Türkiye’de 2002 sonrası dönemde belediyeler, yalnızca kamu hizmeti sunan birimler olmaktan çıkarak, siyasi patronaj ağlarının merkezi haline gelmiş; ihale süreçleri, imar planları ve personel alımları üzerinden yürütülen sistematik yolsuzluk mekanizmaları, yerel yönetimleri adeta birer “siyasi mafya” aygıtına dönüştürmüştür. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın Kasım 2024’te TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda açıkladığı veriler, sorunun partiler üstü niteliğini ortaya koymaktadır: 1701 şikayet başvurusundan 176’sına soruşturma izni verilmiş, bunların 59’u AK Parti, 58’i CHP ve 21’i MHP üyeleriyle ilgili olarak kaydedilmiştir. Bu dağılım, yolsuzluk olgusunun belirli bir siyasi partiye özgü olmadığını, aksine tüm siyasal yelpazeyi kapsayan yapısal bir soruna işaret ettiğini göstermektedir.
Son 23 yılda belediyelerdeki yolsuzluk vakaları, basit usulsüzlüklerin ötesine geçerek, organize suç örgütleriyle iç içe geçmiş, rüşvet ve şantaj mekanizmalarıyla beslenen bir siyasi mafya yapılanmasına evrilmiştir. Sayıştay’ın 2022 yılına ilişkin raporlarında AKP ve MHP’li belediyelerde tespit edilen usulsüzlükler, kamu kaynaklarının nasıl sistematik biçimde yağmalandığını belgelemektedir. Örneğin, MHP’li Kastamonu Belediyesi’nin mal ve hizmet alımlarını Kamu İhale Yasası’na aykırı olarak aynı tedarikçiden kısımlara bölerek doğrudan teminle gerçekleştirmesi, belediyeye ait beş taşınmazın mevzuata aykırı şekilde dernek ve vakıflara tahsis edilmesi ve belediye başkanının, belediye meclis üyesi olmayan bir kişiyi başkan yardımcısı vekili olarak görevlendirmesi, bu yağmanın somut örnekleri arasındadır.
Belediyelerdeki yolsuzluk ve mafyatik yapılanma, yalnızca mali kayıplara yol açmakla kalmamış, aynı zamanda halkın iradesinin gasp edilmesi anlamına gelen kayyım atamaları ve siyasi parti değiştirme operasyonlarıyla demokratik meşruiyeti de derinden sarsmıştır. 2024 yerel seçimlerinden sonraki iki yıllık süreçte, il ve ilçe düzeyinde 22 CHP’li belediye başkanı hakkında tutuklama kararı verilmiş, bunların çoğu görevden uzaklaştırılmıştır. Tutuklanan belediye başkanlarının yerine kayyım atanması ya da belediye meclislerinde yapılan oylamalarla başka partilere mensup kişilerin seçilmesi, seçilmişlerin şantaj, rüşvet ve siyasi baskı yoluyla sistem dışına itildiğine dair yaygın bir kanaat oluşturmuştur.
Transparency International’ın Yolsuzluk Algı Endeksi verileri, bu tabloyu uluslararası ölçekte de doğrulamaktadır. Türkiye, 2013 yılından bu yana 16 puan kaybederek 2024’te 34 puana gerilemiş; 2025’te ise 31 puanla 182 ülke arasında 124. sıraya düşmüştür. Bu düşüş, yalnızca merkezi yönetim düzeyindeki yolsuzluk algısıyla değil, yerel yönetimlerdeki sistematik usulsüzlüklerin uluslararası raporlara yansımasıyla da ilişkilidir. Belediyelerdeki ihale yolsuzlukları, rüşvet ağları ve siyasi mafya yapılanmaları, Türkiye’nin demokratik kalite ve hukuk devleti göstergelerindeki gerilemenin somut nedenleri arasında yer almaktadır.
AK Parti Belediyelerinde Yolsuzluk ve Mafyatik Yapılanma
AK Parti’nin 2002’de iktidara gelmesiyle başlayan süreçte, belediyelerdeki yolsuzluk mekanizmaları hızla kurumsallaşmış ve parti-devlet bütünleşmesine paralel olarak derinleşmiştir. Sayıştay raporlarında ortaya konduğu üzere, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Personel A.Ş., 2022 yılında çalışanlarının yıllık izinlerini kullandırmamış, SGK primlerini ödememiş ve mali tablosunda 199 milyon 364 bin TL borç birikmiştir. Bu durum, belediye şirketleri üzerinden yürütülen kayıt dışı istihdam politikalarının ve işçi haklarının sistematik biçimde gasp edilmesinin bir yansımasıdır. Aynı raporda 108 işçinin 100 günün üzerinde izin biriktirdiği ve toplamda 12 bin 849 gün kullanılmamış izin bulunduğu tespit edilmiştir.
