DİJİTAL FAŞİZM ÇAĞI: TEKNOLOJİNİN GÖLGESİNDE YÜKSELEN YENİ TAHAKKÜM

Okuma Süresi:

8–12 dakika
❤️

Yirmi birinci yüzyılın ikinci çeyreğine girerken, faşizmin tarihsel biçimlerinden köklü bir dönüşüm geçirerek yeniden yükseldiğine tanıklık edilmektedir. Geleneksel faşizm, Benito Mussolini’nin İtalya’sında veya Adolf Hitler’in Almanya’sında olduğu gibi, sokakları kontrol eden paramiliter güçler, kitlesel mitingler ve açık şiddet söylemiyle karakterize olmaktaydı. Günümüzde ise faşizm, dijital platformlar, yapay zekâ algoritmaları ve büyük veri teknolojileri aracılığıyla yeniden üretilmekte ve pekiştirilmektedir. Dijital faşizm olgusu, klasik faşizm kuramları ile günümüz teknolojik gelişmeleri arasında kurulan ilişkiyle analiz edilmektedir. Silikon Vadisi teknoloji patronlarından sosyal medya algoritmalarına, dijital gözetim mekanizmalarından alternatif sağ platformlara kadar uzanan geniş bir yelpazede, faşizmin yeni tezahürleri incelenmektedir. Dijital faşizmin merkezi bir lider ya da örgütsel yapı gerektirmeksizin, sosyal medya algoritmalarını kullanarak toplumsal kutuplaşmayı nasıl derinleştirdiği ortaya konmaktadır. Büyük veri ve yapay zekâ teknolojilerinin etik dışı kullanımı, bireylerin sürekli gözetim altında tutulmasının temel mekanizması haline gelmekte ve bu dinamik yalnızca otoriter rejimlerin gücünü pekiştirmekle kalmayıp, aynı zamanda büyük teknoloji şirketlerinin iktidarını da artırmaktadır. Dolayısıyla dijital faşizm, klasik faşizmin otoriter ve baskıcı boyutlarının dijital alana taşınmış bir uzantısı olarak kavramsallaştırılmalı ve bireysel özgürlüklerin dijital çağda giderek artan oranda bastırılmasına karşı uyanık olunmalıdır.

Tekno-Faşizmin Tarihsel Kökleri ve İdeolojik Temelleri

Tekno-faşizm kavramı, ilk kez Amerikalı gazeteci Michael Malone tarafından 1990’larda ortaya atılmıştır. Malone, “dijital ütopyayı unutun, tekno-faşizme doğru ilerliyor olabiliriz” uyarısında bulunmuştur. Uyarının tarihsel kökleri, aslında 20. yüzyılın başlarına, İtalyan Fütürizmi’ne kadar uzanmaktadır. Şair Filippo Tommaso Marinetti liderliğindeki fütürist hareket, geçmişi reddeden, hızı ve yıkımı yücelten bir sanat akımı olarak doğmuş; müzelerin, kütüphanelerin ve feminizmin yok edilmesini savunmuştur. Marinetti’nin Fütürist Siyasi Partisi, daha sonra Benito Mussolini’nin Faşist Partisi’ne eklemlenmiştir. Günümüzde büyük teknoloji endüstrisi ve Silikon Vadisi patronları, işte bu tarihsel fütürizmin mirasını devralarak tekno-faşizmi inşa etmektedirler. Tekno-faşizmin düşünsel kökenleri, Aydınlanma’nın hümanizmini, demokrasisini ve eşitlik arayışını Batı medeniyetinin çürümesinden sorumlu tutan “karanlık Aydınlanma” (dark enlightenment) akımına dayanmaktadır. Silikon Vadisi’nin “tekno-liberteryenler”, “post-liberal sağ” ve “neo-monarşistler” olarak tanımlanan yeni-reaksiyoner hareketi, Peter Thiel gibi isimlerin öncülüğünde, özgürlük ve demokrasinin birbirleriyle uyumsuz olduğunu savunmaktadır. Thiel’in 2009’da Cato Enstitüsü için kaleme aldığı makalede “özgürlük ve demokrasinin artık uyumlu olduğuna inanmıyorum” demesi, ideolojinin çıplak ifadesidir. Tekno-faşistler kendilerini Friedrich Nietzsche’nin “üstün insan” (übermensch) idealiyle özdeşleştirmekte, teknolojiyi sömürgeci yeniden üretimin bir alanı olarak görmekte ve demokratik yapılar yerine kurumsal egemenliğe dayalı bir yönetim biçimini savunmaktadırlar.

