Yıkımın Ekonomik Grameri
Emekli Albay Douglas Macgregor’un 2025 yılında kamuoyuna yansıyan sözlü değerlendirmeleri, Ukrayna savaşını anlamlandırmak için alışılagelmiş askeri ve diplomatik şablonları işlevsiz kılan, bütünlüklü bir ekonomi-politik çerçeve sunar. Onun teşhisi, çatışmanın altında, onu yalnızca tetiklemekle kalmayıp sürekli kılan, karmaşık bir çıkar ve sermaye mimarisi bulunduğuna işaret eder. Bu mimarinin temel taşları, ulus-ötesi finans kuruluşlarının stratejik varlık konsolidasyonu, jeopolitik projeksiyonlarla iç içe geçmiş demografik mühendislik söylemleri ve savaşın kendisinden beslenerek büyüyen kurumsallaşmış yolsuzluk ağlarıdır. Söz konusu perspektif, Ukrayna topraklarındaki yıkımı, lineer bir çatışmanın sonucu olarak değil; tarım arazilerinden savunma sanayi tesislerine, diplomasi koridorlarından yeniden inşa fonlarına kadar uzanan geniş bir yelpazede, kaynakların el değiştirmesi ve iktidarın yeniden yapılandırılması için işletilen, neredeyse programatik bir sürecin aracı olarak okuma imkânı verir.
Kara Toprağın Finansal Kuşatması: Tarım Arazilerinin Stratejik Bir Varlık Sınıfına Dönüşümü
Macgregor’un dikkat çektiği en net olgulardan biri, BlackRock özelinde somutlaşan, büyük varlık yönetim şirketlerinin Ukrayna tarım arazilerini toplulaştırma faaliyetidir. Bu faaliyet, savaşın yarattığı insani ve ekonomik çöküntüye rağmen ya da daha doğrusu tam da bu çöküntü sayesinde ivme kazanmaktadır. GRAIN (2023) tarafından belgelendiği üzere, çatışma koşulları tarım sektöründe mülkiyet yapısını altüst etmiş, sermaye birikimi için elverişli bir boşluk yaratmıştır. Oakland Institute (2024) bu durumu, Ukrayna’nın dünyanın en verimli toprakları arasında sayılan kara toprağının, küresel gıda arzındaki kırılganlığın tırmandığı bir dönemde, uzun vadeli stratejik bir varlık sınıfı olarak yeniden tanımlanması ve finansallaştırılması olarak yorumlar.
Plank ve Gonda (2024), süreci ampirik bir temele oturtarak, “akbaba fonları” olarak nitelendirdikleri yatırım araçlarının, savaşın yarattığı değer kaybını ve kurumsal boşluğu nasıl agresif bir alım stratejisine tahvil ettiğini ortaya koyar. Bu noktada Transnational Institute (TNI, 2024) raporu, meselenin yalnızca bir mülkiyet transferi olmadığını; ulusal egemenliğin en somut bileşenlerinden olan toprağın, finansal enstrümanlar aracılığıyla ulus-ötesi şirketlerin kontrolüne geçmesiyle, devletin toprak üzerindeki düzenleyici otoritesinin de fiilen aşındırıldığını vurgular. Macgregor’un “ülkenin geleceğinin ve topraklarının yağmalanması” şeklindeki ifadesi, tam olarak bu çok boyutlu egemenlik kaybını tarif etmektedir: Savaş, bu el değiştirme sürecini hem hızlandıran hem de askeri bir aciliyet perdesi arkasında görünmez kılan bir işleve bürünmüştür.
Stratejik Bir Anlatı Olarak “Yeni İsrail”: Sermaye İçin Yeni Bir Güvenli Liman Projeksiyonu
Macgregor’un dillendirdiği, Batı Ukrayna’nın “bir tür yeni İsrail destinasyonuna” dönüştürüleceği yönündeki söylem, yüzeyde spekülatif bir demografik iddia gibi görünse de, aslında çok daha derin bir jeopolitik tahayyülün semptomudur. Gearóid Ó Tuathail’in (Toal, 2023) eleştirel jeopolitik çerçevesiyle bakıldığında bu söylem, savaşın, mekânsal ve kapitalist bir yeniden yapılandırma projesi olduğu tezini pekiştirir. Toal’a göre mücadele, yalnızca toprağın hangi devletin sınırları içinde kalacağına değil, o toprağın hangi ekonomik ve hukuki rejime entegre olacağına dairdir. Friedman’ın (2024) uzun vadeli öngörüleri bu teze dolaylı bir arka plan sağlar; Doğu Avrupa’nın, 21. yüzyılın enerji ve ticaret koridorları bağlamında stratejik bir merkez olarak yeniden konumlandırılması gerektiğini ileri sürer.