AK Parti’li belediyelerdeki ihale süreçleri, siyasi mafya yapılanmasının omurgasını oluşturmuştur. İhalelerin kısımlara bölünerek aynı tedarikçilere verilmesi, Kamu İhale Yasası’nın dolanılması ve doğrudan temin yönteminin istismar edilmesi, kamu kaynaklarının belirli ailelere ve siyasi sadakat gruplarına aktarılmasının başlıca araçları haline gelmiştir. Sayıştay’ın 2024 raporlarında, çok sayıda AKP’li belediyede milyonluk usulsüzlükler ve ihalesiz işlemler tespit edilmiştir. Bu yapı, yalnızca mali bir yolsuzluk mekanizması değil, aynı zamanda ihale kazanan müteahhitlerin siyasi kampanyalara bağış yapması, seçim dönemlerinde partiye finansman sağlaması ve yerel düzeyde oy bağımlılığı oluşturması yoluyla siyasi mafya ağlarını besleyen çok katmanlı bir sisteme dönüşmüştür.
AK Parti’li belediyelerdeki yolsuzlukların bir diğer boyutu, belediye varlıklarının siyasi amaçlarla kullanılmasıdır. MHP’li Kastamonu Belediyesi örneğinde olduğu gibi, kamu taşınmazlarının mevzuata aykırı olarak dernek ve vakıflara tahsis edilmesi, bu varlıkların parti yandaşlarına peşkeş çekilmesi anlamına gelmektedir. Ayrıca, 128 taşınmazın kira ödeme yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi, belediyelerin mali disiplinden uzak, keyfi bir yönetim anlayışıyla idare edildiğini göstermektedir. Bu tür usulsüzlükler, halkın malının doğrudan gasp edilmesi niteliğindedir ve belediye bütçelerinde milyonlarca liralık kamu zararına yol açmıştır.
2024 yerel seçimlerinin ardından AK Parti’li belediyelerdeki yolsuzluk iddiaları, özellikle yönetimin CHP’ye geçtiği belediyelerde gün yüzüne çıkmıştır. Artigercek.com.tr’de yer alan habere göre, AKP’li belediyeler el değiştirdikten sonra yolsuzluk iddiaları ayyuka çıkmış, önceki döneme ait usulsüzlükler yeni yönetimler tarafından ifşa edilmiştir. Bu durum, yolsuzluk mekanizmalarının siyasi iktidarla kurulan ilişki ağları üzerinden korunduğunu ve yönetim değişikliği sonrası bu koruyucu şemsiyenin kalktığını göstermektedir. Siyasi partiler arasındaki rekabet, bu bağlamda yolsuzlukların üzerinin örtülmesi ya da rakip partilerin yolsuzluklarının ifşa edilmesi şeklinde bir kısır döngüye dönüşmüştür.
CHP Belediyelerinde Yolsuzluk ve Rüşvet Ağları
CHP’li belediyelerdeki yolsuzluk vakaları, özellikle 2024 yerel seçimleri sonrasında yoğun bir adli soruşturma dalgasıyla karşı karşıya kalmıştır. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 23 Mart 2025’te ihaleye fesat karıştırma, yolsuzluk ve terör örgütüne yardım suçlamalarıyla tutuklanması, bu sürecin en yüksek profilli davası olmuştur. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in rüşvet ve suç örgütü kurma suçlamasıyla tutuklanması ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın seyhan belediye başkanlığı dönemindeki rüşvet ve ihaleye fesat karıştırma iddiaları nedeniyle tutuklanması, CHP’li belediyelerdeki yolsuzluk ağlarının boyutlarını gözler önüne sermiştir.
CHP’li belediyelere yönelik soruşturmaların yoğunluğu, siyasi mafya yapılanmasının tek taraflı bir olgu olmadığını, ancak muhalefet partilerine yönelik operasyonların siyasi bir araç olarak kullanıldığı yönündeki tartışmaları da beraberinde getirmiştir. İki yıllık süreçte il, ilçe ve belde düzeyinde toplam 22 CHP’li belediye başkanı hakkında tutuklama kararı verilmesi ve bunların çoğunun görevden uzaklaştırılması, muhalefetin seçilmiş temsilcilerine yönelik sistematik bir tasfiye operasyonu olarak değerlendirilmiştir. Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın görevi kötüye kullanma ve ihale usulsüzlükleri nedeniyle, Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın rüşvet, irtikap ve ihaleye fesat karıştırma suçlamalarıyla, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in ise suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve rüşvet suçlamalarıyla tutuklanması, CHP’li belediyelerdeki yolsuzluk iddialarının yaygınlığını ortaya koymakla birlikte, bu tutuklamaların seçici bir biçimde gerçekleştirildiği izlenimini de güçlendirmiştir.
