Toros’un Çocukları ve Sarayların Gölgesindeki Kukla Tiyatrosu

Okuma Süresi:

3–4 dakika
❤️

Biz Toros’un çocuklarıyız, Soros’un değil.
Namımız göğe yazılmış, Rauf Denktaş’tan yadigâr.
Bize özgürlük, dağlarda yankılanan bir nida,
Bize devlet, bir medeniyetin namusu.

Ama ne hikmetse, son yıllarda devletin kalesinde sesler çatallaşmış.
Bir gün “milli beka” diye ortalığı inletip,
Ertesi gün İmralı’dan mektup getirenleri alkışlayan kalabalıklar görüyoruz.
Adına da strateji diyorlar.
Strateji mi?
Bu olsa olsa hafızasızlık, ilkesizlik ve menfaatperestliğin cilalı hali olur.

Dön bir bak, kim kimle aynı menzilde yürüyor?
Dün “bunlar bölücüdür, hainlerdir” diyenler,
Bugün seçim kaygısıyla teröristlerin posta kutusuna mektup bırakıyor.
Bahçeli mi?
O artık sadece dönüşün ustası ve gladyo’da görevli değil, bir nevi döngünün mimarı.
Her dönüşte “ilke”yi biraz daha eğip büküyor,
Ve bunu sisli ve sahte “milliyetçilik” adına yapıyor.

Unutulmasın ki, Toros’un çocukları yamalı, sahte milliyetçilikle yoğrulmaz.
Bizim yüreğimizde Atatürk’ün nutku,
Damarımızda Denktaş’ın azmi akar.
Denktaş, masaya oturduğunda eğilmedi,
Kıbrıs için ayağa kalktı.
Bugün masaya oturanların ise eğildiği dosyalar,
Brüksel klasörlerine karışmış.

Ey Bahçeli,
Dün “Recep Tayyip Erdoğan Türkiye’yi felakete sürüklüyor” diyen sen değil miydin?
Bugün o felaketi “istikrar” diye pazarlayan sen değilmisin?

Bugün saray protokolüne eğilen bir gölgeye döndün.
Denktaş’a bile mesafeli duranlar, şimdi Rumların gönlünü kazanmak için Maraş’ı pazarlık konusu yapıyor.
Birileri kazanıyor elbette, ama millet değil, memleket değil.

Ve geldik terörist Öcalan’a.
Şu memlekette her şey unutulur da,
Bir anaların yüreğindeki ateş unutulmaz.
Yüzlerce şehit evladın ruhu her gece İmralı’nın üstünde gezinirken,
O’nun kardeşi TRT’de konuşuyor,
Ağabeyi mektup yazıyor,
Erdoğan Hükümeti onu “demokratik açılım aracı” diye sunuyor.

İşte size yeni Türkiye!
Teröristten mektup, “milliyetçiden” suskunluk.
Denktaş olsaydı bu rezaleti seyir mi ederdi?
Bir milletin onuru bu kadar mı paslanır?
Devlet dediğin, teröristin kaleminden medet umacak kadar acizleşir mi?

Ama öyle olmuş işte.
Saraylar yapılıyor, irade yıkılıyor.
Gösterişli camiler dikiliyor, ama vicdan taş üstüne taş koyamıyor.
Ve Bahçeli, her saray çağrısına bir gladyo görevlisi olarak “hazırım komutanım” derken,
Eski dava arkadaşları, eski ülkücüler, eski inançlar tozlu raflarda çürüyor.

Bize “devlet aklı” diye satılan bu tiyatro,
Aslında halkın irfanına karşı oynanmış bir kukla oyunudur.
Oyuncular aynı, roller farklı.
Bir gün “devletin bekası” diyorlar,
Ertesi gün Apo’nun mektubuyla seçimi kurtarıyorlar.

Bir zamanlar “Apo’nun ipini pazara çıkarın” diyenler,
Bugün “ip geçiciydi” diyerek yeni müzakereler peşinde.
Ve bu politikayı da “çözüm süreci değil, yeni bir entegrasyon anlayışı” diye pazarlıyorlar.
Siz neyi çözüyorsunuz?
Vatanı mı, vicdanı mı, yoksa milletin sabrını mı?

Biz unutmadık.
Gaffar Okan’ı unutmadık.
Eren Bülbül’ü unutmadık.
Uğur Kaymaz’ı da , Aynüke öğretmenide, Solmaz üsteğmeni’de unutmadık.
Ama siz unuttunuz.
Çünkü sizin siyasetinize, hafızadan çok dosya gerekiyor.
Strateji dosyası, ittifak dosyası, seçim analizi…
Vicdan? O artık arşivde bile bulunmaz oldu.

Ve geldik Kıbrıs’a.
Bugün Rum kesimi Doğu Akdeniz’de gaz ararken,
Biz Denktaş’ın bıraktığı mirasa sahip çıkmak yerine,
Rumları kızdırmayalım diye “iki toplumlu federasyon” zırvasına tekrar dönmeye niyetleniyoruz.
Oysa Denktaş “Egemenlik pazarlık konusu yapılamaz” derdi.
Bugün ise egemenlik, Brüksel’in onayına, Washington’un kararına, Sarayın “rızasına”,
ve Bahçeli’nin görevli sessizliğine bağlanmış.

Rumlar Kıbrıs’ta BM masasını şekillendirirken,
Biz “KKTC de davet edilecek mi acaba?” diye umutlanıyoruz.
Umut bu millete yakışır,
Ama dilenmek yakışmaz!
Çözüm isteyen varsa, çözüm AB’nin kapılarında değil,
Denktaş’ın bıraktığı devlet aklındadır.

Bize Lozan’ı zafer diye anlatanlar,
Şimdi Sevr’e yeni bir kapı aralıyor.
Ve bu kapının eşiğinde “milli” diye bağıranların bir kısmı,
Milli duruştan fersah fersah uzak.
Bir kısmı TRT’ye çıkarıp “yumuşak mesaj” veren terörist kardeşlerden medet umar halde.

Biz torosların çetin çocuklarıyız.
Tavizle değil, dirençle büyüdük.
Pazarlıkla değil, mücadeleyle yoğrulduk.
Hâlâ bir avuç vatan evladı, Denktaş gibi yumruğunu masaya vurmaya hazır.
Ama sesleri duyulmuyor, çünkü protokolde yerleri yok.
TRT’de programları yok.
Bakanlıklarda danışmanlıkları yok.
Ama önemli değil. Her zaman hazırlar.

Biz biliriz ki, hak sessiz de olsa, yankısı zamana kazınır.
Ve bu topraklar, o yankının üstüne inşa edilmiştir.
Toros’un çocukları her zaman tarihin doğru tarafında durmuşlardır.
Ve eğer bugün susarsak,
Yarın konuşacak bir ülke, bir dava, bir halk kalmaz.

Unutmayın:
Rauf Denktaş’ın çocukları susarsa,
ABD’nin çocukları konuşur.

Kendinize gelin,
Milliyim diyenler.
Vakit daralıyor.
Toparlanma birlikte hareket etme zamanı geldi.
Şimdi Soros’un çocuklarını analarından doğduklarına pişman etme vakti geldi.
Zaman bizi
çağırıyor yeni bir milli tarih yazmak için!



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar