ATATÜRK VE TARIM

Bir Millet düşünün… - ataturk tarim traktor ziraat

Bir Millet düşünün…

Balkan, Çanakkale, Birinci Dünya ve İstiklal Savaşlarından yorgun çıkmış…

13 milyon nüfusun yüzde doksanı kırsalda yaşıyor; yüzde seksenden fazlası okuma yazma bilmiyor. 15-50 yaş aralığı erkekler ya şehit olmuş ya gazi.

Harap ve bitap düşmüş bir Millet. Elde yok, avuçta hiçbir şey yok. Her şeyin kıt olduğu bir dönemde, eldeki tek ışık Atatürk’ün bu Millette gördüğü umut… Ve Atamın bu umut ve Işık üzerine inşa edeceği Kutlu CUMHURİYET…

Vefatının 84. yıldönümünde saygıyla, rahmetle ve dua ile andığımız Mustafa Kemal Atatürk’ün O zor zamanlarda yeniden filizlenen Türkiye Cumhuriyeti Devletindeki atılacak adımlarda elbette tarım göz ardı edilemezdi.

İZMİR İKTİSAT KONGRESİ VE TARIM:

Cumhuriyetin ilanından önce 17 Şubat – 4 Mart 1923 tarihinde 1135 delege ile toplanan İzmir İktisat Kongresinde; Efendiler! Uzun ihmallerle ve derin ilgisizlik ile geçen yüzyılların iktisadî yapımızda açtığı yaraları tedavi etmek, tedavi çarelerini aramak ve memleketi bayındırlığa, millî bir rahatlığa, mutluluğa ve servete ulaştıracak yolları bulmak için buradayız diye söze başlamıştır Atatürk…

Siyasî, askerî zaferler ne kadar büyük olursa olsunlar, iktisadi zaferler ile taçlandırılamazlarsa meydana gelen zaferler devamlı olamaz, az zamanda söner. Bu bakımdan en kuvvetli ve parlak zaferimizin bile sağlayabildiği ve daha sağlayabileceği yararlı kazançları belirlemek için ekonomimizin, iktisadî hâkimiyetimizin sağlanması ve sağlamlaştırılması ve genişletilmesi gerekir diye kalkınma hamlemize yön vermiştir.

MİLLÎ EKONOMİNİN TEMELİ TARIMDIR.

Atatürk, “Milli ekonominin temeli tarımdır” diyerek tarımı kalkınmanın temeline oturtmuştu. Elbette Türk Milletinin tarım ve hayvancılık iştigali kendisinin o cepheden o cepheye gittiği dönemlerde cennet vatan Anadolu’nun coğrafi avantajlarını en iyi bilendi.

Atatürk’ün tarım hakkındaki düşünceleri:

“Milli ekonominin temeli tarımdır. Bunun içindir ki tarımda kalkınmaya büyük önem vermekteyiz. Köylere kadar yayılacak programlı ve pratik çalışmalar bu amaca yayılmayı kolaylaştıracaktır. Fakat bu çok önemli işi isabetle amacına ulaştırabilmek için ilk önce ciddi etütlere dayalı bir tarım politikası tespit etmek ve onun için de her köylünün ve bütün vatandaşların kolayca kavrayabileceği ve severek tatbik edebileceği bir tarım rejimi kurmak lazımdır.

TARIMDA ELE ALINAN İLERİ GÖRÜŞLÜ ÇÖZÜM TEKLİFLERİ:

Bu politika ve rejimde yer alabilecek başlıca önemli noktalar şunlar olabilir:

İlk önce, memlekette topraksız çiftçi bırakılmamalıdır. Bundan daha önemli olanı ise bir çiftçi ailesini geçindirebilen toprağın hiçbir sebep ve suretle bölünemez bir nitelikte olması, büyük çiftçi ve çiftlik sahiplerinin işletebilecekleri arazi genişliği, arazinin bulunduğu memleket bölgelerinin nüfus yoğunluğuna ve toprağın verim derecesine göre sınırlandırılması lazımdır.

