İRAN TÜRKLERİ – 56

Okuma Süresi:

3–5 dakika
❤️

20. yüzyılın sonlarında Türkoloji araştırmaları büyük hız kazandı ve pek çok yeni belge ve bilgi bulundu. Bulunan belgeler bugüne kadar bililenleri çok daha zenginleştirecek hatta bazı bilinenleri değiştirecek nitelikte görünmektedir.

Türk ilim adamlarından Selahi Diker’in bulduğu M.S. 51-80 yıllarına ait “Vologeses” ve “Tutuk Tarı” yazıtları bunlardandır (Diker 2000: 414 vd.). Bu yazıtlar İran Türkçesinin başlangıcını birinci yüzyıla götürmektedir.

İran coğrafyasında Türkçe yazan en kadim Türk şairi 13. yüzyılda “Hasanoğlu” mahlasını kullanan Şeyh İzzeddin Asfarayinî’dir (Banarlı 1971: I/364 vd.;Kafkasyalı 2002: II/145). Bu yüzyılda Türkçe şiir yazan ikinci bir Türk şairi ise aynı coğrafyanın insanı olan ancak Anadolu Selçuklu sarayında Farsça ve Türkçe şiirler yazan Horasanlı Hoca Dehhanî’dir (Köprülü 1979: II/130)

14. yüzyılda Azerbaycan Türkçesi çok büyük gelişme göstermiştir. Azerbaycan şiirinin mimarı sayılan Nesimî ile Kadı Burhaneddin ve Kadı Darir Türkçe büyük eserler vermişlerdir.

15. yüzyıl Kara Koyunlu ve Ak Koyunlu devletlerinin bölgede hüküm
sürdükleri dönemdir. Bu Türk devletleri, ana dilleri Türkçeyi korumakla birlikte Farsçanın itibarını daha çok artırmışlardır. Kara Koyunlu hükümdarı Cihan Şah, şiirlerini “Hakikî” mahlası ile Türkçe ve Farsça yazmıştır. Bu devrin ünlü şairleri arasında Şeyh Kasım Envar, Habibî, Halilî sayılabilir.

2.1.1.2. Gelişme Dönemi

İran Türkçesinin gelişim sürecinde iki doruk görülmektedir. Bu doruklardan biri Safevî devleti döneminde diğeri ise Hanlıklar döneminde oluşmuştur. İlk doruk Safevî Devletinin kurucusu asker, devlet adamı aynı zamanda büyük bir şair olan Şah İsmail zamamında gerçekleşmiştir. Bu dönemde Türkçe devlet dili olma
seviyesine ulaşmıştır. İkinci zirve ise Şuşa Hanlığı’nın baş veziri, iyi bir devlet adamı, eğitimci ve şair olan Molla Penah Vakıf tarafından oluşturulmuştur. Hâl böyle olunca İran Türkçesinin gelişme dönemini iki alt başlık hâlinde inceleyeceğiz.

2.1.1.2.1. Safevî Dönemi: Türkçenin Devlet Dili Olması

Bu dönem Türkçenin ve Türk edebiyatının çok önemli mevki kazandığı dönemdir. Hükümdar ailesinin ve ordunun ana dili olan Türkçe, yani Azerbaycan Türkçesi, resmî dil ve edebiyat dili olarak sarayda ve divanda yer almıştır (Langlè 1811: IV/238; Köprülü 1979: II/134). Bu devirde kurulan Safevî Türk Devleti’nin ilk hakanı ve aynı zamanda şair olan Şah İsmail Hatayî zamanında Azerbaycan
Türkçesi tarihinin en parlak dönemini yaşamıştır.

Şah İsmail Hatayî’nin Türk dili ve edebiyatı adına en takdire değer yanı yukarıda da vurguladığımız gibi Türk dilini devletin resmî dili yapmasıdır.

Azerbaycan ve İran’ı gezen meşhur Fransız seyyah Chardin, Türkçe’nin bütün bu bölgede hâkim dil olduğunu tespit ederek şöyle yazar: “Türkçe, ordu ve sarayın resmî dilidir. Burada, bilhassa büyüklerin yaşadığı evlerde, hem hanımlar hem de beyler arasında yalnız Türkçe konuşuluyor. Bu hususiyet hanedanın bu dilin
konuşulduğu ülkeden ve ana dili Türkçe olan Türkmenlerden olmasıyla ilgilidir.” (Langlès 1811: IV/238). Bir diğer Avrupaî kaynakta da Şah İsmail döneminde Türkçe’nin, bütün dinî çevrelerde ve dinî etkinliklerde olduğu gibi, askerî, adlî ve siyasî yazışmalarda kullanıldığı, hatta Farsça edebiyata fazla rağbet gösterilmediği,
belirtiliyor (Jackson 1986: 6/949-950).

“Selimî” mahlasıyla şiir yazan Yavuz Sultan Selim, şiirlerini Farsça yazmıştır.

Solakzade’ye göre Selimî’nin Türkçe sadece iki beyiti vardır. Hâlbuki “Hatayî” mahlası ile şiir yazan Şah İsmail divanlar dolusu Türkçe şiirler yazmıştır. Farsça şiiri yok denecek kadar azdır (Danişmend 1948: II/13, 57).

Bu dönemin en büyük şahsiyetlerinden biri, hatta birincisi de Fuzûlî’dir. Türk dünyasının hatta belki de dünyanın en büyük şairi olan ve üç dilde divan oluşturan Fuzûlî, Türkçenin dünya dilleri ile boy ölçüşecek durumda olduğunu ispatlamıştır.

Bu dönemin ünlü şairleri arasında Saib Tebrizî, Govsî Tebrizî, Tasir, Emanî, Şah Abbas Sanî sayılabilir.

İki buçuk asır süren Safevî Türk Devleti döneminde Türkçe’ye ve Türk edebiyatına büyük önem verilmesiyle birlikte Fars dili ve edebiyatı da ihmal edilmemiştir. Onlarca şair Türkçe ile birlikte Farsça da yazmıştır. Hatta Farsça bu dönemde Maveraünnehr’deki Türk muhitlerinde ve Hindistan’da Hind-Türk İmparatorluğu sarayı etrafında da büyük rağbet kazanmıştır (Köprülü 1979: II/133).
Tuhfe-i Samî’de adları geçen bu dönemin Türkçe yazan şairlerinden bazıları şunlardır: Aykut Sultan (öm. 1549), Kazvinli Hayalî ( öl. 1544), Narancı Sultan, Yusuf Bey Tuşimal, Tufeylî, Âmnî (öl. 1548), Yerilmiş Bey, Cadidî (1533), Tebrizli Kalimî, Kazvinli Kişverî…

Sadikî’nin bahsettiği dönemin Azerbaycan şairleri de şunlardır: Murat Han bin Timur Han Fikarî, Bayburtlu Muhammet Bey Amanî, Ali Han Mirza Sadik, Muhammed Salih Mirza, Şah Kulu Bey Rumlu, Piri Bey, Kirmanî, Hoylu Mirza Muhammed, Bağdatlı Kılıç Bey, Pir Kulu Bey, Muhammed Bey Şemsî, Mevlana Türkmen, Tanhaî Bey, Tebrizli Hakim Bedî, Tebrizli Şerif, Şirazlı Mevlana Huşî, Marağalı Aracı, Bakaî, Sadikî Afşar…

Çeşitli kaynaklarda adı geçen bu dönemde Türkçe- Farsça yazan şairler: Şah Tahmasb’ın yeğeni İbrahim Mirza, Yusuf, Melik Bey, Şahî, Kadı Abdullah Hoyî, Tebrizli Kalbî Ali Ragıp, Karkiyaî Ahmed Han, Yakup Erdebilî, Hemedanlı Siyanî… Bu edipler bir taraftan Nesimî, Ali Şir Nevaî ve Fuzûlî gibi Azerî ve Çağatay şairlerinin bir taraftan da Osmanlı şairlerinin tesiri altında oldukça zengin
ürünler vermişlerdir (Köprülü 1979: II/136 vd.).

Prof. Dr. Ali. Kafkasyalı ”İRAN TÜRKLERİ” Kitabından alınmıştır.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar