Su tüketimi gelecekte susuzlukla mücadelenin önünü açıyor. En çok su tüketimi tatil köylerinde oluyor. Otellerde de su tüketimi sınırları aşıyor.
Atout France tarafından düzenlenen Sürdürülebilir Turizm Konferansı 2025 etkinliğinde, turizmde su tüketimine dair Türkiye’de ilk kez yapılan detaylı bir araştırma sunuldu.
Araştırmaya göre, tatil köyleri gece başına ortalama 235 litre su tüketimiyle en yüksek su kullanan konaklama türü oldu. Onu, 220 litre ile tatil evleri ve turistik rezidanslar takip ediyor. Otellerde bu tüketim ortalama 170 litre, kamp alanlarında 145 litre, en tasarruflu olan gençlik yurtlarında ise 124 litre olarak ölçüldü.
Genel ortalamada ise tüm konaklama türlerinde gece başına su tüketimi 178 litre civarında gerçekleşiyor. Konaklama sektörü, turizmde toplam su tüketiminin %59’unu oluşturuyor ve bu alandaki en büyük su tüketicisi konumunda.
İklim değişikliği ve su kıtlığı tehdidine karşı, su tasarrufu ve verimliliği artırmaya yönelik projeler destekleniyor. Örneğin, Loire-Atlantique’deki Les Rochelets kampı, su geri dönüşüm projesi sayesinde yıllık su tüketiminde bir ila iki aylık tasarruf sağladı.
Ancak, tuz giderme (desalinasyon) gibi yöntemler yüksek maliyet ve çevresel etkiler nedeniyle desteklenmiyor.
Fransa, 2030 yılına kadar %10 su tasarrufu hedefleyen ulusal bir plan yürütüyor. Turizm sektöründe bu hedefe ulaşmak için teknolojik çözümler, su kaçaklarının tespiti ve tatilcilerin bilinçlendirilmesi gibi çalışmalar öne çıkıyor.
Bir sonraki Sürdürülebilir Turizm Konferansı etkinliği 26-27 Kasım 2026 tarihlerinde Aix-en-Provence’da düzenlenecek.
Avrupa’da oteller para basıyor.
Avrupa otelcilik sektörü, 2026 yılında güçlü bir büyüme ivmesi yakalamaya hazırlanıyor. Cushman & Wakefield tarafından yayımlanan Avrupa gayrimenkul piyasası raporuna göre, artan turizm talebinin etkisiyle otel yatırımlarının 2026’da 27 milyar euroya ulaşması bekleniyor. Bu rakam, sektöre duyulan yatırımcı güveninin sürdüğünü ortaya koyuyor.
Rapora göre, turistik talep 2026 yılında 2025’e kıyasla yüzde 5,6 oranında artış gösterecek. Buna karşın yeni otel arzı talebin gerisinde kalmaya devam ediyor. Yüksek inşaat maliyetleri ve uygun finansmana erişimde yaşanan zorluklar, yeni proje geliştirme hızını sınırlayan temel unsurlar olarak öne çıkıyor.
TopHotelNews’in aktardığı bilgilere göre, Avrupa’daki 17 büyük kentsel pazarda otel arzındaki büyüme:
2025’te ortalama %2,
2026’da ise %3,1 seviyesinde gerçekleşecek.
Bu sınırlı artış, mevcut tesislerin doluluk ve gelir performanslarını destekleyen önemli bir faktör olarak değerlendiriliyor.
Yeni otel arzında Lizbon, Manchester, Budapeşte ve Dublin, 2026 yılında en yüksek oransal büyümeyi kaydetmesi beklenen şehirler arasında yer alıyor. Bu kentler, hem turistik talep hem de yatırımcı ilgisi açısından Avrupa’nın yükselen destinasyonları olarak öne çıkıyor.
Rapora göre:
Lüks oteller, yeni arzın %4,1’ini,
Uzun süreli konaklamaya yönelik tesisler ise toplam proje havuzunun %11,1’ini oluşturuyor.
Bu dağılım, Avrupa’da konaklama talebinin çeşitlendiğini ve yatırımcıların farklı segmentlere yöneldiğini gösteriyor.
Uzmanlara göre, 2026 yılında Avrupa otel pazarı; sınırlı arz, artan talep ve iyileşen finansman koşulları sayesinde yatırım açısından cazibesini koruyacak. Özellikle büyük şehirler ve turizm merkezlerinde, otel varlıklarının değerini artıran bir piyasa ortamının oluşması bekleniyor.




Bir yanıt yazın