CISS!!!

Okuma Süresi:

3–4 dakika
❤️

Deniz Göktaş diye bir komedyen çıkmış, 4-5 yıllık daha, ODTÜ’lü, inşaat’tan hazzetmeyip bölüm değiştirince psikoloji bölümüne geçmiş. Tuğlalara zarar verebilecekken, insanlara zarar vermeye başlamış. Komiklik olsun diye seçtiği konu da cıss yani, tehlikeli sular yani. Din konusu. Gerçi her komedyen bu konunun ekmeğini yedi doğrusu. Başta Kemal Sunal olmak üzere, zeki-Metin ikilisi, İlyas Salman, ve hatta Cem Yılmaz.
Hatırlayın Cem Yılmaz’ın ahiret le ilgili yaptığı skeci. Zeus şakası falan. Mizahı izaha taşımaya çalışan Turan Dursun, Aziz Nesin ve hatta Salman Rüşti gibi isimler de oldu.
Neyse.
Bilinmeyen alanları çok olunca, konu yoruma açık hale geliyor. Din; bilinmeyen alanları olan bir konu. Yorumlarsan günah, yorumlamazsan, tabu. İslam ile ilgili söylemiyorum bütün dinlerde var.
Yahudilerin ağlama duvarına gidip ağlamasını ne ile açıklayabilirsin! Üstelik te orada daha fazla zulüm için, tecavüz ve öldürme için Rab’dan yardım istiyor, sitem ediyor!
Hristiyanlar, Tanrı’nın oğlu demişler Hz İsa’ya, ve kimse sormamış ve sormuyor da?
Nasıl bir baba evlat ilişkisi bu?
Kastettiğimiz biyolojik mi? Hz. Meryem’i Tanrı’nın karısı olarak mı görüyorsunuz?
Nedir abi mevzu?
Cıss!!!
Soru sorma! İşte öyle, ve öyle inan. Beklenti bu, yoksa tu kakasın.
Ee beyin?
Beyni kullanma!

Dokunma, sakın ha!!! Çarpılırsın diye başlıyor dini yaklaşımlar. Dokundukça perde aralanıyor, perde aralandıkça bu işin ekmeğini yiyenler belirgin hale geliyor, belirgin hale geldikçe; acaba soruları başlıyor. Acaba soruları başlayınca, insanları su taşıma eşeği olarak kullanamıyorsunuz. Bu da birilerinin hiç hoşuna giymiyor valla.
Bu arada ataist falan değilim, inançlı bir insanım ben. En kolay yolu seçen boş teneke eleştirmenler gibi ilk yaptığınız iş beni dinsizlikle suçlamak olmasın, dinsiz de değilim, Agnost’ta değilim, ehl-i dünya da değilim. Bu dünyada olup biten bu kadar aşağılık işlerin bir hesap verme makamı olduğuna ve hatta olması gerektiğine inanan biriyim. Ancak müftünün keçisi çalınınca, müftü keçi çaldı diyenlerden de değilim.
Aklın muntazam bir organ olduğuna inananlardanım, son zamanlar da da, en fazla Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın’ı okuyan ve takip edeblerdenim. Beyin; yapısı ve fonksiyonları itibariyle muhteşem bir yapı. Muhteşem. Ve Malesef insanlar vücudunda en az bu uzvu kullanıyor. Mesela çenesini beyninden daha çok kullanıyor, gözünü, kulağını, elini, beyninden daha çok kullanıyor. Kıçını bile günde en az bir kez kullanan insanoğlu beynini aylarca ve hatta yıllarca kullanmadan yaşama iradesi gösterebiliyor!
Siz hiç Hz Ali ile Hz Ayşe’nin niye savaştığını sorgulayan bir din adamı duydunuz mu?
Duymazsınız
Oysa biri islamın kılıcı, peygamberin sırdaşı, amcaoğlu, en genç yaşta Müslüman olan, ve Hz peygamberin damadı, diğeri de Hz. Peygamberin eşi.
İşte bunları soramazsınız.
Nasıl oluyorda peygambere vahiy katipliği yapmış Muaviye’nin oğlu Yezid, peygamber torunlarına kıyabiliyor?
Bunları da soramazsınız!
Cıss!!!
İslam toplumlarında evladına yezit ismi verene rastlayamazsınız. Kaldı ki Muaviye ismi de çok yaygın bir isim değil. Tıpkı Hristiyanların Jesus ismini yani İsa ismini yaygın kullanmadığı gibi.
Gaybı ancak Allah bilir.
Ruh konusuna insan aklı ermez.
Merak inançların doğasında var, sormak, bilmek istemek var, ikna olma duygusu hep var. Dolayısıyla soru sormak o merakı tatmin etme çabası.
Deniz Göktaş konusuna gelirsek; yeni Tu kaka Deniz Göktaş.
Niye o?
Çünkü yasaklı alanda şaka yapmış, şakayı da, hakaret çizgisine yakın yerde yapmış, dolayısıyla yapılan şaka, ve şakaya gülmek, Allah’a kitap yazarı muamelesi yapması, Kutsal kitaba Remzi Kitabevi yayınları gibi davranması sakıncalı, hele hele az entellektüel, az okuyan, okuduğunu anlamayan islam coğrafyasında bu tip konularda şaka yapmak çok tehlikeli.
Neden okuduğunu anlamayan dedim: çünkü islam dünyasında yaşananlarla Kur’an da emrolunan Müslüman arasında benzerlik bile yok.
Kutsal Kitap; çalma diyor, içki içme, zan’da bulunma, fesat çıkarma, kibirli olma, öldürme, haram yeme, zina yapma, adaletli ol, gıybet etme… vesaire vesaire…
Peki islam coğrafyasında bunlar yapılıyor mu? Tanıdık geldi mi?
Yorum sizin.
Bu işin şakasını yapmak ve gerçeğini yapmak arasındaki fark ne ise, çalmanın, öldürmenin, adaletsizliğin, rüşvetin, liyakatsizliğin, kibrin, cehaletin mizahını yapmakla gerçeği arasındaki fark aynıdır.

Ayhan Kilic
[email protected]
Edmonton/Canada



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Erdoğan Özgenç avatarı
    Erdoğan Özgenç

    LEVENT KIRCA…
    Rahmetli…
    Büyük bir keyifle ve gözlerim yaşararak izlerdim…
    Altıma işediğim de olmuştur…
    ***
    Ölene kadar oynadığı ve yazdığı bütün komedilerde 1980’den bu yana eleştirmediği, yanlışlarına, siyasi ve sosyal ahlaksızlıklarına işaret etmeği;
    Ne Başbakan kaldı ne Cumhurbaşkanı…
    Ne parti genel başkanı, ne de belediye başkanı…
    ***
    İfade verdiği oldu ama hepimizi güldüren oyunları için hiç hapse girmedi….
    Allah gani gani rahmet eylesin…
    ***
    Bugün biliyor musunuz onun adına çok seviniyorum, hatta “iyi ki ölmüş” diyorum…
    ***
    Çünkü adım gibi eminim;
    Bugün olsaydı ya MHP’li bir meczup tarafından öldürülürdü.,
    Ya da SARAY’ın hakim ve savcılarınca “müebbet” hapis cezasıyla kodeste çürütülürdü…
    Osman Kavala gibi…
    ***
    Biraz evvel mesaj kutuma düşen haber şu;
    Cumhuriyet Başsavcılığı, sosyal medyada yayılan görüntüler üzerine
    Komedyen Deniz Göktaş hakkında “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçlaması kapsamında soruşturma başlattıldığını bildirdi…
    ***
    Bütün gazetelerde var…
    ***
    Sizin de gözlerinizin önüne usta sanatçı Levent KIRCA geldi değil mi?
    Acı acı gülümsediniz…
    ***
    Komedyen Deniz Göktaş tutuklanır mı?
    Mümkün…
    Çünkü Kaç’Ak sarayın işine gelmeyen, hoşuna gitmeyen, az veya çok muhalif olan herkes her an benzeri suçlamalarla tutuklanabilir…
    ***
    İddianame hazırlanmadan günlerce hatta aylarca kodeste tutulabilir…
    ***
    Var mı engel olabilecek bir babayiğit?
    (Belki Emoş, belki Biloş..!)
    ***
    Diyor ya CHP için asrın lideri “Frankenstein” yarattılar diye…
    Aslında kendi yarattıkları en büyük, en tehlikeli “Frankenstein” lar yargıdaki giyotinler,
    saraydaki komik şakşakçılar…
    ***
    Sadece muhalif olanları ezip geçen, yok eden iftira atan, montaj yapan ve suç icat edip kodese tıkan…
    ***
    Yani!..
    ***
    Başta ben olmak üzere saray aleyhine ve gerçekleri yazan, çizen hepimiz “kodes yolcusu” adayıyız…
    Silivri zindanlarına doğru…
    ***
    Ne güzel demiş atalarımız:
    “Kuştan korkan darı ekmezmiş..”
    ***
    Kaç aylık, yada kaç yıllık ömrüm kaldı bilmiyorum; ama korkarsam ve bu onurlu yoldan, mücadeleden dönersem namerdim…
    ***
    Senin etin ne budun ne diyen olacaktır…
    Nazım Hikmet vermiş cevabı;
    “Sen yanmazsan, ben yanmazsam nasıl çıkar bu ülke aydınlığa…”
    ***
    Tek istediğimiz var; korkanlar gölge etmesin yeter…
    Biz bize yeteriz…
    ***
    Ama!…
    Hiçkimse peygamberimiz dediğini unutmasın;
    “Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır…”

    Erdoğan ÖZGENÇ
    İstanbul 29.06.2026 16.56

  2. G. Tunalı avatarı
    G. Tunalı

    Herkezde beyin var, nasıl yeni bir alet alındığına içinden bir küçük kitapcık çıkar, nasıl çalıştığını anlatır bize. Aleti Yanlış kullanımında, sonuç ölümlü de sonuçlanabilir.

    Ankarada Sarayda oturanın mesleği nedir? İçimizde bilen var mı? Öğrendiği?

    Adam 1998- 1999 sonlarında birden ortaya çıktı. Aman kardeşlerim, siz böylesiniz, aman din kardeşlerim siz neymişşiniz, aman din kardeşlerim siz çok hünerlisiniz, öyleki ağzınızla kuş bile tutabilirsiniz…

    Meğersem bu adamın amacı başka birşeymiş. Zaten biri bu kadar yalakçı olursa sonunda boku ortaya çıkar.

    Arkadaşlar, bu saraydakinin hiç bir mesleği olmadığı gibi, doğru dürüst yüksek tahsilide yok. Yani temsil ettiği yeri hak etmedi.

    Ortaya din ticareti ile çıktı. Kısaca değinelim, yaptığı ticaret göz ile gözükmez , el ile tutulmaz.Vergisi de yok. Yıllık bilançosuda yok, yani muhasebesi de yok. Ama KARI çok büyük.
    Hangi dine bakarsanız bakın, hepsi birbirinden zengin.
    Çünkü vicdan sömürüsü ile para kazanıyorlar. Hesap, kitap soranda yok.

    Saraydaki terlemedem milyarder oldu.
    Benim yan komşu, yüksek okul mezunu, 50 yaş üstü, hergün bilmem kaçıncı katta sırtında, her mevsimde 19 litre su taşıyor. Geçimini zor karşılıyor.
    Din tüccarı olup, akşama kadar milletin kafasınıda şişirebilirdi.

    Saraydaki, din ticareti ile kurduğu şirkettin batmaması için, kazandığı kardan mahrum olmamak için, böyle gençler ortaya çıkıpta,gerçekleri söylediği zaman saraydakinin zoruna gidiyor..Hiç kimse gönüllü iflas bayrağını çekmek istemez.

    Saraydakinin hiçbir şirket maliyeti yok,
    su parası yok, elektirik parası yok, dükkan kira parasıda yok. Vergisi yok.
    Gel keyfim gel.

    Bu adamda iyi bir ticaret anlayışı var, allah tilki yaratacakmış ama yanlışlıkla insan yaratmış bu adamı.

    Bu adam her şeyden önce din ticaretini ezberlemiş,

    şu an Türkiyede en çok aranan 0 Grubu RH + değil, beyin!
    Beyinle beraber, nasıl çalışacağı üzerine küçük bir kitapçık.

  3. Anonim avatarı
    Anonim

    Ne demiş Bektaşi Veli;

    Aklın olmadığı yerde ; ŞEYTAN hükümdar olurmuş, birde en görkemli sarayda otururmuş.

    12 ile 13 cü asırda yaşayan, Ahmet Musevinin talebesi olan, Veli, bugünkü durumları sanki önceden görmüş, sezmiş gibi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar