Eskiden siyasetçinin rüyası milletvekili olmaktı.
Ankara’ya gider, Meclis kürsüsünde konuşur, memleket meseleleriyle uğraşırdı.
Şimdi zaman değişti.
Artık siyasetin en gözde makamı milletvekilliği değil. Çünkü bazılarına göre gerçek hazine başka yerde.
Bir bakıyorsunuz, dün milletvekilliği için yarışanlar bugün belediye başkanlığı için birbirini eziyor. Belediye meclis üyelikleri bile küçük çaplı bir altın madeni muamelesi görüyor.
İnsan merak ediyor:
Madem milletvekilliği ülkenin kaderini belirliyor, neden herkes belediye koridorlarında nöbet tutuyor?
Demek ki bazıları için mesele memlekete hizmet etmek değil, musluğun başında durmak.
Çünkü milletvekili kanun yapar.
Ama belediyede imar vardır.
İhale vardır.
Ruhsat vardır.
Arsa vardır.
Kentsel dönüşüm vardır.
Müteahhit vardır.
Komisyon vardır.
Ve bütün bunların etrafında dönüp duran, gözleri dolar işaretine dönmüş bir kalabalık vardır.
Eskiden siyaset meydanlarında ideolojiler yarışırdı.
Şimdi bazıları için metrekareler yarışıyor.
Parti programları okunmuyor ama imar planları ezbere biliniyor.
Belediye meclis toplantıları bazen şehir planlamasından çok emlak fuarına benziyor.
Vatandaş park ister.
Onlar parsel konuşur.
Vatandaş yol ister.
Onlar ihale konuşur.
Vatandaş hizmet ister.
Onlar rant hesabı yapar.
Sonra kürsüye çıkıp “Şehrimizi seviyoruz” derler.
Kasap da kuzusunu sever.
Mesele sevmenin nasıl bir sevgi olduğudur.
Bir dönem milletvekilliği “millete vekâlet” demekti.
Şimdi bazıları için belediye başkanlığı, bütçesi büyük bir şirketin genel müdürlüğü gibi görülüyor.
Seçim yaklaşınca da memleket aşkı kabarıyor.
Beş yıl görünmeyenler birden mahallelerin tozunu yutmaya başlıyor.
Esnafın elini sıkıyor.
Çocukları seviyor.
Yaşlıların hatırını soruyor.
Sanki seçim değil de toplu vicdan tamiri yapılıyor.
Oysa vatandaş artık şunu biliyor:
Bir makam için gösterilen iştah ne kadar büyükse, o makamın çevresinde dönen menfaat de o kadar büyüktür.
Bu yüzden seçimlerde vaatlerden önce adayların gözlerine bakmak gerekir.
Çünkü bazı gözlerde hizmet aşkı görünür.
Bazılarında ise ihale takvimi.
Ve bir şehir için en büyük tehlike, belediyeyi hizmet kapısı değil, ganimet kapısı görenlerin yönetime gelmesidir.
Zira yol yapılmaması telafi edilir.
Park eksikliği giderilir.
Bina yeniden yapılır.
Ama kamu ahlakı çöktüğünde, enkazı betonla değil, nesillerle kaldırılır.




Bir yanıt yazın