Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü’nü alamaması, insanlığın hâlâ tamamen akıl yürütmesini kaybetmediğinin nadir bir kanıtıdır. Dünya tarihindeki birkaç ortak akıl anından biridir bu. Çünkü Trump ve “barış” kelimesi yalnızca aynı cümlede bir şaka olarak yan yana gelebilir. Nobel Komitesi, şakayı ciddiye almamayı akıllıca seçti.
Trump için Nobel Barış Ödülü, savaşları durdurmakla ilgili değil; kendi yansımasına daha yüksek alkış aldırmakla ilgilidir. Barış, onun için bir sonuç değil, bir aksesuar — kişisel markasını parlatan altın bir kupa.
Ve sonra o mektup gelir. Norveç Başbakanı’na yazılmış, diplomasi tarihinde “incinmiş süper güç lideri” kategorisine giren hayali bir belge. İçeriği, devlet belgesinden çok, öğretmeninden ödül alamayan bir öğrencinin şikayetine benzer. Alt metin açıktır:
“Ben harikayım. Neden bana madalya vermediniz?”
Mektup, barıştan tehditkar, diplomasiye kişisel ve devlet ciddiyetini taşırken Twitter üslubunda konuşur. Trump’a göre Nobel Komitesi bağımsız değil, yeterince alkışlamayan nankör bir izleyici grubudur. Norveç tarafsız değil, ödülü yanlış kişiye veren kibirli bir sahne görevlisidir.
Trajikomik olan, Trump’un gerçekten Nobel’i hak ettiğine inanmasıdır. Göçmenleri şeytanlaştırırken, ICE baskılarını alkışlarken ve tehdit dilini dış politikanın ana dili haline getirirken hâlâ dünyaya “barış” getirdiğini düşünür. Bu, politik cehalet değil, psikolojik bir kopuştur. Barış onun için sessizliktir — sessizlik ise çoğunlukla korkudan doğar.
Trump’ın Nobel’i kazanamaması bir kayıp değil, bir teşhistir. Nobel Barış Ödülü egoya değil, empatiye; alkışa değil, insan hayatına verilir. Trump’ın mektubu diplomatik belge olarak değil, küresel bir ego krizinin kanıtı olarak tarihe geçer.
Sonuçta Trump Nobel’i kazanamadı ama başka bir başarı elde etti:
Kendi kendini Nobel’e aday gösteren ilk dünya lideri olmak.
En azından kendi evreninde bu bir başarıdır.
Nobel Olmayınca: Trump Kendine Barış Ödülünü Verir (Hayali)
Donald Trump, Nobel Barış Ödülü’nü alamayacağını fark edince, insanlık yeni bir gerçeğe uyandı:
Eğer bir ödül Trump’a verilmezse, Trump o ödülü icat eder.
Kısa süren ego toparlanmasının ardından tarihin en hızlı kurulan “prestijli” organizasyonu doğdu:
The Trump Peace Prize™
Slogan: “Barış, ama benim şartlarımla.”
Ödülün amacı nettir: Trump’ın barış getirdiğini kanıtlamak.
Kriterler tamamen şeffaftır:
• Trump, barış getirdiğine inanır
• Trump bunu televizyonda söylemiştir
• Trump der: “Herkes söylüyor”
Jüri tamamen bağımsızdır:
• Başkan: Donald Trump
• Başkan Yardımcısı: Donald Trump
• Onur Üyesi: Donald Trump’un Twitter hesabı
Tören Mar-a-Lago’da yapılır. Kırmızı halı altın rengindedir; başka renk “kazanan hissi” vermez. Trump sahneye çıkar ve der:
“Bu ödülü almak büyük bir onur. Kim verdi derseniz… ben verdim. Ama hak ettim. Çok hak ettim.”
Trump’un Nobel Komitesi Cevabını “Çok Saygısız” Bulup Attığı Hayali Tweet Zinciri
1. Nobel Komitesi’nden ÇOK saygısız bir mektup aldım. İnanılmaz. Barış getiren bir lidere böyle davranılmaz. Çok çirkin.
2. “Barış”tan söz ediyorlar ama dünyayı benden daha sakin tutan olmadı. Hiç kimse. Tarih bunu yazacak.
3. “Fake News” dememi eleştirdiler. Gerçek canını acıtınca buna fake diyorsun. Çok tanıdık taktik.
4. Ben varken savaş çıkmadıysa, sebebi benim. Ama Norveç’te anlamak zor. Üzücü.
5. Nobel’in “sessiz” insanlara verildiğini söylüyorlar. Sessiz insanlar dünyayı yönetemez. Ben yönetirim. Büyük fark.
6. Bana uyarı verdiler: ünlem işareti!!! Ünlem KUVVETTİR!!! Nokta koyanlar kaybeder!!!
7. Açık konuşalım: Nobel Komitesi siyasaldır. Çok kötü. Çok taraflı. Bana vermediler çünkü KAZANANLARDAN nefret ederler.
8. Kendi ödülümü başlattım: Trump Peace Prize. Şimdiden Nobel’den daha popüler. Herkes söylüyor.
9. Norveç güzel ama biraz saygı öğrenmeliler. Büyük liderlerle nasıl konuşulur bilmeliler.
10. Son tweet: Nobel’i almadım ama onlar hâlâ bana ihtiyaç duyuyordu. Ben olmadan kim Nobel’i konuşuyordu ki? Üzücü!
Nobel Komitesi’nden Kısa Hayali Açıklama ( hayali)
Komite, sosyal medyadaki yorumları not etti. Udråbstegn yerine sonuçlara bakmayı tercih eder.
Nobel Barış Ödülü, yüksek sesle yapılan iddialar için değil, belgelenmiş katkılar için; kişisel görüşler için değil, ölçülebilir etki için; performans için değil, kalıcı sonuçlar için verilir. 1901’den beri bu ilke geçerlidir.
Komite ayrıca, ödülün değerinin onu isteyenlerden değil, alanlardan ve geride bıraktıkları etkiden belirlendiğini hatırlatır.
Adaylık veya değerlendirme süreçleri hakkında ek yorum yapılmayacaktır. Bazen sessizlik en net cevaptır.
Saygılarımızla,
Nobel Komitesi, Oslo
Not: Komite sosyal medya tartışmalarına katılmaz. Tarih zaten yeterince uzun bir cevap yazmıştır.
Trajikomik Final
Bu trajikomik sahnede, kişisel ego, politik benlik ve küresel diplomasi tek sahnede çarpışıyor. Nobel’den mahrum kalan Trump, kendi evrenini yaratıyor; barış, özgüven ve aynadan aldığı alkışla ölçülüyor. Absürdlük yalnızca Norveç’e yazdığı mektupta veya Twitter fırtınasında değil, bir dünya liderinin kendini aday gösterip reddedildiğinde hâlâ “eleştiri” diyebilmesinde yatıyor.
Biz seyirciler hem gülüyoruz, hem şaşkına dönüyoruz, hem de ürküyoruz: narsisizm, güç, ritüeller ve toplumsal beklentiler üzerine hem eğlenceli hem de ürkütücü bir çalışma. Tarih bize hatırlatıyor ki, kişilik kurumun önüne geçtiğinde, dünyanın en prestijli ödülleri bile tiyatro sahnesinde birer aksesuar haline gelir.




Bir yanıt yazın