Algoritmik Tahakküm ve Dijital Gözetim Mekanizmaları

Dijital faşizmin en belirgin özelliklerinden biri, algoritmik tahakküm ve sürekli gözetim mekanizmalarıdır. Klasik faşizm, kitlesel hareketleri seferber eden ve açıkça şiddet ile tahakkümü yücelten bir yapıya sahipken, günümüzün tekno-faşizmi daha sessiz, daha sinsi kontrol mekanizmaları aracılığıyla işlemektedir: veri çıkarımı, algoritmik yönetişim, davranışsal yönlendirme ve platform tekelleşmesi. Facebook, X (eski adıyla Twitter) ve Aadhaar biyometrik kimlik sistemi gibi platformların ve algoritmik uygulamaların, otoriter ideolojilerin yayılmasındaki rolleri analiz edilmektedir. Sosyal medya algoritmaları, duygusal açıdan yoğun içerikleri önceliklendirme eğilimindedir çünkü bu tür içerikler daha fazla etkileşim (beğeni, yorum, paylaşım) alarak platform bağımlılığını artırmaktadır. Algoritmik mantık, kışkırtıcı ve aşırı uçtaki söylemlerin yayılmasına istemeden de olsa katkıda bulunmakta ve bu tür yüksek duygusal içerikler, popülist politikanın sıklıkla kullandığı yöntemler haline gelmektedir. Twitter’ın ölümü ve X’in yükselişi, dijital otoriter bağlamın doğuşunu simgelemektedir. Elon Musk’ın X’i satın almasıyla birlikte, platformun “dijital bir şehir meydanı” yaratma vaadinden, algoritmik kontrol ve kişisel müdahale yoluyla gerçeği tekelleştirmeye doğru bir kayma yaşanmıştır. Nefret söylemine karşı artan hoşgörü, kuralların keyfi uygulanması ve muhalif seslerin marjinalleştirilmesi, illiberal ve hesap vermeyen bir rejime doğru ilerleyişin göstergeleridir. X’in yükselişi, kamusal alanın denetlenmeyen güç tarafından kontrol edildiği ve demokratik tartışma olanaklarının ortadan kalktığı tekno-faşizmin ortaya çıkışına işaret etmektedir.

Dijital Popülizm ve Mizahi İçeriklerin Siyasal Mobilizasyonu

Dijital faşizm çağının en güçlü silahlarından biri, mizahi içerikler (memler), kısa videolar ve sloganlar aracılığıyla yürütülen siyasal mobilizasyondur. Geleneksel demokratik siyaset tarzı, ortaya çıkan yeni bir dil tarafından yutulmaktadır: mizahi içerik dili. Dil, alay ve kışkırtma yoluyla yangına körükle gitmekte, internette ses getirebilmekte, tıklanma ve yayılma yaratabilmekte, ancak değer ve fikirlerin yayılmasını önemsememektedir. Dijital popülizm, ana akım medyanın editöryal işlevinin “filtresinden” kurtularak, doğrudan sosyal medya ve anlık mesajlaşma araçlarıyla hedef kitleye ulaşabilmekte; “halk bilgeliğini” “seçkin bilgisine” karşı kullanmakta; kısa videolar, ifadeler gibi popüler biçimlerle seçkinci söylemin ciddiyetini çözerek ana akım anlatıya karşı bir “gerçeklik” inşa edebilmektedir. Mizahi içerikler (memes) heterojenlik arzusu ile homojen topluluk inşası arasında bir uzlaşma ürünü olup, geçici hazlar sunarak toplumsal istikrarı korumakta ve aynı zamanda radikalleşme stratejileri için uygun zemin hazırlamaktadır. Mizahi içeriklerin paylaşılması, kahkaha, kendini yok etme, sadomazoşist haz gibi erotik ve coşkusal deneyimlerle bağlantılıdır. Çağdaş faşizmin yükselişi, işte bu libidinal dürtüleri ve erotik hazları harekete geçirerek mobilize olmaktadır. Dürtüler yalnızca faşist ideolojilere açıkça bağlı olanlarda değil, tüm insanların doğasında mevcuttur. Sonuç olarak dijital popülizm, vatandaşların siyasal katılımını beğenme ve paylaşma gibi basit eylemlere indirgemekte, algoritmalar ve ifadeler siyasal iletişime egemen olmakta, siyasal söylem görsellere, sayfa doldurma eylemlerine ve sloganlara sıkıştırılmakta, demokratik sistemler giderek dijital araçlara karşı bağışıklık ve yönetişim kapasitesinden yoksun hale gelmektedir.

