Deniz Göktaş diye bir komedyen çıkmış, 4-5 yıllık daha, ODTÜ’lü, inşaat’tan hazzetmeyip bölüm değiştirince psikoloji bölümüne geçmiş. Tuğlalara zarar verebilecekken, insanlara zarar vermeye başlamış. Komiklik olsun diye seçtiği konu da cıss yani, tehlikeli sular yani. Din konusu. Gerçi her komedyen bu konunun ekmeğini yedi doğrusu. Başta Kemal Sunal olmak üzere, zeki-Metin ikilisi, İlyas Salman, ve hatta Cem Yılmaz.
Hatırlayın Cem Yılmaz’ın ahiret le ilgili yaptığı skeci. Zeus şakası falan. Mizahı izaha taşımaya çalışan Turan Dursun, Aziz Nesin ve hatta Salman Rüşti gibi isimler de oldu.
Neyse.
Bilinmeyen alanları çok olunca, konu yoruma açık hale geliyor. Din; bilinmeyen alanları olan bir konu. Yorumlarsan günah, yorumlamazsan, tabu. İslam ile ilgili söylemiyorum bütün dinlerde var.
Yahudilerin ağlama duvarına gidip ağlamasını ne ile açıklayabilirsin! Üstelik te orada daha fazla zulüm için, tecavüz ve öldürme için Rab’dan yardım istiyor, sitem ediyor!
Hristiyanlar, Tanrı’nın oğlu demişler Hz İsa’ya, ve kimse sormamış ve sormuyor da?
Nasıl bir baba evlat ilişkisi bu?
Kastettiğimiz biyolojik mi? Hz. Meryem’i Tanrı’nın karısı olarak mı görüyorsunuz?
Nedir abi mevzu?
Cıss!!!
Soru sorma! İşte öyle, ve öyle inan. Beklenti bu, yoksa tu kakasın.
Ee beyin?
Beyni kullanma!
Dokunma, sakın ha!!! Çarpılırsın diye başlıyor dini yaklaşımlar. Dokundukça perde aralanıyor, perde aralandıkça bu işin ekmeğini yiyenler belirgin hale geliyor, belirgin hale geldikçe; acaba soruları başlıyor. Acaba soruları başlayınca, insanları su taşıma eşeği olarak kullanamıyorsunuz. Bu da birilerinin hiç hoşuna giymiyor valla.
Bu arada ataist falan değilim, inançlı bir insanım ben. En kolay yolu seçen boş teneke eleştirmenler gibi ilk yaptığınız iş beni dinsizlikle suçlamak olmasın, dinsiz de değilim, Agnost’ta değilim, ehl-i dünya da değilim. Bu dünyada olup biten bu kadar aşağılık işlerin bir hesap verme makamı olduğuna ve hatta olması gerektiğine inanan biriyim. Ancak müftünün keçisi çalınınca, müftü keçi çaldı diyenlerden de değilim.
Aklın muntazam bir organ olduğuna inananlardanım, son zamanlar da da, en fazla Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın’ı okuyan ve takip edeblerdenim. Beyin; yapısı ve fonksiyonları itibariyle muhteşem bir yapı. Muhteşem. Ve Malesef insanlar vücudunda en az bu uzvu kullanıyor. Mesela çenesini beyninden daha çok kullanıyor, gözünü, kulağını, elini, beyninden daha çok kullanıyor. Kıçını bile günde en az bir kez kullanan insanoğlu beynini aylarca ve hatta yıllarca kullanmadan yaşama iradesi gösterebiliyor!
Siz hiç Hz Ali ile Hz Ayşe’nin niye savaştığını sorgulayan bir din adamı duydunuz mu?
Duymazsınız
Oysa biri islamın kılıcı, peygamberin sırdaşı, amcaoğlu, en genç yaşta Müslüman olan, ve Hz peygamberin damadı, diğeri de Hz. Peygamberin eşi.
İşte bunları soramazsınız.
Nasıl oluyorda peygambere vahiy katipliği yapmış Muaviye’nin oğlu Yezid, peygamber torunlarına kıyabiliyor?
Bunları da soramazsınız!
Cıss!!!
İslam toplumlarında evladına yezit ismi verene rastlayamazsınız. Kaldı ki Muaviye ismi de çok yaygın bir isim değil. Tıpkı Hristiyanların Jesus ismini yani İsa ismini yaygın kullanmadığı gibi.
Gaybı ancak Allah bilir.
Ruh konusuna insan aklı ermez.
Merak inançların doğasında var, sormak, bilmek istemek var, ikna olma duygusu hep var. Dolayısıyla soru sormak o merakı tatmin etme çabası.
Deniz Göktaş konusuna gelirsek; yeni Tu kaka Deniz Göktaş.
Niye o?
Çünkü yasaklı alanda şaka yapmış, şakayı da, hakaret çizgisine yakın yerde yapmış, dolayısıyla yapılan şaka, ve şakaya gülmek, Allah’a kitap yazarı muamelesi yapması, Kutsal kitaba Remzi Kitabevi yayınları gibi davranması sakıncalı, hele hele az entellektüel, az okuyan, okuduğunu anlamayan islam coğrafyasında bu tip konularda şaka yapmak çok tehlikeli.
Neden okuduğunu anlamayan dedim: çünkü islam dünyasında yaşananlarla Kur’an da emrolunan Müslüman arasında benzerlik bile yok.
Kutsal Kitap; çalma diyor, içki içme, zan’da bulunma, fesat çıkarma, kibirli olma, öldürme, haram yeme, zina yapma, adaletli ol, gıybet etme… vesaire vesaire…
Peki islam coğrafyasında bunlar yapılıyor mu? Tanıdık geldi mi?
Yorum sizin.
Bu işin şakasını yapmak ve gerçeğini yapmak arasındaki fark ne ise, çalmanın, öldürmenin, adaletsizliğin, rüşvetin, liyakatsizliğin, kibrin, cehaletin mizahını yapmakla gerçeği arasındaki fark aynıdır.
Ayhan Kilic
[email protected]
Edmonton/Canada




Bir yanıt yazın