CHP’li belediyelerdeki yolsuzluk mekanizmaları, ihale süreçleri ve personel alımları etrafında şekillenmektedir. Sayıştay’ın 2023 yılı denetim raporlarına göre, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde 137 ayrı usulsüzlük tespit edilmiştir. Bu usulsüzlükler, belediye şirketleri üzerinden yürütülen ihalesiz alımlar, belediye personelinin usulsüz görevlendirilmesi ve kamu kaynaklarının siyasi amaçlarla kullanılması gibi başlıkları içermektedir. CHP lideri Özgür Özel’in, Esenyurt Belediye Başkanı’nın tutuklanması ve belediyeye kayyım atanması sürecine atıfta bulunarak yaptığı açıklamalar, CHP’li belediyelerdeki yolsuzluk soruşturmalarının siyasi bir mücadele alanına dönüştüğünü göstermektedir.
CHP’li belediyelerdeki rüşvet ve yolsuzluk ağlarının bir diğer önemli boyutu, siyasi parti değiştirme ve şantaj mekanizmalarıdır. Muhalefet partilerine mensup belediye başkanlarının tutuklanması ya da görevden uzaklaştırılması sonrası, belediye meclislerinde yapılan oylamalarla yönetimin başka partilere geçmesi, siyasi mafya yapılanmasının demokratik süreçleri nasıl manipüle ettiğini göstermektedir. Tutuklanan CHP’li belediye başkanlarının yerine kayyım atanması ya da belediye meclislerinde başka partilere mensup isimlerin seçilmesi, seçmen iradesinin gasp edilmesi anlamına gelmekte ve yolsuzluk soruşturmalarının siyasi bir şantaj aracına dönüştüğüne dair yaygın bir kanaat oluşturmaktadır.
MHP Belediyelerinde Usulsüzlükler ve Halkın Malının Gaspı
MHP’li belediyelerdeki yolsuzluk vakaları, AK Parti ile kurulan ittifak ilişkisine paralel olarak uzun süre kamuoyunun gündeminde yeterince yer bulamamış, ancak Sayıştay raporları bu belediyelerdeki sistematik usulsüzlükleri belgelemiştir. Kastamonu Belediyesi örneğinde olduğu gibi, elektrik enerjisi alımının ihale yoluna başvurulmaksızın doğrudan sözleşme yapılarak tedarik edilmesi, kamu kaynaklarının nasıl keyfi biçimde harcandığını göstermektedir. Bu tür doğrudan alımlar, belirli tedarikçilere haksız kazanç aktarılmasına ve belediye bütçelerinin siyasi sadakat karşılığında yağmalanmasına zemin hazırlamıştır.
MHP’li belediyelerdeki usulsüzlükler, yalnızca mali kayıplarla sınırlı kalmamış, aynı zamanda çalışan haklarının sistematik biçimde gasp edilmesiyle de kendini göstermiştir. Sayıştay raporlarına göre, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı şirketlerde işçilerin yıllık izinlerinin kullandırılmaması, SGK primlerinin ödenmemesi ve 199 milyon TL’yi aşan borç birikimi, belediyelerin işçi haklarını nasıl ihlal ettiğini ortaya koymaktadır. Bu durum, belediye şirketleri üzerinden yürütülen kayıt dışı istihdam politikalarının ve emek sömürüsünün bir sonucudur. İşçi haklarının gasp edilmesi, belediyelerdeki mafyatik yönetim anlayışının doğrudan halkın cebine ve emeğine yönelen bir boyutunu temsil etmektedir.
MHP ve AK Parti’li belediyeler arasındaki yolsuzluk pratiklerinin benzerliği, Cumhur İttifakı bünyesinde oluşan siyasi mafya ağlarının partiler üstü bir nitelik kazandığını göstermektedir. Sayıştay raporları, her iki partiye mensup belediyelerde de ihale yasasının dolanılması, doğrudan temin yönteminin istismar edilmesi, kamu taşınmazlarının usulsüz tahsisi ve belediye şirketleri üzerinden kaynak aktarımı gibi benzer yöntemlerin kullanıldığını belgelemektedir. Bu durum, siyasi mafya yapılanmasının ittifak ilişkileriyle daha da güçlendiğini ve denetim mekanizmalarının işlevsiz hale geldiğini ortaya koymaktadır.
MHP’li belediyelerdeki yolsuzlukların bir diğer boyutu, siyasi parti değiştirme ve şantaj mekanizmalarıdır. Belediye başkanlarının siyasi baskı altında parti değiştirmeye zorlanması ya da belediye meclis üyelerinin oy tercihlerinin şantaj yoluyla manipüle edilmesi, yerel yönetimlerin demokratik meşruiyetini ortadan kaldırmaktadır. Özellikle ittifak ilişkileri içinde, belediye başkanlarının başka partilere geçiş yapması ya da istifa etmeye zorlanması, seçmen iradesinin doğrudan gasp edilmesi anlamına gelmektedir. Bu süreçler, belediye yönetimlerinin halka değil, siyasi merkezlere hesap verdiği bir mafyatik yapılanmanın göstergesidir.
Sonuç: Yapısal Çürüme ve Halkın Malının Gaspı
Son 23 yılda Türkiye’de belediyelerdeki yolsuzluk, rüşvet ve siyasi mafya oluşumu, belirli bir siyasi partiye ya da döneme indirgenemeyecek kadar yapısal ve yaygın bir sorundur. AK Parti, CHP ve MHP belediyelerinde farklı yoğunluk ve biçimlerde de olsa, kamu kaynaklarının siyasi sadakat karşılığında dağıtılması, ihale süreçlerinin manipüle edilmesi, işçi haklarının gasp edilmesi ve seçilmiş iradenin şantaj, rüşvet ve operasyonel baskılarla devre dışı bırakılması gibi pratikler, yerel yönetimlerin birer siyasi mafya aygıtına dönüştüğünü göstermektedir.
Halkın malının gasp edilmesi, yalnızca mali usulsüzlüklerle sınırlı olmayıp, seçilmiş belediye başkanlarının tutuklanması, kayyım atamaları ve belediye meclislerinde yapılan siyasi operasyonlarla seçmen iradesinin yok sayılması boyutuna ulaşmıştır. Siyasi parti değiştirme, şantaj ve rüşvet mekanizmaları, belediyeleri halka hizmet sunan demokratik kurumlar olmaktan çıkararak, siyasi iktidar mücadelesinin araçları haline getirmiştir. Transparency International’ın verilerine yansıyan yolsuzluk algısındaki sürekli gerileme ve Sayıştay raporlarındaki yaygın usulsüzlük tespitleri, bu yapısal çürümenin ulusal ve uluslararası düzeyde belgelenmiş göstergeleridir.
Kaynakça
Cumhuriyet. (2023, 25 Kasım). Sayıştay raporu ortaya çıkardı: AKP ve MHP’li belediyelerde usulsüzlük bitmiyor. https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/sayistay-raporu-ortaya-cikardi-akp-ve-mhpli-belediyelerde-usulsuzluk-2144646
Diken. (2026, 22 Nisan). İki yılda kaç CHP’li belediye başkanı tutuklandı, kaçı görevden alındı? https://www.diken.com.tr/iki-yilda-kac-chpli-belediye-baskani-tutuklandi-kaci-gorevden-alindi/
Ekonomimanset.com. (2026, 13 Mayıs). 2024’teki yerel seçimden bu yana kaç belediye başkanı görevden alındı? https://ekonomimanset.com
İzmirdesondakika.com.tr. (2026, 13 Mayıs). 2024 yerel seçimlerinden bu yana kaç belediye başkanı tutuklandı? https://www.izmirdesondakika.com.tr
Sayıştay Başkanlığı. (2022). Belediyeler – Bağlı İdareler Denetim Raporları. https://www.sayistay.gov.tr
Son Haber. (2025, 6 Kasım). Sayıştay raporları: AKP’li belediyelerde milyonluk usulsüzlükler ve ihalesiz işlemler ortaya çıktı. https://sonhaber.ch
T24. (2024, 21 Kasım). Yerlikaya’dan açıklama: Belediyelerle ilgili 176 soruşturma izni verildi. https://t24.com.tr/politika/yerlikaya-dan-aciklama-belediyelerle-ilgili-176-sorusturma-izni-verildi-59-u-ak-parti-58-i-chp-21-i-mhp-7-si-iyi-parti-10-u-hdp-uyeleriyle-ilgili,1197934
Transparency International. (2025). 2025 Yılı Yolsuzluk Algı Endeksi. https://seffaflik.org
Transparency International. (2025). Turkey: National Integrity System Assessment. https://www.transparency.org






Bir yanıt yazın