Nisan ayında ülke genelinde yaşanan don olayları üzüm hasadını da olumsuz etkiledi. Bu nedenle rekoltenin geçen yıllara göre düşük olabileceği, bunun da başta şarap üretimi olmak üzere, yerli alkollü içki üretimini de etkileyebileceği, fiyatlarda artışa ve pazar kaybına neden olabileceği değerlendiriliyor.
Rakı ve şarapta pazar kaybı yeni mi?
Peki sorun bu yıldan ibaret mi? Don olmasa, üzüm rekoltesi ve asıl ele almak istediğimiz konu olan alkollü içki üretimimiz artacak mıydı?
Ne yazık ki durum böyle değil. Milli içkilerimiz sayılan rakı ve yerli şarap üretimimiz son yıllarda artmıyor, tersine azalıyor. Çünkü iktidarın ekonomi politikalarının bütününden, özel olarak da vergi politikalarından kaynaklı sorunlarla yüz yüze.
Bugün Uğur Gürses Oksijen gazetesinde harika bir yazı kaleme almış.
Yazının bütününden çıkardıklarımızı spotlar halinde paylaşmak isteriz. Turizmimizi de yakından ilgilendirdiği için.
Önce çok çarpıcı bir tespit: Viski rakıyı sollamış
Türkiye alkollü içki pazarında 2025 haziran ayı itibarıyla viskinin payı rakıyı geçmiş. Zaten yazının başlığı da bununla bağlantılı. “İskoçlar neden şampanya patlatıyor?
Bunun iki nedeni var. Birincisi turizmimizi de olumsuz etkileyen enflasyon-döviz makası. TL değerli kalınca ve enflasyon da özellikle tarımsal ürünlerde ortalama enflasyonun üzerine çıkınca makas rakı aleyhine çalışmış.
Ama daha da önemlisi Türkiye’nin milli içkisi rakıdaki vergi oranı, ithal viski ile aynı.
Yunanistan milli içkisi uzoya litre başına 12.25 euro vergi uygularken bizde rakıda litre başına vergi bugünkü kurla 33 euro.
Ekonomik büyüklük kayda değer
Uğur Gürses, alkollü içki pazarının Türkiye’de hiç de azımsanmayacak bir büyüklükte olduğuna işaret ediyor. Bu büyüklükte, Türkiye’nin turizmde ulaştığı büyüklüğün çok temel bir payı var. Özellikle her şey dahil sisteminin getirdiği bir tüketim patlaması yaşanıyor, uzun süredir ülkede.
Ve otel fiyatları ve maliyetlerinde de alkollü içkiler çok temel bir girdi oluşturuyor. Bu yüzden de konuşulan rakamlar, vergilendirmeler sektörü de doğrudan etkiliyor.
Gürses 2024’te alkollü içkilerden toplanan ÖTV’nin (105 milyar TL), ekonomide tüm mal ve hizmetlerden toplanan KDV’nin (992 milyar TL) yüzde 10’unu oluşturduğunu söylüyor mesela.
“Piyasanın içinde olan kimi şirketler alkollü içki pazar büyüklüğünü 10 milyar dolar olarak tahmin ediyor.
İşte giderek de büyüyen bu pazarda, ekonomi politikasının sonuçları ile vergi politikasının bileşimiyle; İskoç viskisi rakıyı kovuyor.” diyor.
Yazının devamında diğer çarpıcı tespitler ise şöyle:
İthallerin satış hacmi büyürken, yerliler küçülüyor
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yayımladığı verilere göre, bu yılın ilk altı ayında, piyasaya arz edilen içkilerden ithal olanları satış hacmini büyütürken, yerel üretim rakı ve şarapların hacmi sırasıyla yüzde 10 ve yüzde 7.7 küçülmüş, bira hacmi ise yüzde 5.8 artmış. İthal edilen viskiler satış hacimlerini yüzde 15 büyütmüşler.
Türkiye alkollü içecek-içki kategorisinde Avrupa’nın en pahalı dördüncü ülkesi durumunda.
Kişi başına gelir seviyesi 86 bin dolar olan Norveç ile 53 bin dolar olan Finlandiya’nın ardından geliyoruz; 27 AB ülkesinin ortalamasının 2 katı bir fiyat seviyesi var.




Bir yanıt yazın