Küçük, büyük bütün çiftçilerin iş makinalarını artırmak, yenileştirmek ve korumak önlemleri vakit geçirmeden alınmalıdır.

Memleketi; iklim, su ve toprak verimi bakımından, tarım bölgelerine ayırmak gerekir. Bu bölgelerin her birinde, köylülerin gözleriyle görebilecekleri, çalışmaları için örnek tutacakları verimli, modern pratik tarım merkezleri kurulmalıdır. Gerek mevcut olan ve gerekse de bütün memleket tarım bölgeleri için yeniden kurulacak tarım merkezlerinin kesintiye uğramadan tam verimli olarak faaliyetlerini, şimdiye kadar olduğu gibi devlet bütçesinden ağırlık vermeksizin kendi gelirleriyle kendi varlıklarının idaresini ve gelişmesini sağlayabilmeleri için, bütün bu kurumlar birleştirilerek geniş bir işletme kurumu oluşturulmalıdır.

Başta buğday olmak üzere, bütün gıda ihtiyaçlarımızla sanayimizin dayandığı çeşitli hammaddeleri temin ve dış ticaretimizin esasını oluşturan çeşitli ürünlerimizin ayrı ayrı her birinde, miktarlarını artırmak, kalitesini yükseltmek, üretim masraflarını azaltmak, hastalık ve zararlılarıyla uğraşmak için gereken teknik ve yasal her önlem zaman geçirilmeden alınmalıdır.

İşte Atatürk’ün bu sözleri bile bugün tarımda yaşadığımız kronik sorunların daha o zamandan isabetle tespit edildiğini göstermektedir.

21 Kasım 2019 tarihinde sonuç bildirgesi yayınlanan 3.Tarım Şurası kararlarına ve eylem planına bakıldığında “yeni” “ilk kez açıklanan” denilecek bir hedef görülmemekteydi. Şûra çalışma gruplarında değerlendirilen ve uzun zamandan bu yana tarım camiasının konuştuğu, tartıştığı ama çözüm bulunamayan konulardı. Daha da ötesi; 2004 yılında yapılan 2. Tarım şırasının 36 maddelik sonuç bildirgesi, 1999 yılında yapılan 1. Tarım şurası sonuç bildirgesi, 1923 yılında yapılan İzmir İktisat Kongresinin sonuç bildirgesinde yer alan başlıklarda aynı sorun ve çözüm hedeflerini oluşturmaktaydı.

Çalışarak alınması gereken çok yolumuz var. Bu nedenle önemli olan söylemek, kararları almak değil, takipçisi olarak bunları uygulamaktır. Sorun uygulamada.

Cumhuriyeti Kurucu Hükümetin tarım ve çiftçinin iyileştirilmesi amacıyla kabul ettiği esaslara bakarsak;

* Köylüden ağır vergileri kaldırmak. * Köye para ve kredi sağlamak. * Köylünün ürününü geliştirme ve koruma. * Köylünün bilgi ve görüşünü yükseltmek. * Toprağı olmayan çiftçilere toprak dağıtmak… başlıklarının öne çıktığını görüyoruz.

“Köylüye üretim sermayesi sağlamak amacıyla Ziraat Bankası‘nın kredi şartları kolaylaştırılarak, köylülere kredi verilmesi sağlandı. 1929 yılında Tarım Kredi Kooperatifleri kurularak çiftçilere alternatif kredi bulma imkânı sağlandı. Köylerde Traktör kullanımı ve makineli tarımın yaygınlaştırılması; kimyasal gübre ihtiyacının karşılanması için Zirai Donatım Kurumu kurulması aynı hedefe yönelik tedbirlerdi.

1925’de kabul edilen kanunla birlikte; devlete ait arazilerin; uygun bir arazi yoksa da devlet tarafından arazi satın alınıp köylüye dağıtılmasına başlandı.

Köylüye Toprak İskân, Toprak Su gibi değişik isimlerle kurulan kuruluşlarla toprak dağıtımları gerçekleştirildi.

Cumhuriyet dönemi ile birlikte geleceğe yön ve güven veren Tarım Bakanlığına bağlı Tarım İşletmeleri ve Tarımsal Araştırma Enstitüsüleri yanında, özel sektör ve müteşebbis üreticilerimizin kurdukları Bitkisel ve Hayvansal üretimi özendiren yüzlerce tarımsal üretim merkezleri yerli ve milli üretimde önder oldular. Açılan enstitüler gerek kuruluşu gerekse akademik faaliyetiyle tam bir ‘Tarım Üniversitesi’ konumundaydı. Şimdi ???

EĞİTİMLİ TARIM DÖNEMİ:

Çağdaş anlamda tarım eğitimi için Atatürk’ün direktifiyle Ankara Ziraat Yüksek Mektebi yanında, 1930 yılında İstanbul, Bursa, İzmir ve Adana’da orta ziraat okulu açıldı. Şimdi 40 Üniversitede Ziraat, Veterinerlik, Orman, Doğa Bilimleri Fakülteleri yanında hemen hemen tüm üniversite yüksekokullarında tarımsal eğitim verilmektedir. Sorun çözüldü mü? Yok çözülemedi. Neden ? Sorun uygulamada.

Anlaşılacağı üzere Atatürk tarım konusunda da bilimi ön plana koyuyor. Ar-Ge’ye önem veriyor. Hem çiftçi hem de gelecek nesiller açısından eğitimi ön planda tutuyor; Kooperatifleşmeyi destekliyor; Bilinçli, programlı bir tarım stratejisi izleyerek başta toprak olmak üzere doğal kaynakların koruması anlayışını da politikalarına yansıtıyordu.

Kısacası gerçek anlamda ‘Milli bir tarım politikası’ uyguluyordu.

Atatürk’ün, dönemin zor şartları ve kısıtlı kaynaklara rağmen tarım sektörüne yönelik aldığı kararlar ve attığı adımlar tabiki bunlarla sınırlı değil. Bir kısmına değinerek Atatürk’ün tarım konusundaki vizyonunu sizlerle paylaşmak istedik.

Köylüyü Milletin efendisi ilân eden M.Kemal Atatürk: “Efendiler! Milletimiz çiftçidir. Milletin çiftçilikteki emeklerini asrî, iktisadî tedbirlerle azamî haddine çıkarmalıyız. Köylünün çalışmalarının netice ve semeresini kendi menfaati lehine azamî haddine yükseltmek, iktisadi siyasetimizin temel taşıdır. (1922)

Onun için, bir yandan çiftçinin emeğini arttıracak ve semereli kılacak bilgi, vasıta ve fennî aletlerin kullanma ve yapılmasına; öte yandan da onun çalışmalarının neticelerinden azamî derecede faydalanmasını temin edecek iktisadî tedbirlerin alınması için çalışmak lâzımdır. (1922)” Sözleriyle de bu önemi pekiştirmiştir.

Bulunduğumuz zamanda Milletin efendisi köylüyü geçtik, köylerimiz mahalle oldu, 86 milyon Türkiye nüfusunun yaş ortalaması 32 iken, tarımda üreten nüfusun yaş ortalaması 54 oldu. Tarımın geleceği adına endişeliyiz Atam.

Vefatının 84. yılında Özlem, minnet ve rahmetle anıyoruz. Ruhun Şad olsun Cumhuriyetin banisi, Büyük Atatürk…

#topragınadamı

Atatürk ve Türk Tarımı | İzmir Ticaret Borsası/ TURKISHFORUM- ABDULLAH TÜRER YENER

Okumaya devam et  Nükleer, Termik Santraller ve Kamu Maliyesi

Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir