerinin bulunduğu üsler arasında yer alıyor. ABD’nin Uluslararası Erbil Havalimanı’nda da bir askeri üssü söz konusu.

ABD’nin Mısır’ın başkenti Kahire’nin batısında da hava üssü bulunuyor. ABD Hava Kuvvetleri, buradaki üssü yakıt ikmali için kullanıyor. ABD güçleri, Ürdün’deki Muvaffak el-Salti (Mavi Hava Üssü) Askeri Hava Üssü’nü kullanıyor.

ABD’nin bölgedeki en yakın müttefiki İsrail’in güneyinde de 2 askeri üssü söz konusu. Buradaki askeri üste, füze saldırılarına karşı geliştirilmiş teknoloji ile donatılmış ABD askeri savunma sistemleri yer alıyor.

ABD Suriye’de krizin başlangıcından sonra 18 üs inşa etti. ABD, terör örgütü PKK/PYD ile birlikte Suriye’nin kuzeyi ve kuzeydoğusundaki geniş alanı işgal altında tutarak, söz konusu bölgede 18 üs ve askeri noktalarda 2 bin civarı personel bulunduruyor.

İsrail’in hava üsleri

İsrail hava kuvvetlerinin konuşlandığı çeşitli üsler; Ramat David Hava Üssü (Filo 1), Sdot Micha Hava Üssü (Filo 2), Hatzor Hava Üssü (Filo 4), Hatzerim Hava Üssü (Hava Üssü 6), Tel Nof Hava Üssü (Hava Üssü 8), Ovda Hava Üssü (Hava Üssü 10), Hayfa Hava Üssü (Hava Üssü 21), Ramon Hava Üssü (Filo 25), Nevatim Askerî Üssü (Hava Üssü 28), Palmachim Hava Üssü (Hava Üssü 30) açık kaynaklarda bilinen üslerdir. []

1 Ekim 2024 tarihinde İran’ın İsrail’e düzenlediği kısıtlı hava harekâtındaki kısa süreli saldırı hakkında açıklama yapan İran Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Muhammed Bakıri, İsrail’in üç hava üssü hedeflendiğini ve uluslararası normlara bağlı kalarak yalnızca askeri hedefleri vurduğunu belirterek, hedef alınan üç büyük askeri hava üssünü şöyle sıraladı:

– Mossad karargâhı,

– F-35 savaş uçaklarının ana üssü olan Nevatim Hava Üssü (31o12’11”K, 35o00’07”D),

– Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’a suikast planının yapıldığı iddia edilen Hatzerim Hava Üssü (31o14’20”K, 34o43’00”D).

Ayrıca, Bakıri Gazze civarındaki stratejik radarların da hedef alındığını belirtti.[]  

Washington Post (WP) gazetesinin haberinde, Necef Çölü’ndeki (Negev) Nevatim Hava Üssü’ne 20, İsrail’in merkezinde bulunan Tel Nof Hava Üssü’ne ise 3 füzenin isabet ettiği belirtildi.[]

Amerikan ve İsrail Üsleri İran’ın menzilindedir

Bölgede bulunan bütün bu hava ve deniz üsleri ile özellikle deniz filolarındaki uçak gemileri İran’ın balistik ve hipersonik füzelerinin menzili içindedir. 

İran hipersonik füzeleri

Dünyada hipersonik füze sahibi üç ülke vardır: Rusya, Çin ve İran. Iran’a teknolojiyi Rusya vermiştir.

İran’da üretilmiş hipersonik füze Fattah (Fatih) füzesidir. Fattah füzesinin hızı 13-15 Mach (16.000-18.500 km/saat), menzili ise 1.400 kilometredir. İran Devrim Muhafızları Ordusu Hava Kuvvetleri tarafından üretilmiş bu hipersonik füzeler farklı yön ve yüksekliklerde hareket etmesi nedeniyle hiçbir hava savunma füzesi tarafından yok edilemez. 

Fattah füzesinin açık kaynaklarda görülebilen başlıca özellikleri şöyledir:[]

Menzil: 1400 km

Her yöne manevra kabiliyeti

Küresel motorlu, savaş başlıklı

Radar sistemlerinde görünmezlik

Yakıt: İkinci kademede ateşlenen katı yakıtlı

Görev: Her türlü düşman hava savunma sistemini alt etmek için dünya atmosferi içinde ve dışında çeşitli manevra yeteneği.

Hipersonik füze teknolojisini İran’a veren Rusya, balistik füzelerin yönlendirmesinde Rusya’nın Glonass (Amerikan GPS benzeri) uydu sistemini de İran’ın kullanımına verdi. İran’ın ayrıca Çin’in Beydou uydu sisteminden de yararlandığı bildiriliyor.[]

Yani İsrail’in demir kubbede kullanılan İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii’nin yan kuruluşu olan Elta ve IDF tarafından inşa edilmiş Tespit ve İzleme Radarı EL/M-2084 hipersonik füzeleri göremez. Aynı durum, Nevatim Hava Üssü’nü koruyan Amerikan THAAD yüksek irtifa hava savunma füzelerinde kullanılan AN/TPY-2 radarı (Malatya Kürecik’tekinin aynısı) için de geçerlidir. Dolayısıyla, taktik nükleer başlık bile takılabilen bu tür hipersonik füzeleri görmek ve durdurmak mümkün değildir. Çünkü:

Jet yolcu uçakları ses hızının (1 Mach = saatte 1.225 km) altında uçarlar. Savaş uçakları en fazla 2,5 Mach, yaklaşık saatte 3.000 km hız yaparlar. Hipersonik füzelerin hızı ise 6 ilâ 15 Mach (saatte 7.350 ilâ 18.500 km) olup, ayrıca atmosfer dışında ve içinde manevra kabiliyeti vardır. 