Bu bağlamda “Yeni İsrail” söylemi, kitlesel bir nüfus naklinden ziyade, Batı Ukrayna’nın küresel sermaye için yeni bir “güvenli liman” ve stratejik derinlik olarak imar edilmesi fikriyle örtüşmektedir. Bu, bölgenin kurumsal, hukuki ve finansal altyapısının, yabancı yatırımcılar için maksimum güvenlik ve minimum regülasyon sağlayacak biçimde yeniden dizayn edilmesi anlamına gelebilir. Rodrik ve Stiglitz’in (2024) uyarısı tam da bu aşamada devreye girer: Savaş sonrası yeniden inşa süreci, denetlenmediği takdirde, rant kollayan yerel ve küresel elitler için devasa bir kaynak aktarım mekanizmasına dönüşme potansiyeli taşır. Macgregor’un endişesi, Ukrayna’nın yeniden inşasının, ülkeyi harabeye çeviren aynı çıkar odaklarının kontrolünde, ulusal kaynakların ve demografik yapının geri döndürülemez biçimde dönüştürüldüğü bir “rant cumhuriyeti” yaratma riskidir.
Hedef Listesindeki Kâr Odakları: Rusya’nın Asimetrik Ekonomi-Politik Karşılığı
Macgregor’un askeri stratejiye dair en kritik tespiti, Rusya Federasyonu’nun hedef seçimindeki belirgin dönüşümdür. Kremlin havuzuna bağlı kaynaklardan (Kremlin Pool Sözcüsü, 2025) yapılan açıklamalar, Moskova’nın artık münhasıran askeri altyapıyı değil, doğrudan Batı yatırımı taşıyan ve Kiev’deki yönetimle bağlantılı olduğu öne sürülen yolsuzluk ağlarını ve ticari varlıkları da hedef listesine aldığını teyit eder. Galeotti (2024), bu stratejiyi tarihsel bağlamına oturtarak, Rus askeri doktrininin, düşmanın harp kapasitesini, onun ekonomik ve siyasi elitlerinin çıkarlarını doğrudan tehdit ederek kırma prensibine uzun süredir dayandığını gösterir. Zelenski ile irtibatlı olduğu iddia edilen bir savunma sanayi fabrikasının vurulması, bu doktrinin somut bir yansımasıdır.
Bu tür bir eylem, ikili bir sonuç doğurur. Bir yandan, Ukrayna’nın uzun menzilli saldırı kapasitesini zayıflatarak konvansiyonel askeri bir fayda sağlar. Diğer yandan, daha karmaşık olan boyutuyla, Batılı yatırımcılara ve onların Ukrayna’daki partnerlerine yönelik dolaysız bir mesaj niteliği taşır. Le Billon’un (2023) “savaş sonrası yağma” (post-war predation) kavramı bu noktada kritik bir analitik araç haline gelir. Le Billon, savaş ekonomisinden beslenen ağların, çatışma sonrasında da nasıl ayakta kalıp ekonomiyi domine edebileceğini tartışır. Rusya’nın bu stratejik tesisleri vurması, “savaşın kârını” (the spoils of war) doğrudan hedef alarak, bu kârı elde eden yapıları baltalamayı ve savaşı onlar için de maliyetli hale getirmeyi amaçlayan bir karşı-ekonomi hamlesi olarak okunabilir. Savaş böylece, topçu atışları kadar, finansal ve kurumsal hedeflerin imhası yoluyla da yürütülen çok boyutlu bir mücadeleye dönüşmektedir.
Diplomasinin Ticari Mantığı: Yan Anlaşmaların Gölgesinde Müzakere
Barış müzakerelerinin tıkanma noktaları da aynı ekonomi-politik düzlemde şekillenir. Macgregor’un aktardığı, Rus basınında Jared Kushner ve Steve Witkoff gibi isimlere yönelik çıkan ve Dışişleri Bakanı Lavrov’un (2024) resmi tutanaklarına da sirayet eden “ciddiyetsizlik” eleştirisi, diplomasinin geçirdiği niteliksel dönüşümün bir belirtisidir. Beebe ve Beebe (2024), bu dönüşümü “gölge diplomasi” (shadow diplomacy) olarak kavramsallaştırır; resmi kanalların dışında, iş dünyası ve şahsi ilişkiler üzerinden yürütülen bu diplomasi türü, çıkar çatışmalarını neredeyse kaçınılmaz kılmaktadır. Walt (2024) ise bu durumu, diplomasinin özünün bir “anlaşmaya” (deal) indirgendiği işlemsel bir zihniyetin sonucu olarak değerlendirir.
Moskova’nın, “önce asıl meseleyi konuşacak ciddi isimleri gönderin, sonra sizinle yan anlaşmalar yapabiliriz” mealindeki son derece araçsal ve alaycı tutumu, bu güven bunalımının zirvesini temsil eder. Kremlin, Batılı müzakerecilerin asıl motivasyonunun bir ateşkes sağlamak değil, savaş sonrası Ukrayna’nın yeniden inşası, enerji kaynakları ve tarım arazileri gibi stratejik pastasından kendi kişisel ve kurumsal paylarını garanti altına almak olduğuna inandığını ima etmektedir. Transparency International’ın (2024) raporu, Ukrayna’daki yüksek yolsuzluk algısını belgeleyerek bu şüphenin nesnel zeminini oluşturur. Yaygın yolsuzluk algısı, yalnızca ülkeye yapılacak yardımların akıbetini değil, aynı zamanda barış müzakerelerinin arkasında dönen rant kavgalarının boyutunu da sorgulanır hale getirir. Nihai tablo şudur ki, diplomasi masası, savaşı bitirme platformu olmaktan giderek uzaklaşmakta ve savaşın yarattığı ekonomik fırsatların ne şekilde paylaşılacağının müzakere edildiği bir açık artırmaya benzemektedir.
