Saraylı Tilki’nin Monoloğu: Tahtta Oturan Gölge
80 sezondur tahtta oturuyor.
Ama o taht, bir kudretin değil, korkunun yükselttiği tahta.
Kendine lider dediler, o kendini efsane sandı.
Halbuki sadece iyi oynanmış bir rolün mahsulü:
Yukarıdan yazılmış bir senaryo, dış yapımcılarca kurgulanmış, içeride yaldızlanmış, dışarıda “millî irade” damgasıyla pazarlanmış bir figür.
Bu figür, hepimizin tanıdığı o Saraylı Tilki.
Ne zaman köşeye sıkışsa tüy dökmez, tersine tüy değiştirir.
Bir gün mağdur, bir gün kahraman, bir gün baba, bir gün asker olur.
Ama her suretin altında aynı yüz:
İstibdadın hınzır zekâsı.
O bir lider değil, dönüştürücü bir simyacı.
Halkın öfkesini sadakate, yoksulluğunu hamasete, acısını tehdide dönüştürür.
Ve bunu öyle ustaca yapar ki, insanlar kendi zincirlerini saray kapısında “sadakat halkaları” sanır.
Kendine “reis” dedirtti ama aslında hep rejisör oldu.
Kadro kurdu; dalkavuklardan oluşan bir senfoni orkestrası.
Her biri bir enstrüman: biri yalanı, biri korkuyu, biri ekranı çalar.
Tilki, sadece elini kaldırır — alkış başlar.
Elini indirir — gözaltılar başlar.
Ama içten içe bilir:
Tahtında yalnızdır.
Aynaya bakarken kendisini değil, rolünü görür.
Ve korkar.
Çünkü bilir ki bu sahne bir gün kapanacak, makyajlar dökülecek, ışıklar sönecek.
Ve o zaman, koca sarayda sadece bir ses yankılanacak:
“Bu ülkeyi bir maskeyle yönettiniz.”
O gün geldiğinde ne sığınacak bir yalan kalacak,
Ne arkasına saklanacak bir dış mihrak…
Çünkü o gün, halk perdeyi kesecek.
Ve sahnede gerçek yüz kalmayacak.




Bir yanıt yazın