Hipersonik füze, bu hızlarda atmosfer içinde uçarken, etrafındaki havada bulunan gaz molekülleri ile sürtünme nedeniyle gaz molekülleri binlerce dereceye kadar ısınırlar ve elektronlarını kaybedip bir sıcak proton+elektron çorbası (plazma) oluşur.

Hava savunma sistemlerinin radarlarından gelen sinyaller bu gaz plazması tarafından emilir ve geriye yansıma olmaz, bu nedenle hipersonik füzeler radara yakalanmaz.

Yani İsrail’in Demir Kubbe hava savunma sisteminde kullanılan, İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii’nin yan kuruluşu olan Elta ve IDF tarafından inşa edilmiş EL/M-2084 Tespit ve İzleme Radarı hipersonik füzeleri göremez.

Aynı durum, Nevatim Hava Üssü’nü koruyan Keren Dağı’ndaki Amerikan THAAD yüksek irtifa hava savunma füze üssü (Keren Dağı: 30o59’43”K, 34o29’40”D)  kullanılan AN/TPY-2 radarı (Malatya Kürecik’tekinin aynısı) içinde geçerlidir.

Dolayısıyla, taktik nükleer başlık bile takılabilen bu tür hipersonik füzeleri görmek ve durdurmak mümkün değildir.

Nitekim İran’ın 1 Ekim akşamı İsrail’e yaptığı füze saldırısı sırasında çok sayıda hipersonik füzeler Demir Kubbe’ye yakalanmadan, İsrail’in artık yalanlanamayacak şekilde Tel Aviv’deki Mossad karargâhını, F-35 savaş uçaklarının ana üssü olan Nevatim Hava Üssünü ve Hatzerim Hava Üssü’nü vurmuştur.[]

SONUÇ

Gerek bölgedeki ABD üsleri ve deniz filoları ve gerekse İsrail’in hava üsleri, balistik füze üsleri ve Dimona Nükleer Araştırma Merkezi ve plütonyum bombası stokları İran’ın balistik ve hipersonik füzelerinin menzili içindedir. Bu üsleri koruyan İsrail’in Demir Kubbe ve Davut Sapanı gibi çok katmanlı hava savunma sistemlerinin ve Necef çölündeki Amerikan THAAD sisteminin, İran’ın hipersonik füzelerine karşı yetersiz kaldığı İran’ın 1 Ekim’de İsrail’e yaptığı misilleme harekâtında net şekilde ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı çok olası değildir.

“İran’a bir saldırı başlatmanın ABD ordusu için felaket bir yenilgiyle sonuçlanacağını defalarca savundum. Buna birçok nedenden dolayı inanıyorum, bunların en önemlisi uçak gemisinin, akran veya akrana yakın bir düşmana karşı bir savaşta hayatta kalamayacak, eski bir dönemin modası geçmiş kalıntısı olduğuna dair uzun zamandır sahip olduğum inançtır… Pentagon tarihindeki en büyük ve en pahalı savaş oyunu tatbikatı, bu tezi 2002’de test etti. Milenyum Mücadelesi kod adlı devasa bir savaş simülasyonuydu. 

Pentagon, tüm bunları kurmak için tam 250 milyon dolar harcadı ve bu, esas olarak büyük bir amfibi çıkarma kuvvetini Basra Körfezi’ne götüren bir uçak gemisi saldırı grubundan oluşuyordu… 

…. deniz görev gücü Hürmüz Boğazı’nı geçmişti ve ardından kara tabanlı balistik füzeler, alçaktan uçan uçaklar ve helikopterlerden fırlatılan gemi karşıtı füzeler ve gemi filosuna karşı sürülerce yakalanması zor “hızlı bot” salvosu başlattı. Bu saldırı filonun savunma yeteneklerini tamamen alt üst etti ve sadece birkaç dakika içinde görev gücündeki on dokuz geminin tamamı, 20.000 denizci ve deniz piyadesiyle birlikte batırıldı. Bu tam bir felaketti. 

Pentagon planlayıcıları için şok edici bir aşağılanma olmasının yanı sıra sorun şu ki, ABD ordusu 2002’deki hâkimiyet zirvesinden bu yana önemli ölçüde zayıflamışken, İranlıların her kategoride önemli ölçüde gelişmesi daha korkutucu…

Pentagon’daki masa başı çalışanlarının “derslerini aldıklarını” düşünmek isterdim, ancak eminim ki almadılar. Ve eğer ABD imparatorluğun sonunun bu geç aşamasında İran’a karşı savaş açmaya çalışırsa, gerçek hayattaki sonuçların en azından yirmi yıl önce simülasyonda olduğu kadar feci olmasını bekliyorum.” —Will Schryver@imetatronink []  

9.04.2025



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar