4 Temmuz 2026 gecesi Fatih Sultan Mehmet Köprüsü kırmızı, beyaz ve maviye boyandı. ABD’nin kurtuluş bayramı, İstanbul’un tam göbeğinde, Fatih’in adını taşıyan köprüde, Amerikan bayrağı ışıklandırılarak kutlandı. Işıklar yandı, Boğaz’ın sularına vurdu, siluet Washington’a selam durdu. Bu görkemli teslimiyet töreninin arkasında kim vardı dersiniz? Cumhur İttifakı. Evet, yanlış duymadınız. Aynı Cumhur İttifakı ki birkaç gün önce İsrail’i lanetliyor, Siyonizm’e ateş püskürüyordu. Ama iş ABD’yi selamlamaya gelince, Fatih Sultan Mehmet’in köprüsünde Amerikan bayrağı ışıklandırmakta hiçbir beis görmedi.
Tam bu noktada tarih, tokat gibi yüzümüze çarpıyor. Hatırlayın; 1968’de ABD’nin 6. Filosu İstanbul’a geldiğinde, Dolmabahçe önünde demirleyen o gemilere karşı on binlerce insan yürümüştü. Onlar, 6. Filo’ya karşı Boğaz’da namaz kılıp ibadet eder gibi yapanlara inat, gerçek bir direniş sergilediler. İşte o yürüyüşü yapanların mirasçıları, aradan geçen onca yıla rağmen hâlâ burada. 4 Temmuz 2026 gecesi de oradaydılar. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün ışıklarına, Amerikan bayrağı ışıklandırmasına, ABD’nin bu küstah gösterisine, NATO’ya ve bu utanç tablosuna karşı bir kez daha yürüdüler.
Şimdi soruyorum size: Kimdi o yürüyenler?
Söyleyeyim: Onlar, bu ülkenin gerçek yurtseverleriydi. Atatürk’ün “Tam Bağımsızlık” şiarını bayrak edinmiş, emperyalizme karşı dimdik duranlar. Onlar, Amerikan bayrağı köprüde ışıklandırıldığında içi yanan, Boğaz’ın sularının kirletildiğini hisseden, bu topraklarda bağımsızlık uğruna can vermiş şehitlerin kemiklerini sızlatmamak için sokağa çıkanlardı.
Peki ya o ışıklandırmayı yapanlar? Amerikan bayrağını Fatih’in köprüsünde ışıklandırarak kutlayanlar? Onlar siyasal İslamcılar ve onların muhafazakâr milliyetçi ortaklarıydı. Evet, yanlış okumadınız. Kendilerine “yerli ve milli” diyenler, bir gecede köprüyü Amerikan bayrağıyla ışıklandırdılar. Ellerinde Türk bayrağı sallayıp, ağızlarından “bağımsızlık” lafını düşürmeyenler, ABD’nin kurtuluş gününü kendi fatihlerinin adını taşıyan köprüde Amerikan bayrağı ışıklandırarak kutlamaktan zerre hicap duymadılar.
Bu nasıl bir çelişkidir, bu nasıl bir zihniyet iflasıdır?
Bir yanda Amerikan bayrağını, ABD’yi, NATO’yu, köprüdeki o utanç verici ışıklandırmayı protesto eden yurtseverler. Öbür yanda o ışıklandırmayı yapan, Amerikan bayrağını köprüde parlatarak emperyalizme selam duran bir iktidar bloku. Şimdi düşünün: Atatürk’e, bu millete, bu Cumhuriyet’e kim sahip çıkıyor? Kim gerçekten yerli ve milli? Sözde mi, özde mi? Köprüde yanan Amerikan bayrağı ışıklarına bakarak mı karar vereceksiniz, yoksa o ışıklara karşı yürüyenlerin ayak seslerine kulak vererek mi?
Cevabı tarih yazacak. Ama tarih şimdiden şunu kaydetti: 4 Temmuz 2026 gecesi Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde Amerikan bayrağı ışıklandırılarak yanarken, ona karşı yürüyenler bu milletin gerçek evlatlarıydı. Onlar, 6. Filo’ya karşı yürüyenlerin mirasçılarıydı. Emperyalizme karşı namusuyla direnenlerdi. Ve o yürüyüş, bu ülkenin bağımsızlık ruhunun hâlâ dimdik ayakta olduğunun ispatıydı.
Karar sizin: Köprüde Amerikan bayrağını ışıklandırarak kutlama yapanlara mı inanacaksınız, yoksa o ışıklandırmayı söndürmek için yürüyenlere mi?
Başka sözüm yok.



Bir yanıt yazın