Alternatif Sağ Platformlar ve “Paranoyak Altyapısal Tahayyül”

Dijital faşizmin bir diğer önemli boyutu, ana akım sosyal medya platformlarının dışında, sağcı alternatif platformların (alt-tech) yükselişidir. Gab, Parler, Truth Social gibi platformlar, ifade özgürlüğü söylemi altında, nefret söyleminin ve aşırı sağ ideolojilerin serbestçe dolaşıma girdiği alanlar haline gelmiştir. Gab platformu özelinde, kurucusu Andrew Torba’nın kamuya açık ifadeleri ve bir yıllık dijital etnografik gözlem yoluyla, platformların internet yönetişim anlayışı analiz edilmektedir. Torba’nın “dijital egemenlik”, “rejim” ve “paralel ekonomi” kavramları etrafında inşa ettiği söylem, “paranoyak altyapısal tahayyül” olarak adlandırılabilecek bir zihniyeti yansıtmaktadır. Tahayyül, ana akım medya ve teknoloji şirketlerinin “düşman” olarak kodlandığı, alternatif altyapıların inşasının bir varoluş mücadelesi olarak görüldüğü bir dünya görüşüne dayanmaktadır. Alternatif sağ platformlar yalnızca bir iletişim aracı olmayıp, aynı zamanda Christian Fuchs’ın “dijital faşizm” veya “Faşizm 2.0” olarak adlandırdığı olgunun temel taşlarından birini oluşturmaktadır. Platformlar, ana akımın dışlandığını düşünen kullanıcılar için bir sığınak işlevi görürken, aynı zamanda radikalleşme süreçlerinin de merkezinde yer almaktadır. Alternatif sağ platformların yükselişi, internetin kamusal alan olma niteliğini aşındırmakta ve dijital faşizmin altyapısal temellerini güçlendirmektedir. Platformlar, kendi kullanıcılarına “gerçeğin” ancak burada bulunabileceği yanılsamasını sunarken, aslında bir yankı odası etkisi yaratarak mevcut önyargıları pekiştirmekte ve toplumsal kutuplaşmayı derinleştirmektedir.

Yapay Zekâ ve Yeni Otoriterleşme Dinamikleri

Dijital faşizm çağının en kritik bileşenlerinden biri, yapay zekâ teknolojilerinin hızla gelişmesi ve bu teknolojilerin otoriter yönetişim biçimleriyle eklemlenmesidir. Yapay zekâ uygulamaları, bireylerin iletişim kurma biçimlerinden ilişki kurma yöntemlerine, siyasal söylemin ve ekonomik işlemlerin gerçekleşme biçimlerine kadar toplumsal yaşamın her alanına giderek daha fazla nüfuz etmektedir. Yapay zekâ teknolojileri, iş ortamı ve siyasi bağlamla etkileşimi içinde, tekno-faşizme katkıda bulunmaktadır. Klasik faşizm kuramcılarından Hannah Arendt, faşizmin modern kitle toplumunun yabancılaşmasından ve kolektif korkuların manipülasyonundan beslendiğini vurgulamıştır. Günümüzde yapay zekâ algoritmaları, yabancılaşmayı derinleştirmekte ve korkuları manipüle etmek için güçlü bir araç haline gelmektedir. Frankfurt Okulu teorisyenleri Horkheimer ve Adorno, “Aydınlanmanın Diyalektiği”nde faşizmin, verimlilik ve tahakküm arayışının etik ve özgürleştirici hedefleri gölgede bıraktığı Aydınlanma’nın araçsal aklının mantıksal sonucu olduğunu ileri sürmüşlerdir. Yapay zekâ teknolojileri de benzer bir araçsal aklın ürünü olarak, verimlilik adına bireysel özerkliği aşındırmakta ve yeni bir tahakküm biçiminin temellerini atmaktadır. Adorno ve arkadaşlarının “otoriter kişilik” üzerine çalışmaları, popülasyonları faşist çağrılara duyarlı hale getiren psikolojik koşulları teşhis etmiştir. Günümüzde yapay zekâ algoritmaları, otoriter kişilik özelliklerini hedef alan içerikleri önceliklendirerek, faşist söylemlerin yayılmasına zemin hazırlamaktadır. Sonuç olarak yapay zekâ teknolojileri, tekno-faşizmin hem aracı hem de nesnesi haline gelmekte; bir yandan otoriter yönetişim biçimlerine hizmet ederken, diğer yandan yönetişim biçimlerinin meşruiyetini teknolojik ilerleme söylemiyle pekiştirmektedir.