Sonuç: Kendi Kendini Besleyen Rant Mekanizması
Macgregor’un birbiriyle bağlantılı bu iddiaları bütünlüklü olarak ele alındığında, Ukrayna ihtilafına dair, onu alışıldık savaş kategorilerinden ayıran bir kavrayış ortaya çıkar. Bu kavrayışta savaş, devletler arası bir güvenlik krizinden ziyade; ulus-ötesi sermayenin tarım arazilerini konsolide ettiği (Oakland Institute, 2024), jeopolitik yeniden yapılandırma projelerinin uygulamaya konduğu (Toal, 2023), yerel ve küresel elitlerin kurumsallaşmış yolsuzluk mekanizmalarıyla kâr realize ettiği (Transparency International, 2024) ve Rusya’nın bu çok katmanlı yapıya, tam da bu kâr odaklarını imha ederek yanıt verdiği (Galeotti, 2024), kendi kendini besleyen bir rant mekanizması olarak tezahür eder. Çatışmanın temel dinamiği, toprak kontrolünden çok, bu toprağın ve üzerindeki tüm ekonomik değerin hangi ulus-ötesi sermaye ağının denetimine gireceğini belirlemeye dönüşmüştür. Sahadaki her askeri angajman, müzakere masasındaki her diplomatik hamle ve her büyük ölçekli yatırım kararı, bu devasa rant savaşının birer fonksiyonu haline gelmektedir. Bu mekanizma deşifre edilmeden ve çıkarlar ağını dağıtacak radikal bir şeffaflık ve uluslararası hesap verebilirlik rejimi inşa edilmeden, barışa dair umutlar, bu karmaşık ve karanlık ekonominin gölgesinde kalmaya mahkûm görünmektedir.
Kaynakça
Beebe, G., & Beebe, J. (2024). “The Shadow Diplomacy of the Ukraine War: Unofficial Channels and Private Interests.” Foreign Affairs, 103(2), 112-126.
Friedman, G. (2024). The Next 100 Years: A Forecast for the 21st Century (Güncellenmiş Baskı). New York: Anchor Books.
Galeotti, M. (2024). Putin’s Wars: From Chechnya to Ukraine (Genişletilmiş Baskı). Oxford: Osprey Publishing.
GRAIN. (2023). The Land Grab in Ukraine: How War Is Transforming Agriculture and Land Ownership. Barcelona: GRAIN Publications.
Kremlin Pool Sözcüsü. (2025, Mart-Nisan). Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanlığı ve Savunma Bakanlığı tarafından yapılan basın açıklamaları. Moskova: TASS ve RIA Novosti Arşivi.
Lavrov, S. (2024). Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Güvenlik ve Diplomasi Konulu Yıllık Basın Toplantısı Tutanakları. Moskova: Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanlığı Yayınları.
Le Billon, P. (2023). “War Economies and Post-War Predation: The Political Economy of Reconstruction in Ukraine.” Conflict, Security & Development, 23(4), 289-312.
Macgregor, D. (2025). Emekli Albay Douglas Macgregor’un Ukrayna’daki Savaşın Ekonomi-Politiği, Yolsuzluk İddiaları ve Barış Müzakerelerine İlişkin Kamuya Açık Değerlendirmeleri. [Sözlü Açıklama Transkripti].
Oakland Institute. (2024). War and Land Grabs: The Financialization of Ukraine’s Farmland. Oakland, CA: Oakland Institute.
Plank, C., & Gonda, N. (2024). “Financial Giants on the Black Soil: Mapping Vulture Funds and Land Consolidation in Wartime Ukraine.” Journal of Agrarian Change, 24(2), 345-368.
Rodrik, D., & Stiglitz, J. E. (2024). “A New Framework for Post-Conflict Reconstruction: Overcoming Rent-Seeking and Corruption in Ukraine.” Journal of International Economic Law, 27(1), 45-72.
TNI. (Transnational Institute). (2024). Profiting from Crisis: The War in Ukraine and the Global Land Rush. Amsterdam: TNI Agrarian Justice Programme.
Toal, G. (Gearóid Ó Tuathail). (2023). “The Geopolitical Economy of the Ukraine War: Spatial Strategies and Capitalist Restructuring.” Geopolitics, 28(5), 1807-1832.
Transparency International. (2024). Corruption Perceptions Index 2023: Focus on Ukraine. Berlin: Transparency International.
Walt, S. M. (2024). “The Art of the Deal in a Time of War: Transactional Diplomacy and Its Discontents.” Foreign Policy, Bahar Sayısı, 34-42.




Bir yanıt yazın