Güney Azerbaycan: Fettani Muradi Karakanî95 (Ġereganî) (d. 1985), Kaşkay Türklerinin genç ve yetenekli hikâyecisidir. Hikâye yazmaya büyük bir maksatla ve iddialı başlayan Fettanî, çağdaş Kaşkay hikâyesini şimdiden çok iyi bir yere getirmiştir. “Menim
aşkım dilimdir.” diyen Fettanî Hanım, ana dili Kaşkay Türkçesini çok
önemsemektedir. Obalarında bulunan Seher Nine’nin hikâye ve masallarından etkilenerek Kaşkay Türk dili ve edebiyatına ilgi duymuştur. İlk çalışması, başta Seher Nine’nin masalları ve hikâyeleri olmak üzere Kaşkay halk edebiyatı ürünlerini
toplamak olmuştur. Hikâyelerini Kaşkay halk edebiyatı ürünleri esasında yazmaktadır. Her hikâyesinde Kaşkay deyim, atasözü, masal, efsane, destan unsurlarını görmek mümkündür.
Çeşitli dergi, gazete ve internet sitelerinde yayımlanan hikâyelerini 2008 yılında “Böyük Anamın Allıncak Ulduzu” adı altında yayımlamıştır (Karakanî 2008).
İran çağdaş Türk yazarlarının ekserisi, selefleri gibi çok yönlü ediptirler. Hem nesir hem de şiir yazmaktadırlar. Nigâr Hiyavî, Mahmut Mehdevî 96 , Atilla İskendanî 97, Muhammed Subhdil98, Meliha Azizpur, Ali Abbasi bunlardandır.
Sonuç; İran Türk edebiyatı, Türkistan merkezli Türk kültür ve edebiyatının en büyük kollarından biridir. Türk millî varlığındaki ve Türk edebiyatındaki ortak unsurların tamamı İran Türk edebiyatında da mevcuttur.
İran Türk edebiyatının sahası, tarih boyunca Türk yurdu olan ve en muhteşem çağını Safevî Türk Devleti zamanında yaşayan, en geniş alanına ise son Türk Cihangiri Nadir Şah döneminde ulaşan coğrafyadır. Bu coğrafya Tiflis, Dağıstan, Bakü, Horasan, Meşhed, Belucistan, Basra, Bağdat, Kerkük, Musul, Diyarbakır,
Sivas çizgisi içinde kalan sahadır. Kuzey Azerbaycan Türk Edebiyatı, İran Türk Edebiyatının bir ünitesidir.
“İran” veya “İranîlik” kavramlarının Fars veya Farsî anlama gelmediği; İran kavramının tam anlamıyla coğrafyanın adı olduğu, eğer “İran” adının içi etnik anlamda doldurulacaksa “Türk” etnik varlığı ile doldurulması gerektiği göz önüne alınarak yukarıda sınırları belirtilen bölgenin edebiyatı “İran Türk Edebiyatı” adı
altında değerlendirilmelidir.
1828’e kadar bahsi geçen bütün bu coğrafya Türk hanedanlarının elinde olduğu hâlde, 1828 Türkmençay Antlaşması ülkenin yaklaşık dörtte bir bölümü yani, Aras nehrinin yukarısı Çar Rusyasının eline geçmiştir. 1920’de Sovyetler Birliğine katılan Kuzey Azerbaycan, 1992’de bağımsızlığını ilân ederek müstakil bir devlet olarak
dünya sahnesine çıkmıştır. Ana unsur İran Türklüğü ise 1925 yılında başta İngilizler olmak üzere emperyalist güçlerin marifeti ile Kaçar Türk hanedanının yönetiminden çıkarılıp Farsların yönetimi altına verilmiştir. Bu bölünmüşlük hâlâ devam etmektedir.
Diğer Türk devlet ve topluluklarının edebiyatları gibi İran Türk edebiyatının da kadim devirlerine ait yeteri kadar bilgi yoktur. Ancak sonraki yıllarda kayıt altına alınan sözlü ve yazılı edebiyat ürünlerine bakarak geçmiş dönem İran Türk edebiyatı
hakkında yorum yapmak mümkün olmaktadır.
Büyük Türk dünyasının önemli bir bölümünü oluşturan İran Türk toplumunun tarihin muhtelif dönemlerinde oluşturduğu çok zengin bir halk edebiyatı vardır. İran Türk yazılı edebiyatı ile halk edebiyatı, hem dil bakımından hem de nazım türleri
bakımından birliktelik arz etmektedir.
Halk bilimi derleme ve değerlendirme çalışmaları Kafkasya’da 20. yüzyılın başlarında sistemli olarak yapılmaya başladığı hâlde Şah rejiminin baskısı ve bu konuda uzman kadrolarının olmaması yüzünden İran coğrafyasında hâlâ tam anlamıyla derlenip kayıt altına alınamamıştır. İran Türkleri nezdinde de şah eseri
sayılan Dede Korkut Hikâyeleri, sözlü ve yazılı edebiyat geleneğinde bütün canlılığı ile yaşatılmaktadır.
İran coğrafyası, günümüzde hem üstat âşıkların çokluğu, hem âşık edebiyatı ürünlerinin bolluğu, hem çalgı aletlerinin çeşitliliği, hem de âşıklık geleneğinin bütün özellikleriyle varlığını devam ettirmesi bakımından Türk dünyasında, bu geleneğinin en canlı olarak yaşadığı ve yorumlandığı yerlerden biridir.
Türk âşıklık geleneğinin en büyük üstatları, Kurbanî, Tufarganlı Abbas, Sarı Âşık, Hasta Kasım, Balovlu Miskin, Tilim Han, Hacı Gurban Süleymanî, Evez Muhammed bu bölgede yaşamış; Kerem ile Aslı, Garip ile Şahsenem, Köroğlu gibi Türk halk hikâyelerinin pek çoğu bu bölgede tasnif edilmiştir.
Prof. Dr. Ali. Kafkasyalı ”İRAN TÜRKLERİ” Kitabından alınmıştır




Bir yanıt yazın