Trump Dönemi ve Dijital Faşizmin Kurumsallaşması

Donald Trump’ın ikinci kez ABD başkanlığına seçilmesi, dijital faşizmin kurumsallaşma sürecinde bir dönüm noktası olmuştur. Trump yönetimi, dijital faşizmin tekniklerini uygulamak için büyük bir laboratuvar işlevi görmektedir: medya ve ağların tekelleştirilmesi; liderin aşırı karizması; muhaliflerin kitlesel kontrolü ve tacizi; siyasi rakiplerin itibarsızlaştırılması ve her şeyden önce, eylem sahnelemenin düşünce ve tartışma üzerindeki baskınlığı. Trump döneminde Silikon Vadisi teknoloji patronlarının siyasal iktidarla kurduğu ilişki mercek altına alınmaktadır. Elon Musk’ın Trump yönetiminde başkanlığa seçilmeden önemli bir rol üstlenmesi (DOGE’nin başı olarak), OpenAI CEO’su Sam Altman’ın Trump ile anlaşmalar yapması, Silikon Vadisi’nin siyasal gücü nasıl ele geçirdiğinin göstergeleridir. Musk’ın Alman AfD partisi gibi aşırı sağ partileri desteklemesi, Trump’ın 2025 açılış töreninden sonra Nazi selamına benzeyen bir hareket yapması, tekno-faşizmin sembolik düzeydeki tezahürleridir. Trump döneminde dijital faşizm, Jason Stanley’nin tanımladığı “faşist yöntem” doğrultusunda ilerlemiştir: milliyetçi bir proje yaratmak; hükümeti otokratik bir rejime dönüştürmek; eğitimi inkar ederek zihni sömürgeleştirmek; tarihi yeniden yazmak ve nihayet üstünlükçü aşamadan faşist aşamaya geçmek. Süreçte üniversiteler hedef haline gelmiş, Jason Stanley ve Timothy Snyder gibi önde gelen düşünürler Kanada’ya göç etmek zorunda kalmış, elliden fazla üniversite kamuoyu önünde hedef gösterilmiştir. Amerikan istisnacılığı tükenmekte, bir zamanlar herkesin ziyaret etmek istediği, araştırmacıların çalışmak için can attığı, ütopik yaşam tasavvurları üreten ülke, artık freni patlamış bir lokomotife, ölmekte olan birinin nefretini ve kibri yayan yaralı bir canavara dönüşmektedir.

Sonuç: Dijital Faşizme Karşı Direniş Olanakları

Dijital faşizm yalnızca teknolojik bir dönüşüm değil, aynı zamanda derin bir ideolojik ve siyasal krizin ifadesidir. Klasik faşizmden farklı olarak merkezi bir lider ya da örgütsel yapı gerektirmeyen, algoritmalar aracılığıyla işleyen, büyük veri ve yapay zekâ teknolojileriyle beslenen yeni tahakküm biçimi, bireysel özgürlükleri sessizce ama etkili bir biçimde aşındırmaktadır. Dijital faşizmin yükselişi, teknoloji şirketlerinin denetimsiz gücü, algoritmik yönetişimin opaklığı ve siyasal iktidarların otoriterleşme eğilimleri arasındaki etkileşimin bir ürünüdür. Dijital faşizm çağında direniş olanakları bulunmaktadır. Öncelikle, teknolojinin geliştirilmesi ve teknoloji ile toplumun yönetişiminde daha sistemik değişiklikler yapılması gerekmektedir. Yapay zekâ etiği girişimleri ve anti-faşist hareketler desteklenmeli, daha demokratik teknolojiler ve daha demokratik yönetişim biçimleri için koşullar yaratılmalıdır. Medya okuryazarlığı, dijital vatandaşlık bilinci ve enformasyon etiği gibi demokrasinin ideal bileşenleri güçlendirilmelidir. Sonuç olarak, faşist tehdide karşı daha az savunmasız kılacak farklı bir siyasete ve farklı bir topluma giden yolu açmak, ancak dijital faşizmin işleyiş mekanizmalarını anlamak ve mekanizmalara karşı kolektif direniş stratejileri geliştirmekle mümkün olacaktır. Aksi takdirde, George Orwell’in 1984’te yazdığı gibi, “geleceğin resmini hayal etmek istiyorsanız, bir çizmenin sonsuza dek bir insan yüzüne bastığını hayal edin.” Dijital faşizm çağı, işte bu kehanetin gerçekleşme tehlikesiyle yüz yüze olunan bir dönemi işaret etmektedir.

