HİÇ BU KADAR UTANÇ DUYMAMIŞTIK

Yoklama yapıyorum. Namusu maaşı kadar olan gazeteciler burada mısınız?” diye sordu Sedat Peker.
Vallahi güzel bir soruydu.
Lakin eksikti..
Namussuzluğunu para ile kapatmaya çalışan medya patronlarına da sorması gerekirdi.

****

Genelev denince nedendir bilinmez aklıma sadece 2 isim geliyor.
Birincisi 1970’li yıllarda Erzurum’da çok popüler olan Mördülüklü Erdal…
İkincisi yakın zamanda”10 Kasımda genevleri açık mıydı?” diye absürt bir makale kaleme alan köşe yazarı(!) Engin Ardınç…

Ben bugün sizlere birincisinden yani Mördürüklü Erdal’dan bahsedeceğim.
Mördülük eskiden Erzurum merkeze bağlı bir köydü. Günümüzde Aziziye ilçesine bağlı bir mahalledir.

Erzurum 1975
O yıllarda genelev Gölbaşı denilen muhitteydi.
Çevresi yüksek duvarlarla çevrili kapısında ise bir bekçi kulübesi vardı.
İstisnasız tüm genelev kadınlarının 3 tane dostu olurdu.
Paralı dost
Belalı dost
Sevdalı dost

Paralı dostlar zengin olan zamparalardı. Tüm servetlerini genelevde aşık olduğu kadının ayakları altına sererlerdi.

Belalı dostlar ise günümüzdeki bodyguardlar gibiydiler. Hayat kadınını belli bir haraç karşılığı koruma altına alırlardı.

Sevdalı dostlar hayat kadınının aşık olduğu, bir gün onunla evlenerek bataklıktan kurtulmayı düşündüğü kişiydi. Hayat kadınları tüm kazançlarını onlara verirlerdi.
Bu kişiler hiçbir işin ucundan tutmaz, altın yıldız kumaş takım elbiseler giyer, altlarında Chevrolet Impala marka otomobiller ile cadde sokak dolaşırlardı.

Mördülüklü Erdal sevdalı olunan kişiydi.
Chevrolet Impala marka otomobili ile Ezincankapı caddesi’ndeki bir berberin önünde durdu ve tıraş olmak için içeri girdi.
Tıraşı bittikten sonra arabasının yanına geldi. Yüzündeki o sırnaşık ifade bir anda değişti.
Arabasının tozlanmış olan arka camına bakıyordu Erdal…

Erdal tıraş olurken birileri parmakla arabasının arka camına “Gavat Erdal” diye yazmıştı.
Sağa sola baktı
Erzincankapı esnafı merakla ne yapacağını ya da ne diyeceğini bekliyordu.
Erdal arabasının kapısını açtı. Torpido gözünden bir bant çıkardı. Daha sonra elini çeketinin iç cebine soktu ve cebinden bir deste para çıkardı. Paraları bantla birbirine yapıştırdı. Birbirine yapıştırdığı o paralarla “Gavat Erdal” yazısının üstünü kapattıktan sonra kendisini merakla izleyenlere dönerek ağır ve okkalı bir küfür söyledi.
Ulan o….pu çocukları, bakın ben ayıbımı paramla kapatıyorum. Az önce hepinize küfrettim, şimdi siz ayıplarınızı nasıl kapatacaksınız?”

Çarşıyı ölüm sessizliği kaplamıştı. Kimseden çıt ses çıkmıyordu.
Tam o sırada 10-12 yaşlarında çocuğu ile bir kadın geçiyordu. Çocuk arabanın arka camında ki paraları görünce annesinin elini bırakarak paraları çekti ve aldı. Altındaki yazıyı gördü. Annesine dönerek;
Bak anne, bu paralar gavat Erdal kimse onunmuş” dedi

Mördülüklü Erdal ayıbını para ile kapatacağını düşünmüş ve bunda bir an için olsa da başarılı olmuştu.
Ama o çocuğu hiç hesaba katmamıştı.
Bu olaya kadar Erzurum’un bir kısmı Mördülüklü Erdal’a “Gavat” diyordu.
O günden sonra ise tüm Erzurum “Gavat Erdal” demeye başladı.

Kara para aklayıcısı Reza Zarrab’ın önüne yatan ve ona örnek iş adamı ödülü veren siyasiler…

Kendi bakanlığına kendi şirketinden dezenfektan satanlar…
Adı mafya ilişkileri, uyuşturucu ve yolsuzluğa karışan bakanlar…

Mafya örgütleri sıkı fıkı olduğu için önü açılıp önce siyasete daha sonra önemli makamlara atanmış olan bürokratlar…

Dünya hayret ve esefle bizi izliyor.
Bu ülkenin namuslu insanları hiç bu kadar utanç duymamış, hiç bu kadar ayıplanmamışlardı.
Cumhuriyet tarihinde lağım hiç böylesine patlamamış, hiç bu kadar ortalığı pis kokular almamıştı.

Ben Mördülüklü Erdal’ın arka camından parayı çeken çocuğun masumiyeti ile korkmadan ve çekinmeden yazıyor ve bu utanca ortak olmuyorum.
Erzincankapı esnafı gibi sessiz kalıp sadece izleyen yetkili ve yetkisizlere ise bir sözüm yok.
Ayıpları ile yaşasın, pişmanlıkları ile can versinler.
Onlara Allah rahmet eylemesin…..

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.