Sefa Yürükel
Türkiye’de basın özgürlüğüne yönelik baskılar artık açık bir sansür rejimine dönüşmüş durumdadır. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) televizyon kanallarına yönelik “lisans iptali” tehdidi, hükümetin medyayı tamamen susturma niyetinin bir göstergesidir. Bu baskılar karşısında, Türkiye’deki halkın doğru bilgiye ulaşabilmesi için bağımsız medya organlarının güçlendirilmesi ve uluslararası destek sağlanması kaçınılmazdır.
Bağımsız Medyanın Güçlenmesi Şarttır
Türkiye’de mevcut medya düzeni, hükümetin kontrolüne girmiş durumda olduğu için muhaliflerin ve bağımsız gazetecilerin yeni medya kanalları oluşturması zorunludur. Özellikle dijital platformlar, YouTube, podcast’ler ve haber siteleri, sansürü aşmanın en etkili yolları olarak öne çıkmaktadır. Bu noktada, bağımsız gazetecilerin ve medya kuruluşlarının desteklenmesi gerekmektedir.
Ancak bu mücadele sadece içeride değil, küresel düzeyde de yürütülmelidir. Erdoğan’ın medya üzerindeki baskıları, sadece Türkiye’nin iç meselesi değil, ifade özgürlüğü ve insan hakları ihlali sorunudur.
Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Kamuoyu Destek Vermelidir
Türkiye halkının basın özgürlüğü mücadelesinde yalnız bırakılmaması gerekir. Bu nedenle, Birleşmiş Milletler (BM), uluslararası basın kuruluşları ve insan hakları örgütleri, Erdoğan hükümetinin sansür politikalarına karşı açık bir tavır almalıdır.
• Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, Türkiye’de basın özgürlüğüne yönelik ihlalleri daha yakından takip etmeli ve bu konuyu uluslararası gündeme taşımalıdır.
• Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) ve Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) gibi örgütler, Türkiye’de bağımsız medya üzerinde artan baskılara karşı harekete geçmeli ve raporlar yayınlayarak uluslararası farkındalık yaratmalıdır.
• Uluslararası kamuoyu, Türkiye’de özgür basın üzerindeki baskılara karşı çıkmalı ve Erdoğan hükümetine yönelik demokratik baskılar artırılmalıdır.
Türk Milleti Yalnız Değildir
Bu süreçte, Türk halkı sansüre karşı yalnız bırakılmamalıdır. Uluslararası toplum, Türkiye’de ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü için mücadele eden halkın yanında olduğunu göstermelidir.
Sansür ne kadar artarsa artsın, gerçekleri öğrenmek ve yaymak için alternatif medya kanalları oluşturulmalı ve uluslararası destekle basın özgürlüğü mücadelesi sürdürülmelidir. Erdoğan’ın baskıcı rejimi karşısında, Türk milletinin özgürlük mücadelesi dünya kamuoyunun da desteğiyle başarıya ulaşacaktır.




Bir yanıt yazın