Kaynakça

Acker, A. (2018, Kasım 7). How Fascism Went Digital: A Historian’s Perspective on Bolsonaro’s Victory in Brazil. Geschichte der Gegenwart. https://geschichtedergegenwart.ch/how-fascism-went-digital-a-historians-perspective-on-bolsonaros-victory-in-brazil/

Arendt, H. (1973). The Origins of Totalitarianism. Harcourt, Brace, Jovanovich.

Chayka, K. (2025). Techno-fascism comes to America. The New Yorker.

Coeckelbergh, M. (2024). Technofascism: AI, Big Tech, and the new authoritarianism. AI & Society. https://link.springer.com/article/10.1007/s00146-026-02862-9

Davies, P. (2024, Kasım 6). Musk, Trump yanlısı paylaşımlar için X’in algoritmasını mı değiştirdi? Euronews. https://tr.euronews.com/2024/11/06/musk-trump-yanlisi-paylasimlar-icin-xin-algoritmasini-degistirdi-arastirma

Davis, W. (2024, Kasım 17). A study found that X’s algorithm now loves two things: Republicans and Elon Musk. The Verge. https://www.theverge.com/2024/11/17/24298669/musk-trump-endorsement-x-boosting-republican-posts-july-algorithm-change

Eco, U. (1995, Haziran 22). Ur-Fascism. The New York Review of Books, 42(11). https://www.nybooks.com/articles/1995/06/22/ur-fascism/

Fielitz, M., & Marcks, H. (2019). Digital Fascism: Challenges for the Open Society in Times of Social Media. Institute for Peace Research and Security Policy University of Hamburg, 1-25.

Fuchs, C. (2022). Digital Fascism: Media, Communication and Society (4. bs). Routledge. https://doi.org/10.4324/9781003256090

Horkheimer, M., & Adorno, T. W. (1972). Dialectic of Enlightenment. Herder and Herder. (Orijinal eser yayın tarihi 1944)

Laughlin, C. (2025). The paranoid infrastructural imaginary of alt-tech: understanding how the reactionary mind fuels digital fascism. Journal of Information Technology & Politics, 1-13. https://doi.org/10.1080/19331681.2025.2501027

Malone, M. (1990’lar). Techno-fascism kavramının ilk kullanımı.

Pengelly, M. (2025). Elon Musk’s Nazi salute at Trump inauguration ceremony. The Guardian.

Roy, A. N. (2025, Mayıs 27). Towards techno-fascism. The Island.

Stanley, J. (2018). How Fascism Works: The Politics of Us and Them. Random House.

Stanley, J. (2024). Erasing History: How Fascists Rewrite the Past to Control the Future. Footnote Press.

Chen, G. (2025, Ağustos 9). Digital populism erodes the foundations of democracy. Lianhe Zaobao. https://www.zaobao.com/forum/views/story20250809-7309373

Ben-Ezzer, T. (2024). Civilization and its Digital-contents: Fascism in the Internet-Age. University of Warsaw. https://technologyandsocialization.al.uw.edu.pl/index.php/2024/10/25/civilization-and-its-digital-contents-fascism-in-the-internet-age/

Van der Zee, S. (2025, Temmuz 29). Fascism in the Digital Age. Diari ARA. https://en.ara.cat/opinion/fascism-in-the-digital-age_129_5459398.html

Varlı, S., & Uztuğ, F. (2025). From Ideology to Algorithms, The New Face of Fascism: Digital Fascism. Anemon Muş Alparslan Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi. https://dergipark.org.tr/en/pub/anemon/issue/90817/1619446

Zuboff, S. (2019). The Age of Surveillance Capitalism: The Fight for a Human Future at the New Frontier of Power. PublicAffairs.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar